Geri Dön

Foliküler mikozis fungoides tanısında prognostik histomorfolojik sınıflama

Prognostic histomorphological classification in the diagnosis of follicular mycosis fungoides

  1. Tez No: 958629
  2. Yazar: GÖZDE GÜNGÖR ŞAHİN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ŞULE ÖZTÜRK SARI
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Patoloji, Pathology
  6. Anahtar Kelimeler: Lenfoma, Mikozis fungoides, İmmünohistokimya, Lymphoma, Immunohistochemistry
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Patoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Mikozis fungoides (MF), primer kutanöz T hücreli lenfomaların en sık görülen formudur ve genellikle yavaş seyirli, kronik bir hastalık olarak tanımlanır. MF'nin nadir ve agresif bir varyantı olan foliküler mikozis fungoides (FMF), klasik MF'den hem klinik hem de histopatolojik açıdan farklılıklar gösterir. FMF, özellikle folikülleri tutması, daha derin ve yoğun bir infiltrasyon göstermesi ve tedaviye daha dirençli olması ile bilinir. FMF daha agresif bir varyant olarak kabul edilse de aslında vakaların bir kısmının prognozu oldukça iyidir. Literatürde bu farklılığı tanımlamak amacıyla yeni bir histopatolojik evreleme yapılması önerilmiştir. Bu evrelemede klinik evrelemeye ek olarak infiltrasyon yoğunluğu ve hücre boyutu esas alınarak, olgular erken ve geç olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Vakalar erken ve ileri evre olarak kategorize edildiğinde, prognozun birbirinden farklı olduğu ortaya konulmuştur. Son yıllarda, immünhistokimyasal bir belirteç olan Thymocyte selection associated high mobility group box protein (TOX), MF tanısında kullanılmaktadır. TOX, T hücre gelişiminde rol oynayan bir transkripsiyon faktörü olup, neoplastik T hücrelerinde sıklıkla pozitiftir ve MF'in inflamatuar dermatozlardan ayırt edilmesinde yardımcıdır. T-cell Receptor Beta Constant 1 (TRBC1) ise, T hücre reseptör beta zincirinin sabit bölgesini hedefleyen bir belirteçtir. MF tanısında neoplastik T hücrelerinde monotipinin gösterilmesinde kullanılabileceği düşünülmektedir. Foliküler müsinoz (FM), kıl foliküllerinin epitel hücrelerinde anormal müsin birikimiyle karakterize, nadir görülen iyi seyirli dermatopatolojik bir tablodur ve FMF ile ayırıcı tanısının yapılması gerekir. Bu çalışmanın amacı, FMF ve FM olgularında klinik, histopatolojik ve immunhistokimyasal özellikleri değerlendirmek, FM ile FMF ayırıcı tanısına katkıda bulunabilecek immünhistokimyasal belirteçleri araştırmak ve FMF olgularında yeni tanımlanan histopatolojik evrelemeyi uygulayarak prognoza katkısını incelemek, TOX ve TRBC1 belirteçlerinin tanısal ve prognostik değerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: 2005-2024 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı'nda FMF tanısı alan 67 hasta ve FM tanısı alan 13 hasta retrospektif olarak incelendi. Kontrol grubu olarak 29 dermatoz vakası dahil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, başvuru anında kaşıntı, alopesi ve kaş tutulumu, lezyonların lokalizasyonu ve dağılımı, tanı ve takiplerindeki TNMB evresi, tümöral lezyon varlığı, sistemik tutulum, progresyon varlığı ve sağkalım verileri kaydedildi. Histopatolojik olarak, foliküler müsin, epidermotropizm, Pautrier mikroabsesi, 2 infiltrasyonun yoğunluğu ve derinliği, neoplastik hücrelerin boyutu, folikül destrüksiyonu, intrafoliküler ve perifoliküler infiltrasyon yoğunluğu, ülser, granülamatöz inflamasyon varlığı, infiltrasyona eozinofil ve nötrofillerin eşlik etmesi gibi parametreler değerlendirildi. Olgular literatürde tanımlanan histomorfolojik evrelemeye göre erken ve ileri evre olmak üzere iki gruba ayrıldı. Bu evreleme yapılırken plak lezyonu olanlar infiltrasyon yoğunluğu ve neoplastik