OTOLOG KÖK HÜCRE NAKLİ OLAN MULTİPL MYELOM HASTALARININ SAĞKALIM ANALİZİ
SURVIVAL ANALYSIS OF MULTIPLE MYELOMA PATIENTS UNDERGOING AUTOLOGOUS STEM CELL TRANSPLANTATION
- Tez No: 963276
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ VEHBİ DEMİRCAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dicle Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç Multipl miyelom, tek bir klonal plazma hücresinden kaynaklanan malign bir hematolojik hastalıktır. Tüm kanser vakalarının yaklaĢık %1'ini, hematolojik neoplazilerin ise yaklaĢık %10'unu oluĢturur. Hastalık sürecinde, malign hücrelerin doğrudan etkileri, salgıladıkları ürünler ve konak yanıtı sonucunda çeĢitli organ sistemlerinde disfonksiyonlar meydana gelebilir. Klinik tabloda en sık karĢılaĢılan bulgular arasında kemik ağrısı, patolojik fraktürler, renal yetmezlik, enfeksiyona yatkınlık, anemi, hiperkalsemi, koagülasyon bozuklukları, nörolojik semptomlar ve hiperviskozite sendromu yer alır. Son yıllarda çok sayıda yeni tedavi rejimi geliĢtirilmiĢ olmasına rağmen, multipl miyelomda (MM) halen tam kür sağlayabilen tek yaklaĢım otolog kök hücre naklidir (OKHN). Nakil için uygun kriterleri karĢılayan hastalarda, genellikle indüksiyon tedavisini takiben yüksek doz kemoterapi (YDKT) uygulanmakta ve ardından OKHN gerçekleĢtirilmektedir. YDKT için tercih edilen standart ajan yüksek doz melfalandır. Melfalan sonrası yapılan otolog naklin, sağkalım süresini anlamlı düzeyde uzattığı çeĢitli klinik çalıĢmalarda gösterilmiĢtir. Bu nedenle MM tanısı alan hastalarda, mümkün olan en erken aĢamada nakil uygunluğunun değerlendirilmesi kritik öneme sahiptir. Bu çalıĢma, kliniğimizde otolog kök hücre nakli (OKHN) uygulanan multipl miyelom (MM) tanılı hastaların geriye dönük olarak değerlendirilmesini ve elde edilen deneyimlerin paylaĢılmasını amaçlamaktadır. ÇalıĢma kapsamında; nakil uygulanan hastaların demografik verileri, klinik ve laboratuvar bulguları, nakil sonrası geliĢen komplikasyonlar ile hastalığın seyri üzerindeki etkileri analiz edilecektir. Elde edilen veriler, literatür ile karĢılaĢtırılarak benzerlik ve farklılıkların ortaya konulması hedeflenmektedir. Ayrıca bu analizlerin, hastalık yönetimi ve klinik uygulamalarda yol gösterici olabilecek çıkarımlar sağlayarak, gelecekteki hasta grupları için daha etkin ve stratejik yaklaĢımların geliĢtirilmesine katkı sunması amaçlanmaktadır. Materyal metod: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi EriĢkin Hematoloji Kliniği Kök Hücre Nakli Merkezi'inde Ocak 2012-ġubat 2025 tarihleri arasında otolog kök hücre nakli yapılan multipl myelom tanılı 164 hasta alınmıĢtır. ÇalıĢma, etik kurallarına uygun olarak gerçekleĢtirilmiĢ olup, hastaların tıbbi verileri hastane veri tabanından toplanmıĢtır. Hastaların demografik bilgileri, MM tanısı konulma yaĢları, tanı anındaki kreatin ve M proteinleri, tedavi protokolleri, OKHN uygulanan tarihler, iyileĢme süreleri, nüks tarihleri, son aldıkları tedaviler ve sağ kalımları gibi veriler incelenmiĢtir. ÇalıĢmamızda nötropeni ve trombositopeniye giriĢ zamanı baĢlangıcı nakil tarihi olarak alındı. Nötropeni çıkıĢ sınırı için 500 uL, trombositopeni çıkıĢ sınırı 20.000 Ul olarak belirlendi. ÇalıĢmamızda 2 hastanın 2 nakili vardı, biz 2. nakili baz aldık. Hastanın çalıĢmaya dahil edilme kriterleri olarak Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi EriĢkin Hematoloji Kliniği Kök Hücre Nakli Merkezi'inde Ocak 2012 ġubat 2025 tarihleri arasında otolog kök hücre nakli yapılan ≥18 yaĢ multipl myelomlu hastalar olarak belirlendi. ÇalıĢmadan dıĢlanma kriterleri olarak yetersiz dosya verisi olması 0 18 yaĢ hastalar belirlendi. Nakiller, portatif hepafiltreli