Geri Dön

Düşük immünolojik riskli böbrek nakilli hastalarda antitimosit globulin ve basiliksimab indüksiyon tedavilerinin etkinliklerinin ve güvenilirliklerinin karşılaştırılması

Comparison of the effectiveness and safety of antithmocyte globulin and basiliximab induction therapies in low immunological risk kidney transplant patients

  1. Tez No: 995181
  2. Yazar: MÜGE TEKİN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. HÜSEYİN KOÇAK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Nefroloji, Nephrology
  6. Anahtar Kelimeler: Böbrek nakli indüksiyon tedavisi, basiliksimab, antitimosit globülin, rejeksiyon, greft sağkalımı, Kidney transplant induction therapy, basiliximab, antithymocyte globulin, rejection, graft survival
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Böbrek nakli sonrası greft rejeksiyonu riskini azaltmak amacıyla, immünolojik risk değerlendirilerek indüksiyon ve idame tedavisi uygulanmaktadır. İmmünolojik olarak düşük riskli hastalarda indüksiyon tedavisinde antitimosit globulin (ATG) ve anti-IL2 reseptör antagonisti olan basiliksimab kullanılmaktadır. Bu çalışmada indüksiyon tedavisinde kullanılan basiliksimab ve ATG‟nin, düşük immünolojik riskli hastalarda etkinlik ve güvenilirliklerini karşılaştırmayı ve literatüre katkıda bulunmayı amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi‟nde 1 Ocak 2020 ile 31 Aralık 2022 tarihleri arasında canlı donörden böbrek nakli yapılmış, 18 yaş üstü ve düşük immünolojik riskli olan, indüksiyon tedavisinde basiliksimab protokolü uygulanan 100 hasta ve ATG uygulanan 100 hasta olmak üzere toplam 200 hastanın dosyaları ve hastane veri tabanı taranarak retrospektif bir çalışma tasarlanmıştır. Hastaların retrospektif değerlendirmesinde en fazla 41 aylık dönem değerlendirilmiştir. Çalışmada alıcıların cinsiyeti, yaşı, HLA doku grubu verileri, ulaşılabilen son kreatinin değeri, biyopsi ile kanıtlanmış rejeksiyon atağı varlığı, greft ve hasta sağkalımı, sağkalım süresi, böbrek biyopsi sonucu, nakil sonrasında bakılan CMV ve BKV PCR testi sonuçları, nakil sonrası DM veya HT varlığı karşılaştırılmıştır. Alıcıların tamamı idame tedavide tacrolimus, MMF ve steroid almıştır. CMV PCR değeri 1000 kopya/ml ve üzerinde olanlar ve BKV PCR değeri 10.000 kopya/ml ve üzerinde olanlar pozitif kabul edilmiştir. Kadavra donörden böbrek nakli yapılan, PRA sonucu pozitif olan, kombine organ nakli yapılan, ikinci veya daha fazla böbrek nakli yapılan hastalar çalışmaya dahil edilmemiştir. Bulgular: Çalışmamızda düşük immünolojik riskli olup indüksiyon tedavisi olarak basiliksimab uygulanan 100 hasta ve ATG uygulanan 100 hastayı