İslam hukukunda iddet ve Türk Medeni Kanununda kadınlara özgü bekleme süresinin karşılaştırması
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 991003
- Danışmanlar: PROF. DR. MÜNTEHA MAŞALI
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Din, Religion
- Anahtar Kelimeler: İddet, boşanma, evlenme, sınırlı evlenme yasağı, kesin olmayan evlenme engeli, nafaka, Iddah, divorce, marriage, limited marriage ban, indefinite marriage ban, alimony
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Marmara Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: İslam Hukuku Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Evliliğin herhangi bir sebeple sona ermesi durumunda kadının yeni bir evlilik yapabilmek için beklemek zorunda olduğu süreyi ifade eden 'iddet' kelimesi yalnızca İslam aile hukukuna özgü bir kavram değildir. Samî gelenek başta olmak üzere hemen hemen bütün toplumlarda ve dinlerde rastlanan bekleme süresi, bu olgunun dini olduğu kadar fıtri ve insani bir davranış olarak algılanabileceğini göstermektedir. Klasik fıkıh literatüründe 'iddet' başlığı altında ele alınan kadının bekleme süresi, Kur'an ve hadiste aile hukukunun diğer konularına nazaran daha ayrıntılı biçimde yer bulmuş, evliliğin sona eriş tarzına veya kadının durumuna göre farklı süre belirlemeleri yapılmıştır. Öngörülen bu süreler dinin taabbudi nitelikte hükümlerinden sayılmıştır. Modern hukuk sisteminde kadınlara özgü bekleme süresi ve evlenme yasağı ise ilk olarak 04.10.1926 tarihinde yürürlüğe giren 743 sayılı Türk Kanuni Medenîsi'nde“Evlenme Manileri”başlığı altında düzenlenmiştir. İsviçre Medeni Kanunundan iktibas olunan bu hüküm sayesinde iddet süresi, modern hukuk sisteminde de yer almıştır. Söz konusu düzenleme zamanla İsviçre, Alman ve Fransız hukuk sistemlerinde yürürlükten kaldırılsa da; kadınlara özgü bekleme süresi ve sınırlı evlenme yasağı TMK m. 132 kapsamında yeniden düzenlenmiştir. Buna göre“Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez.”Kanun koyucu, bu yasağın, kadının bekleme süresi içinde doğum yapması halinde kendiliğinden ortadan kalkacağını; kadının gebe olmadığının anlaşılması ve evliliği sona eren eşlerin tekrar evlenmek istemeleri hallerinde ise mahkeme kararı ile bertaraf edilebileceğini düzenlemiştir. Üç yüz gün olarak belirlenen bu sürenin kabul ediliş nedeni, en uzun gebelik süreci olan bu dönemde kadının önceki evliliğinden hamile olup olmadığının belli olması ve sonucunda da nesebin karışmasına engel olunabilmesidir. Bu itibarla İslam hukukunda taabbudi bir hüküm olarak sınırları belirlenen 'iddet' kavramı kısmi olarak günümüz Türk medeni hukukunda yer bulmuşsa da uygulama açısından önemli farklılıklar arz etmektedir. İddetin vazolunuş amaçları her hukuk sisteminde benzerlik gösterse de İslam hukuk sisteminde taabbudilik yönüyle değişmez bir ilke olarak ele alınmıştır. Oysa medeni hukukta yer alan bazı gerekçeler hükmün uygulanmamasında etkin rol oynamıştır.“İslam Hukukunda 'İddet' ve Türk Medeni Kanununda Kadınlara Özgü Bekleme Süresinin Karşılaştırması”adlı çalışmamızda bu iki hukuk sisteminde yer alan iddetin konuluş hikmetlerinin benzerlikleri ve farklılıkları ile uygulama sahasındaki aykırılıklar ve benzer yönler ele alınıp incelenecektir.
