Critical theory of artificial intelligence: A Marcusean perspective
Yapay zeka üzerine eleştirel kuram: Marcusean bir yaklaşım
- Tez No: 998819
- Danışmanlar: DOÇ. DR. GIOVANNI F. MION
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Siyasal Bilimler, Political Science
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Siyaset Çalışmaları Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
- Bilim Dalı: Siyaset Çalışmaları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Yapay zeka (YZ), ekonomik büyüme, sağlık sorunları, ulusal güvenlik tehditleri ve küresel ısınma gibi çok çeşitli alanda en etkili çözümleri vaat etmektedir. YZ'nin insan performansını geride bırakacak şekilde gelişmesi ile birlikte çeşitli sektör ve devlet kurumlarında YZ sistemlerinin etkisi giderek artmaktadır. YZ alanındaki ilerleme bir taraftan büyük bir coşkuyla karşılanırken, diğer taraftan bu gelişmeler insanlığın yok olacağına dair kaygıları da gündeme getirmektedir. Diğer bir deyişle, YZ kimi zaman insanlığın tüm sorunlarına çözüm olarak sunulurken kimi zaman da insanlığın sonunu getirecek bir tehdit olarak resmedilmektedir. Bu kıyamet senaryoları, YZ'nin gelişimini durduracak kadar etkili olmamasına rağmen paradoksal biçimde iyimser yaklaşımları beslemekte, YZ'nin potansiyel güç ve kapasitesine vurgu yapmaktadır. Son yıllarda YZ, hayatın neredeyse tüm alanlarına nüfuz etmiş ve bu yayılım giderek artmaktadır. Bu durumun temelinde YZ'ye duyulan iyimserlik yer almaktadır. Söz konusu iyimserlik, bu çalışmada bilimsel veya teknolojik vaatler açısından değil, YZ'nin siyasi sonuçları bakımından ele alınmaktadır. Böylece, bu tez, teknolojik determinist ya da enstürmentalist kabullerle sınırlandırılmamış, eleştirel bir perspektif sunmayı hedeflemektedir. YZ'ye ilişkin eleştirel yaklaşımlar üzerine önemli bir literatür bulunmasına karşın, bu tez mevcut çalışmalardan kuramsal temel olarak Herbert Marcuse'ün teknoloji eleştirisini alması ve eleştirel YZ çalışmalarına Marcusean bir yaklaşımla katkı sağlaması yönüyle ayrışmaktadır. Marcusean bir çerçeveden hareketle, bu tez YZ'nin faydalarının daha eleştirel biçimde inceleme gereğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda tez, Marcusean bir bakış açısından eleştirel YZ çalışmalarına katkı sunmayı ve Marcuse'ün eleştirisinin YZ hakkındaki yanıltıcı iyimserliği makul biçimde çürütmede nasıl kullanılabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır. Marcuse'ün teknoloji eleştirisi çerçevesinde teknolojik rasyonalite tarafından yönlendirilen YZ'nin tahakkümü nasıl yeniden ürettiği tartışılmaktadır. İlk adım olarak YZ'ye bir giriş yapılmakta, terimin genel anlamı ile tarihsel, teknik ve maddi yönlerine ilişkin bir bakış sunulmaktadır. Ardından YZ tarihindeki dönüm noktaları ile YZ'ye ilişkin temel kavramlar ve paradigmalar ele alınmaktadır. Böylece, YZ'nin küçük bir bilimsel araştırma konusu olmaktan çıkıp büyük ölçekli bir endüstriye dönüşmesinin altında yatan faktörler ele alınmaktadır. 