toplam 2 yataklı tek kiĢilik odalarda yapılmıĢtır. Tüm hastalarımızın transplantasyon sonrası engrafmanını hızlandırmak, böylece hastaların, nötropenik dönemde infeksiyöz komplikasyonlardan korunması ve hastanede kalıĢ sürelerinin kısaltılması amacıyla G CSF kullanılmıĢtır. Bütün hastalarımıza profilaktik intravenöz moksifloksasin ve flukonazol, oral asiklovir, TMP/SMZ ile profilaksi verildi. Yüksek riskli hastalara posakonazol verildi. Bulgular: ÇalıĢmamızda 164 hastanın %45,73'si kadın (n=75), %54,27'si erkekti (n=89) Hastaların tanı alma yaĢlarının 23 ile 76 arasında değiĢtiği ve ortalama tanı yaĢının 55,54 ± 9,73 olduğu saptanmıĢtır. Otolog kök hücre naklinin (OKHN) yapıldığı yaĢlar ise 23 ile 76 arasında değiĢmekteydi. Hastaların immünoglobulin ve hafif zincir tiplerine göre dağılımı incelendiğinde, en sık karĢılaĢılan tipin %35,4 oranında IGG Kappa olduğu görülmektedir. Bunu sırasıyla %14,0 ile sadece Kappa zinciri, %13,4 ile IGG Lambda, +10,4 ile sadece iv Lambda ve IGA Kappa zinciri izlemektedir. Plazmositom %5,5 ve non sekretuar %3 olarak saptanmıĢtır. OKHN öncesinde uygulanan tedavi rejimleri değerlendirildiğinde, hastaların büyük bir çoğunluğuna (%64,0) VCD (Bortezomib, Siklofosfamid, Deksametazon) protokolü uygulandığı görülmektedir. Bunu %23,2 ile VAD/VCD kombinasyonu takip etmektedir. OKHN öncesi uygulanan tedaviye hastaların verdikleri yanıtlar değerlendirildiğinde, %42,1'lik oranla en sık gözlenen yanıt ―tam yanıt‖ olmuĢtur. Bunu %31,1 ile ―çok iyi kısmi yanıt‖ ve %26,8 ile ―kısmi yanıt‖ izlemektedir. ÇalıĢmada elde edilen sağkalım süresine ait analizde, ortalama sağkalım süresi 98,8 ± 6,3 ay olarak hesaplanmıĢtır. Hastalarda progresyonsuz ortalama sağkalım süresi 40,3 ± 40,4 ay (medyan: 26,0 ay) olarak hesaplandı. Cinsiyetler arası sağkalım açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıĢtır (p=0,461). OKHN öncesinde tam yanıt elde eden hastaların sağkalım süresinin diğer gruplara göre anlamlı derecede daha uzun olduğunu göstermektedir (p=0,007). Progresyon geliĢen hastalar istatistiksel olarak anlamlı Ģekilde daha düĢük sağkalım süresine sahipti (p<0,001). Tanı anındaki üre ve kreatinin düzeyleri eksitus grubunda anlamlı Ģekilde daha yüksek bulunmuĢtur (p = 0,015 ve p = 0,024). Tanı anındaki kalsiyum düzeyi de eksitus grubunda daha yüksek olmakla birlikte fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p = 0,099). Tek değiĢkenli Cox regresyon analizinde, sağkalımı anlamlı düzeyde etkileyen faktörler arasında tanı anındaki üre, kreatinin ve OKHN dönemindeki kalsiyum düzeyi (HR: 0,588; p = 0,025) yer almaktadır. Ayrıca takipte progresyon geliĢimi, sağkalımı güçlü biçimde olumsuz etkilemiĢtir (HR: 2,665; p<0,001), bu da progresyon geliĢen hastalarda ölüm riskinin yaklaĢık %80 daha fazla olduğunu göstermektedir. Çok değiĢkenli analiz sonuçlarına göre ise tanı anındaki üre düzeyi, sağkalımı bağımsız olarak anlamlı düzeyde olumsuz etkilemeye devam etmektedir (HR: 1,015; %95 GA: 1,003–1,026; p = 0,010). Takipte progresyon geliĢimi, çok değiĢkenli modelde de anlamlı kalmıĢ ve sağkalımı belirgin Ģekilde azaltmıĢtır (HR: 2,632; %95 GA: 1,535––4,511; p <0,001). Sonuç: ÇalıĢmamızda otolog kök hücre nakli (OKHN) uygulanan hastalarda, nakil öncesi tedaviye verilen yanıt ve nakil sonrası hastalığın tekrar etme durumu, sağkalım üzerinde belirleyici prognostik faktörler olarak öne çıkmıĢtır. Tedaviye iyi yanıt veren ve nakil sonrası nüks gözlenmeyen hastalarda sağkalım sürelerinin daha uzun olduğu belirlenmiĢtir. Multipl v miyelom (MM) hastalarında yüksek doz kemoterapi ile birlikte kök hücre nakli (YDKT) sağkalım süreleri açısından gözle görülür farklılıklar saptanmıĢtır.
