Geri Dön

İbnü'l-Mutahhar Hillî'nin varlık görüşü

Ibnu'l-Mutahhar Hilli's idea of existence

  1. Tez No: 982782
  2. Yazar: HUMAY USUBBAYLI
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ÖMER MAHİR ALPER
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Felsefe, Din, Philosophy, Religion
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Varlık kavramı; kuşatıcı, bedîhî ve bütün mevcûdâtın temelini oluşturan en genel kavramdır. İnsan zihni, sorgulama ve soyutlama eylemini ilk olarak genel varlık (vücûd-i âm) kavramı üzerinden harekete geçirmiştir. Çünkü mahsûsâtın ve ma'lûmâtın bütün yönleriyle bilgisini, kendisinde cemetmiş olan genel varlık kavramını herhangi bir şekilde tanımlamak imkânsızdır ve bu yönüyle o, onu ifade edebilecek bütün kelimelerden daha açıktır. Genel varlığın bu yönünü ilksel olarak bilen insan nefsi, onun kapsayıcılığından hareketle kendisinden zerre kopararak belirli bir tarzda mevcûd olan özel varlık alanını sorgulamaya yönelir. Mevcut olmak bakımından mevcut kavramının, en yüce ilim olan metafizik ilminin konusu olduğunu vurgulayan İslâm düşüncesinin önde gelen filozoflarından İbn Sînâ (v. 428/1037) bu teşebbüsü ile varlık kavramını sistematik bir şekilde düşünce tarihimizin aklî mertebedeki meselelerini çözmede, merkezi bir yerde konumlandırmıştır. Biz bu tezde, İslâm düşüncesinde şerh ve hâşiye döneminde şârih ve muhaşşî ismiyle adından sıkça söz ettiren İbnü'l-Mutahhar Hillî'nin (v.726/1325) varlık görüşünü umûr-i âmme bağlamından hareketle kavramsal ve zaman zaman da problematik düzeyde inceledik. Varlık kavramının tanımı, varlığın tanımlanması sorunu, varlığın müşterekliği konusu çerçevesinde, onun lafzî ve manevî müşterekliği, varlık tarzlarına konu olan; hâricî varlık, zihnî varlık, nefsü'l-emr varlık, aklın itibari gereği genel varlığı zihinde yüklemler olarak atfedilmesinden ortaya çıkan; zorunlu varlık, mümkün varlık ve varlık anlamını hiçbir şekilde hak etmeyen imkânsız kavramı çerçevelerinde ele aldık. Akabinde de varlığın zıddı olarak tanımlanan yokluk kavramına dair meselelerden olan; yokluğun ikinci akledilir olması, yokluğun tasavvurunun imkânı, yokların ayrışması meseleleri ile beraber özel varlık kavramını anlamlandırmak bağlamında ortaya çıkan mâhiyet öğretisini varlık ilişkisi bağlamında değerlendirdik. Haddizatında mâhiyet kavramı, mâhiyetin İslâm düşüncesi tarihindeki alımlama evreleri ve Hillî'nin bu bağlamdaki görüşleri, yine mâhiyet öğretisine dair meselelerle ilişkilendirilmiş olan ma'dûmun şeyliği meselesi, bu sorunun bir alt başlığı olarak incelenen hâl teorisi ile beraber hiyerarşik düzeyde varlık mertebesinde konumlanan zorunlu varlığın ve mümkün varlığın mâhiyetle olan ilişkisinin incelenmesinin yanı sıra, yaratılmaya konu olan mâhiyetin mec'ûliyeti, arazlardan ayrışması ve mâhiyetin teşahhusu konusunda detaylı olarak ele aldık. Son olarak varlık kavramını, varlığın bölümlenmesi çerçevesinde değerlendirerek, Hillî'nin düşüncesinde özel olarak tartışılan kadîm ve muhdesin özellikleri ile hâdis varlığın taksimi olarak ortaya çıkan cevher ve araz kavramlarını inceledik. Çalışmanın temel amacı, İbn Sînâ felsefî sisteminden miras kalan meseleler üzerine yeni bir gelenek inşa ederek şerh ve hâşiye geleneğinin öne çıkan isimlerinin; Fahreddin er-Râzî (v.606/1210), Nasîrüddin Tûsî'nin (v.672/1274) ve Necmüddîn Kâtibî (v.675/1277) ve başka düşünürlerin eserlerini de merkeze alarak mevcut geleneğe varlık bahsi noktasından hareketle ilgili meselelere hem kavramsal hem de problematik düzeyde katkı sağlayan Hillî'nin özgün düşüncelerini mukayeseli bir şekilde ortaya koymaktır.

