Geri Dön

Akut inme tedavisinde uygulanan trombektomi ile elde edilen trombüs içeriğinin klinik sonuçlarla ilişkisi

The relationship between thrombus composition retrieved by mechanical thrombectomy and clinical outcomes in acute ischemic stroke

  1. Tez No: 974595
  2. Yazar: MERVE GÜRSOY HASOĞLAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ŞENNUR DELİBAŞ KATI
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Nöroloji, Neurology
  6. Anahtar Kelimeler: Akut İskemik İnme, Eritrosit Zengin Pıhtı, Fibrin Zengin Pıhtı, Mekanik Trombektomi, Mortalite, Pıhtı Kompozisyonu, Prognoz, Acute Ischemic Stroke, Fibrin-Rich Clot, Mechanical Thrombectomy, Mortality, Prognosis, Red Blood Cell-Rich Clot, Thrombus Composition
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Nöroloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve amaç: Akut iskemik inme, tüm inme vakalarının yaklaşık %87'sini oluşturmakta ve hem mortalite hem de kalıcı engellilik açısından ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Son yıllarda, özellikle büyük damar tıkanıklığına bağlı akut iskemik inmede uygulanan mekanik trombektomi, reperfüzyonun etkin bir şekilde sağlanmasına olanak tanımış ve geleneksel tedavilere kıyasla anlamlı ölçüde daha iyi fonksiyonel sonuçlar elde edilmesini mümkün kılmıştır (1,2). Ancak mekanik trombektomi, her zaman aynı düzeyde başarılı olamamakta, bu farklılıkların başlıca belirleyicilerinden birinin trombüsün histopatolojik yapısı olduğu bildirilmektedir (3,4). Özellikle eritrosit ağırlıklı pıhtıların daha yumuşak yapıları sayesinde daha az trombektomi girişimiyle çıkarılabildiği ve genellikle ilk geçişte başarılı reperfüzyonla sonuçlandığı belirtilirken, fibrin/trombosit açısından zengin pıhtıların daha sert yapıda olup daha düşük deformasyon kabiliyetine sahip olduğu ve bu nedenle mekanik trombektomi sırasında çıkarılmalarının daha zor olduğu ileri sürülmektedir (5,6). Bu çalışmanın amacı, mekanik trombektomi ile tedavi edilen hastalardan elde edilen trombüs örneklerinin eritrosit ve fibrin içerik oranlarının, işlem sonrası 90. gün mortalite oranlarıyla ilişkisini değerlendirmektir. Bu doğrultuda pıhtı bileşimi ile uzun dönem klinik sonuçlar arasındaki ilişki kantitatif olarak incelenmiş, özellikle mortalite üzerine etkisi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Ekim 2024 - Nisan 2025 tarihleri arasında, prospektif vaka- kontrol tasarımıyla yürütülmüştür. Çalışmaya arteriyel oklüzyon tanısı almış, semptomdan kasık ponksiyonuna kadar geçen süre <24 saat olan, IV-tPA kontrendikasyonu bulunmayan ve girişimsel nöroloji hekimince uygulanan mekanik trombektomi ile TICI ≥2b düzeyinde rekanalizasyon sağlanan akut iskemik inme hastaları dahil edilmiştir. İnme öncesi mRS ≤2 olan hastalardan çıkarılan trombüsler patoloji hekimince histopatolojik analizle incelenmiştir. Demografik ve klinik veriler ile laboratuvar değerleri kayıt altına alınmış; NIHSS skorları, ASPECT skorları, BT-anjiyografi bulguları, işlem süreleri, pass sayısı, arteriyel oklüzyonun yeri, trombolitik tedavi durumu, pıhtı içeriği gibi değişkenler analiz edilmiştir. Fibrin ve eritrosit yüzdesine göre gruplar oluşturularak istatistiksel karşılaştırmalar yapılmış; mortaliteyle ilişkili faktörler çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 37 hasta dahil edilmiş olup, ortalama yaş 67.2 idi. Kadın oranı %43,2, fibrin zengin trombüs oranı %48,6, eritrosit zengin oranı %51,4 olarak saptanmıştır. 90. gün mortalite oranı %59,5'tir. Fibrin zengin grupta işlem sonrası mRS değerleri daha yüksek bulunmuş (%77,8 kötü klinik sonlanım, p=0.012), 90. gün mortalite oranı daha fazlaydı (%55,6 vs. %21,1, p=0.031). Fibrin zengin grupta enfeksiyon oranı (%52,9, p=0.024), D-dimer düzeyi (p=0.041) daha yüksekti. Mortalite gelişen grupta fibrin zengin pıhtı oranı anlamlı derecede yüksek (%71,4 vs. %34,8, p=0.031), lenfosit yüzdesi ise daha düşüktü (p=0.024). ROC analizine göre fibrin yüzdesi, 90 günlük mortaliteyi öngörmede anlamlı bulunmuş (AUC: 0.731, p=0.023), %50 eşik değeri üstü fibrin içeriği yüksek mortalite riskiyle ilişkilendirilmiştir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizine göre; fibrin baskın trombüs varlığı (OR: 394, p=0.022), başvurudaki NIHSS skoru (OR: 1.895, p=0.015) ve lenfosit yüzdesi (OR: 0.80, p=0.047) mortaliteyle bağımsız olarak ilişkili saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışma, fibrin baskın pıhtıların daha kötü klinik sonlanım, yüksek mortalite ve mekanik trombektomi esnasında daha fazla girişim gereksinimi ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Fibrin zenginliğinin bağımsız bir mortalite belirleyicisi olarak saptanması, trombüs bileşiminin klinik karar süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Tüm hastalarda aynı teknikle işlem uygulanması, kompozisyonun etkisini izole etme açısından çalışmanın önemli bir metodolojik avantajıdır. Elde edilen veriler, pıhtı kompozisyonunun yalnızca bir patolojik özellik değil, aynı zamanda tedavi başarısı ve hasta prognozu üzerinde belirleyici bir faktör olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, ileride yapılacak daha geniş ve çok merkezli moleküler düzey analizleri içeren çalışmalar; trombüsün biyolojik yapısına göre kişiselleştirilmiş tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

