Geri Dön

Duktal karsinoma in situ adlandırmasının hasta tedavisindeki etkisi

The impact of ductal carcinoma in situ nomenclature on patient treatment

  1. Tez No: 983096
  2. Yazar: ÇAĞRI SAYLAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ŞADİYE NURAY KADIOĞLU VOYVODA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Duktal karsinoma in situ (DCIS) bazal membranı aşmadan epitel hücrelerinin çoğalmasıyla karakterize edilen noninvaziv meme kanseridir. DCIS klinik, genetik ve biyobelirteç özellikleri açısından farklılık gösteren heterojen bir lezyon grubudur. Dr Tabár ve arkadaşları, bu terminolojik ve sınıflandırma sorununa çözüm olarak tümörleri gelişim gösterdikleri anatomik yapılara göre yeniden adlandırmayı önermiştir. Bu çalışmanın amacı, Tabár sınıflandırmasının hasta tedavisine etkisini ortaya koymaktır. Çalışmamıza 2010-2022 yılları arasında hastanemizde operasyon ile DCIS tanısı almış hastalar dahil edilmiştir. DCIS olguları, mamografik bulgular temel alınarak Tabár sınıflamasına göre kategorize edilmiştir. Tabár, lezyonun mikrokalsifikasyon tipinden yola çıkarak köken aldığı anatomik yapıya göre“Acinar Adenocarsinoma of the Breast (AAB)”ve“Ductal Adenocarcioma of the Breast (DAB)”şekilinde iki ana gruba ayrılmıştır. Her bir olgunun mamografisi, Tabár'ın tanımladığı mikrokalsifikasyon morfolojisi ve dağılım kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Kategorizasyon sonrası her hasta için uygulanan ilk cerrahi tedavinin yeterliliği, uluslararası kılavuzlar doğrultusunda değerlendirilmiştir. Çalışmamıza DCIS tanısı almış yaş ortalaması 54 (yaş dağılımı 29-79) olan 90 kadın hasta dahil edilmiştir. Olguların tanı anındaki mamografilerinde %87'inde mikrokalsifikasyon saptanmıştır (78/90 olgu). Tüm olguların ilk tedavileri değerlendirildiğinde, 52 hastada (%57,8) ideal tedavi uygulandığı, 35 hastada (%38,9) yetersiz tedavi uygulandığı ve 3 hastada (%3,3) ise aşırı tedavi uygulandığı görülmüştür. AAB grubunda 32 olgunun 23'inde (%71,9) ilk tedavi ideal bulunurken, 7'sinde (%21,9) yetersiz kalmış, 2 olguda (%6,3) ise gereğinden geniş tedavi uygulanmıştır. DAB sınıfındaki 39 olgunun 21'sinde (%53,8) ideal tedavi sağlanırken, 17 olguda (%43,6) başlangıç tedavisi yetersiz kalmış, 1 hastada (%2,6) ise aşırı tedavi edildiği görülmüştür. Kombine (AAB + DAB) grubunda ise sadece 8 olguda (%42,1) ilk tedavi ideal düzeydeydi; bu gruptaki hastaların 11'inde (%57,9) ilk cerrahi girişim yetersiz kalmış ve ek cerrahi gereksinimi doğmuştur. DAB ve AAB+DAB kombine hasta grubunda undertreatment eğilimi olduğu görülmüştür. DCIS tanısı almış her hastada lezyonun anatomik kökeni (AAB, DAB ya da DAB+AAB) net şekilde tanımlanmalıdır. Cerrahide seçilecek yöntem bu farklılık gözetilerek planlanmalı, ileri görüntüleme ve biyopsi stratejileri bu sınıflama doğrultusunda şekillendirilmeli ve tekrarlayan cerrahilerin önüne geçilmelidir.

