MEB Erken Çocukluk Özel Eğitim Öğretim Programı (0-36 ay) özel eğitim öğretmenleri tarafından Stufflebeam'in Bağlam, Girdi, Süreç, Ürün (CIPP) modeline göre değerlendirilmesi
The Early Childhood Special Education Curriculum (0-36 months) evaluated by special education teachers based on Stufflebeam's Context, Input, Process, Product (CIPP) model
- Tez No: 993760
- Danışmanlar: PROF. DR. AYŞE DOLUNAY SARICA
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Eğitim ve Öğretim, Education and Training
- Anahtar Kelimeler: Erken müdahale, Erken çocuklukta özel eğitim, MEB Erken Çocukluk Özel Eğitim Öğretim Programı, Öğretmen değerlendirmesi, Early intervention, Early childhood special education, MoNE Early Childhood Special Education Curriculum, Teacher evaluation
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
- Enstitü: Eğitim Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Özel Eğitim Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Özel Eğitim Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu araştırma, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan“Erken Çocukluk Özel Eğitim Öğretim Programı (0–36 Ay)”nın özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Değerlendirme sürecinde, program değerlendirme alanında sıkça başvurulan ve sistematik yapısıyla dikkat çeken Stufflebeam'in CIPP (Bağlam, Girdi, Süreç, Ürün) modeli temel alınmıştır. Bu model, yalnızca programın çıktılarını değil, aynı zamanda uygulanma koşullarını, kaynaklarını ve bağlamsal etkenlerini de dikkate alarak bütüncül bir analiz yapılmasına olanak tanımaktadır. Araştırmada bu model çerçevesinde, öğretmenlerin söz konusu programa ilişkin deneyim, gözlem ve değerlendirmeleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Araştırmanın yöntemi nitel araştırma desenine dayalı olarak yapılandırılmıştır. Çalışma, durum çalışması kapsamında yürütülmüş ve özel eğitim alanında 0–36 ay çocuk grubuyla çalışan 8 özel eğitim öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla veri toplanmıştır. Farklı kurumsal ortamlarda görev yapan öğretmenlerin program uygulamalarına dair deneyimlerinden yararlanılmıştır. Görüşmeler ses kaydı alınarak gerçekleştirilmiş, veriler yazılı olarak çözümlenmiş ve betimsel analiz tekniğiyle değerlendirilmiştir. Bağlam boyutunda, öğretmenler programın erken müdahale yaklaşımını benimsemesini olumlu değerlendirmiş; bu yaş grubuna özel yapılandırılmış bir programa duyulan ihtiyacın altını çizmiştir. Ancak ailelerin gelişimsel sorunlara karşı farkındalık düzeylerinin düşük olması, tanı süreçlerinde yaşanan gecikmeler ve bazı bölgelerde erken çocukluk özel eğitimine yönelik altyapı eksiklikleri, programın bağlamla tam olarak örtüşmesini engellemektedir. Öğretmenler, programın sunduğu hedeflerin uygulayıcılar ve aileler nezdinde eş zamanlı olarak içselleştirilmesinin zor olduğunu belirtmiştir. Girdi boyutuna ilişkin bulgular, programın uygulanabilirliğini etkileyen faktörlerin başında materyal yetersizliği, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı, fiziki mekânların sınırlılığı ve hizmet içi eğitim eksikliklerinin geldiğini ortaya koymuştur. Programın esnek yapısı bazı öğretmenlerce avantaj olarak görülse de yeterli kurumsal destek ve materyal olmadığında bu esnekliğin uygulayıcıyı zorlayan bir unsur haline geldiği vurgulanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin bireyselleştirilmiş eğitim programlarını hazırlarken yeterli süre, kaynak ve iş gücüne sahip olmamaları da uygulama sürecinde karşılaşılan güçlükler arasında yer almıştır. Süreç boyutunda, öğretmenler programın kazanımlarını ay temelli olarak düzenlenmiş olmasını yönlendirici ve planlama açısından kolaylaştırıcı bulduklarını belirtmiştir. Ancak haftalık ders saatlerinin kısıtlı olması, aynı anda hem çocukla hem de aileyle çalışılması gerektiği durumda zamanın yetmemesi ve idari sorumluluklarla birlikte öğretmenlerin uygulama sürecinde zorlanmaları dikkat çekici bulgulardır. Sürecin değerlendirilmesinde öğretmenler, aile eğitiminin yeterince yapılandırılamadığını ve eğitim sürecinin daha çok çocuğa odaklı yürütüldüğünü ifade etmişlerdir. Bu durum, programın öngördüğü bütüncül yaklaşımın sahada tam anlamıyla hayata geçirilemediğini göstermektedir. Ürün boyutunda elde edilen veriler, programın çocukların gelişiminde genel olarak olumlu katkılar sağladığını, özellikle iletişim ve sosyal etkileşim becerilerinde ilerlemeler gözlemlendiğini ortaya koymuştur. Ancak bazı öğretmenler, gelişimsel düzeyi ağır olan çocuklarda kazanımların sınırlı kaldığını ve programın her çocuğun bireysel ihtiyacına doğrudan cevap veremediğini ifade etmiştir. Ayrıca davranış yönetimi ve öz bakım becerilerine yönelik kazanımların daha detaylı ve modüler hale getirilmesi gerektiği önerilmiştir. Aile katılımının yetersizliği, gelişimsel