değerlendirdik. Basiliksimab alan ve ATG alan her iki grup yaş, cinsiyet ve son serum kreatinin düzeyleri açısından benzerdi. Basiliksimab alan hastalarda HLA uyumu ve DR uyumu ortalaması ATG alanlara göre daha fazla olup anlamlı saptanmıştır (sırasıyla 3,46 ± 1,13‟e karşı 1,57 ± 1, p<0,05; 1,14 ± 0,42‟e karşı 0,55 ± 0,63, p<0,05). Basiliksimab ve ATG alan iki grup arasında renal biyopsi ile kanıtlanmış rejeksiyon oranları (sırasıyla %19‟a karşı %13, p=0,335), ölüm sansürlü greft sağkalım oranları (sırasıyla %96‟ya karşı %96, p=1,0) ve hasta sağkalım oranları (sırasıyla %96‟ya karşı %95, p=0,733) benzer saptanmıştır. Nakil sonrası dönemde CMV ve BKV enfeksiyonu gelişmesi açısından her iki grup benzerdi. Nakil sonrası gelişen DM (NODAT) ve nakil sonrası HT varlığı açısından her iki grup benzerdi. Yaş ve cinsiyetin greft sağkalımına etkisi saptanmamıştır. Greft kaybı olan hastalarda son serum kreatinin düzeyleri 7,5 ± 2,4 mg/dL olup grefti sağlam olanlarda 1,2 ± 0,3 mg/dL saptanmıştır (p<0,05). Greft kaybı olan ve olmayan hastalarda HLA uyumu ve DR uyumu ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark saptanmıştır (sırasıyla 2,63 ± 1‟e karşı 2,51 ± 1,58 , p<0,05 ; 1,13 ± 0,36‟ya karşı 0,83 ± 0,61 , p<0,05). Greft kaybı olan hastaların %100‟ünde, grefti sağlam olan hastaların %12,5‟unda renal biyopsi ile kanıtlanmış rejeksiyon mevcuttur ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Greft kaybı olan hastaların biyopsi sonuçları grefti sağlam hastalar ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0,007). Nakil sonrası görülen CMV ve BKV enfeksiyonu, greft sağkalımına anlamlı derecede etki etmiştir (sırasıyla p=0,002 ve p=0,004). Nakil sonrası gelişen DM (NODAT) ve nakil sonrası HT varlığının greft kaybına etkisi saptanmamıştır. Basiliksimab alan hastalarda 12 aylık, 24 aylık ve 36 aylık ölüm sansürlü greft sağkalım oranları sırasıyla %99, %94,2 ve %94,2 iken ATG alanlarda ise sırasıyla %99, %93,5 ve %93,5 olarak saptanmıştır. Ortalama greft sağkalım süresi basiliksimab alanlarda 39,6 ay, ATG alanlarda 39,3 ay saptanmış olup benzerdir (log-rank: 0,791). Sonuç: Çalışmamızda basiliksimab ve ATG indüksiyon tedavileri arasında biyopsiyle kanıtlanmış rejeksiyon, greft sağkalımı ve hasta sağkalımı açısından anlamlı fark olmadığı gözlenmiştir. Ölüm sansürlü greft sağkalım süreleri benzer saptanmıştır. Nakil sonrası CMV ve BKV enfeksiyonu açısından da iki tedavi arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Nakil sonrası CMV ve BKV enfeksiyonunun greft kaybı riskini arttırdığı gözlenmiştir. Basiliksimab alan hastalarda HLA ve DR uyumunun daha yüksek olduğu görülmüştür.

