Geri Dön

Behçet hastalığında tanı sırasındaki semptom ve laboratuvar belirteçlerinin takipte major organ tutulumunu öngörmesi mümkün müdür?

Are symptoms and laboratory markers at the diagnosis of Behçet's disease possible to predict major organ involvement during follow-up?

  1. Tez No: 971330
  2. Yazar: OYA ALTUN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. CEMAL BES
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Romatoloji, Rheumatology
  6. Anahtar Kelimeler: Behçet hastalığı, majör organ, prognoz, CRP, sedimentasyon, Behçet's disease, major organ involvement, prognosis, CRP, erythrocyte sedimentation rate
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Behçet hastalığı, mukokutanöz bulgulardan majör organ tutulumuna kadar geniş bir spektrumda seyreden kronik, multisitemik, inflamatuar bir hastalıktır. Majör organ tutulumu, hastalarda prognozu olumsuz yönde etkileyen, mortalite ve morbidite açısından başlıca faktörlerdendir. Bu çalışmada Behçet hastalığı tanısı alan olgularda başlangıçtaki klinik özellikler ve laboratuar bulgularının, takip sürecinde gelişebilecek yeni majör organ (YMOT) açısından prediktif rolünü değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, retrospektif, tek merkezli ve kesitsel olarak planlanmış olup, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Romatoloji kliniğinde takipli olan ve Uluslararası Çalışma Grubu (ISG) kriterlerine uygun şekilde tanı alan 94 Behçet hastası incelenmiştir. Hastaların tanı anında demografik verileri, oral aft, genital ülser, follikülit, eritema nodosum gibi klinik bulguları ve CRP, sedimentasyon ,hemogram, biyokimya tetkikleri, HLA-B51 gibi laboratuar sonuçları kaydedildi. İzlem döneminde gelişen oküler, vasküler, nörolojik ve gastrointestinal tutulumlar YMOT olarak tanımlandı. Hastalar YMOT gelişimine göre iki gruba ayrılarak, başlangıç parametrelerinin prediktif değeri istatistiksel olarak incelendi. Bulgular: Toplam 94 hasta çalışmaya dahil edilmiş olup, bunların 15'inde (%16) izlem sürecinde en az bir YMOT gelişti. Cinsiyet dağılımı açısından gruplar arasında fark gözlenmedi ancak YMOT gelişen hastaların daha ileri yaş grubunda olduğu görüldü (33' e karşı 40, p=0.06). Tanıda majör organ tutulumu varlığı YMOT gelişmeyen grupta daha sık gözlense de fenotipler arasında anlamlı fark bulunmadı. YMOT gelişen 15 hastadan biri hem oküler hem vasküler tutulum göstermiş olup toplam 5 oküler, 8 vasküler, 1 nörolojik ve 2 gastrointestinal tutulum saptandı. Gruplar arasında tanı anındaki bulgular genel olarak benzerdi ancak follikülit YMOT gelişmeyen grupta daha yüksek oranda bulundu (%60.8' e karşı %33.3, p=0.047). Genital ülser ise anlamlı fark oluşmasa da ayrışmış görülmekteydi (%69.6' ya karşı %53.3, p=0.175). İzlem boyunca YMOT gelişen grupta tromboflebit, derin ven trombozu ve arteriyel tutulum oranları daha yüksekti. Tanıda MOT ile prezente olanlarla arasında farklılık bulunmasa da, CRP, ESH, LDH YMOT gelişenlerde anlamlı şekilde yüksek görüldü (CRP için 5.5' e karşı 23.6, p=0.034, ESH için 11' e karşı 25.5, p=0.005). HLA-B51 sıklığında ise gruplar arasında fark bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Bu çalışma, Behçet hastalığında YMOT gelişimini tanı anında öngörülebilecek bazı klinik ve laboratuar göstergeler olabileceğini ortaya koymuştur. Tekrarlayan oral aft, hastalığın tanısal kriterleri arasında temel bir bulgu olmasına rağmen, ilerleyen süreçte MOT gelişimini öngörmede belirleyici değildir. Genital ülser ve follikülit varlığı ise mukokutanöz fenotipe daha özgü kabul edilebilecek bulgular olup, bu semptomların hastalığın mukokutanöz formda kalma eğilimini desteklediği izlenmektedir. Tanı anında ölçülen yüksek CRP, ESH ve LDH değerleri, hastalığın inflamatuar aktivitesi ve vasküler/trombotik eğilimi ile ilişkili olup YMOT riskinin artışıyla anlamlı şekilde bağlantılı bulunmuştur. HLA- B51 pozitifliğinin YMOT gelişimini öngörücü bir rol oynamadığı görülmüştür. Bu bulgularla Behçet hastalarında tanı anındaki klinik ve laboratuar değerlendirmelerin yalnızca tanı koymada değil aynı zamanda hastaların ilerleyen süreçteki prognozunu belirlemede de değerli olduğu sonucuna varılabilmektedir. Özellikle yüksek akut faz reaktanları saptanan olguların erken dönemde daha yakın takip edilmesi, komplikasyonların önlenmesi ve tedavi stratejilerinin doğru yönlendirilmesi açısından önem arz etmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: Behçet's disease is a chronic, multisystemic, inflammatory disorder with a broad clinical spectrum ranging from mucocutaneous manifestations to major organ involvement. Major organ involvement is one of the principal determinants of morbidity and mortality, adversely affecting the prognosis of affected patients. The aim of this study is to evaluate the predictive role of initial clinical features and laboratory findings in patients diagnosed with Behçet's disease for the subsequent development of new major organ involvement (NMOI) during follow-up. Material and Methods: This study was designed as a retrospective, single-center, cross-sectional analysis and included 94 patients with Behçet's disease who were followed at the Rheumatology Department of Başakşehir Çam and Sakura City Hospital and diagnosed according to the International Study Group (ISG) criteria. At the time of diagnosis, demographic data, clinical manifestations such as oral aphthae, genital ulcers, folliculitis, and erythema nodosum, as well as laboratory parameters including CRP, erythrocyte sedimentation rate, complete blood count, biochemical tests and HLA-B51 status were recorded. During follow-up, ocular, vascular, neurological, and gastrointestinal involvements were defined as major organ involvement. Patients were stratified according to the development of NMOI, and the predictive value of baseline parameters was analyzed using appropriate statistical methods. Results: A total of 94 patients were included in the study, of whom 15 (16%) developed at least one NMOI during follow-up. No significant difference was observed between the groups regarding sex distribution; however, patients who developed NMOI were older (median age 33 vs. 40 years, p=0.06). The presence of major organ involvement at diagnosis was more frequent in the non-NMOI group, although the difference between phenotypes was not statistically significant. Among the 15 patients who developed YMOT, one had both ocular and vascular involvement; in total, 5 ocular, 8 vascular, 1 neurological, and 2 gastrointestinal involvements were recorded. Baseline clinical findings were generally similar between groups, except for folliculitis, which was more common in the non-NMOI group (60.8% vs. 33.3%, p=0.047). Genital ulcers were observed more frequently in the non-NMOI group, but the difference did not reach statistical significance (69.6% vs. 53.3%, p=0.175). During follow-up, thrombophlebitis, deep vein thrombosis, and arterial involvement were more frequent in patients who developed NMOI. Although the presence of MOI at diagnosis was not significantly different between groups, CRP, ESR, and LDH levels were significantly higher in the NMOI group (CRP: 5.5 vs. 23.6 mg/L, p=0.034; ESR: 11 vs. 25.5 mm/h, p=0.005). The frequency of HLA-B51 positivity did not differ between groups (p>0.05). Conclusion: This study demonstrated that the development of NMOI in Behçet's disease may be associated with certain clinical and laboratory parameters identifiable at the time of diagnosis. Although recurrent oral aphthae constitute a fundamental diagnostic feature, they are not predictive of subsequent major organ involvement. In contrast, the presence of genital ulcers and folliculitis appears to be more specific to the mucocutaneous phenotype, suggesting a tendency for the disease to remain confined to this form. Elevated CRP, ESR, and LDH levels at diagnosis were significantly associated with NMOI, reflecting increased inflammatory activity and a greater vascular/thrombotic propensity. HLA-B51 positivity, however, was not found to be predictive of NMOI. These findings indicate that comprehensive clinical and laboratory evaluation at the time of diagnosis is valuable not only for establishing the diagnosis but also for stratifying long-term prognosis in patients with Behçet's disease. In particular, patients presenting with elevated acute-phase reactants should be closely monitored from the early stages, as tighter follow-up may facilitate timely recognition of complications and the implementation of appropriate therapeutic strategies.

