Kaviter akciğer hastalığı ayırıcı tanısında tanıyı predikte edici klinik, demografik, radyolojik faktörlerin belirlenmesi
Identification of clinical, demographic and radiological factors predictive of diagnosis in the differential diagnosis of cavitary lung disease
- Tez No: 986189
- Danışmanlar: DOÇ. DR. BÜLENT ALTINSOY
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Bilgisayarlı tomografi, C reaktif protein, Computed tomography, C reactive protein
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Akciğerdeki kaviter lezyonların benign (iyi huylu) ve malign (kötü huylu) ayrımında, günlük klinik uygulamada kullanılabilir, objektif bir algoritma ve risk skorlama sistemi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda klinik, demografik, laboratuvar ve radyolojik faktörlerin malignite tanısını öngörmedeki bağımsız prediktif rolleri araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Ocak 2019–Ocak 2023 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı'nda, hem yatan hasta servislerinde hem de polikliniklerde takip edilen ve toraks görüntülemesinde kaviter akciğer lezyonu saptanan 183 hasta (105 benign, 78 malign) retrospektif olarak analiz edildi. Hastalara ait demografik özellikler, komorbiditeler ve semptom verileri elektronik tıbbi kayıtlardan elde edildi. Görüntülemede saptanan kaviter akciğer lezyonlarına ait tüm radyolojik özellikler (duvar kalınlığı, iç ve dış kontur özellikleri, spikülasyon ve eşlik eden radyolojik bulgular) tek bir deneyimli radyolog tarafından değerlendirildi. Tek değişkenli analizlerde p<0,05 bulunan değişkenler, maligniteyi öngören bağımsız belirleyicileri saptamak amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon modeline dahil edildi. Bulgular: Malign grupta semptom süresi ve tanıya kadar geçen süre benign gruba göre anlamlı derecede daha uzundu (p<0,001). Malignite; kilo kaybı, yaygın ağrı ve sigara öyküsü ile anlamlı düzeyde ilişkili bulunurken, öksürük ve balgam varlığı benign süreçlerde daha sıktı. Radyolojik olarak malign lezyonlar benign lezyonlara kıyasla anlamlı derecede daha kalın duvarlı (ortalama 9 mm'ye karşı 4 mm), düzensiz iç ve dış konturlu, kötü sınırlı ve spikülasyon varlığı ile karakterizeydi. Malign grupta trombosit düzeyleri daha yüksek (p=0,013), CRP medyan değeri ise (38,5 mg/L) benign gruba (70,0 mg/L) göre anlamlı derecede daha düşüktü (p=0,035). Çok değişkenli lojistik regresyon analizi sonucunda maligniteyi öngören bağımsız risk faktörleri ve bunların prediktif güçleri belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre; duvarda spikülasyon saptanması (OR: 8,29) en güçlü prediktör olup, bunu kavite çevresinde sentrilobüler nodül yokluğu (OR: 6,75), bronş duvar kalınlaşması (OR: 5,58), balgam semptomunun olmaması (OR: 3,49), CRP düzeyinin ≤45 mg/L olması (OR: 3,13), lobüle kontur varlığı (OR: 2,73) ve kavite duvar kalınlığı (OR: 1,06) takip etmektedir. Geliştirilen lojistik regresyon modeli yüksek tanısal performans sergilemiş olup, eğri altında kalan alan (AUC) 0,862 olarak saptanmıştır. Modelin %0,5 kesim noktasındaki genel doğruluğu %78,1, özgüllüğü %88,6 ve duyarlılığı %64,1 düzeyindedir. Sonuç: Kaviter akciğer lezyonlarının ayırıcı tanısında duvarda spikülasyon varlığı ve çevresel sentrilobüler nodül yokluğunun maligniteyi öngören en güçlü bağımsız değişkenler olduğu gösterilmiştir. Klinik, radyolojik ve laboratuvar bulgularının entegrasyonu ile oluşturulan bu lojistik regresyon modelinin, malignite riskini yüksek özgüllükle (%88,6) öngörebildiği saptanmıştır. Bu model, kaviter lezyonu olan hastalarda invaziv tanı yöntemlerine yönlendirme veya takip kararlarında klinisyenlere objektif ve kanıta dayalı karar desteği sağlayan değerli bir araç niteliğindedir
Özet (Çeviri)
