Geri Dön

Neoliberal eğitim düzeninde prekarya pedagojileri ve simgesel şiddet: Durum çalışması

The pedagogies of the precariat and symbolic violence in the neoliberal education system: A case study

  1. Tez No: 992960
  2. Yazar: ORBAY BAŞARAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. HAMİT ÖZEN
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Eğitim ve Öğretim, Education and Training
  6. Anahtar Kelimeler: Neoliberal eğitim politikaları, Prekarya, Güvencesizlik, Simgesel şiddet, Öğretmenlik Meslek Kanunu, Öğretmenlik mesleği, Öğretmen, Neo-liberalizm, Sembolik şiddet, Toplumsal sınıf, Öğretmen failliği, Öğretmen müdahaleleri, Öğretmen sorunları, Öğretmen yönergeleri, Öğretmenler, İstihdam politikaları, İş güvencesi, Neoliberal education policies, Precariat, Precarity, Symbolic violence, Teachers' Professional Law, Teaching profession, Teacher, Neo-liberalism, Teacher agency, Teacher interventions, Problems of teachers, Teacher instructions, Teachers, Employment policies, Job security
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Eğitim Bilimleri Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Eğitim Yönetimi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu araştırmanın temel amacı, neoliberal ilkelerin eğitim alanındaki yansımalarını ve bu yansımaların bir sonucu olarak şekillenen“prekarya pedagojileri”olgusunu merkeze alarak, kamu ve özel okullarda farklı istihdam statülerinde görev yapan öğretmenlerin prekarizasyon süreçlerini nasıl deneyimlediklerini ortaya koymaktır. Çalışmada bu deneyimlerin simgesel şiddet mekanizmalarıyla nasıl ilişkili olduğu, hangi yollarla içselleştirilip meşrulaştırıldığı ve öğretmenlerin buna karşı geliştirdikleri direniş stratejileri incelenmekte, ayrıca istihdam politikalarının güçlendirilmesine yönelik öneriler geliştirilmektedir. Yöntem: Araştırma, nitel durum çalışması deseniyle yürütülmüştür. Çalışma grubunu, İzmir'in Gaziemir ilçesinde kamu okullarında (kadrolu, sözleşmeli, ücretli) ve özel okullarda görev yapan toplam 18 öğretmen oluşturmaktadır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesiyle seçilmiştir. Veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmış, görüşmeler ortalama 50 dakika sürmüş ve ses kayıtları deşifre edilerek alan notlarıyla desteklenmiştir. Verilerin analizinde tümevarımsal içerik analizi ile Gömülü Teori kodlama süreçleri (açık, eksenel ve seçici kodlama) izlenmiş, temalar veriden türetilmiş ve bulgular kuramsal çerçeveyle ilişkilendirilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgular, öğretmen deneyimlerini üç ana boyutta toplamıştır: Neoliberalizm, prekarya ve simgesel şiddet. Neoliberalizm boyutunda (1) eğitimde fırsat eşitsizlikleri, (2) rekabetin okul-toplum ilişkilerine etkileri, (3) özel okullaşmanın yayılmacı yapısı ve yapısal sorunları, (4) müfredatın piyasa temelli (neoliberalizm) kodlarla biçimlenmesi, (5) kaynak dağılımındaki yapılandırılmış yoksunluklar (eşitsizlikler) ve (6) öğretmen performansı ve değerlendirme sistemleri öne çıkmıştır. Prekarya boyutunda (1) iş güvencesi eksikliği ve belirsizlikler, (2) ağırlaşan çalışma koşulları ve mesleki yük, (3) ekonomik zorluklar ve sosyal hak kayıpları, (4) öğretmenlik