Özet (Çeviri)
Aim: Multiple myeloma is a malignant hematological disease originating from a single clonal plasma cell. It accounts for approximately 1% of all cancer cases and approximately 10% of hematological neoplasms. During the disease process, dysfunctions in various organ systems may occur as a result of the direct effects of malignant cells, their secreted products, and the host response. The most common findings in the clinical picture include bone pain, pathological fractures, renal failure, susceptibility to infection, anemia, hypercalcemia, coagulation disorders, neurological symptoms, and hyperviscosity syndrome. Although many new treatment regimens have been developed in recent years, the only approach that can provide a complete cure for multiple myeloma (MM) is still autologous stem cell transplantation (ASCT). In patients who meet the criteria for transplantation, high dose chemotherapy (HDCT) is usually applied after induction therapy and then ASCT is performed. The preferred standard agent for HDCT is high dose melphalan. Autologous transplantation after melphalan has been shown to significantly prolong survival in various clinical studies. Therefore, it is critical to evaluate transplantation suitability at the earliest possible stage in patients diagnosed with MM. This study aims to retrospectively evaluate patients with multiple myeloma (MM) who underwent autologous hematopoietic stem cell transplantation (AHCT) in our clinic and to share the experiences gained. Within the scope of the study, demographic data, clinical and laboratory findings of patients who underwent transplantation, complications that developed after transplantation and their effects on the course of the disease will be analyzed. The obtained data are aimed to be compared with the literature and to reveal similarities and differences. In addition, it is aimed that these analyses will contribute to the development of more effective and strategic approaches for future patient groups by providing inferences that can guide disease management and clinical practices. Materials and Methods:A total of 164 patients diagnosed with multiple myeloma who underwent autologous stem cell transplantation at the Dicle University Faculty of Medicine, Adult Hematology Clinic, Stem Cell Transplantation Center between January 2012 and February 2025 were included in the study. The study was conducted in accordance with ethical standards, and patients' medical data were collected from the hospital database. Data such as patients' demographic characteristics, age at MM diagnosis, creatinine and M protein levels at diagnosis, treatment protocols, dates of ASCT, recovery durations, relapse dates, final treatments received, and survival were examined. In our study, the onset of neutropenia and thrombocytopenia was considered from the date of transplantation. The exit criteria were defined as an absolute neutrophil count >500/μL for neutropenia and a platelet count >20,000/μL for thrombocytopenia. Two patients underwent two transplantations; in our study, the second transplantation was considered for analysis. Inclusion criteria were defined as patients aged ≥18 years with multiple myeloma who underwent autologous stem cell transplantation at the Dicle University Faculty of Medicine, Adult Hematology Clinic, Stem Cell Transplantation Center between January 2012 and February 2025. Exclusion criteria included patients aged 0–18 years and those with insufficient medical records. Transplants were performed in single rooms with portable HEPA filters, with a total of two beds. To accelerate post-transplant engraftment, reduce infectious complications during the neutropenic period, and shorten hospital stays, all patients received G-CSF. Prophylactic intravenous moxifloxacin and fluconazole, oral acyclovir, and TMP/SMZ were administered to all patients. High-risk patients were additionally given posaconazole. Results: In our study, 45.73% of 164 patients were female (n=75) and 54.27% were male (n=89). It was determined that the age of diagnosis of the patients ranged between 23 and 76, and the mean age of diagnosis was 55.54 ± 9.73. When the distribution of patients according to immunoglobulin and light chain types is examined, the most common type is IGG Kappa at 35.4%. This is followed by Kappa chain only at 14.0%, IGG Lambda at 13.4%, and Lambda and IGA Kappa chain only at +10.4%. Plasmacytoma was detected in 5.5% and nonsecretory at 3%. When the treatment regimens applied before ASCT were evaluated, it was seen that the majority of the patients (64.0%) were applied VCD (Bortezomib, Cyclophosphamide, Dexamethasone) protocol. This was followed by VAD/VCD