İklim değişikliğiyle mücadelede dilek yarımadası büyük menderes deltası milli parkının karbon yutağı olma potansiyelini korumaya yönelik stratejilerin geliştirilmesi
Developing strategies to protect the carbon sequestration potential of dilek peninsula great meander delta national park in terms of fighting against climate change
- Tez No: 988148
- Danışmanlar: PROF. DR. EMİNE MALKOÇ TRUE
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Peyzaj Mimarlığı, Landscape Architecture
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Ege Üniversitesi
- Enstitü: Fen Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Peyzaj Mimarlığı Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Korunan alanlar, biyolojik çeşitliliğin korunması ve karbon depolama kapasiteleri sayesinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sunmaları bakımından büyük önem taşımaktadır. Ancak son yıllarda arazi örtüsü/arazi kullanımı değişimleri ve iklim değişikliğinin etkisi, bu alanları çeşitli tehditlerle karşı karşıya bırakmaktadır. Bu yüzden, bu alanların mekânsal yapısının ve zamanla yaşadığı değişimlerin izlenmesi, doğal ve insan kaynaklı etkilerin belirlenmesi ve buna uygun yönetim stratejilerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı'nın doğal değişimlerini analiz etmek ve geleceğe yönelik projeksiyonların oluşturulmasıdır. Bu doğrultuda, çalışma alanının sınırları belirlenmiş; CORINE sınıflandırma sistemi esas alınarak Landsat 5 TM (1994–2004) ve Landsat 8 OLI (2014–2024) uydu görüntülerinden sekiz arazi örtüsü/kullanım sınıfı türetilmiş, kontrollü sınıflandırma, NDVI analizi ve doğruluk değerlendirmesi (Kappa: 0,92–0,96) ile veri güvenilirliği sağlanmıştır. Zamansal değişimlerin tespitinde 1994–2004–2014–2024 dönemleri karşılaştırılmış, trend analizleri için Mann–Kendall ve Sen's Slope yöntemi, kuraklık değerlendirmesinde Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SYİ) kullanılmıştır. Gelecek projeksiyonlarında, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden (MGM) temin edilen HadGEM2-ES küresel iklim modeli verilerinin ölçek küçültmesi yapılarak elde edilen RegCM4.3.4 bölgesel iklim çıktıları, RCP4.5 ve RCP8.5 senaryoları kapsamında 2026–2055 sıcaklık ve yağış anomalileri raster formatına dönüştürülmüş, bias yanlılık düzeltmesi ile yerel koşullara uyarlanmıştır. Gelecek arazi örtüsü/ arazi kullanım değişimlerinin tahmininde CA–Markov modeli uygulanmış; 5×5 Moore komşuluk kuralı, lojistik regresyon tabanlı geçiş olasılık matrisleri ve çok-kriterli değerlendirme (MCE) yöntemiyle ağırlıklandırılmış uygunluk katmanları kullanılmıştır. Model kalibrasyonu, 1994 ve 2014 verilerinden tahmin edilen 2024 haritalarının gerçek verilerle karşılaştırılmasıyla yapılmış ve 2055 yılı arazi örtüsü/arazi kullanımları RCP4.5 ve RCP8.5 senaryoları çerçevesinde öngörülmüştür. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı'nın arazi örtüsü/kullanımı yapısında, hem geçmiş dönem (1994–2024) analizleri hem de 2055 projeksiyonu dikkate alındığında, iklim değişikliği ve insan etkilerinin etkileşimli biçimde yön verdiği belirgin mekânsal dönüşümler gözlenmiştir. Son 30 yıllık süreçte, orman alanlarında kademeli fakat istikrarlı bir azalma, fundalık ve çıplak alanlarda ise belirgin bir artış eğilimi tespit edilmiştir. Bu değişimler, özellikle habitat parçalanması ve ekosistem hizmetlerinin sürekliliğinde risk oluşturan bir yönelim sergilemektedir. 2026–2055 dönemine ilişkin RCP4.5 senaryosunda, orman alanlarının %6–8 civarında daraldığı, fundalık alanların ise %12–15 oranında arttığı, sulak alanların ise nispeten sabit kalmakla birlikte ekosistem bütünlüğü açısından hassasiyetinin devam ettiği belirlenmiştir. RCP8.5 senaryosu altında ise yüksek sıcaklık artışları, azalan yağış miktarları ve kuraklık sıklığındaki artış ile birlikte orman kayıplarının %12'yi aşarak kritik eşiklere ulaştığı, fundalık ve çıplak alanların toplamda %25'in üzerinde genişlediği, tarımsal alanların su kıtlığı ve toprak verimliliğindeki azalma nedeniyle %10'a varan oranlarda küçüldüğü ortaya konmuştur. Bu durum, karbon yutak kapasitesinin