Yeni ontolojik yaklaşımlar: Bruno Latour'un aktör-ağ teorisi ile Manuel Delanda'nın öbekleşme teorisi üzerine felsefi bir inceleme
New ontological approaches: A philosophical study of Bruno Latour's actor-network theory and Manuel Delanda's assemblage theory
- Tez No: 992574
- Danışmanlar: PROF. DR. ÖZLEM DUVA KAYA
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Felsefe, Philosophy
- Anahtar Kelimeler: Süreç ontolojisi, Process ontology
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Felsefe Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Felsefe Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışma, çağdaş ontolojik düşüncenin özne-merkezli gelenekle hesaplaşarak geliştirdiği yeni varlık anlayışlarını, özellikle Bruno Latour ve Manuel DeLanda'nın düşünceleri çerçevesinde incelemektedir. Modern felsefenin Kartezyen özne anlayışıyla birlikte kurduğu doğa-kültür ayrımı ve varlık ile bilgi arasındaki ontolojik kopuş, uzun süre felsefi düşüncenin merkezini epistemolojiye kaydırmıştır. Ancak 20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren, Aydınlanmacı ilerleme söyleminin kriz yaşaması, postmodernizmin göreli ve yapısalcı eleştirilerinin bir çıkış üretmekte yetersiz kalması, felsefeyi ontolojik sorulara yeniden yönlendirmiştir. Bu bağlamda yeni materyalizm, spekülatif realizm ve nesne-yönelimli ontoloji gibi eğilimler, insanı felsefi merkez olmaktan çıkarmayı ve maddi gerçekliği insan deneyiminden bağımsız olarak düşünmeyi hedefleyen özgün ontolojik açılımlar sunmuştur. Latour ve DeLanda bu dönüşümün iki belirgin figürü olarak, varlığı özsel ve durağan bir yapı yerine ilişkisel, süreçsel ve bileşen-temelli bir yapı olarak kavrarlar. Latour, doğa ile kültür arasında modernitenin kurduğu yapay ayrımı eleştirir ve bütün varlıkları insan ya da insan-olmayan ayrımı gözetmeksizin, etkileşim içinde yer alan aktörler olarak tanımlar. Ona göre gerçeklik, ağlar ve çeviri ilişkileriyle kurulur. Bilimsel bilgi de bu bağlamda aktörler arası bir etkileşim ağında devamlı surette yeniden şekillenen bir üretim sürecidir. Latour'un ilişkisel ontolojisi, hakikatin ve nesnelliğin çoğul ve sürekli oluş halindeki ilişkilerle belirlendiği bir dünya tasavvurunu benimser. DeLanda ise Deleuze'ün düşüncelerinden hareketle geliştirdiği öbekleşme teorisinde, varlıkları geçici ve çok-ölçekli bileşen birimlerinin dinamik birleşimleri olarak kavramsallaştırır. Ona göre toplumsal yapılar, organizmalar, şehirler ya da devletler gibi oluşumlar, içkin nedenler üzerinden şekillenen, süreklilik ve dönüşüm potansiyeline sahip ontolojik yapılardır. DeLanda, varlığın açıklanmasında indirgemeci ya da özcü yaklaşımları reddederek, oluşun sürekliliğini ve her düzeydeki varlıkların etkileşimsel yapısını ön plana çıkarır. Her iki düşünür de insan-merkezli metafizik anlayışları eleştirerek, insanı diğer varlıklarla eşit düzlemde konumlandıran bir düşünce yapısı geliştirir. Bu yalnız ontolojik değil, aynı zamanda epistemolojik, etik ve politik sonuçlar doğuran bir yeniden konumlandırmadır. Latour ve DeLanda, gerçekliğin tek bir merkez yerine çoklu aktörlerin etkileşiminden doğduğunu, her varlığın bir fail olarak kendi rolünü oynadığını savunurlar. Bu iki yaklaşım doğa, toplum, teknoloji ve siyaset arasındaki ilişkileri yeniden düşünmeye ve kavramsallaştırmaya olanak tanıyan kapsamlı bir ontolojik dönüşüm teklifi sunmaktadır.
