Histerektomili hastalarda preop ve postopuriner disfonksiyon skorlamasının değerlendirilmesi
Evaluation of preoperative and postoperative urinary dysfunction scoring in patients who have undergone hysterectomy
- Tez No: 962596
- Danışmanlar: PROF. DR. İSMAİL METE İTİL
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Histerektomi, benign jinekolojik hastalıkların tedavisinde sık uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Cerrahi yaklaşımın tipi, iyileşme süreci ve komplikasyon riski üzerinde etkili olmaktadır. Histerektomi sonrası da gelişebilen üriner inkontinans kadın sağlığı açısından önemli bir morbidite nedenidir. Bu çalışmada, farklı histerektomi türleri geçiren kadınlarda preoperatif, postoperatif 6. hafta ve 6. ay dönemlerindeki üriner disfonksiyon skorları retrospektif olarak değerlendirildi. Yöntem: Bu çalışma, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2020–2024 yılları arasında benign nedenlerle total abdominal veya laparoskopik histerektomi geçiren kadınlarda üriner disfonksiyonun seyrini incelemek amacıyla retrospektif ve tanımlayıcı olarak tasarlandı. Çalışmaya, 30–70 yaş aralığında olup düzenli takibi bulunan ve öncesinde pelvik cerrahi öyküsü olmayan hastalar dahil edildi. Üriner semptomlar, UDI-6 ölçeği ile preoperatif, postoperatif 6. hafta ve 6. ayda değerlendirildi. Elde edilen skorlar operasyon türüne ve zaman içindeki değişime göre karşılaştırılarak analiz edildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 117 hastanın yaş ortalaması 47,8 ± 6,3; vücut kitle indeksi ortalaması ise 27,9 ± 5,0 olarak belirlendi. Katılımcıların %55,6'sına abdominal, %44,4'üne laparoskopik histerektomi uygulandı. En sık cerrahi endikasyon myoma uteri (%47,9) olup, hastaların büyük çoğunluğunda (%95,7) postoperatif komplikasyon gelişmedi. Abdominal histerektomi grubunda UDI skorlarında zaman içinde anlamlı bir değişiklik saptanmazken, laparoskopik grupta 6. haftada anlamlı bir artış izlendi (p<0,001), ancak bu fark 6. ayda ortadan kalktı. Gruplar arası UDI skor kıyaslamalarında yalnızca 6. haftada anlamlı fark bulundu (p=0,013). Yaş, VKİ, gravide ve parite gibi değişkenlerle UDI skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmedi. Sonuç: Bu çalışma, histerektomi uygulanan kadınlarda üriner disfonksiyonun seyri ve cerrahi tekniğin bu süreç üzerindeki etkisini değerlendirmiştir. Bulgular, laparoskopik histerektomi sonrası erken dönemde üriner semptomlarda anlamlı bir artış olabileceğini, ancak bu etkinin 6. ay itibarıyla kaybolduğunu göstermiştir. Abdominal histerektomi grubunda ise belirgin bir değişim izlenmemiştir. Yaş, VKİ, gravide ve parite gibi faktörlerle UDI skorları arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bu sonuçlar, histerektomi sonrası üriner disfonksiyonun geçici olabileceğini ve cerrahi yaklaşımın uzun vadede belirleyici bir risk oluşturmadığını düşündürmektedir.
Özet (Çeviri)
Aim: Hysterectomy is a common surgical procedure in the treatment of benign gynaecological diseases. The type of surgical approach has an effect on the healing process and the risk of complications. Urinary incontinence, which may also develop after hysterectomy, is an important cause of morbidity in terms of women's health. In this study, we retrospectively evaluated urinary dysfunction scores in women who underwent different types of hysterectomy at preoperative, postoperative 6th week and 6th month periods. Method: This study was designed retrospectively and descriptively to investigate the course of urinary dysfunction in women who underwent total abdominal or laparoscopic hysterectomy for benign reasons between 2020 and 2024 at Ege University Faculty of Medicine. Patients aged between 30-70 years with regular follow-up and no history of pelvic surgery were included in the study. Urinary symptoms were evaluated with the UDI-6 scale preoperatively, at 6 weeks and 6 months postoperatively. The scores obtained were analysed according to the type of operation and changes over time. Results: The mean age and body mass index of the 117 patients included in the study were 47.8±6.3 and 27.9±5.0 years, respectively. Abdominal hysterectomy was performed in 55.6% and laparoscopic hysterectomy in 44.4% of the participants. The most common surgical indication was myoma uteri (47.9%) and the majority of patients (95.7%) had no postoperative complications. There was no significant change in UDI scores over time in the abdominal hysterectomy group, whereas a significant increase was observed in the laparoscopic group at 6 weeks (p<0.001), but this difference disappeared at 6 months. There was a significant difference in UDI score comparisons between the groups only at week 6 (p=0.013). No statistically significant correlation was found between UDI scores and variables such as age, BMI, gravidity and parity. Conclusion: This study evaluated the course of urinary dysfunction in women undergoing hysterectomy and the effect of surgical technique on this process. Results showed that there may be a significant increase in urinary symptoms in the early period after laparoscopic hysterectomy, but this effect disappeared by the 6th month. No significant change was observed in the abdominal hysterectomy group. No significant correlation was found between UDI scores and factors such as age, BMI, gravidity and parity. These results 8 suggest that urinary dysfunction after hysterectomy may be transient and the surgical approach does not pose a long-term risk.
Benzer Tezler
- Adenomyosis Uteri'nin klinik ve histopatolojik parametrelere göre uterus leiomyomları ile değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
LEVENT KIVRIKOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1987
Kadın Hastalıkları ve DoğumTrakya ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TURGUT YARDIM
- Premenopozal kadınlarda cerrahi menopoz sonrası erken dönem endokrinolojik değerlendirme
Başlık çevirisi yok
NADİR ÜNLÜ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1988
Kadın Hastalıkları ve DoğumErciyes ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Kolonoskopi girişimlerinde bilinçli setasyon/analjezi için propofol-remifentanil ile propofol ketamin kombinasyonlarının bis monitörizasyonu ile karşılaştırılması
Comparison of propofol-remifentanil and propofol-ketamine combinations for conscious sedation/analgesia at colonoscopy under bispectral index (Bis) monitoring
HAKAN ÇİMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Anestezi ve ReanimasyonGataAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET COŞAR
- Leiomyom ve endometrium kanserinde myom ve myometriumun steroid reseptörleri
Başlık çevirisi yok
A. MURAT YAYLA
- Menepoz sonrası kanama nedenlerinin histopatolojik yönden değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
MÜBERRA KILIÇ