Kronik koroner sendrom tanısı ile koroner anjiyografi yapılan ve kronik total oklüzyon saptanan hastalarda perkütan koroner girişim öncesi ve sonrası angina pektoris, dispne ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Evaluation of angina pectoris, dyspnea, and quality of life before and after percutaneous coronary intervention in patients diagnosed with chronic coronary syndrome who underwent coronary angiography and were found to have chronic total occlusion
- Tez No: 997423
- Danışmanlar: PROF. DR. ALİ ELİTOK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Optimal medikal tedaviye (OMT) rağmen dirençli angina olması kronik koroner sendrom hastalarında yaygın görülen ve yaşam kalitesini azaltan bir durumdur. Bu hastalarda kronik total oklüzyon (KTO) varlığı tamamlanmamış revaskülarizasyon için güçlü bir belirleyicidir. KTO'ların yönetimi uzun yıllardır tartışma konusu olmakla birlikte OMT'ye rağmen anginanın devam etmesi KTO'larda temel müdahale endikasyonudur. Bu hastalardaki angina yükünü ve perkütan koroner girişim (PKG) sonrası yaşam kalitesindeki iyileşmeyi daha iyi anlamak tedavi yönetimini belirlemede kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada, hastalar başarılı PKG öncesi ve sonrası angina, dispne skorları ve yaşam kalitesi anketleri ile değerlendirildi. Angina veya eşdeğer şikayeti olan hastalarda başarılı KTO-PKG ile sağlık durumu değişkenliği (angina, dispne ve yaşam kalitesi) arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 01/2020 ile 03/2025 tarihleri arasında kliniğimize KKS tanısıyla başvuran ve koroner anjiyografi (KAG) uygulanıp KTO saptanan toplam 109 hastayı içermektedir. Hastalar müdahale yöntemlerine göre başarılı PKG uygulanan ve yalnızca optimal medikal tedavi ile izlenen hastalar olmak üzere iki grupta incelenmiştir. Hastaların başvuru anındaki laboratuvar parametreleri, koroner anjiyografi parametreleri, taburculuktaki medikal tedavileri incelenmiştir. Başarılı veya başarısız KTO-PKG uygulanmış hastalar işlem öncesi ve işlem sonrası 12.ay, yalnızca optimal medikal tedavi (OMT) ile izlenen hastalar OMT öncesi ve sonrası 12.ay 'Seattle Angina Anketi (SAA)'', ''Rose Dispne Skoru (RDS)'' ve ''Kanada Kardiyovasküler Cemiyeti (CCS) Angina Skoru'' ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastalar arasında demografik veriler, laboratuvar değişkenleri, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (SVEF) benzerdi. Serebrovasküler olay (SVO) öyküsü haricinde klinik özellikler istatistiksel anlamlılık görülmedi. SVO öyküsü OMT grubunda 8 hastada (%15.7), PKG grubunda 1 hastada (%1.7) tespit edildi ve OMT grubunda anlamlı olarak daha yüksekti (p=0.012). LAD KTO olan hasta sayısı OMT grubunda 7 (%13.7), PKG grubunda 33 (%56.9) olarak saptandı ve istatistiksel olarak anlamlıydı (p <0.001). Çalışmaya alınan hastaların J-CTO skorları analiz edildiğinde proksimal segmentte künt sonlanım, KTO segmentinde kalsifikasyon ve KTO segmentinde >45° açılanma OMT grubunda anlamlı olarak daha fazlaydı (sırasıyla p<0.001, p=0.002, p=0.024). J-CTO skoru OMT grubunda medyan 2 (2.0-3.0), PKG grubunda medyan 1 (0.0-2.0) olarak görüldü ve OMT grubunda anlamlı olarak daha yüksek