2012 yılından bu yana, derin öğrenmenin YZ alanındaki hakimiyetinin, sadece bilimsel ve teknik potansiyelinden değil, aynı zamanda kapitalist çıkarlarla uyumlu oluşundan da kaynaklandığı iddia edilmektedir. Teknoloji devleri halihazırda büyük ölçekli, kar odaklı YZ modelleri geliştirmeye odaklanmış olsa da ürünlerini insanlığa fayda sağlayan büyük birer atılım olarak sunmakta ve bu söylemleri ise büyük ölçüde kabul görmektedir. Bu durum, YZ'ye eleştirel bir bakış açısı getirilmesini ve YZ'yi kuşatan yanıltıcı iyimserliğin makul bir şekilde çürütülmesini gerektirmektedir. Bu noktadan hareketle Marcuse'ün teknoloji eleştirisine başvurulmaktadır. Marcuse'ün teknoloji eleştirisi, ileri sanayi toplumlarına yönelik daha geniş kapsamlı eleştirisinin bir parçasıdır. Frankfurt Okulu'nun diğer üyeleri gibi Marcuse de ileri kapitalizm altında ortaya çıkan yeni tahakküm biçimlerini ve bireylerin kapitalist toplumsal düzene nasıl uyumlandıklarını ortaya koymak için Marx'ın öğretilerini Freudyen kavramlarla yeniden yorumlamaktadır. Buna karşın Marcuse, teknolojinin yeni tahakküm biçimlerinin ortaya çıkmasındaki rolüne ayrı bir önem atfetmektedir. Esasen Marcuse, teknik ilerlemenin insanları hayatta kalma ve çalışma zorunluluğundan kurtaracağını öncül alarak, teknoloji ile özgürlük arasında olumlu bir ilişki olduğunu savunmaktadır. Öte yandan, bunun teknik ilerleme ile insan özgürlüğü arasında doğru orantılı bir ilişki olduğu anlamına gelmediğini de belirtmektedir. Bu bağlamda Marcuse, teknolojinin doğası gereği iyi ya da kötü olduğunu iddia etmez. Teknolojiyi diyalektik bir bakış açısıyla özgürlük ve tahakküm ile ilişkili olarak ele alır. Marcuse, teknolojiye yönelik eleştirisiyle, Batı medeniyetinin gerekli tüm teknik ve maddi koşullara sahip olmasına rağmen neden gerçek anlamda özgür bir topluma doğru ilerlemediğini tartışır. Bu bağlamda Marcuse, modern teknolojinin ileri kapitalizm altındaki organizasyonunun teknolojinin yörüngesini nasıl şekillendirdiğine ve teknolojinin özgürleştirici olanaklarının ileri kapitalizm sınırlarında nasıl kısıtlandığına odaklanır. Ayrıca, teknolojinin kapitalist üretim biçimlerine entegre olmasıyla birlikte, sermaye birikimi ve kar maksimizasyonu doğrultusunda doğanın ve bireylerin üzerindeki tahakkümün daha da baskıcı hale geldiğine fakat tahakkümün artık baskı olarak deneyimlenmediğine dikkat çeker. Bu minvalde Marcuse, üretimin ve toplumsal yaşamın yapılandırılması ve organizasyonunda teknolojinin giderek artan rolünü, ileri kapitalizmde tahakkümün artık baskıcı bir unsur olarak görülmemesinin başlıca nedeni olarak görür. Bunun ilk sebebi olarak, teknolojik rasyonalitenin sömürücü ve baskıcı doğasının, ekonomik, politik ve toplumsal organizasyonların artan üretkenliği altında gizlenmesine dikkat çeker. Diğer bir deyişle, tahakküm, artan seçme özgürlüğü, konfor ve tüketim ardında gizlendiği için artık baskı olarak algılanmamaktadır. İkinci olarak ise, bir değer-nötr rasyonalite biçimi olarak teknolojik rasyonalitenin toplumsal-politik bağlamından soyutlandığını, böylelikle bilimsel ve teknik ilkeler temelinde kurulan sömürü ve baskı mekanizmalarının meşrulaştırılmasına zemin hazırladığını savunur. Toplumun teknik organizasyonu, verimlilik adına işleyen ve tüm sosyal gruplara ve çıkar gruplarına fayda sağlayan aklın somut bir tezahürü olarak