kariyer basamakları ve mesleki gelişim algısı belirginleşmiştir. Simgesel şiddet boyutunda ise (1) politik-idari baskılar, (2) denetimin simgesel niteliği, (3) karar alma süreçlerinden dışlanma, (4) tanınma ve gelişim fırsatlarında alan eşitsizliği ile (5) alan içindeki otorite ve simgesel egemenlik ilişkilerinin yeniden dağılımı ortaya konmuştur. Sonuç ve Öneriler: Çalışmanın sonuçları, üç boyutta birbirini besleyen bir yapıyı göstermektedir. Neoliberalizm boyutunda; eğitim kamusal haktan satın alınabilir“hizmet/meta”ya indirgenmiş, gelir ve mekânsal ayrışma fırsat eşitsizliğini derinleştirmiş, bağış/aidat temelli finansman erişimde kırılmalar üretmiştir. Kamu kaynak tahsisi, nesnel gereksinim yerine politik etkiyle şekillenmiş, teşvikler/dönüşümler okulları pazar mantığına itmiş, veli“müşteri”, okul“sağlayıcı”ya indirgenmiş, topluluk dayanışması zayıflamıştır. Özel okullaşma, ticarileşmeyi derinleştirip“gösteri”rekabetiyle eşitsizliği yeniden üretmiş, kamusal görevin piyasaya devri kabul edilemez bulunmuştur. Müfredat, sınav-piyasa uyumu ekseninde daralmış, temsil sorunları ve klişeler güçlenmiştir. Kaynak dağılımı, donanımsal yetersizlik ve işletme giderlerinin okul topluluklarına yüklenmesiyle bölgesel-yapısal“kaynak kıtlığı”yaratmıştır. Nicel çıktı merkezli performans-değerlendirme rejimi, öğretmenliği“teknik”işe indirgemiş, mesleki sermayeyi verimlilik-müşteri memnuniyeti ile yeniden tanımlamış, süreç sahada“piyasa odaklı”ve çoğu zaman güvenden yoksun algılanmıştır. Prekarya boyutunda; sözleşmeli/ücretli/kadrolu ayrışması statü ve aidiyeti aşındırmış, kariyer/yaşam planlamasında belirsizlik üretmiş, esnek istihdam ve performans rejimi güvencesizliği kurumsallaştırmıştır. Rekabet ve hesap verebilirlik görünmeyen emeği ve gözetimi artırmış, teknisyenleşmeyi hızlandırmıştır. Finansal ayrımcılık, ücret/hak ayrışmasını ve ek iş baskısını beslemiştir. Kariyer basamakları performans hiyerarşileriyle birleşince de-profesyonelleşme artmış, gelişim“yarış”a bağlanarak özerklik sınırlanmıştır. Simgesel şiddet boyutunda; politika-idari alan, alan/habitus üzerinden özerkliği sınırlandırmış, meşruiyet“yukarıdan”kurulmuştur. Gözetim- performans kültürü, görünmez fakat sürekli uygunluk baskısı üretmiş, değerlendirmeler“keyfî/güvenilmez”algılanmıştır. Öğretmenler karar mekanizmalarından dışlanmış, bu dışlanma otoriteyi zayıflatmıştır. Tanınma ve gelişim fırsatlarında adaletsizlik sürmüş, performans rejimi statü farklarını katılaştırmıştır. Aile habitusu ve piyasa mantığı, öğretmen otoritesinin toplumsal meşruiyetini aşındırmış, bilgi akışı ve pedagojik kararlar pazar göstergelerine hiyerarşik biçimde bağlanmıştır. Araştırmanın önerileri üç düzlemde toplanmaktadır. Politika bağlamında, eğitime kamu finansmanı yasal güvenceye alınmalı, GSYH'nin en az %6'sı eğitime ayrılmalı, özel okullardaki öğretmen hakları düzenlenmeli, kamuda sözleşmeli/ücretli istihdam kaldırılarak kadrolu ve güvenceli yapı tesis edilmelidir. Okul bağlamında, statülerinden bağımsız tüm öğretmenler eşit paydaş olarak karar ve görev dağılımına dâhil edilmelidir. Öğretmen-sendika bağlamında, istihdam türünden bağımsız kapsayıcı örgütlenme dili ve dayanışma mekanizmaları güçlendirilmelidir.