kayda değer biçimde azalmasına, yerel iklim düzenleyici işlevlerin zayıflamasına ve biyolojik çeşitlilikte geriye dönüşü zor kayıplara yol açabilecek potansiyel bir tehdit oluşturmaktadır. Alanın kıyısal ve delta yapısı göz önüne alındığında, özellikle deniz seviyesi yükselmesi, tuzlu su girişimleri ve kıyı erozyonu gibi iklim kaynaklı baskıların, sulak alan ekosistemleri üzerinde habitat daralması ve tuzluluk değişimleri şeklinde ek etkiler yaratması beklenmektedir. Bulgular, mevcut koruma önlemlerinin iklim değişikliğinin hızlanan etkileri karşısında yetersiz kalabileceğini ve bu nedenle hem orman ve sulak alan restorasyonunun hem de yangın yönetimi, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve habitat bağlantılılığının korunmasına yönelik bütünleşik uyum stratejilerinin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, model sonuçları, RCP4.5 senaryosunun dahi ekosistem üzerinde olumsuz etkiler yaratmaya devam edeceğini, ancak RCP8.5 senaryosunun çok daha yıkıcı sonuçlar doğuracağını açıkça göstermektedir. Bu nedenle, alan yönetiminde iklim senaryoları bazlı uzun vadeli planlama, doğal karbon yutaklarının korunması ve bölgesel ölçekte sera gazı emisyon azaltım hedefleriyle uyumlu politikaların geliştirilmesi, Milli Park'ın ekolojik bütünlüğünü ve karbon depolama potansiyelini korumak açısından kritik önem taşımaktadır. Ayrıca, bu çalışmanın milli parkın uzun devreli gelişme planlarına katkı sağlayarak ilgili kurumlara rehberlik etmesi beklenmektedir.
Özet (Çeviri)
Protected areas are of great importance in terms of contributing to the reduction of greenhouse gas emissions through the conservation of biodiversity and their carbon storage capacities. However, in recent years, land cover/land use changes and the impacts of climate change have exposed these areas to various threats. Therefore, monitoring the spatial structure of these areas and the changes they undergo over time; identifying natural and anthropogenic effects; and developing appropriate management strategies are essential. In this context, the aim of this study is to analyze the natural changes in the Dilek Peninsula–Büyük Menderes Delta National Park and to develop future projections. Accordingly, the study area boundaries were defined; based on the CORINE classification system, eight land use/land cover (LULC) classes were derived from Landsat 5 TM (1994–2004) and Landsat 8 OLI (2014–2024) satellite images. Data reliability was ensured through supervised classification, NDVI analysis, and accuracy assessment (Kappa: 0.92–0.96). For detecting temporal changes, the years 1994–2004–2014–2024 were compared. Mann–Kendall and Sen's Slope methods were used for trend analysis, and the Standardized Precipitation Index (SPI) was used for drought assessment. For future projections, regional climate outputs (RegCM4.3.4), derived by downscaling global climate model data (HadGEM2-ES) obtained from the Turkish State Meteorological Service (MGM), were converted into raster format under the RCP4.5 and RCP8.5 scenarios for 2026–2055 temperature and precipitation anomalies and adapted to local conditions using bias correction. The CA–Markov model was applied to predict future land cover/use changes; 5×5 Moore neighborhood rule, transition probability matrices based on logistic regression, and suitability layers weighted through the multi-criteria evaluation (MCE) method were used. Model calibration was performed by comparing the 2024 maps predicted from 1994 and 2014 data with actual 2024 data, and land use/land cover maps for 2055 were predicted under the RCP4.5 and RCP8.5 scenarios. According to the results obtained, distinct spatial transformations in the land use/land cover structure of the Dilek Peninsula–Büyük Menderes Delta National Park have been observed, shaped by the interactive effects of climate change and human activities, as reflected in both past period analyses (1994–2024) and the 2040 and 2055 projections. Over the last 30 years, a gradual but consistent decline in forest areas and a marked increase in shrublands and bare lands