Geri Dön

Pelvik organ prolapsusu ve üriner inkontinans gelişmesinde doğum şekli ve sayısının etkisi

The impact of delivery mode and parity on development of pelvic organ prolapse and urinary incontinence

  1. Tez No: 977035
  2. Yazar: SALİHA SAĞNIÇ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MELİKE DOĞANAY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Cerrahi-kadın doğum, Surgery-obs.-gyn.
  7. Yıl: 2014
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu çalışmanın amacı; kadınlarda, doğum şeklinin ve sayısının pelvik organ proplapsusu ve üriner inkontinans gelişmesindeki etkisini incelemektir. Retrospektif olarak dizayn edilmiş olan bu gözlemsel çalışmaya, Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Eğitim Planlama ve Koordinasyon Kurulu'ndan gerekli onay alınarak başlandı. 2007 ile 2012 yılları arasında Jinekoloji Kliniğinde pelvik organ prolapsusu (POP) ve üriner inkontinans nedeniyle cerrahi geçirmiş 1500 hastanın kayıtları incelenmiş olup dışlama kriterleri sonrası 875 hasta çalışmaya dahil edildi. Pelvik organ prolapsus cerrahisi geçiren 353 hasta, prolapsusu olmayan 129 hasta içeren kontrol grubu ile; anti-inkontinans cerrahisi geçiren 201 hasta bu tip bir cerrahi geçirmeyen 192 hasta içeren kontrol grubu ile yaş, vücut kitle indeksi, abdominopelvik cerrahi geçirmeleri, gebelik öyküleri, parite sayıları, doğum şekilleri ve 2. derece ve üstü pelvik organ prolapsusu bulunması bakımından karşılaştırıldı. Bağımsız grupların karşılaştırılmasında sürekli değişkenler için Student-t test ve Mann-Whitney-U testi kullanıldı. Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında ise Ki-Kare testi kullanıldı. Ana faktör olarak belirlenen prolapsus ve inkontinans gelişmesi üzerine parite ve doğum şeklinin çoklu etkisi lojistik regresyon analizi ile değerlendirildi. Veriler %95 güven düzeyinde incelenmiş olup p< 0,05 olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Elde ettiğimiz bulgularda prolapsusu olan ve olmayan gruplarda tıpkı anti-inkontinans cerrahisi geçiren ve geçirmeyen gruplarda olduğu gibi gebelik öyküleri bakımından fark bulunamazken; parite sayısı bakımından her iki grupta istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Parite sayısı arttıkça pelvik taban disfonksiyonu nedeniyle cerrahi geçirme riskinin arttığı gözlendi. Prolapsus cerrahisi için 5 ve üzeri doğum yapan hastalarda bu risk en yüksek oranda (OR:9.27, %95CI:5-15) saptandı. Gruplar doğum şekilleri açısından karşılaştırıldığında pelvik organ prolapsusu olan ve olmayan grupta anlamlı fark saptanırken, anti-inkontinans cerrahisi geçiren ve geçirmeyenler arasında anlamlı fark saptanmadı. POP ve anti-inkontinans cerrahisi geçiren hastalar kendi içinde değerlendirildiğinde doğum şekilleri bakımından her iki grupta da anlamlı fark saptanmadı. Klinik pratikte oldukça sık karşılaşılan pelvik taban disfonksiyonun parite sayısı ile yakından ilişkili olmasından dolayı birden çok çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların bu konu hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir. Her ne kadar doğum şeklinin etkisi saptanmamış olsa da obstetrik bakım, yaşam tarzı değişikliği ve benzer önlemler ile pelvik taban disfonksiyonu sıklığının azaltılabileceğini düşünmekteyiz.