Özet (Çeviri)

Purpose: The primary aim of this study is to examine how teachers employed in public and private schools with different employment statuses experience processes of precaritization, with a particular focus on the phenomenon of“pedagogies of the precariat,”which has emerged as a consequence of neoliberal principles shaping the field of education. The study further investigates how these experiences are connected to mechanisms of symbolic violence, the ways in which they are internalized and legitimized, as well as the resistance strategies developed by teachers. In addition, the research offers recommendations for the enhancement of teacher employment policies. Method: This study employed a qualitative case study design. The research group comprised 18 teachers working in public schools (tenured, contracted, and hourly-paid) and private schools located in the Gaziemir district of İzmir. Participants were selected through maximum variation sampling, a purposive sampling strategy. Data were collected through semi-structured interviews, each lasting approximately 50 minutes, which were audio-recorded, transcribed, and supplemented with detailed field notes. For data analysis, an inductive content analysis approach was adopted in combination with the coding procedures of Grounded Theory (open, axial, and selective coding). Themes were generated directly from the data and subsequently interpreted in relation to the theoretical framework. Results: The findings of the study organized teachers' experiences into three overarching dimensions: neoliberalism, precarity, and symbolic violence. Within the neoliberalism dimension, six themes emerged: (1) inequalities of opportunity in education, (2) the impact of competition on school-community relations, (3) the expansionist tendencies and structural challenges of privatization, (4) the shaping of the curriculum through market-oriented (neoliberal) codes, (5) structured deprivations and inequalities in resource distribution, and (6) teacher performance and evaluation systems. In the precarity dimension, four themes became outstanding: (1) lack of job security and uncertainty, (2) deteriorating working conditions and increased professional workload, (3) economic hardships and the erosion of social rights, and (4) teachers' career ladders and perceptions of professional development. Finally, in the dimension of symbolic violence, five themes were identified: (1) political and administrative pressures, (2) the symbolic nature of supervision, (3) exclusion from decision-making processes, (4) inequities in recognition and professional development opportunities, and (5) the redistribution of authority and symbolic domination within the field. Conclusion and Suggestions: The findings of the study indicate a mutually reinforcing structure across three dimensions. Within the neoliberalism dimension; education has been transformed from a public right into a purchasable“service/ commodity”, income- and space-based stratification has deepened opportunity inequalities, and donation/fee-dependent financing has created fractures in access. Public resource allocation has been shaped more by political influence than by objective need, incentives and reforms have pushed schools into market logic, reducing parents to“customers”and schools to“providers,”thereby weakening community solidarity. Privatization has intensified commercialization and reproduced inequalities through“spectacle-based”competition, while the transfer of public responsibilities to the market has been regarded by participants as unacceptable. The curriculum has narrowed along the axis of exam-market alignment, reinforcing representational problems and stereotypes. Resource allocation has generated regional-structural“resource scarcity”through material inadequacies and the transfer of operating expenses to school communities. The output-centered performance and evaluation regime has reduced teaching to a“technical”occupation, redefined professional capital in terms of efficiency and customer satisfaction, and has often been perceived in practice as“market-oriented”and unreliable. In the precarity dimension; the stratification among contracted, hourly-paid, and tenured teachers has eroded professional status and belonging, created uncertainty in career and life planning, and institutionalized insecurity through flexible employment and performance regimes. Competition and accountability have intensified invisible labor and surveillance, accelerating the technicization of teaching. Financial discrimination has widened wage and rights disparities and fueled pressure for additional employment. Career steps, when combined with performance-based hierarchies, have accelerated de-professionalization and tied professional development to competitive“races,”thereby restricting autonomy. In the symbolic violence dimension; the political-administrative field has limited teacher autonomy through field/habitus mechanisms, with legitimacy imposed“from above.”The culture of surveillance and performance has generated an invisible yet constant pressure of conformity, while evaluations have been widely perceived as“arbitrary”and“unreliable.”Teachers have reported exclusion from decision-making processes, which has further weakened professional authority. Perceived injustices in recognition and development opportunities have persisted, with performance regimes reinforcing status hierarchies. Moreover, family habitus and market logics have undermined the social legitimacy of teacher authority, subordinating knowledge flow and pedagogical decisions to market indicators. The recommendations of the study are structured on three levels. At the policy level, public funding for education should be legally secured, with at least 6% of GDP allocated to education, teachers' rights in private schools should be strengthened, and contracted/hourly-paid employment in the public sector should be replaced with secure, tenured positions. At the school level, all teachers, regardless of employment status, should be included as equal stakeholders in decision-making and task allocation. At the teacher-union level, inclusive organizational language and solidarity mechanisms that transcend employment categories should be fostered.

Benzer Tezler

  1. Türk kamu yönetiminde neoliberal dönüşümün yansımaları: Şeker Kurumu örneği

    Reflections of the neoliberal transformation in Turkish public administration: The case of the Sugar Authority

    ANIL MÜGE SEYREKBASAN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Kamu YönetimiAnkara Hacı Bayram Veli Üniversitesi

    Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET AKİF ÖZER

  2. Neoliberal dönüşüm, ücretli öğretmen emeği ve gündelik hayat

    Transformation of working life and paid teacher labor

    ALİ ERDİ ERDOĞAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    SosyolojiAydın Adnan Menderes Üniversitesi

    Sosyoloji Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ EMİN YİĞİT

  3. Türkiye üniversitelerinde uzaktan eğitim merkezleri uygulamalarının yetişkin eğitimi açısından değerlendirilmesi

    Assessment of the practices of distance education centers in universities of turkey in terms of adult education

    DEMET ÇELİK

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Eğitim ve ÖğretimAnkara Üniversitesi

    Yaşam Boyu Öğrenme ve Yetişkin Eğitimi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MERAL UYSAL

  4. Part-time English language instructors' well-being: A case study in Türkiye

    Yarı zamanlı İngilizce öğretim görevlilerinin iyi oluş durumları: Türkiye'de bir vaka çalışması

    ÇİSEM ARDA

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    Eğitim ve ÖğretimOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    İngiliz Dili Öğretimi Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞEGÜL DALOĞLU

  5. The rise of the female voice in Roald Dahl's matilda and Esio Trot

    Roald Dahl'ın Matılda ve Esıo Trot eserlerinde kadın sesinin yükselişi

    ADA BASARİİA

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    İngiliz Dili ve Edebiyatıİstanbul Kültür Üniversitesi

    İngiliz Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZLEM GÜLGÜN GÜNER