Geri Dön

Doğu-Batı çatışması açısından Hindistan

India in terms of East-West Conflict

  1. Tez No: 992384
  2. Yazar: DİDEM GAZNELİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SEZGİN KIZILÇELİK
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Sosyoloji, Sociology
  6. Anahtar Kelimeler: Doğu toplumu, Hint Alt Kıtası, Hint felsefesi, Hint kültürü, Hint sineması, Eastern society, Indian Subcontinent, Indian philosophy, Indian culture, India cinema
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İzmir Bakırçay Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Sosyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tezin konusu, Doğu uygarlığının bir temsilcisi olan Hint toplumunu Doğu-Batı çatışması bağlamında bütün yönleriyle incelemektir. Tezimiz, Doğu uygarlığı içerisinde önemli bir yere sahip olan, kendine has yapısı ve nitelikleri bulunan Hindistan'ın, uygarlıklar içerisindeki konumunu, düşünce sistemini, tarihinin dönüm noktalarını, kendine ait tabakalaşma sistemini, siyasal düzenini, iktisadi yapısını, dinî sistemini, aile yapısını, eğitim sistemini ve gündelik hayatını ayrıntılı olarak açıklamayı hedeflemektedir. Tezimizde Hint toplumunu araştırmamızın en temel nedenlerinden biri, Hindistan'ın Doğu-Batı çatışmasını yalnızca tarihsel olarak yaşamamış, aynı zamanda ona yön veren toplumlardan biri olmuş olmasıdır. İki farklı uygarlık olan Doğu uygarlığı ile Batı uygarlığının hem çatıştığı hem de birbiriyle etkileşim içerisine girdiği Hindistan'ın başka hiçbir toplumda görülmeyen kendine ait nitelikleri vardır. Dünyanın en fazla nüfusuna sahip olan Hindistan'ın toplumsal işleyiş ve örgütlenme biçimi oldukça karmaşıktır. Hindistan, diğer toplumlarda rastlanmayan biçimde, dayanışma ve çatışmanın birlikte yaşanıp çoğaldığı bir toplumdur. Büyük bir uygarlığa sahip olan Hindistan, kendine özgü bir düşünceye sahiptir. Literatürde Hint felsefi diye bilinen bu felsefi sistem, Doğu felsefesinden ve Batı felsefesinden farklılık göstermektedir. Bunun yanı sıra, Hindistan'ın Batı toplumlarındaki sınıf sisteminden farklı olarak kendi içerisindeki dinsel, siyasal ve ekonomik dinamiklerinden doğmuş bir kast sistemi vardır. Doğu-Batı ayrımına kaynaklık eden din konusu da Hindistan'da kendine özgün bir yapıdadır. Hindistan, farklı dinleri bünyesinde barındıran ve bu yönüyle çok dinli yapı sergileyen toplumlardan birisidir. Hindistan'da aileye atfedilen değer ve ailenin yapısı da diğer toplumlardan oldukça farklıdır. Hindistan'ın eğitim sistemi ise Batı toplumlarındaki kalıplarının birebir aktarılmasına dayanmadığı gibi Doğu toplumlarındaki geleneksel eğitim sistemlerine de benzememekte olup kendine has bir sistemdir. Hindistan, bütün bu özelliklerine rağmen uzun süre İngilizlerin sömürüsünde kaldığı için daha çok İngilizlerin çalıştığı bir toplum olmuştur. Ancak, Batılı sosyologların bir kısmı, Hindistan'ı bütün yönleriyle değil, çoğunlukla ekonomik sistem ve düşünce sistemi gibi hususları üzerinde durarak önyargılı bir biçimde değerlendirme eğiliminde olmuştur. Bu yaklaşım, Karl Marx'ın Asya Tipi Üretim Tarzı kavramıyla başlamış ve çoğu düşünürü etkilemiştir. Batı'nın Hindistan'a yönelik bu tutumu, Türkiye'deki sosyoloji alanına da yansımıştır. Türkiye'deki sosyologlar da, genellikle aile yapısına ve kültürel alana yönelerek Hindistan'ı kapsamlı olarak incelememiş ve görmezlikten gelmiştir. Bu tezde ise Hindistan, ilk defa bütün yönleriyle ve Doğu-Batı çatışması perspektifinde kapsamlı olarak tetkik edilmiştir. Tezimizde, öncelikle Hint uygarlığının sahip olduğu maddî kaynaklar ve düşünce sistemiyle uygarlıklar içerisinde oldukça önemli bir konumda olduğu ve bu konumun dış istilalar karşısında sarsılmadığı, kendisini yeniden üretebilme özelliğiyle süreklilik gösterdiği saptanmıştır. Hindistan'ın ortaya koyduğu bu uygarlık modelinin, Reform, Rönesans ve modernleşme gibi olaylar neticesinde tarihte kopuşlar yaşayan ve eski düzeni meşruiyetsizleştirip yeni düzenler üreten Batı uygarlığına uymadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, Hint uygarlığında tarihsel değişim ve ilerlemenin geçmişin tasfiyesiyle değil, farklı