Özet (Çeviri)

Introduction: In order to reduce the risk of graft rejection after kidney transplantation, induction and maintenance therapy is applied by evaluating the immunological risk. Antithymocyte globulin (ATG) and basiliximab, an anti-IL2 receptor antagonist, are used in induction therapy in immunologically low-risk patients. In this study, we aimed to compare the effectiveness and safety of basiliximab and ATG use as an induction therapy in kidney transplant patients with low immunological risk and to contribute to the literature. Materials and Methods: A retrospective study was designed by reviewing the files and hospital database of a total of 200 patients (100 patients who underwent basiliximab protocol for induction therapy and 100 patients who underwent ATG) who underwent living donor kidney transplantation between January 1, 2020 and December 31, 2022 at Akdeniz University Faculty of Medicine Hospital, who were over 18 years of age and had low immunological risk. A maximum period of 41 months was evaluated in the retrospective evaluation of the patients. Gender, age, HLA tissue group data, last available creatinine value, presence of biopsy-proven rejection attack, graft and patient survival, survival time, renal biopsy result, CMV and BKV PCR test results after transplantation, presence of DM or HT after transplantation were compared. All recipients received tacrolimus, MMF and steroids as maintenance therapy. CMV PCR values of 1000 copies/ml and above and BKV PCR values of 10,000 copies/ml and above were considered positive. Cadaveric donor kidney transplant, PRA (+), combined organ transplant and second or more kidney transplant patients were excluded. Results: We evaluated 100 patients with low immunologic risk who received basiliximab as induction therapy and 100 patients who received ATG. Both groups receiving basiliximab and ATG were similar in terms of age, gender and last serum creatinine levels. The mean HLA compatibility and DR compatibility were higher in patients receiving basiliximab than in those receiving ATG and were found to be significant (3.46 ± 1.13 versus 1.57 ± 1, respectively, p<0.05; 1 .14 ± 0.42 vs. 0.55 ± 0.63, p<0.05). Renal biopsy-proven rejection rates between the two groups receiving basiliximab and ATG (19% versus 13%, respectively, p=0.335), death-censored graft survival rates (96% versus 96%, respectively, p=1.0), and Patient survival rates were similar (96% vs. 95%, respectively, p=0.733). Both groups were similar in terms of the development of CMV and BKV infection in the post-transplant period. Both groups were similar in terms of the presence of post-transplant DM (NODAT) and post-transplant HT. The effect of age and gender on graft survival was not determined. Last serum creatinine levels in patients with graft loss were 7.5 ± 2.4 mg/dL and 1.2 ± 0.3 mg/dL in those with intact grafts (p<0.05). A statistically significant difference was found between the mean HLA compatibility and DR compatibility in patients with and without graft loss (2.63 ± 1 vs. 2.51 ± 1.58, respectively, p<0.05; 1.13 ± 0.36 vs 0.83 ± 0.61, p<0.05). Rejection proven by renal biopsy is present in 100% of patients with graft loss and in 12.5% of patients with intact grafts, and this difference is statistically significant (p<0.05). When the biopsy results of patients with graft loss were compared with patients with intact grafts, a statistically significant difference was detected (p = 0.007). CMV and BKV infection after transplantation had a significant impact on graft survival (p=0.002 and p=0.004, respectively). The effect of post-transplant DM (NODAT) and post-transplant HT on graft loss has not been determined. The 12-month, 24-month and 36-month death-censored graft survival rates in patients receiving basiliximab were 99%, 94.2% and 94.2%, respectively, while those in those receiving ATG were 99%, 93.5% and 93.5%, respectively. It was found to be 93.5%. The average graft survival time was found to be 39.6 months in those receiving basiliximab and 39.3 months in those receiving ATG, and they were similar (log-rank: 0.791). Conclusion: In our study, it was observed that there was no significant difference between basiliximab and ATG induction therapies in terms of biopsy-proven rejection, graft survival and patient survival. Death-censored graft survival times were found to be similar. No significant difference was detected between the two treatments in terms of CMV and BKV infection after transplantation. It has been observed that CMV and BKV infection after transplantation increases the risk of graft loss. HLA and DR compatibility was observed to be higher in patients receiving basiliximab.

Benzer Tezler

  1. Böbrek naklinde kullanılan tavşan kaynaklı anti-T lenfositik globulinin metabolik etkileri

    Investigate the effects of ATLG (anti-T lymphocyte globulin) on metabolic complications in kidney transplant patients

    AZADA EYVAZOVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SÜHEYLA APAYDIN

  2. Yüksek immünolojik riskli böbrek nakli hastalarında desensitizasyon: Tek merkez deneyimi

    Desensitization in high immunological risk kidney transplant patients: A single-center experience

    BUĞRAHAN YİĞİT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İç HastalıklarıGaziantep Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FATİH MEHMET ERDUR

  3. Böbrek nakli öncesi immunolojik risk değerlendirilmesinin greft fonksiyonlarına etkisinin araştırılması

    Investigation of the effect of immunological risk assessment on graft functions before kidney transplantation

    ŞURA USTA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    NefrolojiAnkara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞULE ŞENGÜL

  4. Sitomegalovirüs (cmv) enfeksiyonlarının real time pcr ile tanımlanması ve böbrek nakli hastaları üzerindeki biyolojik etkilerinin incelenmesi

    Identification of cytomegalovirus (cmv) infections by real-time pcr and investigation of their biological effects on kidney transplant patients

    MUSTAFA GÜLTEKİN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    BiyomühendislikKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Biyomühendislik Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ESEN ÇAKMAK

    DR. ÖĞR. ÜYESİ AZİZ BULUT

  5. Böbrek nakli öncesi anti-hla antikor pozitifliğinin greft fonksiyonu üzerine etkisi

    The effect of anti-hla antibody positivity on graft function before renal transplant

    MERT KARAOĞLAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    NefrolojiAnkara Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞULE ŞENGÜL