Dens meme yapısına sahip nonkalsifik prezentasyonlu meme kanserli hastalarda tomosentezli mamografinin tanı performansı; negatif grupta radyopatolojik özelliklerin değerlendirilmesi
Diagnostic performance of tomosynthesis in patients with noncalcified breast cancer and dense breast tissue; evaluation of radiopathological characteristics in the negative group
- Tez No: 987118
- Danışmanlar: DOÇ. DR. AYTÜL HANDE YARDIMCI
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Radiology and Nuclear Medicine
- Anahtar Kelimeler: Meme Kanseri, Mamografi, Meme Tomosentezi, Meme Yoğunluğu, Kanserin Erken Teşhisi, Breast Neoplasm, Mammography, Digital Breast Tomosynthesis, Breast Density, Early Detection of Cancer
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Radyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Mamografi inceleme tüm dünyada kanserin erken tespitinde kabul gören ve nüfus tabanlı taramalar yapılan bir radyolojik görüntüleme yöntemidir. Ancak yoğunluk ve süperpozisyon nedeni ile kanser tespitinde sorunlar yaşanabilmektedir. Meme kanser tespitinde ACR sınıflamasına göre tip A ve B yağlı memelerde tanı oranı yüksekken, tip C ve özellikle tip D yoğun meme yapısına sahip kadınlarda bu oran parankimal süperpozisyonlar nedeniyle düşük kalmaktadır. Özellikle kalsifikasyon eşlik etmediği durumlar, değerlendirmeyi zorlaştırmakta ve tanının atlanma olasılığını artırmaktadır. Tomosentez ile görüntülenemeyen lezyonların belli radyopatolojik özelliklere sekonder görüntülenemediği öngörülmektedir. Bu araştırmada, tomosentez incelemesinin tanısal katkısının ortaya konulması ve tomosentezin dahi negatif kaldığı tümörlerde radyolojik ve patolojik özelliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Çam ve Sakura Şehir Hastanesine Ocak 2021- Ekim 2024 tarihleri arasında Meme Radyolojisi birimine başvurusu bulunan meme kanseri tanısı almış 1417 hastanın retrospektif olarak mevcut sistem üzerinden mamografi ve tomosentez görüntüleri incelenmiştir. İlk tanı anında sistemde tomosentez görüntüleri mevcut, meme parankim yapısı ACR tip C ve tip D parankim yoğunluğuna sahip ve mamografi ve tomosentezde nonkalsifik prezentasyonlu 110 olgu araştırmaya dahil edilmiştir. İlk tanı anında mamografi-tomosentez görüntüleri olmayan, meme parankim yapısı ACR tip A ve tip B parankim yoğunluğuna sahip, lezyonun tanı anında kalsifikasyon eşlik eden yahut kitle sınırı vermeksizin izole kalsifikasyonla prezente olan kitleler çalışmaya dahil edilmemiştir. Bulgular: Mamografide lezyon görünürlüğü %65,5 iken, Tomosentezde bu oran %83,6'ya yükselmiştir. Tip C memelerde görünürlük mamografide %74,7'den tomosentezde %93,1'e; Tip D memelerde ise %30,4'ten %47,8'e çıkmıştır. Tomosentez, ≤ 20 mm boyutlu lezyonlarda görünürlük oranını %53,7'den %73,2'ye yükseltmiştir. PR negatifliği, yüksek Ki-67 indeksi ve yüksek histolojik grade, özellikle mamografide lezyon görünürlüğünü anlamlı şekilde artırmıştır. Yüksek Ki-67 indeksli tümörlerde mamografi görünürlüğü anlamlı derecede daha yüksek bulunurken, tomosentez proliferasyon indeksinden bağımsız olarak görünürlüğü artırmış ve özellikle düşük Ki-67'li tümörlerde %30 ek görünürlük sağlamıştır. Tomosentezde lenf nodu pozitif olgularda görünürlük anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p = 0,025). Sonuç: Bu çalışma, tomosentezin özellikle yoğun meme yapısına (ACR tip C-D) sahip olgularda ve küçük boyutlu lezyonlarda (≤20 mm) mamografiye kıyasla daha yüksek tanısal performans ile ilişkili olduğunu desteklemektedir. Tomosentez, mamografinin aksine düşük proliferasyonlu (düşük Ki-67) ve düşük gradeli tümörlerde görünürlüğü %30 oranında daha fazla artırarak, yavaş büyüyen tümörlerin erken teşhisinde avantaj sağlayabileceğini düşündürmektedir. Ancak her iki yöntemde de saptanamayan olguların çoğunlukla düşük gradeli, düşük proliferasyon kapasiteli ve zayıf stromal reaksiyon gösteren luminal alt tip tümörlerden oluşması; maskeleme etkisinin sadece anatomik bir örtüşme olmadığını, aynı zamanda tümör biyolojisinin yarattığı düşük radyolojik kontrastla da ilişkili olabileceğine işaret etmektedir.
