Geri Dön

İnterstisyel akciğer hastalarında bağ doku hastalıklarının ayırıcı tanısında klinik bulgularla laboratuvar belirteçlerin rolünün karşılaştırılması

Comparison of the role of clinical findings and laboratory markers in the differential diagnosis of connective tissue diseases in interstitial lung patients

  1. Tez No: 994215
  2. Yazar: KÜBRA NUR ÖZDEMİR
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ OLCAY AYÇİÇEK, PROF. DR. REFİK ALİ SARI
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Connective tissue disease, interstitial lung disease, connective tissue disease–associated interstitial lung disease, autoantibodies
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Karadeniz Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışma, bağ doku hastalıklarına sekonder interstisyel akciğer hastalığı (BDH-İAH) tanısı alan hastalarda klinik, laboratuvar ve radyolojik bulguların tanısal süreçteki rollerini karşılaştırmak, hasta alt gruplarındaki belirgin özellikleri tanımlamak ve erken tanıya katkı sunabilecek göstergeleri belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, tek merkezli, prospektif ve kesitsel tasarımlı bir klinik gözlem çalışması olarak planlandı. 2023-2025 yılları arasında KTÜ Göğüs Hastalıkları, Romatoloji ve İmmünoloji birimlerine interstisyel akciğer hastalığı ön tanısı ile başvuran, daha önce BDH-İAH tanısı almamış 18 yaş üstü yapılan power analiz doğrultusunda 147 hasta ardışık olarak çalışmaya dahil edildi. Tüm hastalarda demografik özellikler, solunumsal ve sistemik semptomlar, fizik muayene bulguları, otoantikor profilleri, solunum fonksiyon testleri, 6 dakika yürüme testi ve toraks BT sonuçları değerlendirildi. BDH tanısı, ilgili uzmanlık birimlerinin konsültasyonu ile klinik ve serolojik kriterlere göre belirlendi. Veriler istatistiksel testler ile karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 64,6 ± 10,8 olup %59,9'u kadındı. En sık BDH tanısı undiferansiye bağ doku hastalığı saptandı. En sık solunumsal semptom öksürük (%65,3) ve efor dispnesi (%60,5) olarak bulundu; fizik muayenede velcro ral %53,7 oranında izlendi. En sık görülen klinik bulgu artralji/artrit (%72,1) saptandı. Toraks BT'de en sık bulgu retikülasyon ve interlobüler/interseptal kalınlaşma (%78,2) olup lezyonlar çoğunlukla bazal yerleşimliydi (%51). Hastaların ANA pozitifliği (%75,5) en yaygın laboratuvar bulgusu olarak öne çıktı. Öncesinde BDH tanısı olan hastalar sıklıkla asemptomatikti; bu grupta RF, anti-CCP, anti-SSA/SSB pozitifliği ve eklem bulguları anlamlı derecede yüksekti. Öncesinde BDH tanısı olmayan hastalarda ANA, anti-SM/RNP, ACE ve total IgE pozitifliğinin yüksek olması bu hasta grubunda subklinik otoimmünite olasılığını destekledi. Solunumsal açıdan asemptomatik hastalarda RF ve anti-CCP pozitifliği daha yüksekti; semptomatiklerde ise antiSM/RNP pozitifliği anlamlıydı. Klinik bulgularla laboratuvar bulgular karşılaştırıldığında; efor dispnesi ile RF, ENA Panel KU2; alopesi ile anti-SCL 70; iii eklemde ağrısız şişlik ile anti-SM/RNP ve CRP; eklem deformitesi ile anti-SM/RNP; raynaud ile ANA, anti-CENP-B, CRP arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Radyolojik bulgular ile klinik bulgular değerlendirildi: retikülasyon/interseptal kalınlaşma ile tırnak deformitesi, velcro ral, eklem deformitesi; bal peteği ile velcro ral, tırnak deformitesi; traksiyon bronşektazisi ile cilt kalınlaşması, velcro ral varlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. Laboratuvar belirteçleri ile tomografi paternleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. BDH tanı gruplarında RF ve anti-CCP pozitifliği RA hastalarında belirgin olarak yüksekti; ANA pozitifliği ise UBDH grubunda, anti-CENP-B SS grubunda en yüksek oranda görüldü. Sonuç Bu çalışma, BDH-İAH hastalarında tanı sürecinin yalnızca solunumsal semptomlara dayanamayacağını, klinik ve laboratuvar bulguların, otoantikorların ve radyolojik paternlerin birlikte değerlendirilmesinin gerekli olduğunu göstermiştir. Özellikle RF, anti-CCP, ANA ve anti-SM/RNP gibi otoantikorların erken veya asemptomatik pulmoner tutulumla ilişkili olabileceği, bu hastaların daha yakından izlenmesi gerektiği belirlenmiştir. Radyolojik bulguların klinik bulgularla anlamlı ilişki göstermesi toraks BT bulgularının tanıdaki temel rolünü desteklemektedir. Çalışmanın sonuçları, BDH-İAH fenotiplerinin daha iyi anlaşılması için çok merkezli ve uzunlamasına araştırmalara ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler Bağ doku hastalığı, interstisyel akciğer hastalığı, bağ doku hastalığına sekonder interstisyel akciğer hastalığı, otoantikor