have been identified. These changes pose risks particularly to habitat fragmentation and the continuity of ecosystem services. Under the RCP4.5 scenario for the 2026–2055 period, forest areas were found to shrink by around 6–8%, shrublands to increase by 12–15%, and wetlands to remain relatively stable, though their sensitivity in terms of ecosystem integrity persists. Under the RCP8.5 scenario, with higher temperature increases, reduced precipitation, and more frequent droughts, forest losses exceeded 12%, reaching critical thresholds. Meanwhile, shrublands and bare lands expanded by over 25% in total, and agricultural areas shrank by up to 10% due to water scarcity and declining soil fertility. This situation poses a potential threat of significantly reduced carbon sink capacity, weakened local climate regulation functions, and biodiversity losses that may be difficult to reverse. Considering the coastal and deltaic structure of the area, climate-driven pressures such as sea level rise, saltwater intrusion, and coastal erosion are expected to exert additional effects on wetland ecosystems, including habitat contraction and changes in salinity. The findings indicate that current conservation measures may be insufficient in the face of accelerating climate change impacts, and therefore, integrated adaptation strategies—including forest and wetland restoration, fire management, sustainable use of water resources, and the maintenance of habitat connectivity—need to be urgently implemented. Moreover, the model results clearly show that even the RCP4.5 scenario will continue to have negative effects on the ecosystem, while the RCP8.5 scenario will lead to much more destructive consequences. For this reason, long-term planning based on climate scenarios, the protection of natural carbon sinks, and the development of policies aligned with regional greenhouse gas emission reduction targets are critically important for preserving the ecological integrity and carbon storage potential of the National Park. Additionally, this study is expected to contribute to the long-term development plans of the national park and to guide relevant institutions.
Benzer Tezler
- İklim değişikliği ile mücadelede küresel bir aktör olarak Avrupa Birliği'nin rolü
The role of the European Union as a global actor in the struggle against the climate change
AYFER DELİKTAŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
2021
Uluslararası İlişkilerSelçuk ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ZERRİN SAVAŞAN
- Avrupa Birliği'nin iklim değişikliğindeki küresel liderliği: Aşırı sağ partilerin etkisi
The European Union's global leadership on climate change: The impact of far-right parties
BENGÜ SOYER
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Siyasal BilimlerBahçeşehir ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SELCEN ÖNER
- Development of artificial intelligence based semi-autonomous control system to assist decision making of reactor operators
Reaktör operatörlerinin karar vermesini desteklemek için yapay zekâ tabanlı yarı-otonom kontrol sisteminin geliştirilmesi
CEYHUN YAVUZ
Doktora
İngilizce
2025
Nükleer Mühendislikİstanbul Teknik ÜniversitesiEnerji Bilimi ve Teknolojileri Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SENEM ŞENTÜRK LÜLE
- Bir üniversite kampüs binasında işletme kaynaklı çevresel etkilerin yaşam döngüsü analizi ve 2053 net-sıfır enerji senaryolarının değerlendirilmesi
Life cycle analysis of operational environmental impacts in a university campus building and evaluation of net-zero energy scenarios for 2053 operation
DİLEK BOZDOĞANLIO
Yüksek Lisans
Türkçe
2026
Çevre MühendisliğiErciyes ÜniversitesiÇevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ŞÜKRÜ TANER AZGIN
- İklim değişikliği bağlamında Antalya kent merkezinin kentsel dayanıklılığının incelenmesi
Examining the urban resilience of Antalya city center in the context of climate change
ELİF CAN BESTELCİ
Yüksek Lisans
Türkçe
2023
Şehircilik ve Bölge PlanlamaAkdeniz ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ENGİN KEPENEK