hücrelerin boyutuna göre sınıflandırılırken; plak lezyonu olmayan olgular TNMB evresine göre sınıflandırıldı. Olgulara CD3, TOX, TRBC1, dual TRBC1-CD3 immunhistokimyasal boyaları uygulandı. TRBC1/CD3 oranı ve monotipi analizi beş farklı yöntemle (TRBC1 gözle tahmin, dual TRBC1-CD3 gözle tahmin, TRBC1-CD3 HALO dijital analizi, intrafoliküler dual TRBC1-CD3 gözle tahmin ve intrafoliküler TRBC1-CD3 HALO dijital analizi ) değerlendirildi. Tüm yöntemlerde monotipinin klinik ve histopatolojik bulgularla ilişkisi analiz edildi, yöntemlerin uyumu karşılaştırıldı. TOX ekspresyonu biyopsi genelinde ve folikül içinde HALO dijital analizi ile H skoru verilerek kantitatif olarak incelendi ve klinik, histopatolojik bulgularla ilişkisi analiz edildi. TRBC1 ile TOX H skoru arasındaki ilişkiler incelendi. Yeni uygulanan histopatolojik evrelemenin prognostik etkisi genel sağkalım ve progresyonsuz sağkalım analizleri ile değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 67 FMF ve 13 FM hastası dahil edildi. FMF grubunda yaş ortalaması 41,8 ± 20,77 yıl, FM grubunda ise 18,7 ± 18,8 yıl olarak saptandı. FMF olgularının %65,7'si erkekti. FMF hastalarında en sık foliküler müsin (%53,7), epidermotropizm (%38,8), kist komedon (%22,4) ve Pautrier mikroabsesi (%13,4) izlendi. Olguların %59,7'si erken, %40,3'ü ileri evredeydi. Erken evre olgularda foliküler müsin (%67,5) ve epidermotropizm (%40) daha sık görülürken, ileri evrede kist-komedon (%33,3), büyük hücre transformasyonu (%11,1) ve foliküler destrüksiyon (%54,5) daha belirgindi. FMF olgularında hücresel atipi %76,1 oranında saptandı. İmmünohistokimyasal analizlerde, FMF hastalarında TRBC1/CD3 oranı yöntemler arasında değişkenlik gösterdi ve monotipi oranı ileri evrede daha yüksekti. TOX H skoru FMF grubunda FM'ye göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,005). İntrafoliküler TOX H skoru, biyopsi genelinden anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,001). TOX H skorunun FMF tanısında ayırt edici gücü orta düzeydeydi (AUC: 0,660; p=0,005). FMF hastalarında tanı anında en sık alopesi (%70,8), kaş tutulumu (%25,8) ve kaşıntı (%38,7) saptandı. Takip süresi boyunca hastaların %37,9'unda progresyon gelişti ve %22,4'ü exitus oldu. Klinik ve histopatolojik parametrelerle yapılan analizlerde, TRBC1 monotipisi ile 3 epidermotropizm, infiltrasyon yoğunluğu ve derinliği gibi bazı histopatolojik özellikler arasında anlamlı ilişkiler bulundu. Sağkalım analizlerinde, erken evre FMF hastalarında 5 ve 10 yıllık genel sağkalım oranları sırasıyla %89 ve %78, ileri evrede ise %67 ve %44 olarak saptandı (p=0,009). Progresyonsuz sağkalımda ise erken evrede 5 ve 10 yıllık oranlar %86 ve %72, ileri evrede %29 ve %18 idi (p<0,001). Cox regresyon analizlerinde genel sağkalım için yaş (HR=1.095, p=0.001) ve kaş tutulumu (HR=4.012, p=0.033), progresyonsuz sağkalım için ise yaş (HR=1.035, p=0.028) ve histopatolojik evre (HR=4.124, p=0.017) bağımsız prognostik faktörler olarak belirlendi. TRBC1/CD3 oranı, monotipi ve genel TOX H skoru sağkalım açısından prognostik anlam taşımadı. Sonuç: FMF klinikopatolojik olarak heterojen bir hastalıktır. Erken ve ileri evre ayrımı prognostik açıdan kritik öneme sahiptir. TRBC1 immunhistokimyası monotipi tespitinde pratik bir yöntem olup, özellikle ileri evre olgularda monotipi oranı yüksektir. TOX ekspresyonu FMF tanısında yardımcı bir belirteç olup, infiltrasyon özellikleri ile ilişkilidir. İnfiltrasyon yoğunluğu, derinliği, folikül destrüksiyonu ve büyük hücre transformasyonu prognostik açıdan önemli histopatolojik parametrelerdir. Bu bulgular, FMF'nin tanı, evreleme ve prognostik değerlendirmesinde klinik ve histopatolojik bulguların bütüncül değerlendirmesinin önemini vurgulamaktadır.