saptandı (P<0.001). Asetilsalisilik asit (ASA) ve P2Y12 inhibitörü kullanımının PKG grubunda , kalsiyum kanal blokeri ve ranolazin kullanımı OMT grubunda anlamlı olarak daha fazla olduğu görüldü (sırasıyla p=0.045, p<0.001, p=0.012, p=0.012). CCS Angina skoru başlangıç değerleri PKG grubunda medyan 2 (1-3), OMT grubunda medyan 1 (0-2), Rose Dispne Skoru başlangıç değerleri PKG grubunda medyan 1 (0-2), OMT grubunda medyan 1 (0-1) olarak tespit edildi (sırasıyla p<0.001, p=0.004). 12.ay değerlendirmesinde gruplar arasında anlamlı fark görülmedi. SAA parametreleri incelendiğinde; angina stabilitesi başlangıç değerleri PKG grubunda medyan 3 (2-4), OMT grubunda medyan 4 (3-5) olup istatistiksel olarak anlamlı fark mevcuttu (p<0.001). 12.ay değerleri incelendiğinde gruplar arasında anlamlı fark görülmedi. Tedavi memnuniyeti başlangıç değerleri PKG grubunda medyan 15 (13-17), OMT grubunda medyan 18 (16-19) olarak görüldü ve anlamlı fark mevcuttu (p<0.001). 12.ay değerleri incelendiğinde gruplar arasında anlamlı fark görülmedi. Hastalık algısı parametresi incelendiğinde başlangıçta PKG grubunda medyan 7 (5-9), OMT grubunda medyan 10 (7-12) olarak tespit edildi ve PKG grubunda anlamlı olarak daha düşüktü (p<0.001). 12.ay değerleri incelendiğinde PKG grubunda medyan 13 (11-14), OMT grubunda medyan 12 (10-14) olarak görüldü ve PKG grubunda anlamlı olarak daha yüksekti (p=0.016). Toplam skor başlangıç değerleri incelendiğinde PKG grubunda medyan 60 (53-66), OMT grubunda medyan 70 (60-75) saptandı ve PKG grubunda anlamlı ölçüde daha düşüktü (p<0.001). 12.ay değerleri incelendiğinde PKG grubunda medyan 80 (74-85), OMT grubunda medyan 75 (65-80) olarak görüldü ve PKG grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0.001). Hem OMT hem PKG grubunda CCS ve RDS skorlarının 12.ay sonunda başlangıca göre anlamlı ölçüde gerilediği görüldü (p<0.001). Ancak CCS ve RDS skorlarındaki iyileşme değişim değerleri karşılaştırıldığında, PKG grubundaki hastalarda bu farkın istatistiksel olarak daha belirgin olduğu tespit edildi (sırasıyla p=0.001, p=0.029). SAA parametreleri başlangıç ve 12.ay değerleri analiz edildiğinde her iki gruptaki hastalar 5 parametrenin tamamında ve toplam skorda başlangıç değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde iyileşme gösterdi. Grupların iyileşme değişim değerleri karşılaştırıldığında, PKG grubundaki hastalarda bu farkın tüm parametrelerde OMT grubuna göre anlamlı ölçüde daha fazla olduğu saptandı (p<0.001). Sonuç: Her iki gruptaki hastalar SAA tüm parametrelerinde, CCS Angina Skorunda, Rose Dispne Skorunda anlamlı iyileşme gösterdi. Ancak bir yıl sonunda değişim miktarları incelendiğinde PKG grubundaki iyileşme OMT grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Çalışmamızda PKG grubundaki hastaların OMT grubuna göre daha semptomatik ve J-CTO skoru daha düşük bireylerden oluştuğu, iki grubun da mevcut tedaviden fayda gördüğü ancak bu faydanın PKG grubunda daha belirgin olduğu sonucuna varılmıştır. KTO girişimlerinde tedavi başarısını arttırmak için hasta seçimini dikkatli yapmak, semptomatik hastalara odaklanmak ve anatomik olarak lezyonun risk kategorisini belirlemek önem arz etmektedir.