Özet (Çeviri)
In Islamic law, the term 'iddah' refers to the waiting period that a woman must observe before remarrying after the termination of her marriage for any reason. This concept is not unique to the Islamic legal system. The waiting period, found in varios cultures and religions, especially in Semitic traditions, suggest that this phenomenon can be understood as both a religious and a natural, human behavior. The waiting period for women, addressed under the heading of 'iddah' in classical Islamic jurisprudence, covered in more detail in the Quran and Sunnah compared to other topics of family law. Depending on the circumstances surrounding the dissolution of marriage or the woman's specific situation, different waiting durations are prescribed. These prescribed periods are considered to be religious obligations of a ritualistic (ta'abbudi) nature. In modern legal systems, the waiting period and the prohibition of remarriage for woman were first regulated under the title“Obstacles to Marriage”in the Turkish Civil Code (Law No. 743) enavted on October 4, 1926. This provision, adopted from the Swiss Civil Code, incorporated the Islamic concept of 'iddah' into the modern legal framework. Although this regulation was later repealed in the Swiss, German, and French legal systems, the waiting period for woman and the limited prohibition on remarriage were re-regulated in Article 132 of the Turkish Civil Code (TMK). According to thise regulation,“ If the marriage has ended, a women cannot remarry within three hundred days of the termination of the marriage.”The legislator stipulated that this prohibition would automatically cease if the women gives birth during the waiting period; It could also be annulled by court order if it is determined that the woman is not pregnant or if both parties wish to remarry. The reason for the adoption of the three-hundred-day period is to ensure that the woman's pregnancy status can be ascertained during this longest gestational period, thereby preventing any potential confusion regarding paternity and lineage. Consequently, the concept of 'iddah', defined as a ritualistic rule in Islamic law, has found partial reflection in modern Turkish civil law, yet there are significant differences in its application. Although the rationales behind the regulation share similarities across legal systems, in Islamic law, the 'iddah' period is regarded as an immutable principle due to its ta'abbudi nature. However, as mentioned above, certain considerations in civil law have played a crucial role in preventing the full application of this principle. This study titled“ A Comparison of Iddah in Islamic Law and the Waiting Period for Women in the Turkish Civil Code”, will examine the similarities and the differences in the rationales behind the iddah application in these two legal systems, as well as the inconsistencies and the similarities in its implementation.
Benzer Tezler
- İslam devletler hususi Hukukunda yabancı unsurlu ihtilaflar (şahıs, aile, miras)
Conflicts of foreign elements in islamic private international Law
AYTEN EROL VAHAPOĞLU
Doktora
Türkçe
2004
DinAnkara ÜniversitesiTemel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İBRAHİM ÇALIŞKAN
- Osmanlı Hukûk-ı Aile kararnâmesinin getirdiği yeniliklerin Türk Medeni Kanunu ile mukayesesi
A comparison between the innovations of the Ottoman Family Law decree and the Turkish Civil Code
ÜMMÜ GÜLSÜM ŞENEL
Yüksek Lisans
Türkçe
2021
HukukHarran ÜniversitesiTemel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. RECEP ÇİĞDEM
- Yoksulluk bağlamında İslam hukukunda ve Türk medeni hukukunda nafaka
Alimony in the context of poverty in Islamic law and Turkish civil law
ŞURA PERU ÖZCAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
HukukOndokuz Mayıs ÜniversitesiTemel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. OSMAN ŞAHİN
- İslam Hukukunda ve Medeni Hukukta evlilik engelleri
Impediments to marriage in the Islamic Law and Civil Law
HAFİZE ÇINAR
- İslâm aile hukuku ve Türk medeni hukukunda evlilik birliğinden ve evlilik birliğinin sona ermesinden kaynaklanan nafaka
Alimony arising from the marriage union and its dissolution in Islamic family law and Turkish civil law
BÜŞRA DOLMACI
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
HukukKarabük ÜniversitesiTemel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SAİM KAYADİBİ