unsurların içselleştirilip yeniden düzenlenmesi yoluyla gerçekleştiği ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte, Hint uygarlığının, çoğunlukla düzen ve istikrarı sürdürme gayesinde olan ve bu nedenle, değişimin ancak gelenekler içinde sınırlı biçimde gerçekleştiği Doğu uygarlığından da farklı olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, Hint uygarlığının, maddi ve manevi açıdan sürekli gelişen ve dönüşen, aktif bir uygarlık modeli sunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tezimizde, ardından Hint tarihi dört dönem üzerinden analiz edilmiştir. Hint tarihinin, Vedik dönemde şekillenmeye başladığı, Orta Çağ boyunca farklı devletlerin hâkimiyeti altında dönüşerek varlığını sürdürdüğü, sömürgecilik döneminde Doğu-Batı çatışmasında merkezi bir konuma yerleştiği ve bağımsızlık döneminde de yeni koşullar altında özgün bir tarihsel seyir izlediği tespit edilmiştir. Batı toplumlarında tarih, Antik Çağ'dan Modern Çağ'a kadar her aşamanın bir öncekini aşarak geçersiz kıldığı bir şekilde ilerlerken, Hindistan'da tarihsel sürecin böyle olmadığı, yani tarihsel aşamaların birbirini dışlamadan bir arada var olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca, Hint tarihinin Doğu toplumlarındaki gibi düzeni korumaya yönelik durağan bir seyirde olmadığı da saptanmıştır. Bu yönde, Hint tarihindeki sürecin geleneğin mutlak biçimde dondurulmasıyla değil, farklı dönemlerde ortaya çıkan siyasal, dinsel ve toplumsal unsurların birlikte var olmasıyla şekillendiği sonucuna varılmıştır. Tezimizde daha sonra, Hindistan'a özgü bir toplumsal tabakalaşma sistemi olan kast sisteminin tarihsel olarak yerel koşullar içerisinde geliştiği ve ailevi, dinî, siyasal ve ekonomik boyutları olduğu ortaya konulmuştur. Bu yönüyle kast sisteminin, Batı toplumlarındaki ekonomik konum ve üretim ilişkileri üzerinden şekillenen sınıf sisteminden ayrıştığı gibi Doğu toplumlarındaki çoğunlukla merkezi siyasal otorite tarafından üretilen tabakalaşma biçiminden farklılaştığı saptanmıştır. Aynı zamanda, Batı literatüründe genellikle katı veya değişmeyen bir sistem olarak nitelendirilen kast sisteminin aslında sabit bir sistem olmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, her zaman katı bir sistem olmayan kastın, siyasal ve ekonomik değişimler ile sömürgecilik politikaları neticesinde değişime uğradığı açığa çıkarılmıştır. Tezde, ayrıca Hindistan'ın siyasal düzeni üzerinde durulmuştur. Hindistan'ın siyasal tarihinde yönetimin 18. yüzyıla kadar geleneksel monarşiye dayalı olduğu, İngiliz sömürgeciliği döneminde ise bu yönetim biçiminin bürokratik otoriter yapıya evrildiği ve bağımsızlıkla birlikte demokratik parlamenter döneme geçildiği sonucuna ulaşılmıştır. Hindistan'ın siyasal tarihindeki geçişlerin Batı toplumlarında olduğu üzere devrimlerle değil, daha ziyade sömürgecilik politikaları ve bağımsızlığın kazanılmasıyla olduğu ortaya çıkartılmıştır. Hindistan'da siyasal düzenin, Doğu toplumlarındaki gibi rejimler değişse bile devletin özünün değişmediği bir mantıkla işlemediği de saptanmıştır. Bu yönde, siyasal düzeninin daha çok yerel güçler tarafından şekillendirildiği ve dinî otoritelerin de iktidar yapısının biçimlenmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Geleneksel monarşi döneminde Hindistan'da hâkim olan siyasal düzenin sömürgecilik döneminde tasfiye edildiği ve yerine Batı toplumlarının bürokrasi anlayışı temelinde fakat otoriter bir yönetim biçiminin benimsendiği ortaya çıkartılmıştır. Hindistan'ın bağımsızlığı sonrasında uyguladığı demokratik parlamenter sisteminde de Batı toplumlarından ödünç alınarak Hint toplumunun kendi siyasal kültürüne göre yeniden biçimlendirildiği tespit edilmiştir. Bu nedenle, Hindistan'da siyasal düzenin tam anlamıyla Batı toplumlarının kopyası olmamasına rağmen onun müzakere edilmiş bir biçimi olduğu için siyasal alanın gerilimlerle dolu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tezimizde bunun yanı sıra, Hindistan'ın iktisadi yapısı incelenmiştir. Hindistan'ın iktisadi yapısının temelini köy topluluklarının oluşturduğu fakat bu yapının artı ürünün tek elde toplandığı