Özet (Çeviri)
Aim: Resistant angina despite optimal medical treatment (OMT) is a common condition in patients with chronic coronary syndrome (CCS) that reduces their quality of life. In these patients, the presence of chronic total occlusion (CTO) is a strong predictor of incomplete revascularization. Although the management of CTOs has been a subject of debate for many years, the persistence of angina despite OMT is a primary indication for intervention in CTOs. A better understanding of the burden of angina in these patients and the improvement in quality of life after percutaneous coronary intervention (PCI) is critical in determining treatment management. In this study patients were evaluated before and after successful PCI using angina and dyspnea scores and quality of life questionnaires. This study aimed to investigate the relationship between successful CTO-PCI and health status variability in patients with angina or equivalent symptoms. Materials and Methods: This study includes a total of 109 patients who presented to our clinic with a diagnosis of CCS between 01/2020 and 03/2025 and who underwent coronary angiography (CAG) and were found to have CTO. Patients were divided into two groups based on the intervention method: those who underwent successful PCI and those who were followed up with only OMT. The patients' laboratory parameters at admission, coronary angiography parameters, and medical treatments at discharge were examined. Patients who underwent successful or unsuccessful CTO-PCI were evaluated before and 12 months after the procedure, while patients who received only OMT were evaluated before and 12 months after OMT using the“Seattle Angina Questionnaire,”“Rose Dyspnea Score,”and“Canadian Cardiovascular Society Angina Score.”Results: Demographic data, laboratory variables, and left ventricular ejection fraction (LVEF) were similar among the patients included in the study. Except for a history of cerebrovascular events (CVA), no statistically significant clinical features were observed. A history of CVA was detected in 8 patients (15.7%) in the OMT group and in 1 patient (1.7%) in the PKG group, and was significantly higher in the OMT group (p=0.012). The number of patients with LAD CTO was 7 (13.7%) in the OMT group and 33 (56.9%) in the PKG group, and was statistically significant (p <0.001). When the J-CTO scores of the patients included in the study were analyzed, blunt endpoint in the proximal segment, calcification in the CTO segment, and >45° angulation in the CTO segment were significantly more frequent in the OMT group (p<0.001, p=0.002, p=0.024, respectively). The median J-CTO score was 2 (2.0-3.0) in the OMT group and 1 (0.0-2.0) in the PKG group, and was found to be significantly higher in the OMT group (P<0.001). The use of acetylsalicylic acid (ASA) and P2Y12 inhibitors was significantly more frequent in the PKG group, while the use of calcium channel blockers and ranolazine was significantly more frequent in the OMT group (p=0.045, p<0.001, p=0.012, p=0.012, respectively). Baseline CCS Angina scores were found to be a median of 2 (1-3) in the PKG group and a median of 1 (0-2) in the OMT group, and Rose Dyspnea scores were found to be a median of 1 (0-2) in the PKG group and a median of 1 (0-1) in the OMT group (p<0.001 and p=0.004, respectively). No significant difference was observed between the groups at the 12-month evaluation. When SAA parameters were examined; the baseline values for angina stability were a median of 3 (2-4) in the PKG group and a median of 4 (3-5) in the OMT group, with a statistically significant difference (p<0.001). When the 12-month values were examined, no significant difference was observed between the groups. Treatment satisfaction baseline values were a median of 15 (13-17) in the PKG group and a median of 18 (16-19) in the OMT group, with a significant difference (p<0.001). When the 12-month values were examined, no significant difference was observed between the groups. When the disease perception parameter was examined, it was found to be a median of 7 (5-9) in the PKG group and a median of 10 (7-12) in the OMT group at baseline, and was significantly lower in the PKG group (p<0.001). When the 12-month values were examined, it was found to be a median of 13 (11-14) in the PKG group and a median of 12 (10-14) in the OMT group, and was significantly higher in the PKG group (p=0.016). When the baseline total scores were examined, the median was 60 (53-66) in the PKG group and 70 (60-75) in the OMT group, which was significantly lower in the PKG group (p<0.001). When the 12-month values were examined, the median was 80 (74-85) in the PKG group and 75 (65-80) in the OMT group, which was significantly higher in the PKG group (p=0.001). In both the OMT and PKG groups, CCS and RDS scores showed a significant decrease compared to baseline at the end of 12 months (p<0.001). However, when comparing the change in improvement values in CCS and RDS scores, this difference was found to be statistically more pronounced in patients in the PKG group (p=0.001, p=0.029, respectively). When the baseline and 12-month values of the SAA parameters were analyzed, patients in both groups showed a statistically significant improvement in all 5 parameters and the total score compared to baseline values. When comparing the improvement change values of the groups, it was found that this difference was significantly greater in patients in the PKG group compared to the OMT group in all parameters (p<0.001). Conclusion: Patients in both groups showed significant improvement in all SAQ parameters, CCS Angina Score, and Rose Dyspnea Score. However, when the amount of change was examined after one year, the improvement in the PCI group was found to be significantly higher than in the OMT group. Our study concluded that the patients in the PCI group consisted of more symptomatic individuals with lower J-CTO scores compared to the OMT group, that both groups benefited from the current treatment, but this benefit was more pronounced in the PCI group. To increase the success of CTO interventions, careful patient selection, focusing on symptomatic patients, and determining the risk category of the lesion anatomically are important.
