Geri Dön

Survival of solitary women: A psychoanalytic feminist reading of Elizabeth Bowen's The Heat of The Day, Orhan Pamuk's My Name Is Red, and Khaled Hosseini's A Thousand Splendid Suns

Yalnız kadınların mukavemeti: Elizabeth Bowen'ın Günün Harareti, Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı ve Khaled Hosseini'nin Bin Muhteşem Güneş romanlarının psikanalitik feminist kuram zemininde değerlendirilmesi

  1. Tez No: 966848
  2. Yazar: HATİCE GÜR
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. HARITH ISMAEL TURKI
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: İngiliz Dili ve Edebiyatı, English Language and Literature
  6. Anahtar Kelimeler: Psychoanalysis, Feminism, Gender Construction, Women's Oppression, Male Gaze, Defense Mechanisms
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: Karabük Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Kadınlara yönelik baskı, insanlık tarihine damga vurmuş, çok eski ve kemikleşmiş sorunlardan biridir. Mütemadiyen bu sorunun arka planındaki nedenlerin tespitine çalışılmaktadır; ancak görünen o ki kadınlara hükmedilmesi konusu tüm etkisiyle devam etmekte ve küresel boyutta farklı katmanlarıyla deneyimlenmektedir; bu nedenledir ki kadınların yanlış etiketlerle damgalanmamaları ve yüzyıllardır zihinlerde inşa edilmiş olan bariyerleri yıkarak tutsaklık zincirlerinden özgürleşmiş kutsal kaderlerini yaşayabilmeleri için gösterilen en ufak çaba büyük önem arz etmektedir. Cinsiyetin salt biyoloji temelli yorumlanmasının aksine, bu çalışma; kadınların ezilmesi hususunda ileri sürülen nedenlerle ilintili karmaşık sorunları aydınlatmak amacıyla, psikanalitik feminizmin temel kavramları ışığında, kadınlara hükmedilmesi sorununu çözmeyi amaçlar. Kadınlıkla ilişkilendirilmiş görünüşteki nedenlere bir karşıt görüş olarak; sırasıyla Elizabeth Bowen, Orhan Pamuk ve Khaled Hosseini tarafından kaleme alınan Günün Harareti (1948), Benim Adım Kırmızı (1998) ve Bin Muhteşem Güneş (2007) adlı eserler, Oedipal aşama öncesinde insan psişesinde cinsiyetle ilintili olarak inşa edilen ve akabindeki süreçte inşa edilenleri pekiştirici mahiyette olan ve kadınların teslimiyetiyle sonuçlanan eylemler temelinde tahlil edilmiştir. Bahsi geçen eserlerin yazarlarının ve karakterlerinin ezilen kadın portresine katkıları ya da karşıtlıkları eril bakış teorisi çerçevesinde değerlendirilmiş, kadınların kendilerini erkeklere göre ikincil konumlandıran rahatsız edici durumlarla nasıl baş ettikleri, kullandıkları savunma mekanizmaları kapsamında ele alınmıştır. Eserlerin tahlili çocukluk sürecinde insan ruhunun“kara kutu”işlevi gördüğü ve içine kaydedilenlerle gelecek hayatın temel taşlarını oluşturduğunu gözler önüne sermektedir. Her birey erken çocukluk döneminde ruhuna aşılananlar üzerine bakış açısını inşa eder, sonraları bilinçdışını açığa çıkaran ve gelenek haline gelen eylemlerle beslenen bu erken çocukluk dönemi kodlarının izinde yaşamını sürdürür; kadınların ezilmesi konusu da aynı temellere dayanır. Anahtar Kelimeler (Keywords in Turkish): Psikanaliz; Feminizm; Cinsiyet İnşası; Kadınların Ezilmesi; Eril Bakış; Savunma Mekanizmaları

Özet (Çeviri)

Women's oppression has been one of the entrenched and persistent issues, imprinting an indelible stigma on human history. The elusiveness of the reasons lurking behind this issue has been attempted to be demystified perpetually yet women's subjugation seemingly has not languished, and globally it is experienced in imbricated forms, that's why any attempt to address this issue is of great importance in the sense that women are not labeled with misnomers any more so that they can overwhelm the constructed barriers imbued in minds for ages, thus fulfilling their lofty and unshackled destiny. Contrary to the construal of gender merely on the basis of biology, this study aims to riddle women's oppression through delineation of foundational concepts in Psychoanalytic Feminism in order to disentangle intermingled issues concerning the reasons for women's subjugation and via a counterview against the ostensible reasons ingrained in femininity, The Heat of the Day (1948), My Name is Red (1998), and A Thousand Splendid Suns (2007), by Elizabeth Bowen, Orhan Pamuk, and Khaled Hosseini respectively, have been dismantled with references to the ground of gender construction in human psyche during the pre-Oedipal stage and its continual reinforcement in action through allegiance to this stage, inducing women's submission. How authors and characters partake in the enframement of oppressed women has been expounded on the male gaze theory, and how women cope with the unsettling cases, positing them secondary to males, has been examined in terms of the defense mechanisms they employ. The scrutiny has revealed that the human psyche operates as a black box during infancy and forms the cornerstones of future life through those encoded inside. Each human being constructs perspectives on what is implanted in their psyche during early childhood and experiences the rest of life in pursuit of these codes nourished by actions unveiling the unconscious and fulfilled customarily afterward, and so is the case for women's oppression.

Benzer Tezler

  1. Kobaylarda splenik ototransplantasyon ve postsplenektomi sepsisi

    Başlık çevirisi yok

    S.ÇAĞATAY ÇİFTER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Genel CerrahiGazi Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

  2. Fasulye tohum böceği (Acanthoscelides obtectus say.col.bruchidae)'nın fasulye, nohut, börülce üzerindeki kısa biyolojisi ve farklı konukçularda yetişen bireylerin deltamethrin ve malathion'a olan hassasiyetleri üzeri...

    An Investigation on the brief biology of the bejan weevil (Acanthoscelides obtectus say.col.bruchidae) and, on the susceptibility of the individuals reared on different hosts to deltamethrin and malathion

    SEVİM OĞUZKAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    ZoolojiAnkara Üniversitesi

    Bitki Koruma Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA ÖZER