24 saatlik ambulatuar kan basıncı ölçümü özellikleri ile renal ve kardiyovasküler sonlanım üzerine etkileri
Effects of 24 hour ambulatory blood pressure monitoring characteristics on renal and cardiovascular outcomes
- Tez No: 957061
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ GİZEM KUMRU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Nefroloji, Nephrology
- Anahtar Kelimeler: Ambulatuar ölçüm özellikleri, dipping patern, kısa dönem kan basıncı değişkenliği, SDdn, Böbrek, Böbrek hastalıkları, Hipertansiyon, Kan basıncı, Kardiyovasküler hastalıklar, Ambulatory blood pressure monitoring characteristics, dipping patterns, short-term blood pressure variability, SDdn, Kidney, Kidney diseases, Hypertension, Blood pressure, Cardiovascular diseases
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ankara Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Nefroloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Ambulatuar kan basıncı ölçümü, yalnızca hipertansiyon tanısının konulmasında değil, aynı zamanda sahip olduğu belirli ölçüm özellikleri aracılığıyla böbrek ve kardiyovasküler sistem üzerindeki etkilenimin öngörülmesinde de kullanılmaktadır. Bu özelliklerin prognostik değerlerini inceleyen çeşitli çalışmalar mevcut olmakla birlikte, hangi özelliklerin daha anlamlı öngörüler sunduğu konusunda görüş birliği bulunmamaktadır. Çalışmamızda ambulatuar kan basıncı ölçüm özelliklerinin, belirlenen sonlanım noktaları üzerinden böbrek ve kardiyovasküler sistem üzerine etkilerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı'nda Ocak 2012-Aralık 2019 tarihleri arasında ölçümü yapılan, en az 5 yıllık poliklinik ve laboratuvar takibi olan 484 hastanın ambulatuar, kan ve idrar tetkiki sonuçları retrospektif olarak incelenmiştir. Kısa dönem kan basıncı değişkenliği 238, dipping patern ise 427 hastada analiz edilmiştir. Primer sonlanım noktası olumsuz böbrek etkilenimi (bazal tGFH düzeyi >60 ml/dk/1,73 m² iken finalde <60 ml/dk/1,73 m² olması, bazal-final tGFH düzeyleri arasında %30 ve üzerinde düşüş görülmesi, böbrek yerine koyma tedavisi başlanması), sekonder sonlanım noktası ise serebrovasküler ve kardiyovasküler olay (KVO) varlığı olarak belirlenmiştir. Sonlanım noktalarına ulaşan ve ulaşmayan hastaların ölçüm özellikleri kıyaslanmıştır. Bulgular: Dipping patern analizlerine bakıldığında kronik böbrek hastalığı varlığı ile reverse dipper patern arasında istatistiksel anlamlı ilişki tespit edildi (p=0,011). Böbrek nakli öyküsü olan hastaların %79,3'ünde, finalde böbrek yerine koyma tedavisi başlanan hastaların %80'inde dipping patern kaybı gözlendi (sırasıyla p=0,010 ve p=0,013). Sol ventrikül hipertrofisi görülen hastaların oranı en yüksek reverse dipper paterndeydi (p=0,021). Primer sonlanım noktasına ulaşan hastaların %51,2'sinde kardiyovasküler olay varlığı mevcuttu (p<0,001) ve %10,9'unda kardiyak nedenlere bağlı mortalite tespit edildi (p=0,002). Primer sonlanım görülen hastalarda C-reaktif protein (CRP) ortalaması anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,022). Primer ve sekonder sonlanıma ulaşan hastaların oranı reverse dipper grubunda sırası ile %46,7 ve %58,1'di (sırasıyla p=0,002 ve 0,001). Hastaların başlangıçtaki proteinüri düzeyleri karşılaştırıldığında primer ve sekonder sonlanım noktası olanlarda daha yüksek izlendi (p değerleri <0,001). Sekonder sonlanım noktasına ulaşan hastalarda gündüz/gece ağırlıklandırılmış standart sapma (SDdn) ortalamaları diğer gruba kıyasla daha yüksek tespit edildi (p=0,007). Çok değişkenli analizde dipping patern kaybı ve kısa dönem kan basıncı değişkenliğinin sonlanımlar için bağımsız etkisi saptanmadı. Böbrek sonlanımı için bağımsız risk faktörleri, başlangıçta kronik böbrek hastalığı varlığı ve diabetes mellitus tanısı; KVO gelişimi için bağımsız risk faktörleri ileri yaş ve sigara kullanımı; toplam sonlanım için bağımsız risk faktörleri ise ileri yaş, diabetes mellitus tanısı ve artmış albüminüri düzeyi olarak tespit edilmiştir. Sonuç: Dipper patern ile kıyaslandığında non-dipper ve reverse dipper paterne sahip bireylerin daha olumsuz böbrek sonuçları ve daha yüksek KVO sıklığı ile karşılaştıkları tespit edilmiştir. Çalışmamız kısa dönem kan basıncı değişkenliği ile böbrek sonlanımı arasında anlamlı bir fark gösterememiş, ancak KVO'yu öngörmede SDdn parametresi ile istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara ulaşmıştır. Klasik risk faktörlerinin kardiyovasküler ve böbrek sonlanımlarında önemi göz ardı edilmemeli ve bunlara yönelik önlemler tedavi yaklaşımlarına dahil edilmelidir.
