Kriyobalon uygulaması sonrası rekürren atriyal fibrilasyon hastalarında radyofrekans kateter ablasyonun etkinliği
Efficacy of radiofrequency catheter ablation in recurrent atrial fibrillation after cryoballoon procedure
- Tez No: 986528
- Danışmanlar: PROF. DR. FETHİ KILIÇASLAN, DOÇ. DR. AYKUN HAKGÖR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Atriyal Fibrilasyon, Kriyobalon Ablasyon, Pulmoner Ven İzolasyonu, Radyofrekans Ablasyon, Atrial Fibrillation, Cryoballoon Ablation, Pulmonary Vein Isolation, Radiofrequency Ablation
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Medipol Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Atriyal fibrilasyon (AF); klinikte en sık karşılaşılan aritmi türü olup morbidite ve mortalite üzerine ciddi etkileri sebebi ile tanı ve tedavisi önem arz etmektedir. Kateter ablasyon, AF tedavisinde antiaritmik ilaçlara göre sinüs ritmini devam ettirmede daha üstündür. AF ablasyonunun temel taşı pulmoner ven izolasyonudur (PVİ). PVİ için radyofrekans kateter ablasyonu (RFKA) veya kriyobalon ablasyon (KA) yöntemleri kullanılabilir. PVİ sonrası AF nüksü görülen hastalarda varsa pulmoner ven (PV) rekonneksiyonlarının yeniden izolasyonu yanında birçok hastada PV dışı tetikleyici odaklarının ve/veya sol atriyum (LA) substratının ablasyonu da gerekli olmaktadır. Bu amaçla bu hastalarda 3 boyutlu elektroanatomik haritalama eşliğinde RFKA yapılmaktadır. Çalışmamızda KA sonrası rekürrens AF gelişip RFKA yöntemi uygulanan hastaların uzun dönem takiplerini inceleyerek atriyal taşiaritmi rekürrensine etki eden prediktörleri ortaya koymayı amaçladık. Yöntem: Çalışmaya merkezimizde 2013-2022 yılları arasında KA ile PVİ sonrası nüks gelişip RFKA uygulanan hastalar alınmıştır. Dışlama kriterleri sonrası uygun 138 hastanın (ortalama yaş 61.3+-12.6, 59 (%42,8) kadın) klinik, demografik ve ekokardiyografik özellikleri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Bu hastaların işlem sonrası 2-yıllık takip verileri incelenmiştir. Çalışma popülasyonu RFKA öncesi bazal PVİ durumuna ve AF rekürrensi gelişimine göre gruplandırılmış ve tüm klinik özellikler bu gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Bulgular: 90- günlük boşluk periyodu sonrası 2-yıllık takipte AF rekürrensi gelişimi 138 hastadan 55'inde (%39,9) görülmüştür. LA çapı, LA hacim indeksi (LAVI) ve vücut kitle indeksi (VKİ) rekürrens olan hastalarda anlamlı olarak daha yüksekti (Sırasıyla; 4,29 ± 0,51 cm vs. 4,04 ± 0,46 cm, p=0,004, 32,9 ± 6,8 mL/m² vs. 29,1 ± 6,5 mL/m², p=0,001, 28,6 ± 4,2 kg/m² vs. 26,7 ± 4,3 kg/m², p=0,012). AF fenotipi incelendiğinde, non-paroksismal AF (non-PAF) rekürrens olan grupta daha sık görüldü (%58,2 vs. %33,7, p=0,005). CHA2DS2-VASc skorları, rekürrensi olan hastalarda anlamlı olarak daha yüksek iken (3 [2–4] vs. 2 [1–3], p=0,027), HAS-BLED skorları ise gruplar arasında benzerdi (2 [1–2] vs. 1 [1–2], p=0,064). Çalışmaya alınan 138 hastanın 72'sinde (%52,2) PV'lerde rekonneksiyon (PVR) izlenmiştir ve bu grupta uzun dönem AF nüksü PV'lerin izole saptandığı hastalara göre belirgin derecede düşük saptanmıştır (%25 vs. %56,1, p<0.001). Çalışma popülasyonunda primer sonlanım ile ilişkili belirteçler artmış LAVI, LA çapı, VKİ, yüksek CHA2DS2-VASc skoru, persistan AF fenotipi ve PV'lerin izole olması olarak saptanmıştır. Çok değişkenli analiz sonuçlarına göre PVR izlenmesi, (dHO (%95 GA): 0.430 (0.237 – 