bir yapıya evrilmediği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, Hindistan'ın Asya Tipi Üretim Tarzı kavramındaki merkezi ve despotik çerçeveye tam olarak uymamakla birlikte Batı toplumlarındaki sınıf temelli üretim ilişkilerine de benzemediği ortaya çıkartılmıştır. Aynı zamanda, Hindistan'ın Doğu toplumlarındaki tarım temelli kapalı ekonomiden farklı olduğu, aslında devletin mutlak belirleyen olmadığı ve artı ürünün farklı aktörler arasında paylaşılarak toplumsal düzenin sağlandığı tespit edilmiştir. Hindistan'ın iktisadi yapısının İngiliz sömürgeciliği döneminde ise bozularak küresel kapitalist sisteme bağımlı hâle getirildiği ve bugün de bu ekonomik bağımlılığın devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Tezimizde, ardından Hindistan'ın dinî yapısı ayrıntılı incelenmiştir. Hindistan'ın dinî yapısının çok dinli olduğu tespit edilmiştir. Bu yapının, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi dinlerin konumladığı Batı uygarlığına uymadığı gibi, İslâmiyet, Budizm, Konfüçyüsçülük ve Taoizm gibi dinleri bünyesinde barındıran Doğu uygarlığına da uymadığı ortaya çıkartılmıştır. Hindistan'da, Batı uygarlığında ve Doğu uygarlığında yer alan dinlerin yanı sıra, Hinduizm, Sihizm ve Jainizm ile çok sayıda tanrı ve tanrıçanın yer aldığı oldukça fazla, karmaşık ve dinin tek bir otoriteye dayanmadığı bir dinî yapı olduğu neticesine ulaşılmıştır. Bu nedenle de farklı dinler arasında etkileşim olduğu kadar çatışmaların da yaşandığı sonucuna varılmıştır. Tezimizde ayrıca, Hindistan'ın aile yapısı tahlil edilmiştir. Hindistan'daki aile yapısının ataerkil olduğu saptanmıştır. Esasında Batı toplumlarının da tarihinde var olan ataerkillik, sanayileşme ve kentleşme süreciyle etkisini yitirirken, Hindistan'da gücünü kaybetmediği tespit edilmiştir. Hindistan'da kentleşmeyle birlikte çekirdek aile yapısına doğru bir değişim olsa da bu dönüşümün ataerkil kalıpları kırmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fakat, ataerkil aileninin direncine rağmen Hindistan'daki ailenin Doğu toplumlarındaki aileye benzemediğine de ulaşılmıştır. Doğu toplumlarında ataerkillik ve aile içi düzen devlet ve din tarafından güvence altına alırken, Hindistan'da otorite, evlilik, miras gibi hususlar üzerinden sağlandığı tespit edilmiştir. Bu yönde, Hindistan'da ataerkilliğin sadece cinsiyet temelli bir tahakküm biçimi olmadığı, ayrıca aile yapısı, dinî normlar ve kastlarla bağlantılı olarak kendisini yeniden ürettiği ortaya konulmuştur. Tezimizde bunun yanı sıra, Hindistan'ın eğitim sistemi irdelenmiştir. Hindistan'da eğitim sisteminin en temel özelliğinin bireyin ahlâkını geliştirme ve becerilerini arttırma olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu yönüyle Hint eğitim sisteminin Batı toplumlarından rekabete dayalı, bireysel başarı ile mesleki uzmanlaşma odaklı sistemine benzemediği saptanmıştır. Aynı zamanda, Hindistan'daki eğitimin, Doğu toplumlarındaki dinî metinlerin aktarımına dayanan ve geleneğin korunmasını ilke edinen eğitim sisteminden de farklı olduğu tespit edilmiştir. İngiliz sömürgeciliği döneminde ise Hindistan'daki bu geleneksel yerli eğitim yapısının parçalandığı ve yerine Batı müfredatının yerleştirildiği ortaya konmuştur. Tezimizde son olarak, Hindistan'ın gündelik hayatı çözümlenmiştir. Gündelik hayatta, dinî pratikler, evlilik pratikleri, tüketim ve yemek alışkanlıkları, boş zaman mekânı olarak çay ocakları ve kahve dükkânları, giyim tarzları ve moda eğilimleri, konut yapıları ve dekorasyon biçimleri ile eğlence aktiviteleri olarak, spor, medya, sinema ve dans üzerinde durulmuştur. Hindistan'da dinî pratiklerin gündelik hayatın merkezinde yer aldığı tespit edilmiş olsa da düğünlerde, tüketim alışkanlıklarında, giyim tarzlarında, konut yapılarında ve dekorasyon biçimlerinde Batı tarzı bir dönüşüm olduğu da saptanmıştır. Böylece, Hindistan'daki gündelik hayatın Doğu toplumlarındaki gibi sadece gelenekler ve din temelinde örgütlenmediği de saptanmıştır. Hindistan'da gündelik hayat içerisinde spor, medya, sinema ve müzik gibi pratiklerin Hintlilerin yaşamında önemli yer kapladığı ortaya çıkartılmıştır.