Özet (Çeviri)
This study examines the new understandings of being developed by contemporary ontological thought in its reckoning with the subject-centered tradition, particularly within the framework of the ideas of Bruno Latour and Manuel DeLanda. The distinction between nature and culture established by modern philosophy alongside its Cartesian understanding of the subject, along with the ontological rupture between being and knowledge, has long shifted the center of philosophical thought toward epistemology. However, since the last quarter of the 20th century, the crisis of the Enlightenment discourse of progress and the failure of postmodernism's relativist and structuralist critiques to produce a way out have redirected philosophy towards ontological questions. In this context, trends such as new materialism, speculative realism, and object-oriented ontology have offered original ontological approaches that aim to remove humans from the philosophical center and to think of material reality independently of human experience. Latour and DeLanda, two prominent figures in this transformation, conceive of existence as a relational, processual, and component-based structure rather than an essential and static one. Latour criticizes the artificial distinction between nature and culture established by modernity and defines all entities as actors engaged in interaction, regardless of whether they are human or non-human. According to him, reality is constructed through networks and translation relations. Scientific knowledge, in this context, is also a production process that is continuously reshaped within a network of interactions between actors. Latour's relational ontology embraces a worldview in which truth and objectivity are determined by plural and constantly evolving relationships. DeLanda, on the other hand, conceptualizes entities as dynamic combinations of temporary and multi-scale component units in his assemblage theory, developed based on Deleuze's ideas. According to him, formations such as social structures, organisms, cities, or states are ontological structures shaped by intrinsic causes, possessing potential for continuity and transformation. DeLanda rejects reductionist or essentialist approaches to explaining existence, emphasizing the continuity of becoming and the interactive structure of entities at every level. Both thinkers criticize anthropocentric metaphysical understandings and develop a way of thinking that places humans on an equal plane with other entities. This is a repositioning that has not only ontological but also epistemological, ethical, and political consequences. Latour and DeLanda argue that reality arises from the interaction of multiple actors rather than a single center, and that each entity plays its own role as an agent. These two approaches offer a comprehensive ontological transformation that enables us to rethink and conceptualize the relationships between nature, society, technology, and politics.
Benzer Tezler
- Tasarımda posthümanist yaklaşımlar: Nesne yönelimli ontoloji, fail-ağ teorisi, sferoloji
Posthumanist approaches to design: Object oriented ontology, actor-network theory, spherology
BURCU ARINÇ
Yüksek Lisans
Türkçe
2023
Endüstri Ürünleri TasarımıMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiEndüstriyel Tasarım Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET ZEKİ TURAN
- Posthümanist mimarlık üzerine kuramsal bir okuma: İnsan ve insan dışı varlıklar arasında mekânsal ontolojiler ve ilişkisel ekolojiler
A theoretical reading on posthumanist architecture: Spatial ontologies and relational ecologies between human and non-human entities
AZİZE YAVAŞİ
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
AntropolojiMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TOLGA SAYIN
- Mesken tutma kavramının İstanbul'da modernleşme sürecindeki değişimine A.H. Tanpınar'ın ve S.H. Eldem'in düşünce dünyasının izlerinden bakmak
Examining the change in the concept of dwelling in Istanbul during the process of modernization through the traces of A.H. Tanpınar' and S.H. Eldem's thought worlds
BEYZA NUR BATI
Doktora
Türkçe
2024
MimarlıkMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYŞE DERİN ÖNCEL
- Feminist yeni materyalizm bağlamında sanatta beden ve nesne dolanıklığı
The entanglement of body and object in art in the framework of feminist new materialism
AYDAN KILINÇ
Sanatta Yeterlik
Türkçe
2025
Güzel SanatlarHacettepe ÜniversitesiHeykel Ana Sanat Dalı
PROF. REFA EMRALİ
- Başka bir gelecek üzerine spekülatif yaklaşımlar: Mimarlığı ya eğer sorusu ile düşünmek
Speculative approaches to another future: Thinking architecture with the question what if
SERENGÜL ŞARLI
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
Mimarlıkİstanbul Teknik ÜniversitesiMimarlık Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TAN KAMİL GÜRER