0.779), p=0.005) persistan AF fenotipinde olmak (dHO (%95 GA): 1.853 (1.065 – 3.222), p= 0.029) ve yüksek LAVI (dHO (%95 GA): 1.289 (1.042 – 1.595), p= 0.020) RFKA sonrası 2-yıllık takip süresinde AF rekürrensinin bağımsız prediktörleri olarak bulunmuştur. LAVİ ve VKİ' nin AF nüksünü tahmin etmek için kullanılabilecek optimal kestirim değerleri ROC analizi sonuçlarına göre sırasıyla 30.3 mL/m² (AUC, %95 GA: 0.674, 0.583 – 0.765) ve 26,3 kg/m 2 (AUC, %95 GA: 0.625, 0.532 – 0.719) olarak bulunmuştur. Sonuç: Kriyobalon ablasyonu sonrası nüks görülen ve RFKA uygulanan hastalarda non-PAF fenotipi ve artmış LAVI atriyal taşiaritmi rekürrensinde artış ile ilişkili iken RFKA esnasında PVR tespit edilmesi atriyal taşiaritmi rekürrensinde azalma ile ilişkilidir.
Özet (Çeviri)
Introduction and Objective: Atrial fibrillation (AF) is the most common arrhythmia encountered in clinical practice, and its diagnosis and treatment are of great importance due to its significant impact on morbidity and mortality. Catheter ablation is superior to antiarrhythmic drug therapy in maintaining sinus rhythm in patients with AF. The cornerstone of AF ablation is pulmonary vein isolation (PVI). For PVI, either radiofrequency catheter ablation (RFCA) or cryoballoon ablation (CBA) can be used. In patients with AF recurrence after PVI, in addition to reisolation of reconnected pulmonary veins (PVs), ablation of non-PV trigger sites and/or modification of the left atrial (LA) substrate is often required. For this purpose, RFCA guided by three-dimensional electroanatomical mapping is commonly performed. In this study, we aimed to evaluate the long-term outcomes of patients who developed recurrent AF after CBA and subsequently underwent RFCA, and to identify predictors associated with atrial tachyarrhythmia recurrence. Method: Patients who developed recurrence after PVI with CBA and subsequently underwent RFCA at our center between 2013 and 2022 were included in the study. After applying exclusion criteria, a total of 138 eligible patients (mean age 61.3 ± 12.6 years; 59 [42.8%] female) were retrospectively analyzed with respect to their clinical, demographic, and echocardiographic characteristics. Post-procedural follow-up data over a 2-year period were evaluated. The study population was grouped according to baseline PVI status prior to RFCA and the development of AF recurrence. All clinical variables were compared between these groups. Findings: After a 90-day blanking period, AF recurrence during the 2-year follow-up was observed in 55 of 138 patients (39.9%). Left atrial (LA) diameter, left atrial volume index (LAVI), and body mass index (BMI) were significantly higher in patients with recurrence compared with those without recurrence (4.29 ± 0,51 cm vs. 4.04 ± 0,46 cm, p = 0.004; 32.9 ± 6.8 mL/m² vs. 29.1 ± 6.5 mL/m², p = 0.001; and 28.6 ± 4,2 kg/m² vs. 26.7 ± 4,3 kg/m², p = 0.012, respectively). When AF phenotype was analyzed, non-paroxysmal AF (non-PAF) was more frequent in the recurrence group (58.2% vs. 33.7%, p = 0.005). CHA₂DS₂-VASc scores were significantly higher in patients with recurrence (3 [2–4] vs. 2 [1–3], p = 0.027), whereas HAS-BLED scores were similar between groups (2 [1–2] vs. 1 [1–2], p = 0.064). Pulmonary vein reconnection (PVR) was detected in 72 of 138 patients (52.2%). Long-term AF recurrence was significantly lower in patients