Objective: This study aimed to develop a practical, objective algorithm and risk scoring system to guide clinicians in the differentiation between benign and malignant etiologies of cavitary lung lesions in daily practice. To achieve this, the independent predictive roles of clinical, demographic, laboratory, and radiological factors in predicting a diagnosis of malignancy were investigated. Materials and Methods: Multivariate logistic regression analysis was performed to identify independent risk factors for predicting malignancy in cavitary lung lesions. According to the results, the presence of spiculation on the cavity wall was the strongest predictor of malignancy (OR: 8.29),. Other significant independent factors included the absence of pericavitary centrilobular nodules (OR: 6.75), pericavitary bronchial wall thickening (OR: 5.58), absence of sputum production (OR: 3.49), C-reactive protein (CRP) levels ≤45 mg/L (OR: 3.13), lobulated contour (OR: 2.73), and increased cavity wall thickness (OR: 1.06),,,. The developed logistic regression model demonstrated high diagnostic performance, with an Area Under the Curve (AUC) of 0.862. At a cutoff point of 0.5, the model achieved an overall accuracy of 78.1%, a specificity of 88.6%, and a sensitivity of 64.1%. Results: In the differential diagnosis of cavitary lung lesions, the presence of wall spiculation and the absence of centrilobular nodules were identified as the most potent independent variables predicting malignancy,. This logistic regression model, which integrates clinical, radiological, and laboratory findings, can predict the risk of malignancy with high specificity (88.6%). We believe this model serves as a valuable clinical tool, providing objective and evidence-based decision support for clinicians when determining the need for invasive diagnostic procedures or follow-up strategies in patients with cavitary lesions. Conclusion: As result , the presence of wall spiculation (OR: 8.29) and the absence of peripheral centrilobular nodules (OR: 6.75) were identified as the strongest independent predictors of malignancy in the differential diagnosis of cavitary lung lesions. In addition to these primary predictors, pericavitary bronchial wall thickening (OR: 5.58), absence of sputum production (OR: 3.49), low CRP levels (≤45 mg/L) (OR: 3.13), lobulated contour (OR: 2.73), and increased wall thickness (OR: 1.06) constitute the other significant components of the diagnostic model. It has been demonstrated that this logistic regression model, constructed by integrating clinical, radiological, and laboratory findings, can predict the risk of malignancy with high accuracy, featuring an AUC value of 0.862 and a specificity rate of 88.6%. Consequently, this model serves as an objective, evidence-based, and highly reliable decision-support tool for clinicians in the clinical management of patients with cavitary lesions, particularly for prioritizing invasive diagnostic interventions and determining follow-up strategies.
Benzer Tezler
- Akciğer tüberkülozunda aktivite saptanmasında tümör belirleyicisi CA-125 in yeri
The assessment of tumor marker CA125 in patients with active pulmonary tuberculosis
EMEL CİRELİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2000
Göğüs HastalıklarıSağlık BakanlığıGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
UZMAN GÜLTEKİN TİBET
- Diffüz akciğer parankim hastalıklarının görüntülenmesinde yüksek rezolüsyonlu bilgisayarlı tomografide (YRBT) görünüm özellikleri
Başlık çevirisi yok
ÖMER ÖNBAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2002
Radyoloji ve Nükleer TıpAtatürk ÜniversitesiRadyodiagnostik Ana Bilim Dalı
PROF.DR. ADNAN OKUR
- Aktif akciğer tüberkülozlu ev halkı ile temas eden çocuklarda tüberküloz enfeksiyon ve hastalığının risk faktörleri
Risk factor of tuberculosis infection and disease in household children in contact with active pulmonary tuberculosis
HAKAN ALTINDAĞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAtatürk ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF.DR. SEVİN ALTINKAYNAK
- ANCA ilişkili vaskülitlerde akciğer görüntüleme bulgularının değerlendirilmesi
Evaluation of chest imaging findings in anca associated vasculitis
HALE GÜLÇİN YILDIRIM DOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. CEMAL BES
- Hemoptizilerde endovasküler tedavinin etkinliği
Effectiveness of endovascular treatment in hemoptysis
ELİF ARZU ÖZEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Radyoloji ve Nükleer TıpSağlık BakanlığıRadyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MEHMET BEYAZAL