İnflamatuvar bağırsak hastalıklarında anti-TNF kullanan hastaların retrospektif değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of patients with inflammatory bowel diseases using anti-TNF agents
- Tez No: 979609
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ TAHİR BURAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Manisa Celal Bayar Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu retrospektif çalışmanın temel amacı; biyolojik tedavilerin inflamatuar barsak hastalıklarında (İBH) remisyonun sağlanmasındaki etkinliklerini, farklılıklarını, birbirlerine üstünlüklerini ve tedavi yanıtsızlığına etki edebilecek faktörleri değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi kliniğimizde 2014-2024 yılları arasında Ülseratif Kolit (ÜK) ya da Crohn Hastalığı (CH) tanısıyla takip edilen hastalardan oluşturulmuştur. Bu dönemde taranan 2037 hastadan en az bir anti-tnf ajan kullanmış ve dahil edilme kriterlerini sağlayan 100 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların demografik ve hastalık özellikleri, immunmodülatör kullanımı ve ekstraintestinal komplikasyonları incelenmiştir. Anti- tnf tedavilerin klinik ve laboratuvar yanıtları, tedavi sonrası kaydedilerek tedaviler arası karşılaştırma yapılmıştır. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 100 hastanın %64'ü Crohn hastalığı (CH), %34'ü Ülseratif kolit (ÜK) tanısı almıştı. CH grubunun %54.79'u, ÜK grubunun ise %56.25'i erkekti. ÜK hastalarının ortalama yaşı (41.56 yıl), CH hastalarına göre (38.93 yıl) daha yüksekti ve tanı yaşı açısından gruplar arasında anlamlı fark saptandı (p=0.001). Klinik bulgular değerlendirildiğinde, perianal fistül yalnızca CH hastalarında (%26.03) görülürken, kanama ÜK hastalarında (%34.38) CH hastalarına kıyasla belirgin olarak daha yüksekti (%5.48). Karın ağrısı CH grubunda (%52.05) ÜK grubundan (%12.50) anlamlı derecede fazlaydı. Dışkılama bozukluğu her iki hastalıkta da en sık bildirilen semptomdu (CH %58.90; ÜK %50.00). Hastaların %78'i adalimumab, %22'si infliksimab kullanmaktaydı. Medyan tedavi süresi adalimumab grubunda 11 ay, infliksimab grubunda 9 ay olarak bulundu. Tedavi kesilme oranı infliksimabda %68.2, adalimumabda %44.9 olup anlamlı düzeyde daha yüksekti. Hasta isteğiyle tedaviyi bırakma oranı infliksimab grubunda (%22.7), adalimumab grubuna göre (%5.1) belirgin olarak yüksekti. En sık tedavi kesilme nedeni her iki grupta da etkisizlik/yanıt kaybıydı (adalimumab %16.7; infliksimab %22.7). Abse/fistül gelişimi nedeniyle kesilme infliksimab grubunda daha fazlaydı (%9.1 vs %5.1). Tedavi öncesi CRP değerleri infliksimab grubunda daha yüksek olup, tedavi sonrası her iki ilaçta da CRP'de anlamlı düşüş sağlandı. İnfliksimab mutlak CRP düşüşünde (≈12.7 mg/L), adalimumab ise nispi düşüş oranında (%59.0 vs %54.5) daha yüksek yanıt gösterdi. Eşlik eden hastalıkların (kardiyovasküler, endokrin/metabolik, solunum, nörolojik/psikiyatrik, romatolojik/otoimmün) anti-TNF tedavi grubuna göre dağılımında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0.05). SONUÇ: Bu retrospektif çalışmada, İnflamatuar Bağırsak Hastalığı (İBH) hastalarının demografik özellikleri ile adalimumab ve infliksimab tedavilerine verdikleri yanıtlar değerlendirilmiştir. Çalışmada Crohn hastalığının daha sık görüldüğü (%64) ve her iki İBH alt tipinde de erkek hastaların daha baskın olduğu bulunmuştur. Hastalıkların klinik farklılıklarına uygun olarak, Ülseratif Kolit'te (ÜK) mukozal kanama, Crohn hastalığında (CH) ise karın ağrısı ve perianal fistül daha belirgindir. Hastaların büyük çoğunluğu adalimumab kullanmıştır (%78). Bu grupta tedavi kalıcılığı infliksimab grubuna göre daha yüksektir (11 aya karşı 9 ay). İnfliksimab grubunda tedavi kesilme oranının (%68.2) ve özellikle hasta isteği ile kesilmenin dört kat daha yüksek olması, intravenöz uygulamanın hasta uyumu üzerindeki etkisini göstermektedir. Her iki ilaçta da en sık tedavi kesilme nedeni etkisizlik/yanıt kaybı iken, infliksimab grubunda abse/fistül gelişimine bağlı kesilme daha sık görülmüştür; bu durum infliksimabın başlangıçta daha ağır hastalık fenotiplerinde tercih edilmesiyle uyumludur. Her iki tedavi ile de anlamlı inflamasyon kontrolü sağlanmıştır. İnfliksimab daha yüksek mutlak CRP düşüşü sağlarken, adalimumab daha yüksek nispi düşüş oranı göstermiştir. Bu sonuçlar, her iki anti-TNF ajanının da etkin olduğunu; ancak tedavi kalıcılığı ve hasta uyumu açısından uygulama yolunun önemli rol oynadığını göstermektedir.