Özet (Çeviri)

Introduction and Objective: Acute ischemic stroke (AIS) accounts for approximately 87% of all stroke cases and constitutes a significant public health concern in terms of both mortality and permanent disability. In recent years, mechanical thrombectomy (MT), particularly in AIS caused by large vessel occlusion (LVO), has enabled effective reperfusion and yielded significantly better functional outcomes compared to conventional treatments (1,2). However, MT does not always achieve uniform success, and one of the primary determinants of this variability is reported to be the histopathological structure of the thrombus (3,4). Erythrocyte-rich thrombi are considered to be softer, requiring fewer thrombectomy passes and often resulting in successful reperfusion on the first attempt. In contrast, fibrin/platelet-rich thrombi are thought to be structurally firmer and less deformable, which makes them more difficult to remove during MT (5,6). The aim of this study is to evaluate the relationship between the erythrocyte and fibrin content ratios in thrombi retrieved from patients treated with MT and the 90-day postprocedural mortality rate. Accordingly, the association between thrombus composition and long-term clinical outcomes was quantitatively examined, with a particular focus on its impact on mortality. Materials and Methods: This study was conducted at the University of Health Sciences Antalya Training and Research Hospital between October 2024 and April 2025, using a prospective case-control design. Patients with arterial occlusion diagnosed within <24 hours from symptom onset to groin puncture, no contraindication for IV-tPA, and who underwent MT by an interventional neurologist resulting in successful revascularization (TICI ≥2b) were included. Thrombi retrieved from patients with pre-stroke mRS ≤2 were subjected to histopathological analysis by a pathology specialist. Demographic and clinical data as well as laboratory parameters were recorded; variables such as NIHSS scores, ASPECTS, CT angiography findings, procedure duration, number of passes, location of arterial occlusion, thrombolytic treatment status, and thrombus composition were analyzed. Groups were formed according to fibrin and erythrocyte percentages, and statistical comparisons were performed. Factors associated with mortality were evaluated using multivariate logistic regression analysis. Results: A total of 37 patients were included in the study, with a mean age of 67.2 years. The female ratio was 43.2%, fibrin-rich thrombi accounted for 48.6%, and erythrocyte-rich thrombi for 51.4%. The 90-day mortality rate was 59.5%. Postprocedural mRS scores were higher in the fibrin-rich group (77.8% poor clinical outcome, p=0.012), and 90-day mortality was also significantly higher in this group (55.6% vs. 21.1%, p=0.031). Infection rates (52.9%, p=0.024) and D-dimer levels (p=0.041) were also higher in the fibrin-rich group. Among patients who died, the proportion of fibrin-rich thrombi was significantly higher (71.4% vs. 34.8%, p=0.031), while lymphocyte percentage was lower (p=0.024). ROC analysis showed that fibrin percentage significantly predicted 90-day mortality (AUC: 0.731, p=0.023), and fibrin content above the 50% threshold was associated with increased mortality risk. According to multivariate logistic regression analysis, the presence of fibrin-dominant thrombus (OR: 394, p=0.022), baseline NIHSS score (OR: 1.895, p=0.015), and lymphocyte percentage (OR: 0.80, p=0.047) were independently associated with mortality. Conclusion: This study demonstrated that fibrin-rich thrombi are associated with worse clinical outcomes, higher mortality, and several passes during mechanical thrombectomy. The identification of fibrin-rich composition as an independent predictor of mortality highlights the need to consider thrombus histology in clinical decision-making. The use of a standardized thrombectomy technique across all patients provides a methodological advantage by isolating the impact of thrombus composition. These findings indicate that thrombus composition is not merely a pathological detail but a determinant factor in treatment success and patient prognosis. Future large-scale, multicenter studies incorporating molecular-level analyses may contribute to the development of personalized treatment strategies based on thrombus biology.