Özet (Çeviri)

Objective: Mycosis fungoides (MF) is the most common form of primary cutaneous T-cell lymphoma, typically characterised as a slow-progressing chronic disease. Folliculotropic mycosis fungoides (FMF) is a rare and aggressive variant of MF that differs from classic MF in both clinical and histopathological terms. FMF is characterised by its tendency to involve follicles, deeper and denser infiltration, and resistance to therapy. While FMF is generally considered to be more aggressive, a subset of cases demonstrates a relatively favourable prognosis. To better define this heterogeneity, a novel histopathological staging system has been proposed, which categorises cases as early or advanced based on infiltration density and cell size, in addition to clinical staging. When cases are classified as early or advanced stage, distinct prognostic differences emerge. In recent years, the immunohistochemical marker TOX (Thymocyte selection-associated high mobility group box protein) has been used in the diagnosis of MF. TOX is a transcription factor involved in T-cell development. It is frequently present in neoplastic T cells and helps to distinguish MF from inflammatory dermatoses. T-cell Receptor Beta Constant 1 (TRBC1) targets the constant region of the T-cell receptor beta chain and is useful for demonstrating monotypy in neoplastic T cells to aid the diagnosis of MF. FM is a rare, indolent dermatopathological condition characterised by abnormal mucin accumulation in the epithelial cells of hair follicles, and it must be differentiated from FMF. This study aimed to evaluate the clinical, histopathological and immunohistochemical features of FM and FMF cases; investigate immunohistochemical markers that could aid differential diagnosis; assess the prognostic value of the newly defined histopathological staging in FMF; and determine the diagnostic and prognostic significance of TOX and TRBC1 markers. Materials and Methods: Sixty-seven patients diagnosed with FMF and thirteen patients diagnosed with FM at the Department of Pathology, Istanbul Faculty of Medicine, between 2005 and 2024 were retrospectively analyzed. Twenty-nine patients with dermatoses were included in the control group. The collected data included age, sex, presence of pruritus, alopecia,eyebrow involvement at presentation, lesion localization and distribution, TNMB stage at diagnosis and follow-up, presence of tumoral lesions, systemic involvement, disease progression, and survival. The histopathological parameters evaluated included follicular mucin, epidermotropism, Pautrier microabscesses, infiltration density and depth, neoplastic cell size, follicular destruction, intra- and perifollicular infiltration density, ulceration, 5 granulomatous inflammation, and the presence of eosinophils and neutrophils. Cases were classified as early or advanced stage according to the histomorphological staging described in the literature. For cases with plaque lesions, classification was based on infiltration density and neoplastic cell size; for those without plaques, the TNMB stage was used. Immunohistochemical staining for CD3, TOX, TRBC1, and dual TRBC1-CD3 was performed. The TRBC1/CD3 ratio and monotypia were assessed using five different methods (visual estimation of TRBC1, visual estimation of dual TRBC1-CD3, TRBC1-CD3 HALO digital analysis, visual estimation of intrafollicular dual TRBC1-CD3, and intrafollicular TRBC1-CD3 HALO digital analysis). The relationship between monotypia and clinical/histopathological findings was analyzed using all methods, and inter-method agreement was compared. TOX expression was quantitatively assessed using the H-score by HALO digital analysis, both in the entire biopsy and within follicles, and its relationship with clinical and histopathological findings was analyzed. The relationship between TRBC1 and TOX H-scores was also examined. The prognostic impact of the new histopathological staging was evaluated using overall survival (OS) and progression-free survival (PFS). Results: Sixty-seven patients with FMF and 13 patients with FM were included. The mean age was 41.8 ± 20.77 years in the FMF group and 18.7 ± 18.8 years in the FM group. Of the patients with FMF, 65.7% were men. The most common findings in patients with FMF were follicular mucin (53.7%), epidermotropism (38.8%), cyst-comedones (22.4%), and Pautrier microabscesses (13.4%). Of the FMF cases, 59.7% were early stage and 40.3% were advanced. Follicular mucin (67.5%) and epidermotropism (40%) were more frequent in early-stage cases, while cyst-comedones (33.3%), large cell transformation (11.1%), and follicular destruction (54.5%) were more prominent in advanced-stage. Cellular atypia was observed in 76.1% of the FMF cases. Immunohistochemical analyses revealed that the TRBC1/CD3 ratio varied across methods, and the rate of monotypia was higher in advanced-stage cases. The TOX H-score was significantly higher in the FMF group than in the FM group (p=0.005), and the intrafollicular TOX H-score was significantly higher than the overall biopsy score (p<0.001). The diagnostic performance of the TOX H-score for FMF was moderate (AUC: 0.660; p=0.005). At diagnosis, the most common clinical findings in patients with FMF were alopecia (70.8%), eyebrow involvement (25.8%), and pruritus (38.7%). During follow-up, 37.9% of the patients experienced disease progression and 22.4% died. Analyses of clinical and histopathological 6 parameters revealed significant associations between TRBC1 monotypia and certain histopathological features, such as epidermotropism, infiltration density, and depth. Survival analyses showed that in early stage FMF patients, the 5- and 10-year overall survival rates were 89% and 78%, respectively, whereas in advanced-stage patients, these rates were 67% and 44%, respectively (p=0.009). For PFS, the 5- and 10-year rates were 86% and 72% in early stage and 29% and 18% in advanced-stage patients (p<0.001). In Cox regression analyses, age (HR=1.095, p=0.001) and eyebrow involvement (HR=4.012, p=0.033) were identified as independent prognostic factors for OS, whereas age (HR=1.035, p=0.028) and histopathological stage (HR=4.124, p=0.017) were independent prognostic factors for PFS. The TRBC1/CD3 ratio, monotypia, and overall TOX H-score were not prognostic factors for survival. Conclusion: FMF is a clinicopathologically heterogeneous disease, and distinguishing between the early and advanced stages is critical for prognosis. TRBC1 immunohistochemistry is a practical method for detecting monotypia, with higher rates observed in advanced-stage cases of PTCL. TOX expression is a useful marker for diagnosing FMF and is associated with infiltration characteristics. Infiltration density, depth, follicular destruction, and large cell transformation are important histopathological parameters for determining prognosis. These findings underscore the importance of an integrated clinical and histopathological approach in the diagnosis, staging, and prognostic assessment of FMF.