Özet (Çeviri)

This thesis conducts a comprehensive examination of Indian society, a representative of Eastern civilization, within the framework of the East-West conflict. The objective of this thesis is to elucidate India's position within Eastern civilization, highlighting its distinctive structure and characteristics, its intellectual framework, pivotal historical moments, social stratification system, political organization, economic structure, religious system, family dynamics, educational system, and aspects of daily life. One of the primary motivations for examining Indian society in this thesis is India's historical experience with the East-West conflict and its role in shaping it. India, where Eastern and Western civilizations have both clashed and interacted, exhibits unique characteristics not found in any other society. As the most populous nation globally, India's social structure and organization are notably complex. Unlike other societies, India is characterized by the coexistence and flourishing of both solidarity and conflict. With a rich civilization, India has developed a distinctive philosophical system, referred to in the literature as Indian philosophy, which diverges from both Eastern and Western philosophies. Additionally, unlike the class system prevalent in Western societies, India has a caste system that emerged from its own religious, political, and economic dynamics. The issue of religion, a source of the East-West divide, also possesses a unique structure in India, which is a multi-religious society encompassing diverse faiths. The value and structure of the family in India differ significantly from those in other societies. India's education system is unique; it neither simply adopts Western models nor resembles traditional Eastern educational systems. Despite these characteristics, India was under British colonial rule for an extended period, resulting in a society largely staffed by British workers. However, some Western sociologists have tended to evaluate India with bias, focusing primarily on aspects such as its economic and intellectual systems rather than its holistic aspects. This approach began with Karl Marx's concept of the Asian Mode of Production and influenced many thinkers. This Western perspective on India has also been reflected in the field of sociology in Turkey. Turkish sociologists, generally concentrating on family structure and cultural aspects, have largely overlooked comprehensive studies of India. This thesis aims to examine India comprehensively for the first time, considering all its aspects and from the perspective of the East-West conflict. In this thesis, it has been established that Indian civilization, with its material resources and intellectual framework, occupies a significant position among global civilizations. This position has remained resilient against external invasions, demonstrating continuity through its capacity for self-renewal. It has been observed that the civilizational model presented by India diverges from Western civilization, which has experienced historical discontinuities due to events such as the Reformation, Renaissance, and modernization, leading to the delegitimization of the old order and the creation of new ones. Consequently, it has been demonstrated that historical change and progress in Indian civilization have occurred not through the eradication of the past, but through the internalization and reorganization of diverse elements. Furthermore, it has been determined that Indian civilization differs from Eastern civilization, which primarily aims to maintain order and stability, resulting in change occurring only within the confines of tradition. In this context, it has been concluded that Indian civilization offers a dynamic model that is continually evolving and transforming in both material and spiritual dimensions. This thesis further analyzes Indian history through four distinct periods. It has been determined that Indian history began to take shape during the Vedic period, continued to evolve under the rule of various states throughout the Middle Ages, occupied a central role in the East-West conflict during the colonial period, and followed a unique historical trajectory under new conditions in the period of independence. While in Western societies, history progresses from Antiquity to the Modern Age in a manner where each stage supersedes and invalidates the previous one, it has been shown that the historical process in India does not follow this pattern; rather, historical stages coexist without excluding one another. Additionally, it has been determined that Indian history does not adhere to a static course aimed at maintaining order, as seen in Eastern societies. In this regard, it has been concluded that the historical process in India was shaped not by the absolute preservation of tradition, but by the coexistence of political, religious, and social elements that emerged in different periods. This thesis demonstrates that the caste system, a distinctive form of social stratification in India, evolved historically under specific local conditions and encompasses familial, religious, political, and economic dimensions. It is established that the caste system diverges from the class system prevalent in Western societies, which is primarily influenced by economic status and production relations, as well as from the stratification systems in Eastern societies, which are largely shaped by centralized political authority. Furthermore, it is identified that the caste system, often characterized in Western literature as rigid or immutable, is not inherently fixed. Consequently, it is revealed that the caste system, which is not invariably rigid, has undergone transformations due to political and