hedeflere ulaşma sürecini yavaşlatan bir diğer faktör olarak öne çıkmıştır. Araştırmanın bulguları, ulusal ve uluslararası literatürle karşılaştırmalı biçimde tartışılmıştır. Örneğin, Karoly ve diğerlerinin (1998; 2005) erken çocukluk yatırımlarının uzun vadeli sosyal ve ekonomik getirilerine ilişkin vurgusu, bu programın yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda toplumsal bir yatırım olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Benzer şekilde, Bruder (2010), Yalın (2024), Sazak Pınar (2006) gibi çalışmalarda erken müdahale programlarının başarısında aile eğitimi, yapılandırılmış içerik ve kaynak desteğinin kritik önemde olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği ve MEB (2021) program kitapçığı gibi ulusal belgelerle uygulamada yaşanan farklılıklar arasındaki boşluk, öğretmen görüşleriyle somutlaştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, MEB Erken Çocukluk Özel Eğitim Öğretim Programı'nın 0–36 ay çocuk grubuna yönelik özel eğitim hizmetlerinde önemli bir yapı sunduğu, ancak sahadaki uygulamalarla program dokümanı arasında çeşitli açılımlar bulunduğu görülmüştür. Öğretmenlerin programın genel amaçlarına yönelik olumlu görüşleri bulunmakla birlikte; materyal, süre, kurum desteği ve aile eğitimi gibi unsurlarda güçlendirme yapılması gerektiği konusunda görüş birliği oluşmuştur. Bu bağlamda, programın yeniden yapılandırılmasında öğretmen geri bildirimlerinin dikkate alınması, uygulama süreçlerine daha fazla esneklik tanınması ve alana özgü hizmet içi eğitimlerin artırılması önerilmektedir. Bu araştırma, erken müdahale programlarının değerlendirilmesine yönelik çok boyutlu bir bakış sunması açısından alanyazına katkı sağlamaktadır. Ayrıca özel eğitim alanındaki uygulayıcılar, program geliştiriciler ve politika yapıcılar için sahadan beslenen, gerçekçi ve yapıcı öneriler içermesi yönüyle önem arz etmektedir.
Özet (Çeviri)
This study aims to evaluate the“Early Childhood Special Education Curriculum (0–36 Months)”, implemented by the Ministry of National Education (MEB), through the perspectives of special education teachers. The evaluation is grounded in Stufflebeam's Context, Input, Process, Product (CIPP) model—a widely recognized framework in program evaluation that offers a systematic and comprehensive approach. The CIPP model facilitates a holistic analysis by not only examining the program's outcomes but also considering its implementation conditions, resources, and contextual factors. In this context, teachers' experiences, observations, and assessments regarding the program were thoroughly explored. The research employed a qualitative methodology, specifically a phenomenological design. Data were gathered using a semi-structured interview form administered to eight special education teachers working with children aged 0–36 months. Participants were selected via maximum variation sampling to reflect diverse experiences across different provinces and institutional settings. Interviews were audio-recorded, transcribed verbatim, and analyzed using descriptive analysis. Open coding was also conducted to extract themes, and the findings were presented under the four key dimensions of the CIPP model. In the context dimension, teachers appreciated the program's emphasis on early intervention and acknowledged the importance of having a structured curriculum tailored to this age group. However, they highlighted several contextual challenges, including families' limited awareness of developmental delays, delays in diagnostic procedures, and insufficient infrastructure for early childhood special education in certain regions. These factors were found to hinder the full contextual alignment of the program. Teachers also noted the difficulty in achieving mutual understanding between educators and families regarding the program's goals. Findings related to the input dimension indicated that the primary barriers to effective implementation included inadequate teaching materials, high student-to-teacher ratios, limited physical space, and insufficient in-service training. While some teachers appreciated the program's flexible structure, many emphasized that this flexibility could become a liability in the absence of institutional support and adequate resources. Moreover, time constraints, resource limitations, and lack of manpower were cited as significant challenges in developing individualized education programs. In the process dimension, participants acknowledged that the month-by-month organization of developmental outcomes was useful for planning and implementation. However, the limited instructional hours per week, competing demands to work simultaneously with children and families, and administrative burdens were reported as impediments. Teachers also expressed