Geri Dön

Polisitemi ayırıcı tanısında demir ve retikülosit parametrelerinin rolünün değerlendirilmesi

Evaluation of the role of iron and reticulocyte parameters in the differential diagnosis of polycythemia

  1. Tez No: 988437
  2. Yazar: OKAN ÖZAK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ENDER SOYDAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Polisitemia vera, sekonder polisitemi, demir metabolizması, retikülosit parametreleri, Ret-Hb, Polycythemia vera, secondary polycythemia, iron metabolism, reticulocyte parameters, Ret-Hb
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Polisitemia vera (PV) ve sekonder polisitemi (SP), eritrosit kitlesinde artış ile seyreden ancak etyoloji, eritropoetik mekanizma ve laboratuvar profilleri bakımından farklı kliniklerdir. Mevcut klinik uygulamada PV ve SP ayırımında serum EPO düzeyi ve JAK2 mutasyon analizi kullanılmakla birlikte, bu testlerin her hastada hızlı veya yeterli bilgi sağlayamadığı durumlarda daha erişilebilir belirteçlere ihtiyaç duyulmaktadır. Demir metabolizması ve retikülosit indeksleri, eritropoezin fonksiyonel durumunu yansıtmaları nedeniyle ayırıcı tanıda potansiyel olarak faydalı parametrelerdir. Bu çalışmada, 2023 Ocak–2025 Haziran tarihleri arasında hastanemiz erişkin hematoloji polikliniğine başvuran, PV veya SP tanılı ve demir ve retikülosit parametreleri çalışılmış hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Enfeksiyon, romatolojik hastalık, karaciğer fonksiyon bozukluğu gibi demir parametrelerini etkileyebilecek ek klinik durumlar ile flebotomi dışı tedavi alan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Toplam hasta popülasyonunda PV ve SP grupları, ayrıca flebotomi yapılmış ve yapılmamış alt gruplar demir parametreleri (serum demir, transferrin satürasyonu, transferrin, SDBK, TDBK, ferritin) ile retikülosit indeksleri (Retikülosit yüzdesi, mutlak retikülosit sayısı, Ret-Hb) açısından karşılaştırıldı. Genel örneklemde PV ve SP grupları arasında temel demir parametrelerinin tamamında anlamlı fark saptanmadı. Flebotomi yapılmamış alt grupta da bu bulgular korunarak demir parametrelerinde iki hastalık arasında belirgin ayrışma izlenmedi. Retikülosit yüzdesi açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmazken, genel örneklemde mutlak retikülosit sayısı SP lehine daha yüksek bulundu; ancak flebotomi yapılmamış hastalar değerlendirildiğinde bu fark ortadan kalktı. Retikülosit hemoglobin içeriği (Ret-Hb), genel popülasyonda SP grubunda daha düşük saptandı ix ve yapılan ROC analizinde PV ve SP ayrımında orta düzeyde ayırt edicilik gösterdi. Flebotomi yapılmamış alt grupta da Ret-Hb farkı korunarak SP'de anlamlı derecede düşük bulundu. Sonuç olarak çalışmamız, klasik demir parametrelerinin PV ve SP ayrımında tek başına belirleyici olmadığını; buna karşın Ret-Hb'nin özellikle flebotomi öyküsü olmayan hastalarda ayırıcı tanıya katkı sağlayabilecek bir parametre olabileceğini ortaya koymaktadır. Retikülosit indekslerinin eritropoetik aktiviteyi ve fonksiyonel demir kullanımını yansıtması, bu parametreleri, demir göstergelerine göre daha dinamik ve klinik olarak anlamlı hale getirmektedir. Çalışmamızın kısıtlılıkları arasında retrospektif tasarım, hasta sayısının sınırlı olması ve ferritin gibi akut faz reaktanlarının inflamasyon durumlarından etkilenebilmesi yer almaktadır. Daha geniş örneklemlerle ve prospektif tasarımla yapılacak çalışmaların, retikülosit parametrelerinin ayırıcı tanıdaki yerini daha güçlü biçimde ortaya koyacağı düşünülmektedir.

