Çalışma yaşamında iktidar-özne ilişkisine duygusal emek ile bakmak
Examining power-subject relation in working life through the lens of emotional labor
- Tez No: 980180
- Danışmanlar: DOÇ. DR. BERFİN VARIŞLI
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Sosyoloji, Sociology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Maltepe Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Sosyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Sosyoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu doktora çalışması, hizmet üretimine dayalı üç farklı kurumsal yapıda, bireylerin duygusal emek ve özneleşme deneyimlerini karşılaştırmalı olarak ele alarak, çalışma yaşamındaki iktidar-özne ilişkilerini duygusal emek bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, geleneksel, kamu ve modern yapı olmak üzere üç ayrı kurumsal yapıdan seçilen 55 katılımcıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yoluyla gerçekleştirilmiş; veriler tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Kuramsal çerçeve, Hochschild'in duygusal emek yaklaşımı, Foucault'nun biyoiktidar ve özneleşme kavramları, Marx'ın yabancılaşma kuramı ile Sennett'in görünmeyen emek ve karakter aşınması analizleri üzerine kurulmuştur. Bulgular, kurum kültürünün yalnızca yönetimin anlık tercihleriyle değil; aynı zamanda tarihsel süreklilik, sektörel dinamikler ve toplumsal normların etkileşimiyle şekillenen çok katmanlı bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır. Kurumsal denetim ve gözetim mekanizmaları, bireyin davranışlarını doğrudan kontrol etmenin ötesinde, kurumsal hakim söylemler aracılığıyla içselleştirilmiş normlar ve performans odaklı beklentiler kişiyi çalışma yaşamında öz düzenlemeye yönlendirmekte; böylece bireyin duygusal ve davranışsal pratikleri kurumsal rızanın sınırları içinde yeniden biçimlenmektedir. Bu süreçte, çalışanların özgün duygularını bastırmaları, kurumsal amaçlara uygun düşen yapay duygusal gösterimlerde bulunmaları ve bu gösterimlere süreklilik kazandırmaları bir tür zorunlu uyum pratiğine dönüşmektedir. Bu zorunlu uyum, farklı kurumsal yapılarda biçimsel olarak çeşitlense de özünde benzer dinamiklerle işlemekte; modern kurumlardaki yönetim pratiklerinin, geleneksel yapılardan temelde ayrışmadığı gözlemlenmektedir. Pandemi sonrası dönemde değişen ve dijitalleşen çalışma biçimleriyle birlikte duygusal emek daha görünmez ama daha sürekli bir hale gelmiş; böylece performans odaklı normlar aracılığıyla çalışanı denetleyen ve duygusal emeği yeniden üreten kapitalist yapının sürekliliği pekişmiştir. Çalışanın kurumdan fiziken uzaklaşması kurum kültüründe belirli bir aşınmaya yol açarken, bireysel çalışma biçimleri ön plana çıkmış; ancak duygusal emek üretimi dijital ortamda da kesintisiz biçimde devam etmiştir.
Özet (Çeviri)
This doctoral study aims to examine power–subject relations in working life through the lens of emotional labor by comparatively analyzing the experiences of individuals situated within three distinct organizational structures rooted in service provision. The research was conducted through semi-structured in-depth interviews with 55 participants selected from traditional, public, and modern institutions, and the data were analyzed using thematic analysis. The theoretical framework is grounded in Hochschild's concept of emotional labor, Foucault's notions of biopower and subjectivation, Marx's theory of alienation, and Sennett's analyses of invisible labor and character corrosion. The findings reveal that organizational culture is shaped not merely by managerial preferences but through a multilayered interplay of historical continuity, sectoral dynamics, and societal norms. Surveillance and control mechanisms regulate individual behavior not solely through direct oversight but via dominant institutional discourses that foster internalized norms and performance-based expectations, thereby orienting individuals toward self-regulation. In this process, workers are compelled to suppress authentic emotions, perform institutionally sanctioned affective displays, and maintain these displays continuously, resulting in a form of obligatory emotional compliance. While the manifestation of this compliance varies across organizational types, the underlying mechanisms remain structurally similar. It is observed that the managerial practices of modern institutions do not fundamentally differ from those of traditional ones. In the post-pandemic era, emotional labor has become less visible yet more persistent due to the rise of digitalized work arrangements, reinforcing the continuity of a capitalist system that monitors employees and reproduces emotional labor through performance norms.Although physical distancing has led to certain erosions in organizational culture and increased the prominence of individualized work styles, emotional labor production has continued uninterrupted in digital environments.
Benzer Tezler
- L'éducation émancipatrice
Özgürleştiren eğitim
BEKİR AŞÇI
Doktora
Fransızca
2026
Eğitim ve ÖğretimGalatasaray ÜniversitesiFelsefe Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÖMER ORHAN AYGÜN
- Hukuk ve tiyatro: Shakespeare tragedyasında hukuk ve adalet gerilimi
Law and theater: The tension between law and justice in Shakespearean tragedy
YEŞİM EZGİ KÖSE
- “Yoga”üzerine Mıchel Foucault'cu analiz: Muğla örneği
A foucauldian analysis of yoga: The case of Muğla
MİRAY ÖZDEMİR
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
SosyolojiMuğla Sıtkı Koçman ÜniversitesiSosyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HASAN ŞEN
- Televizyon üzerinden dindar/mütedeyyin kadınları anlamak: Dindar kadınların televizyonu alımlama ve kullanım biçimleri
Understanding religious/pious women through television: Religious women's reception and usage of television
ERGEN DEVRİM KARAGÖZ
Doktora
Türkçe
2022
İletişim BilimleriGalatasaray ÜniversitesiRadyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÖZLEM DANACI YÜCE
- An atlas of spatial practices subject to power relations as means of self-securitization
Bir öz güvenlikleştirme aracı olarak güç ilişkilerine konu olan mekânsal pratikler atlası
EKREM KAYNAR
Yüksek Lisans
İngilizce
2023
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. NİZAM ONUR SÖNMEZ