Benzer Tezler

  1. Küçük plak parapsöriazis ve mikozis fungoidesin dermoskopik, lezyonel kapilleroskopik bulguları ve histopatolojik korelasyonu

    Dermoscopic, lesional capileroscopic findings and histopathological correlation of small plaque parapsoriasis and mycosis fungoides

    DİLARA İLHAN ERDİL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    DermatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYŞE ESRA KOKU AKSU

  2. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi tıbbi patoloji anabilim dalı'nda 2008 – 2014 yılları arasında tanı alan nodal/ ekstranodal lenfoma olgularının Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2008 sınıflamasına göre değerlendirilmesi

    The evaluation of nodal/ extranodal lymphoma cases diagnosed between 2008 – 2014 at karadeniz Technical University Faculty of Medicine Department of pathology, according to WHO 2008 classification

    ZEYNEP SAĞNAK YILMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    PatolojiKaradeniz Teknik Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÜMİT ÇOBANOĞLU

  3. Foliküler sıvı GDF9 ve BMP15 düzeylerinin oosit ve embryo kalitesine etkisi

    The effect of follicular fluid levels of GDF9 and BMP15 on oocyte and embryo quality

    FUNDA GÖDE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Kadın Hastalıkları ve DoğumDokuz Eylül Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BÜLENT GÜLEKLİ

  4. Foliküler lenfomaların ve yeni tanımlanmış BCL-2 negatif alt grubun EPHA7, EZH2 ekspresyonu ve BCL2“break-apart”açısından analizi, sonuçlarının karşılaştırılması ve histopatolojik korelasyonu

    Analysis of follicular lymphomas and the newly defined BCL-2 negative subgroup with regard to EPHE7 and EZH2 expression and BCL-2 break-apart, comparison of results and histopathological correlation

    AYSUN YEŞİLIRMAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    PatolojiHacettepe Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. EMİNE ARZU AYHAN

  5. Foliküler saç greftinin yaşayabilirliğine trombositten zengin plazmanın etkisi: Deneysel çalışma

    Effect of platelet rich plasma on hair follicle graft survival: Experimental study

    ÇETİN DUYGU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Plastik ve Rekonstrüktif CerrahiBezm-İ Alem Vakıf Üniversitesi

    Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ETHEM GÜNEREN