Özet (Çeviri)

Ontology (wujūdiyyāt) constitutes the most universal and fundamental domain of philosophical inquiry, encompassing all that exists and forming the foundation of reality. As a self-evident concept, existence requires no definition; all contingent beings derive their ontological grounding from it as the ultimate principle. The human intellect, in its earliest act of abstraction and inquiry, engaged with the notion of absolute existence (wujūd ʿām). This concept, which transcends the confines of sensory and intellectual grasp, cannot be defined comprehensively and is, in its essence, clearer than any expression attempting to articulate it. Recognizing this, the human soul perceives the reality of absolute existence innately (a priori), yet turns its focus to particularized forms of existence, detaching itself from its universal scope. Ibn Sina (d. 1037), one of the foremost figures in Islamic philosophy, emphasized that being is the primary subject of metaphysics, regarded as the highest form of knowledge. His systematic placement of absolute existence at the heart of intellectual discourse established a framework for addressing the philosophical challenges that permeated Islamic thought. In this study, we examine Ibn al-Mutahhar Hillî's (d. 1325) thery of existence positioning his perspective within the domain of umūr ʿāmma (the general properties of being) while addressing it both conceptually and problematically. Our inquiry delves into foundational discussions, such as the definability of existence, the universality (ishtirāk) of the concept of existence in its literal and metaphysical dimensions, and the modes of existence, including external (wujūd khārijī), mental (wujūd dhihnī), and nafs al-amr realities. We also explore Hillî's treatment of absolute existence as the origin of necessary (wājib), possible (mumkin), and impossible (mumtaniʿ). In the context of non-existence (ʿadam), we analyze its secondary intelligibility, its conceivable aspects, and the differentiation of non-existent entities within the discourse of quiddity (māhiyya). Additionally, we address the nature of quiddity, its development in Islamic intellectual history, and its integration with Hillî's perspectives, particularly concerning the ontological status of non-being (shayʾiyya al-maʿdūm) and the theory of states (ḥāl). The hierarchical relationship between necessary and possible existents and their correlation with quiddity is critically assessed, alongside discussions on the contingency of quiddity, its individuation, and its distinction from accidental attributes (ʿaraḍ). Finally, we consider Hillî's treatment of the divisions of existence, analyzing the characteristics of the eternal (qadīm) and the originated (ḥādith), as well as the classification of contingent beings into substances (jawhar) and accidents, which represent the subdivisions of contingent existence. The study aims to contextualize Hillî's ontological ideas within the philosophical legacy of key figures such as Fakhr al-Dīn al-Rāzī (d.606/1210), Naṣīr al-Dīn al-Ṭūsī (d. 672/1274), and Najm al-Dīn al-Kātibī (d.675/1277). By tracing Hillî's engagement with and development of these inherited traditions, this research highlights his original contributions to Islamic philosophy, particularly concerning the perennial question of existence.

Benzer Tezler

  1. İbnü'l- Mutahhar el-Hillî'nin Eş'arîlik eleştirisi -Nehcü'l-Hakk ve Keşfü's-Sıdk adlı eseri bağlamında-

    Ibnu'l Mutahhar al-Hilli' s criticism to Ash'ari -in the context of the work“Nahcu'l- Hakk and Kaşf as-Sidk”

    HATİCE GÖKDEMİR

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    DinMarmara Üniversitesi

    Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET ÜMİT

  2. İbn Sînâ sonrası İslam felsefesinde cisim teorisi: Hikmetü'l-'Ayn ve şerhleri çerçevesinde

    The theory of body in Islamic philosophy after Ibn Sīnā: In the context of Hikmat al-'Ayn and its commentaries

    MEHMET SAMİ BAGA

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Felsefeİstanbul Üniversitesi

    Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖMER MAHİR ALPER

  3. Tusi'nin Tecridü'l-İtikad'ı ve şerhlerinde varlık ve mahiyet

    Essence and existence in al-Tusi's Tajrid al-İtiqad and its commentaries

    AYŞE BETÜL TEKİN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    FelsefeMarmara Üniversitesi

    Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUHİTTİN MACİT

  4. Tecrîdü'l- itikad ve şerhlerinde illiyet problemi

    The problem of causation in tecrîdü'l- itikad annotations

    ÖMER KARA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    FelsefeAnkara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi

    Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT DEMİRKOL

  5. İbnü'l-Mutahhar el-Hillî'nin hilafet-imâmet anlayışı

    Ibnul-Mutahhar al-Hilli's understanding of caliphate-imamate

    MUHSİNE OĞDU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    DinOrdu Üniversitesi

    Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET KENAN ŞAHİN