economic shifts and colonial policies. The thesis examines the political system of India, concluding that India's political history was characterized by a traditional monarchy until the 18th century. This governance structure evolved into a bureaucratic authoritarian regime during the British colonial period, eventually transitioning to a democratic parliamentary system upon independence. The study reveals that these transitions in India's political history were not driven by revolutions, as observed in Western societies, but rather through colonial policies and the attainment of independence. It further establishes that the Indian political system does not adhere to the notion that the essence of the state remains unchanged despite regime changes, as seen in Eastern societies. Instead, the political system is significantly influenced by local powers, with religious authorities playing a crucial role in shaping the power structure. The research indicates that the traditional monarchical political system was dismantled during the colonial period and replaced by an authoritarian government modeled on the bureaucratic framework of Western societies. It is also determined that the democratic parliamentary system implemented post-independence was adapted to align with India's unique political culture, drawing elements from Western societies. Consequently, it is concluded that while India's political system is not a direct replica of Western models, it represents a negotiated form, resulting in a political sphere characterized by tensions. Additionally, the thesis explores India's economic structure, determining that it is fundamentally based on village communities. However, this structure has not evolved into one where surplus production is centralized. The study reveals that India does not fully conform to the centralized and despotic framework of the Asian Mode of Production concept, nor does it resemble the class-based production relations of Western societies. Furthermore, it is determined that India differs from the closed, agriculture-based economies of Eastern societies; the state is not the absolute determinant, and social order is maintained through the distribution of surplus production among various actors. The thesis concludes that India's economic structure was disrupted during the British colonial period, rendering it dependent on the global capitalist system, a dependency that persists today. In this thesis, a comprehensive examination of India's religious structure is conducted. It is ascertained that India's religious framework is characterized by its multi-religious nature. This structure is found to be incongruent with Western civilization, which predominantly includes religions such as Christianity and Judaism, as well as with Eastern civilization, which comprises religions like Islam, Buddhism, Confucianism, and Taoism. The study concludes that India possesses a complex religious structure, incorporating a multitude of deities alongside Hinduism, Sikhism, and Jainism, in addition to religions present in both Western and Eastern civilizations, and that religion in India is not centralized under a single authority. Consequently, it is concluded that there are both interactions and conflicts among the various religions. Furthermore, this thesis analyzes the family structure in India, determining that it is predominantly patriarchal. While patriarchy, which was historically present in Western societies, has diminished with industrialization and urbanization, it retains its influence in India. Although urbanization in India has prompted a shift towards nuclear family structures, the study concludes that this transformation has not dismantled patriarchal patterns. However, despite the persistence of the patriarchal family, it is found that the Indian family does not mirror the family structure in Eastern societies. In Eastern societies, patriarchy and family order are reinforced by the state and religion, whereas in India, authority is maintained through mechanisms such as marriage and inheritance. In this context, it is demonstrated that patriarchy in India is not solely a form of gender-based domination but also perpetuates itself in conjunction with family structure, religious norms, and caste systems. In addition, our thesis investigates the Indian education system, highlighting its primary emphasis on cultivating individual morals and enhancing skills. This focus distinguishes the Indian education system from the competitive, individual-achievement-oriented, and professionally specialized systems prevalent in Western societies. It also contrasts with the education systems in Eastern societies, which are rooted in the transmission of religious texts and prioritize the preservation of tradition. Furthermore, the thesis elucidates that during the British colonial period, the traditional indigenous educational framework in India was dismantled and supplanted by a Western curriculum. Finally, our thesis examines various aspects of daily life in India, including religious practices, marriage customs, consumption and dietary habits, the role of tea houses and coffee shops as leisure spaces, clothing styles and fashion trends, housing structures and decoration styles, and entertainment activities such as sports, media, cinema, and dance. While religious practices remain central to daily life in India, a Western-style transformation is evident in weddings, consumption habits, clothing styles, housing designs, and decoration styles. This indicates that daily life in India is not solely organized around traditions and religion, as is typical in Eastern societies. The study also reveals that activities such as sports, media, cinema, and music play a significant role in the lives of Indians.