concerns that the program's emphasis on family education was not sufficiently reflected in practice, with the educational focus remaining predominantly on the child. This suggests that the program's intended holistic approach was only partially realized in real-world settings. Data pertaining to the product dimension demonstrated that the program contributed positively to children's overall development, particularly in communication and social interaction skills. Nonetheless, some teachers reported that progress was minimal in children with more severe developmental delays, and that the curriculum lacked sufficient flexibility to meet diverse individual needs. It was further suggested that the curriculum's components related to behavior management and self-care skills should be expanded and structured in a more modular fashion. Limited family involvement was also identified as a factor that slowed progress toward developmental goals. The study's findings were interpreted in light of national and international literature. For instance, the work of Karoly et al. (1998, 2005) underscores the long-term social and economic benefits of early childhood investments, supporting the view that the MoNE curriculum represents not only a pedagogical but also a broader social investment. Similarly, studies by Bruder (2010), Kılıç and Yıldız (year), Yalın (2024), and Sazak Pınar (2006) have emphasized the critical importance of family education, structured content, and resource provision in the success of early intervention efforts. The discrepancies between official documents such as the Regulation on Special Education Services and the MoNE (2021) curriculum guide, and the practical challenges experienced in the field, were made explicit through teachers' testimonies. In conclusion, the findings suggest that while the MoNE Early Childhood Special Education Curriculum provides a significant framework for delivering special education services to the 0–36-month age group, discrepancies exist between the program's theoretical design and its implementation in practice. Although teachers generally expressed positive views about the program's overarching goals, they also pointed to deficiencies in materials, instructional time, institutional support, and family engagement. Accordingly, the study recommends that teacher feedback should play a central role in future curriculum revisions, that greater implementation flexibility should be provided, and that targeted in-service training opportunities be expanded. This research contributes to the field by offering a multidimensional perspective on early intervention program evaluation. Furthermore, it holds practical value for educators, curriculum developers, and policymakers by presenting realistic, field-informed recommendations.
Benzer Tezler
- Empati eğitim programının anaokulu çocuklarının empatik ve prososyal becerilerine etkisinin incelenmesi
Analysis of the impact of empathy education program on the prosocial and empathetic skills of preschool children
GİZEM ÖZER
Doktora
Türkçe
2016
Eğitim ve ÖğretimHacettepe Üniversitesiİlköğretim Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MÜBECCEL GÖNEN
- Yaratıcı drama temelli yaşam becerileri eğitim programının 5-6 yaş çocuklarının yaşam becerileri düzeylerine etkisi
Effects of creative drama based life skills education program on 5-6 years old children's life skills levels
MERVE ALTOK
Yüksek Lisans
Türkçe
2022
Eğitim ve ÖğretimAkdeniz ÜniversitesiTemel Eğitim Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ YAKUP YILDIRIM
- Erken çocukluk dönemi eğitimcilerinin meslekî öz-yeterliklerinin incelenmesi: Psikolojik sağlamlık, karar verme becerisi ve tükenmişliğin etkisi
Examination of the early childhood educators' professional self-efficacy: The effect of psychological resilience, decision-making skills and burnout
BUKET DİKMEN
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Eğitim ve Öğretimİstanbul Aydın ÜniversitesiÇocuk Gelişimi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ALİ YİĞİT KUTLUCA
- Uluslararası Bakalorya İlk Yıllar Pprogramı'nın erken çocuklukta düşünme becerileri üzerindeki etkisi
The impact of the International Baccalaureate Primary Years Program on thinking skills in early childhood
DENİZ ÇAVUŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
2024
Eğitim ve ÖğretimÜsküdar ÜniversitesiÇocuk Gelişimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NURPER ÜLKÜER
- Okul öncesi eğitim kurumlarında kalitenin fiziksel koşullar açısından incelenmesi
Examining the preschools? quality in terms of physical conditions
ELİF KALKAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2008
Eğitim ve ÖğretimHacettepe Üniversitesiİlköğretim Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BERRİN AKMAN