Özet (Çeviri)

The aim of this study is to investigate the effect of the mode of delivery and the number of parity on development of pelvic organ prolapse and urinary incontinence. This retrospectively designed observational study has been performed by the necessary consent taken from Dr.Zekai Tahir Burak Women's Health Education and Research Hospital Education Planning and Coordination Department. The records of 1500 patients who had undergone surgery for pelvic organ prolapse and urinary incontinence between 2007 and 2012 were evaluated, and after exclusion criteria 875 patients were included in the study. 353 patients with the history of pelvic organ prolapse surgery were compared with 129 controls who had no organ prolapse, 201 patients with history of anti-incontinence surgery were compared with 192 controls who had no such surgery, according to age, body mass index, history of abdominopelvic surgery, obstetric history, number of parity, mode of delivery and persistance of second degree and more prolapse. To compare independent groups, for continuous variables Student's t-test and Mann-Whitney-U test were used. Chi-square test was used to compare categorized variables. Multiple effect of number of parity and mode of delivery on the development of prolapse and incontinence, which were determined as main factors, was analyzed by logistic regression. Data were assessed with %95 confidence interval and p< 0,05 was accepted as statistically significant. Our findings suggested no difference regarding obstetric history, between organ prolapse group and the controls, as well as between anti-incontinence surgery group and controls, whereas statistically significant difference was found between the groups according to number of parity. The risk of having a surgery for pelvic floor dysfunction was higher with increasing number of parity. The highest risk was found in multiparous who have a history of 5 and more deliveries (OR:9.27, %95CI:5-15). When groups were compared according to mode of delivery, a statistically significant difference was detected between prolapse group and controls, however there was no statistically significant difference between anti-incontinence surgery group and controls. There was no difference regarding mode of delivery in either prolapse group, or anti-incontinence group. Since pelvic floor dysfunction, which is a commonly encountered medical issue in clinical practice, is closely related to number of parity, women planning more than one delivery should be informed about this concern. Although the effect of mode of delivery has not been shown clearly, we believe the incidence of pelvic floor dysfunction can be decreased with proper obstetric care, life style changes and similar precautions.

Benzer Tezler

  1. Stria gravidarum varlığının matriks metalloproteinaz düzeyi ve pelvik taban disfonksiyonu ile ilişkisinin incelenmesi

    Investigation of the relationship between the presence of striae gravidarum, matrix metalloproteinase levels and pelvic floor dysfunction

    EDA NUR HEPBİLDİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NUR GÖZDE KULHAN

  2. İZOLE PELVİK ORGAN PROLAPSUSU VEYA DESENSUSU TANISI ALAN HASTALARDA FARKLI CERRAHİ GİRİŞİMLER SONRASI REZİDÜ İDRAR MİKTARININ VE ÜRİNER İNKONTİNANS GELİŞME SIKLIĞININ ARAŞTIRILMASI

    A comparison of post-micturition residue values after various surgical procedures and A study of urinary incontinence prevalence in patients with previously diagnosed pelvic organ prolapse or descensus

    HANDE SEZER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    UZMAN SIDIKA SİBEL GÜLOVA

  3. Ürogenital prolapsus tanısı almış kadınlarda yaşam kalitesinin belirlenmesi

    Determination of the quality of life in urogenital prolapse diagnosed women

    ELİF ÖZDEMİR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    HemşirelikSanko Üniversitesi

    Hemşirelik Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ MÜYESSER ERDEM

    PROF. DR. GÜLŞEN VURAL

  4. Pelvik organ prolapsusu nedeniyle sakrospinöz fiksasyon ve laparoskopik lateral süspansiyon yapılan hastaların postoperatif üriner inkontinans üzerine etkisi ve prolapsus nüksü açısından değerlendirilmesi

    Evaluation of the effect of sacrospinous fixation and laparoscopic lateral suspension, on postoperative urinary incontinence and prolapse recurrence in patients with pelvic organ prolapse

    HUMEYRA CANBAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÇETİN KILIÇÇI

    UZMAN REYYAN GÖKÇEN İŞCAN

  5. Miks üriner inkontinans ve/veya pelvik organ prolapsusu nedeniyle opere edilen hastaların postoperatif dönemde aşırı aktif mesane semptomlarının ve hayat kalite standartlarının değerlendirilmesi

    Evaluation of over active bladder symptoms and quality of life in patients with mixed urinary incontinence and / or pelvic organ prolapse

    SALİH POLAT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    ÜrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TARIK YONGUÇ