Benzer Tezler

  1. Kardiyoloji hastalarında duygudurum özelliklerinin, öfke ifade tarzının değerlendirilmesi ve psikosomatik araştırmalar için tanı ölçütleri(DCPR) ile karşılaştırılması

    The mood characteristics in the cardiology patient, evaluation of anger expression and comparison with the diagnostic criteria for psychosomatic research

    SALİHA GÜMÜŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2016

    PsikiyatriGazi Üniversitesi

    Psikiyatri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. BEHÇET COŞAR

  2. Akut lenfoblastik lösemili çocuklarda tanı anındaki vücut kitle indeksinin tedavi sırasında gelişen komplikasyonlara etkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the impact of body mass index at diagnosis on the development of complications during treatment in children with acute lymphoblastic leukemia

    SELİN GÖKTAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TUBA HİLKAY KARAPINAR

  3. Otoimmun hemolitik anemili hastalarda steroid tedavisine yanıt süresinin prognoza etkisi

    Effect of response time to steroid therapy on prognosis in patients with autoimmune hemolytic anemia

    SERANAY ÇETİNOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YEŞİM OYMAK

  4. Ig A nefropatisi tanılı hastaların uzun dönem izlemi

    Başlık çevirisi yok

    ESER GÜLTEKİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    NefrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİDA DİNÇEL