Özet (Çeviri)
Objective: The primary aim of this retrospective study was to evaluate the efficacy of biological therapies in achieving remission in inflammatory bowel diseases (IBD), to compare their differences, relative advantages, and to identify factors that may affect treatment non-response. Materials and Methods: Our study included patients diagnosed with Ulcerative Colitis (UC) or Crohn's Disease (CD) and followed up in our clinic at Manisa Celal Bayar University Faculty of Medicine between the years 2014 and 2024. Among 2037 patients screened during this period, 100 patients who had used at least one biological agent and met the inclusion criteria were enrolled in the study. Patients' demographic and disease characteristics, use of immunomodulators, and extraintestinal complications were analyzed. Clinical and laboratory responses to biological treatments were recorded after treatment, and comparisons were made between the different therapies. Results: A total of 100 patients were included in the study, of whom 64% were diagnosed with Crohn's disease (CD) and 34% with ulcerative colitis (UC). In the CD group, 54.79% of the patients were male, while 56.25% of UC patients were male. The mean age at diagnosis was higher in UC patients (41.56 years) compared with CD patients (38.93 years), and the difference between the groups was statistically significant (p=0.000). Regarding clinical manifestations, perianal fistula was observed exclusively in CD patients (26.03%). Rectal bleeding was significantly more frequent in UC (34.38%) than in CD patients (5.48%). Abdominal pain was also more common in the CD group (52.05%) compared with the UC group (12.50%). Altered bowel habits (diarrhea/increased defecation frequency) were the most frequently reported symptoms in both CD (58.90%) and UC (50.00%) patients. Overall, 78% of the patients received adalimumab and 22% received infliximab. The median treatment duration was 11 months in the adalimumab group and 9 months in the infliximab group. The treatment discontinuation rate was significantly higher in the infliximab group (68.2%) compared with the adalimumab group (44.9%). Discontinuation due to patient preference was also notably higher in the infliximab group (22.7% vs. 5.1%). Loss of response/ineffectiveness was the most common reason for treatment cessation in both groups (adalimumab 16.7%; infliximab 22.7%). Discontinuation due to abscess/fistula formation was more frequent in the infliximab group (9.1%) than in the adalimumab group (5.1%). Baseline CRP levels were higher in the infliximab group. Following treatment, both anti-TNF agents resulted in a significant reduction in CRP levels. Infliximab demonstrated a greater absolute decrease (≈12.7 mg/L), while adalimumab showed a higher relative reduction percentage (59.0% vs. 54.5%). No statistically significant differences were found between anti-TNF treatment groups regarding the distribution of comorbidities, including cardiovascular, endocrine/metabolic, respiratory, neurological/psychiatric, and rheumatologic/autoimmune diseases (p>0.05). Conclusion: In this retrospective study, the demographic characteristics of IBD patients followed in our clinic and their responses to adalimumab and infliximab treatments were evaluated. The study found that Crohn's disease was more common (64%) and that male patients were dominant in both IBD subtypes. Mucosal bleeding in Ulcerative Colitis (UC) and abdominal pain and perianal fistula in Crohn's disease (CD) were found to be more prominent; these findings were consistent with the natural clinical differences of the diseases. The majority of patients used adalimumab (78%). Treatment persistence in this group was found to be higher compared to the infliximab group (11 months versus 9 months). The significantly higher treatment discontinuation rate (68.2%) in the infliximab group, particularly the four-fold higher rate of discontinuation due to patient request, suggests the impact of the intravenous route of administration on patient adherence. While the most common reason for discontinuation in both drugs was inefficacy/loss of response, discontinuation due to abscess/fistula development was more common in the infliximab group; this is consistent with infliximab initially being preferred in more severe disease phenotypes. When evaluating CRP changes, significant inflammation control was achieved with both treatments. Infliximab provided a greater absolute CRP reduction, while adalimumab showed a higher percentage reduction rate. These results indicate that both anti-TNF agents are effective; however, the route of administration plays an important role in treatment persistence and patient adherence.
Benzer Tezler
- İnflamatuvar bağırsak hastalıklarının retrospektif değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of inflammatory bowel diseases
ERCÜMEND FETİH ONAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
GastroenterolojiSağlık Bakanlığıİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÖZDE DERVİŞ HAKİM
- İnflamatuar bağırsak hastalığı tedavisinde biyolojik ajan tedavisinin retrospektif analizi
Retrospective analysis of biological agent treatment in inflammatory bowel disease
HATİCE METİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
İç HastalıklarıEskişehir Osmangazi Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. TUNCER TEMEL
- Ülseratif kolit ve crohn hastalığı tanılı hastaların demografik özellikleri ve biyolojik ajan kullanan hastaların dökümü
Demographic features of patients diagnosed with ulcerative colitis and crohn's disease and inventory of patients using biological agents
MERİH REİS ARAS
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
GastroenterolojiKaradeniz Teknik Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ORHAN ÖZGÜR
- İnflamatuar bağırsak hastalığında dermatolojik bulgular ve bunların sosyodemografik özelliklere göre değerlendirilmesi
Evaluation of dermatological findings in inflammatory bowel disease and their evaluation according to sociodemographic characteristics
MÜBERRA MERAL ÖZDEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
DermatolojiKaradeniz Teknik ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ İBRAHİM ETEM ARICA
- Bağırsak hasar modellerinde kemik iliği mezenkimal kök hücre ve bağırsak mezenkimal kök hücrelerin rejeneratif ve immün modülatuvar etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of regenerative and immune modulatory effecets of bone marrow and intestinal mesenchymal stem cells i intestinal damage models
BURCU PERVİN
Doktora
İngilizce
2025
BiyolojiHacettepe ÜniversitesiKök Hücre Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FATİMA AERTS KAYA