Özet (Çeviri)
Introduction and Aim: Mammography is a globally accepted radiological imaging method for the early detection of cancer through population-based screening. However, problems in cancer detection may occur due to density and superposition. While the detection rate in breast cancer is high in ACR type A and B fatty breasts, this rate remains low in women with type C and particularly type D dense breast tissue due to parenchymal superpositions. In particular, the absence of accompanying calcifications complicates the assessment and increases the probability of missing the diagnosis. It is hypothesized that lesions not visualized by tomosynthesis are due to certain secondary radiopathological characteristics. This study aims to reveal the diagnostic contribution of tomosynthesis examination and to investigate the radiological and pathological characteristics of tumors where even tomosynthesis remains negative. Materials and Methods: In our study, mammography and tomosynthesis images of 1417 patients diagnosed with breast cancer who applied to the Breast Radiology unit of Çam and Sakura City Hospital between January 2021 and October 2024 were retrospectively analyzed through the existing system. A total of 110 cases with available tomosynthesis images at the time of initial diagnosis, possessing ACR type C and type D parenchymal density, and presenting with non-calcified findings on mammography and tomosynthesis were included in the research. Cases without mammography-tomosynthesis images at the initial diagnosis, with ACR type A and type B parenchymal density, and masses presenting with accompanying calcifications or isolated calcifications without a mass margin were excluded from the study. Results: While lesion visibility was 65.5% in mammography, this rate increased to 83.6% in tomosynthesis. In Type C breasts, visibility increased from 74.7% in mammography to 93.1% in tomosynthesis; and in Type D breasts, from 30.4% to 47.8%. Tomosynthesis increased the visibility rate from 53.7% to 73.2% in lesions ≤ 20 mm. PR negativity, high Ki-67 index, and high histological grade significantly increased lesion visibility, particularly in mammography. While mammography visibility was found to be significantly higher in tumors with a high Ki-67 index, tomosynthesis increased visibility independently of the proliferation index and provided 30% additional visibility, especially in low Ki-67 tumors. Visibility in lymph node-positive cases was found to be significantly higher in tomosynthesis (p = 0.025). Conclusion: This study supports the finding that tomosynthesis is associated with higher diagnostic performance compared to mammography, particularly in cases with dense breast tissue (ACR types C–D) and small lesions (≤20 mm). The findings suggest that tomosynthesis may provide an advantage in the early detection of slow-growing tumors by increasing visibility by an additional 30% in low-grade and low-proliferation (low Ki-67) tumors, unlike mammography. However, the fact that cases undetected by both modalities predominantly consisted of luminal-type tumors characterized by low grade, low proliferation capacity, and weak stromal reaction indicates that the masking effect is not solely attributable to anatomical overlap, but may also be associated with the low radiological contrast resulting from tumor biology.
Benzer Tezler
- Mammografide malignite bulgusu saptanmayan hastalarda ultrasonografinin tanıya katkısı
The role of ultrasonographic examination in the detection of malignancy in patients with normal mammography
SELİM BAKAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul ÜniversitesiRadyodiagnostik Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLDEN ACUNAŞ
- B4C esaslı kompozitlerin B4C/Me başlangıç tozlarından hareketle spark plazma sinterleme (SPS) yöntemi ile üretilmesi ve karakterizasyonu
Production and characterization of B4C based composites from B4C/Me starting powders by using spark plasma sintering (SPS) method
MERAL CENGİZ
Doktora
Türkçe
2016
Metalurji Mühendisliğiİstanbul Teknik ÜniversitesiMalzeme Bilimi ve Mühendisliği Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FİLİZ ŞAHİN
- Die Subordinierenden konjunkti onen im Deutschen und IHRE wiedergabe im Türkischen
Başlık çevirisi yok
ADEM ACARLI
- A multiscale computational study to elucidate dynamics, reactivity, and inhibition of enzymes
Enzimlerin dinamiğinin, reaktivitesinin ve inhibisyonunun aydınlatılmasına yönelik hesaplamalı bir çalışma
ERDEM ÇİÇEK
Doktora
İngilizce
2025
Kimyaİstanbul Teknik ÜniversitesiHesaplamalı Bilim ve Mühendislik Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
PROF. DR. FETHİYE AYLİN SUNGUR