Benzer Tezler

  1. Interregional Relations: Perspectives on the Summit of South American-Arab Countries 'New' patterns of engagement

    Bölgelerarasi ilişkiler: Güney Amerika - Arap Ülkeleri zirvesindeki“Yeni”angajman yapısı perspektifleri

    MARSHA MARİE HALL

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2015

    Uluslararası İlişkilerOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Ortadoğu Araştırmaları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MELİHA BENLİ ALTUNIŞIK

    DOÇ. DR. DERYA GÖÇER AKDER

  2. Turkey's role in Afghanistan in the post 9/11 era

    11 Eylül'den günümüze Türkiye'nin Afganistan'daki rolü

    CANAN BAYRAM ÇUBUK

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2014

    Uluslararası İlişkilerOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. IŞIL ANIL

  3. Ejderhanın motif olarak gelişimi ve Osmanlı sanatında kullanımı (1453-1600)

    Başlık çevirisi yok

    CANDAN ÜLKÜ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1995

    Arkeolojiİstanbul Üniversitesi

    DOÇ.DR. TARCAN YILMAZ

  4. Educational reforms in Ethiopia: From the imperial era to the present

    Etiyopya'da eğitim reformları: Emperyal dönemden günümüze

    SALİH AHMED MAHAMMODA

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2022

    Eğitim ve ÖğretimNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İSA KORKMAZ

  5. Derin öğrenme ve büyük veri analitiği yöntemleriKullanarak Covid-19 yayılımının ileriye dönük tahmini

    Forecasting the spread of covid-19 using deep learning and big data analytics methods

    CYLAS KIGANDA

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    Bilgisayar Mühendisliği Bilimleri-Bilgisayar ve KontrolGazi Üniversitesi

    Bilgisayar Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUHAMMET ALİ AKCAYOL