Özet (Çeviri)
Aim: Ambulatory blood pressure monitoring is utilized not only for the diagnosis of hypertension but also for predicting the impact on the kidney and cardiovascular systems through its specific measurement characteristics. Although numerous studies have examined the prognostic relevance of these parameters, there is currently no consensus on which features provide the most clinically significant predictive value. The aim of this study is to comparatively evaluate the effects of ambulatory blood pressure monitoring derived parameters on the kidney and cardiovascular systems by analyzing their associations with predefined clinical endpoints. Materials and Methods: Between January 2012 and December 2019, ambulatory blood pressure measurements, along with blood and urine test results, of 484 patients who had been followed for at least five years in outpatient and laboratory settings at the Department of Nephrology, Ankara University School of Medicine, were retrospectively analyzed. Short-term blood pressure variability was assessed in 238 patients, while dipping pattern analysis was conducted in 427 patients. The primary outcome was defined as adverse renal outcome, including a decrease in eGFR from >60 ml/min/1,73 m² to <60 ml/min/1,73 m² at final follow up, a ≥30% reduction in eGFR between baseline and final measurements, or initiation of renal replacement therapy. The secondary outcome was defined as the presence of cerebrovascular and cardiovascular events. Ambulatory measurement characteristics of patients who did and did not reach the outcome endpoints were compared. Results: Analysis of dipping patterns revealed a statistically significant association between the presence of chronic kidney disease (CKD) and the reverse dipper pattern (p = 0,011). Loss of the dipping pattern was observed in 79,3% of patients with a history of renal transplantation and in 80% of those who eventually required renal replacement therapy (p = 0,010 and p = 0,013, respectively). The highest prevalence of left ventricular hypertrophy was detected in patients with the reverse dipper pattern (p = 0,021). Among patients who reached the primary endpoint, 51,2% had cardiovascular events (p < 0,001), and 10,9% experienced cardiovascular mortality (p = 0,002). The mean C-reactive protein (CRP) level was significantly higher in patients who reached the primary endpoint (p = 0,022). The proportions of patients who reached the primary and secondary outcomes were 46,7% and 58,1%, respectively, in the reverse dipper group (p = 0,001 and p = 0,002, respectively). Baseline proteinuria levels were significantly higher in patients with both primary and secondary outcomes (p < 0,001 for both comparisons). Among patients who reached the secondary endpoint, the mean daytime/nighttime-weighted standard deviation (SDdn) was found to be significantly higher compared to the other group (p = 0,007). In multivariate analysis, loss of the dipping pattern and short-term blood pressure variability were not found to be independent predictors for either outcome. Independent risk factors for renal outcome included baseline CKD and diagnosis of diabetes mellitus; for cardiovascular events, advanced age and smoking; and for composite outcome, advanced age, diabetes mellitus, and increased albuminuria were identified as independent risk factors. Conclusion: Compared to the dipper pattern, individuals with non-dipper and reverse dipper patterns were found to have more adverse renal outcomes and a higher incidence of cardiovascular events. In our study, short-term blood pressure variability was not significantly associated with renal outcomes; however, the SDdn parameter yielded statistically significant results in predicting cardiovascular events. The importance of classical risk factors in the development of both cardiovascular and renal outcomes should not be overlooked, and measures targeting these factors should be integrated into treatment approaches.
Benzer Tezler
- Akut poststreptokokkal glomerülonefrit ve henoch-schönlein purpura nefriti geçirmiş hastalarda ambulatuvar kan basıncı monitorizasyonu
Ambulatory blood pressure monitoring affer recovery from postreptococal glomerulonephritis and henoch-schönlein purpura nephritis
SEVİL KALENDER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2003
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYŞIN BAKKALOĞLU
ÖĞR. GÖR. ALİ DÜZOVA
- Obez çocuklarda yirmidört saatlik kan basıncı monitorizasyonu ile hipertansiyon değerlendirilmesi
Evaluation of hypertension with 24 hour blood pressure monitoring in obese children
NEŞE ÖGER TEKİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2008
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıCelal Bayar ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ŞENOL COŞKUN
- Dirençli hipertansiyonu olan hastalarda tedaviye direnç sebeplerinin araştırılması
Investigation of the causes of resistance to treatment in patients with resistant hypertension
TAHİR İSMAİLOĞLU
- Çocukluk çağında otozomal dominant polikistik böbrek hastalarında ambulatuvar kan basıncı monitorizasyonu ile hipertansiyon sıklığının araştırılması
Investigation of prevalence of hypertension with ambulatory blood pressure monitoring in patients with autosomal dominant polycystic kidney in childhood
ALPER UYGUN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıOndokuz Mayıs ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÖZLEM AYDOĞ
- Böbrek nakilli hastalarda ambulatuvar kan basıncı ölçümü ile tespit edilen dipper durumunun sıklığı ve kardiyak fonksiyonlar ve intrarenal ras ile ilişkisi
Relationship between dipper pattern, cardiac functions and intrarenal ras in renal transplant recipients
AYŞE GÜL YILDIRIM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
İç Hastalıklarıİstanbul Medipol Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYDIN ÜNAL