Özet (Çeviri)

Ductal carcinoma in situ (DCIS) is a non-invasive breast cancer characterised by the proliferation of epithelial cells without crossing the basement membrane. DCIS is a heterogeneous group of lesions with different clinical, genetic and biomarker characteristics. As a solution to this terminology and classification problem, Dr Tabár and colleagues proposed renaming tumours according to the anatomical structures in which they arise. The aim of this study is to demonstrate the impact of the Tabár classification on patient management. Patients diagnosed with DCIS by surgery in the hospital between 2010 and 2022 were included in our study. DCIS cases were categorised according to the Tabár classification based on mammographic findings. According to Tabár's definition, the lesion was divided into two main groups as“acinar adenocarcinoma of the breast (AAB)”and“ductal adenocarcinoma of the breast (DAB)”based on the anatomical structure from which it originated, based on the type of microcalcification. The mammogram of each case was evaluated according to the morphology and distribution criteria of microcalcifications defined by Tabár. After categorisation, the appropriateness of the initial surgical treatment applied to each patient was evaluated according to international guidelines. Our study included 90 patients with a mean age of 54 years (range 29-79 years) diagnosed with DCIS. Microcalcifications were detected in their mammograms at the time of diagnosis in 87% of cases (78/90 cases). When the initial treatment of all cases was evaluated, 52 patients (57.8%) received ideal treatment, 35 patients (38.9%) received inadequate treatment, and 3 patients (3.3%) received overtreatment. In the AAB group, initial treatment was ideal in 23 of 32 cases (71.9%), inadequate in 7cases (21.9%), and more extensive treatment was given in 2 cases (6.3%). In the DAB class, ideal treatment was given in 21 out of 39 cases (53.8%), initial treatment was inadequate in 17 cases (43.6%), and overtreatment was observed in 1 patient (2.6%). In the combined (AAB + DAB) group, the initial treatment was ideal in only 8 cases (42.1%); the initial surgery was inadequate in 11 of the patients (57.9%) in this group and additional surgery was required. A tendency towards undertreatment was observed in the DAB and AAB+DAB combined groups. The anatomical origin of the lesion (AAB, DAB or DAB+AAB) should be clearly defined in every patient diagnosed with DCIS. The surgical approach should be planned with this difference in mind, advanced imaging and biopsy strategies should be designed in accordance with this classification, and reoperation should be avoided.

Benzer Tezler

  1. Memenin duktal karsinoma in situ tümörlerinde tümörü infiltre eden lenfositlerin kompozisyonu ve duktal karsinoma in situ eşlikli tümör tipleri ile ilişkisi

    The composition of tumor-infiltrating lymphocytes in ductal carcinoma in situ of breast and its association with the tumor types accompanied with ductal carcinoma in situ

    ALİ COŞKUN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    PatolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MÜKERREM SAFALI

  2. Duktal karsinoma in situ hastalarınınretrospektif değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    GÜLÇİN AKKOL ŞAHİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZTÜRK ATEŞ

  3. Duktal karsinoma in situ tanılı hastalarda senkron invaziv odak bulunmasına etki eden faktörler

    Başlık çevirisi yok

    UFUK FİLİKÇİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Genel CerrahiOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYFER KAMALI POLAT

  4. Duktal karsinoma in Situ olgularında mamografik ve ultrasonografik görüntüleme bulguları ile moleküler subtiplerin ilişkisi

    Correlation of mammographic and ultrasonographic features with molecular subtypes in ductal carcinoma in Situ

    ALEV DOLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Radyoloji ve Nükleer TıpAcıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi

    Genel Senoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SELMA GÜL İÇTEN

  5. Memenin duktal karsinoma In Situ olgularında moleküler subtiplere göre manyetik rezonans görüntüleme bulgularında fark var mıdır?

    Are there differences in magnetic resonance imaging findings according to molecular subtypes in cases of ductal carcinoma In Situ of the breast?

    AMELYA ZEYNALOVA İLHANOGLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Radyoloji ve Nükleer TıpAcıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SELMA GÜL İÇTEN