Özet (Çeviri)

Polycythemia vera (PV) and secondary polycythemia (SP) are clinical entities characterized by an increased red cell mass but differ in etiology, erythropoietic mechanisms, and laboratory features. Although serum erythropoietin (EPO) levels and JAK2 mutation analysis are commonly used in current practice for distinguishing PV from SP, these tests may not always provide rapid or sufficient diagnostic information. Iron metabolism markers and reticulocyte indices reflect functional erythropoiesis and therefore have potential diagnostic value in this context. In this study, patients diagnosed with PV or SP who presented to the adult hematology outpatient clinic of our hospital between January 2023 and June 2025 and had iron and reticulocyte parameters measured were retrospectively evaluated. Patients with conditions that could affect iron parameters—such as infections, rheumatologic diseases, or liver dysfunction—as well as those receiving treatments other than phlebotomy were excluded. In the total study population, PV and SP groups, along with subgroups stratified by phlebotomy status, were compared in terms of iron parameters (serum iron, transferrin saturation, transferrin, UIBC, TIBC, ferritin) and reticulocyte indices (reticulocyte percentage, absolute reticulocyte count, Ret-Hb). In the general cohort, no significant differences were observed between PV and SP regarding any of the major iron parameters. This finding persisted in the subgroup without a history of phlebotomy, indicating no substantial divergence in iron metabolism between the two diseases. While reticulocyte percentage did not differ significantly between groups, the absolute reticulocyte count was higher in SP in the overall population; however, this difference disappeared when patients without xi phlebotomy were analyzed separately. Reticulocyte hemoglobin content (Ret-Hb) was lower in SP in the general sample and demonstrated moderate discriminatory ability in the ROC analysis for PV–SP differentiation. In patients without prior phlebotomy, Ret-Hb remained significantly lower in SP. In conclusion, our study suggests that conventional iron parameters alone are insufficient to distinguish PV from SP, whereas Ret-Hb may provide additional diagnostic value, particularly in patients without a history of phlebotomy. Because reticulocyte indices reflect erythropoietic activity and functional iron utilization, they offer a more dynamic and clinically meaningful assessment than static iron markers. Limitations of this study include its retrospective design, limited sample size, and the susceptibility of ferritin to inflammatory states as an acute phase reactant. Larger, prospectively designed studies are needed to more clearly define the diagnostic utility of reticulocyte parameters in polycythemia.

Benzer Tezler

  1. Polisitemia vera ve esansiyel trombositemi hastalarında huzursuz bacak sendromu sıklığı ve klinik önemi

    Frequency and clinical significance of restless legssyndrome in patients with polycythemia vera andessential thrombocythemia

    DUYGU SEYHAN ERDOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Hematolojiİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AHMET EMRE EŞKAZAN

  2. RBC/PLT ve RDW/ PLT oranı'nın primer ve sekonder polisitemi tanılı hastaların ayırımında klinik rolü var mıdır?

    Is there a clinical role of RBC/PLT and RDW/ PLT ratios in differentiating patients diagnosed with primary and secondary polycythemia

    AHMET DOĞRUOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İç HastalıklarıAfyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ MUSTAFA DURAN

  3. Çocuk hematoloji kliniğine polisitemi nedeniyle başvuran hastaların uzun süreli izlemi

    Long-term follow-up of polycystemic patients who applies to the children's hematology department

    BEYTULLAH ŞANTAFLIOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TURAN BAYHAN

  4. BCR-ABL (PH kromozomu) negatif kronik myeloproliferatif neoplazilerdeki kemik iliği mikroçevresi özelliklerinin bu hastalıkların ayırıcı tanısındaki önemi

    The signature of bone marrow microenvironment for differantial diagnosis of bcr-abl negative myeloproliferative neoplasms

    YASEMİN YUYUCU KARABULUT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    PatolojiAnkara Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. IŞINSU KUZU

  5. JAK2 mutasyonlarının kronik miyeloproliferatif hastalık ayırıcı tanısındaki önemi

    The importance of JAK2V617F mutation in distinctive diagnosis of chronic myeloproliferative disorders

    GÜVEN YENMİŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Tıbbi BiyolojiMarmara Üniversitesi

    Tıbbi Biyoloji ve Genetik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE ÖZER