Özet (Çeviri)

Objective: The aim of this study was to compare the roles of clinical, laboratory, and radiological findings in the diagnostic process of connective tissue disease–associated interstitial lung disease (CTD-ILD), to characterize distinguishing features across patient subgroups, and to identify potential indicators that may contribute to earlier diagnosis. Materials and Methods: This single-center, prospective, cross-sectional observational study included 147 consecutive patients over 18 years of age who presented with a preliminary diagnosis of interstitial lung disease to the Departments of Pulmonology, Rheumatology, and Immunology at Karadeniz Technical University between 2023 and 2025, none of whom had a prior diagnosis of CTD-ILD. Demographic characteristics, respiratory and systemic symptoms, physical findings, autoantibody profiles, pulmonary function tests, six-minute walk test results, and thoracic CT findings were evaluated. CTD diagnoses were established based on clinical and serological criteria through multidisciplinary consultation. Data were analyzed using appropriate statistical methods. Results: The mean age of the patients was 64.6 ± 10.8 years, and 59.9% were women. Undifferentiated connective tissue disease was the most common CTD subtype. The most frequent respiratory symptoms were cough (65.3%) and exertional dyspnea (60.5%; velcro crackles 53.7%), while arthralgia/arthritis (72.1%) was the most prevalent clinical manifestation. Thoracic CT most commonly revealed reticulation and interlobular/interseptal thickening (78.2%), predominantly with basal distribution (51%). ANA positivity (75.5%) was the most frequent laboratory abnormality. Patients with a prior CTD diagnosis were often asymptomatic and exhibited significantly higher rates of RF, anti-CCP, anti-SSA/SSB positivity and joint involvement. In contrast, patients without a prior CTD diagnosis more frequently showed ANA, anti-SM/RNP, ACE, and total IgE positivity, suggesting possible subclinical autoimmunity. Among asymptomatic patients, RF and anti-CCP positivity were more common, whereas anti-Sm/RNP positivity was associated with symptomatic status. Several significant associations were found between clinical and laboratory findings, as well as between radiological and clinical findings; however, no v significant correlations were observed between laboratory markers and radiological patterns. RF and anti-CCP positivity were highest among patients with rheumatoid arthritis, ANA positivity predominated in the UCTD group, and anti-CENP-B was most frequent in systemic sclerosis. Conclusion: This study demonstrates that the diagnostic evaluation of CTDILD cannot rely solely on respiratory symptoms; instead, clinical findings, laboratory markers, autoantibody profiles, and radiological patterns must be assessed collectively. Autoantibodies such as RF, anti-CCP, ANA, and anti-SM/RNP may be associated with early or asymptomatic pulmonary involvement, indicating the need for closer monitoring of these patients. The significant correlation between radiological and clinical findings underscores the central role of thoracic CT in diagnosis. The findings highlight the need for multicenter and longitudinal studies to better define CTD-ILD phenotypes.

Benzer Tezler

  1. Kesin olağan interstisyel pnömoni dışı interstisyel akciğer hastalığının ayırıcı tanısında bronkoalveolar lavaj sıvısındaotoantikor tayininin yeri

    The role of autoantibody detection in bronchoalveolarlavage fluid in the differential diagnosis of interstitiallung disease other than definite usual interstitialpneumonia

    RAŞİD LAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Göğüs HastalıklarıErciyes Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BURCU BARAN

  2. Kollajen doku hastalığı olan bireylerde (akciğer tutulumu olan veya olmayan) serum KL-6 glikoprotein düzeyinin akciğer tutulumundaki rolü

    The role of serum KL-6 glycoprotein levels in lung involvement patients with connective tissue diseases

    EKİN OKTAY OĞUZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    RomatolojiAnkara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. TAHSİN MURAT TURGAY

  3. İskemi modifiye albümin ve oksidatif stres parametrelerinin pulmoner fibroziste yeri

    The role of ischemia-modified albumin and oxidative stress parameters in pulmonary fibrosis

    FİLİZ MİRAÇ ŞİMŞEK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Göğüs HastalıklarıErciyes Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ BURCU BARAN

  4. Olası UIP paterni: Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü'ndeki 10 yıllık deneyim

    Possible UIP pattern: 10 years of experience in the Department of Pulmonary Diseases, Faculty of Medicine, Ondokuz Mayıs University.

    İLKER DEMİRKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Göğüs HastalıklarıOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. OĞUZ UZUN

  5. İnterstisyel akciğer hastalarında bronkoalveolar lavajda bakır ve çinko analizi

    Analysis of copper and zinc in bronchoalveolar lavage in interstitial lung patients

    METİN YALAZA

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    İç HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. PELİN ARIBAL AYRAL