Benzer Tezler
- Koroner anjiyografi yapılan hastalarda tespit edilen koroner damar patolojileri ile hastaların hastaneye başvuru anındaki vital bulgularının, hikayesinin, ek hastalıklarının, kullandığı ilaçların ve EKG bulgularının oluşturduğu risk oranlarının tespiti
Başlık çevirisi yok
TANJU TAŞYÜREK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
İlk ve Acil YardımMarmara ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ARZU DENİZBAŞI ALTINOK
- Acil serviste akut koroner sendrom tanısı konulan ve koroner anjiyografi uygulanan hastalarda minoca sendromu'nun prevalansı ve klinik önemi
The prevalence and clinical importance of minoca in patients who presented with acute coronary syndrome at emergency medicine department and underwent coronary anjiography
ADEVİYYE KARACA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
İlk ve Acil YardımSağlık Bilimleri ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FEVZİ YILMAZ
- Acil serviste akut koroner sendrom (AKS) şüphesi ile takip edilen hastalarda T-MACS (Troponin ilişkili manchester akut koroner sendrom), heart (Hikaye, elektrokardiyografi (EKG) değişimi, yaş, risk faktörleri, troponin), HE-MACS (Hikaye ve EKG ilişkili manchester akut koroner sendrom) skorlama sistemlerinin AKS tanısı ve yönetimi açısından değerlendirilmesi
Evaluation of T-MACS (Troponin-only manchester acute coronary syndromes decision aid), heart (History, EKG, age, risk factors, troponin), HE-MACS (History and electrocardiogram-only manchester acute coronary syndromes) scoring systems in terms of diagnosis and management of acute coronary syndrome in patients followed in the emergency department
MEHMET RAGIP AKTEMUR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İlk ve Acil YardımEge ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT ERSEL
PROF. DR. ERSİN AKSAY
UZMAN MELTEM SONGÜR KODİK
- ST segment yükselmesiz akut koroner sendrom ve stabil anjina pektoris olduğundan şüphelenilen hastalarda koroner arter hastalığının tanı ve revaskülarizasyon sonrası klinik sonuçları değerlendirmede speckle tracking ekokardiyografinin yeri, syntax 2 skoru ile ilişkisi
The role of speckle tracking echocardiography in the diagnosis of coronary artery disease and the evaluation of clinical outcomes after revascularization in patients suspected of non- ST-segment elevation acute coronary syndrome and stable angina pectoris and its relationship to syntax 2 score
GUNAY ASGARLI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
KardiyolojiAkdeniz ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MURATHAN KÜÇÜK
- Acil serviste akut koroner sendrom tanısı konulan hastaların hemogram parametrelerinin klinik sonuç ile ilişkisinin incelenmesi
Investigation of the relationship between hemogram parameters and clinical results of patients diagnosed with acute coronary syndrome in the emergency department
MERVE KARAGÖZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
KardiyolojiOndokuz Mayıs ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HIZIR UFUK AKDEMİR