with PVR compared with those in whom PVs remained isolated (25% vs. 56.1%, p <0.001). In the overall study population, factors associated with the primary endpoint included increased LAVI, larger LA diameter, higher BMI, elevated CHA₂DS₂-VASc score, persistent AF phenotype, and isolated PVs. Multivariate analysis demonstrated that the presence of PVR (adjusted hazard ratio [aHR], 95% CI: 0.430 [0.237–0.779], p = 0.005), persistent AF phenotype (aHR, 95% CI: 1.853 [1.065–3.222], p = 0.029), and increased LAVI (aHR, 95% CI: 1.289 [1.042–1.595], p = 0.020) were independent predictors of AF recurrence during the 2-year follow-up after RFCA. Receiver operating characteristic (ROC) analysis identified optimal cutoff values for predicting AF recurrence as 30.3 mL/m² for LAVI (AUC, 95% CI: 0.674, 0.583–0.765) and 26.3 kg/m² for BMI (AUC, 95% CI: 0.625, 0.532–0.719). Conclusion: In patients who developed recurrence after cryoballoon ablation and subsequently underwent RFCA, a non-paroxysmal AF phenotype and increased LAVI were associated with a higher risk of atrial tachyarrhythmia recurrence, whereas the detection of pulmonary vein reconnection during RFCA was associated with a reduced risk of recurrence.
Benzer Tezler
- Kriyobalon ile paroksismal atriyal fibrilasyon ablasyonunda pulmoner ven izolasyonu sonrası standart ilave ablasyon uygulanan ile ilave ablasyon uygulanmayan hastaların sonuçlarının karşılaştırılması
Comparison of the results of patients who underwent standard additional ablation and paients without additional ablation after pulmonary vein isolation in paroxysmal atrial fibrillation ablation with cryoballon
FİRDEVS AYŞENUR EKİZLER
- Kriyobalon ile atriyal fibrilasyon ablasyonu yapılan hastalarda atriyal fibrilasyon tekrarının öngördürücülerinin belirlenmesi
Predictors of recurrence in patients undergoing cryoballoon ablation for treatment of paroxysmal atrial fibrillation
İREM KARAÜZÜM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
KardiyolojiKocaeli ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET VURAL
- Kriyobalon ile atriyal fibrilasyon ablasyonu yapılan hastalarda atriyal fibrilasyon rekürrensinin öngördürücülerinin belirlenmesi
Determination of predictors of recurrence in patients undergoing cryoballoon ablation for treatment of atrial fibrillation
BANU EVRANOS
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
KardiyolojiHacettepe ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. KUDRET AYTEMİR
PROF. DR. M. ALİ OTO
- Kriyobalon ile ablasyon yapılan atriyal fibrilasyonlu hastalarda ısı-süre parametreleri ile akut işlem başarısı ve geç rekürrensin değerlendirilmesi
The evaluation of relationship among acute process success and late recurrence with heat-term parameters in patients with acute atrial fibrilation who underwent ablation
BARIŞ ÜNAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
KardiyolojiDokuz Eylül ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÖZGÜR ASLAN
- Kriyobalon ile paroksizmal atriyal fibrilasyon ablasyonu yapılan hastalarda kardiyak otoantikorların rekürrensi öngörmede rolü
Role of cardiac autoantibodies for the prediction of recurrence following cryoballon based paroxysmal atrial fibrillation ablation
MUHAMMED ULVİ YALÇIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
KardiyolojiHacettepe ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NECLA ÖZER