Benzer Tezler

  1. Akut iskemik inme tedavisinde mekanik trombektomi ile birlikte uygulanan aspirasyon trombektominin tedavideki etkinliği ve klinik sonuçlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of the effectiveness and clinical outcomes of aspiration thrombectomy with mechanical thrombectomy in the treatment of acute ischemic stroke

    GÖKAY KARAÇA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Radyoloji ve Nükleer Tıpİzmir Katip Çelebi Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ VOLKAN ÇAKIR

  2. Erişkin Nöroloji Kliniğimize 2022-2024 yılları arasında akut iskemik inme kliniği ile başvurup mekanik trombektomi tedavisi uygulanan hastaların retrospektif olarak incelenmesi

    A retrospective analysis of patients treated with mechanical thrombectomy for acute ischemic stroke admitted to the Adult Neurology Clinic between 2022 and 2024

    BURAK GÜNEY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    NörolojiGaziantep Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HALİL AY

  3. Akut iskemik inme hastalarında trombolitik ve/veya trombektomi uygulamaları öncesi kan basıncı kontrolüne kadar geçen süre: Nikardipin ve lLabetalol'un karşılaştırılması

    Comparison of nicardipine and labetalol in time to blood pressure control prior to thrombolytic and/or thrombectomy procedures in patients with acute ischemic stroke

    AHMET UYANIK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    NörolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZGÜR SÖĞÜT

    UZMAN TARIK AKDEMİR

  4. Tandem oklüzyonlu akut iskemik inmede endovasküler tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of endovascular treatment outcomes in acute ischemic stroke with tandem occlusion

    RİDVAN MODANLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Radyoloji ve Nükleer TıpHarran Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ FERİT DOĞAN

    DOÇ. DR. VEYSEL KAYA

  5. Akut inmenin mekanik trombektomi ile tedavisinde stent ve aspirasyon kateteri uygulamalarının doz farklılıklarının hesaplanması

    Calculation of dose differences between stent and aspiration catheter applications in the treatment of acute stroke with mechanical thrombectomy

    DEMET ÖZMEN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Radyoloji ve Nükleer TıpEge Üniversitesi

    Nükleer Bilimler Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MÜSLİM MURAT SAÇ

    DOÇ. DR. CELAL ÇINAR