combination with a rate of 23.2%. When the responses of the patients to the treatment applied before ACHN were evaluated, the most frequently observed response was ―complete response‖ with a rate of 42.1%. This was followed by ―very good partial response‖ with 31.1% and ―partial response‖ with 26.8%. In the analysis of the survival time obtained in the study, the mean survival time was calculated as 98.8 ± 6.3 months. The mean progression free survival time of the patients was calculated as 40.3 ± 40.4 months (median: 26.0 months). No statistically significant difference was found in terms of survival between the genders (p=0.461). It shows that the survival time of patients who achieved a complete response before ACHN was significantly longer than the other groups (p=0.007). It shows that the survival time of patients who achieved a complete response before ACHN was significantly longer than the other groups (p=0.007). Patients who developed progression had statistically significantly shorter survival time (p<0.001). Urea and creatinine levels at the time of diagnosis were significantly higher in the exitus group (p = 0.015 and p = 0.024). Although calcium level at diagnosis was higher in the exitus group, the difference was not statistically significant (p = 0.099). In univariate Cox regression analysis, factors significantly affecting survival included urea, creatinine at diagnosis, and calcium level during ASCT (HR: 0.588; p = 0.025). In addition, progression during follow up had a strong negative effect on survival (HR: 2,665; p<0,001), indicating that the risk of death was approximately 80% higher in patients with progression. According to multivariate analysis results, urea level at diagnosis continued to have an independent and significant negative effect on survival (HR: 1.015; 95% CI: 1.003 1.026; p = 0.010). Progression during follow up remained significant in the multivariate model and significantly decreased survival (HR: 2,632; %95 CI: 1,535 4,511; p <0,001). Conclusion: In our study, in patients who underwent autologous stem cell transplantation (ASCT), the response to pre transplant treatment and the recurrence of the disease after transplantation were prominent as prognostic factors determining survival. It was determined that survival times were longer in patients who responded well to treatment and did not experience recurrence after transplantation. In multiple myeloma (MM) patients, significant differences ix were detected in terms of survival times in high--dose chemotherapy combined with stem cell transplantation (HDCT).
Benzer Tezler
- Ekstramedüller plazmasitomu olan multipl myelom hastaları ile ekstramedüller plazmasitomu olmayan multipl myelom hastalarında otolog kök hücre naklinin karşılaştırılması
Multiple with extramedullar plasmacytomamyeloma patients and extramedulamultiple myeloma without plasmacytomaautolog stem cell transplantation in patientscomparison of effectiveness
HAKAN SANDIKÇI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MERVE PAMUKÇUOĞLU
- Otolog kök hücre nakli yapılan multipl myelom hastalarının retrospektif incelenmesi
Retrospective evaluation of patients with multiple myeloma who underwent autologous stem cell transplantation
AYŞE NUR GÜL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
HematolojiOndokuz Mayıs Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ENGİN KELKİTLİ
- Ekstramedüller tutulumu olan multipl myelom tanılı hastalarda tedavi sonuçları, sağkalım ve bunlara etki eden faktörlerin geriye dönük olarak incelenmesi
A retrospective analysis of factors affecting treatment responses and survival in multiple myeloma pati̇ents with extramedullary di̇sease
MURAD GULIYEV
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Hematolojiİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşaİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYŞE SALİHOĞLU
- Kemik iliği nakli yapılan ve hematolojik malignitesi olan hastalardainfeksiyon hastalıklarının sağkalım üzerine etkisi
The impact of infections on survival in patients after hematopoietic stem cell transplantation
PELİN İRKÖREN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiKoç ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET ÖNDER ERGÖNÜL
- Otolog hematopoetik kök hücre nakli yapılan multipl myelom olgularında revize myelom komorbidite indeksinin retrospektif analizi
The revised myeloma comorbidity index (R-mci) in multiple myeloma patients undergoing autologous hematopoietic stem cell transplantation: a retrospective analysis
BAHAR DAKİKİ KORUCU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
HematolojiBursa Uludağ Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FAHİR ÖZKALEMKAŞ