görünür. Böylece, teknolojik rasyonalite, akıl ve tarafsızlık kisvesi altında kontrol ve tahakkümü rasyonelleştirilmiş ve kurumsallaştırılmış biçimlerde yeniden üretir. Marcuse'ye göre teknolojik rasyonalitenin politik doğası örtük kalırken, bu durum toplumda bir tür depolitizasyonun yayılmasına yol açar. Özgür olmama hali artık irrasyonel veya politik bir olgu olarak değil, üretkenliği ve konforu artıran teknik araçlara gerekli bir boyun eğme olarak görülür. Böylece teknoloji, eleştirel düşüncenin ve kapitalizmin olumsuzlanmasının ortadan kalktığı tek boyutlu bir toplumun ortaya çıkmasına öncülük eder. Marcuse'ün teknoloji eleştirisini geliştirdiği 20. yüzyılın ortalarına kıyasla, bugün daha yoğun ve kapsamlı teknolojik gelişmeler söz konusudur. Artan üretim kapasitesi konfor ve refahı artıyor olsa da bu, mutlak olarak daha fazla özgürlüğü beraberinde getirmemektedir. Aksine, teknolojinin temelini oluşturan kapitalist örgütlenme sonucunda teknolojik ilerleme adı altında daha sistematik çelişkiler ve yıkımlar meydana gelmektedir. Bununla birlikte, teknolojik ilerlemeyi, özellikle de bugün YZ alanında elde edilen ilerlemeyi yönlendiren toplumsal düzen ve bu ilerlemenin yararları ile zararlarının nasıl dağıtıldığı konusu büyük ölçüde göz ardı edilmektedir. Dahası, tüm ekonomik, toplumsal ve siyasi meselelerin teknolojik çözümlerle halledilebileceğine dair inanç, insan müdahalesinden bağımsız olarak hareket eden akıllı makineler söz konusu olduğunda daha da yerleşik hale geldikçe, YZ'nin politik ve toplumsal sonuçlarının nasıl yönetileceği sorusu tamamen etik ve teknik bir sorun haline gelmektedir. Buna karşın, Marcusean perspektif, bu konuları etik çerçevesinin ötesinde, sistemik güç dinamiklerini de dikkate alarak tartışmak için alan açmaktadır. Bu, YZ'yi sadece teknolojik başarı ve ilerleme açısından değil, YZ'yi yönlendiren sistemlerin bütünlüğü ve YZ'nin yarar ve zararlarının nasıl dağıldığı açısından da ele alma olanağı sağlamaktadır. Bu tezde, Marcuse'nin teknoloji eleştirisi, teorisinin merkezinde yer alan iki temel kavram, tahakküm ve teknolojik rasyonalite, aracılığıyla ele alınmaktadır. Diğer bir deyişle, bu tez, Marcuse'ün bu kavramları, modern teknolojinin özgürleştirici potansiyeline rağmen daha rasyonel ve sofistike tahakküm biçimlerini geliştirdiğini göstermek için nasıl kullandığını irdelemektedir. Kökeni antik düşünceye dayanan tahakküm kavramı, Marcuse'ün düşüncesi de dahil olmak üzere eleştirel teoride önemli bir yer tutar. Tahakkümün temel unsurları, efendi-köle veya tiran-tebaa ilişkilerinde kendini gösterir. En basit haliyle tahakküm, bir kişinin özgürlüğü üzerinde belirgin sonuçları olan ilişkisel bir güç türüdür. Öte yandan, tahakkümü eleştirel teori perspektifinden düşünmek, sistemik güç ilişkilerini ve sürekli değişen siyasi dinamiklerin özgürlüğü nasıl şekillendirdiğini dikkate almayı gerektirir. Bu bağlamda, tahakkümün derecesi, güç ve özgürlüğün nasıl tanımlandığına bağlıdır. Hem tahakkümün bu sözlük tanımı hem de eleştirel teorideki yeri, bu kavramı kavramak için güç ve özgürlük kavramlarının da açıklanması gerektiğini göstermektedir. Bu çalışmada üç kavramı tanıtılırken, Amy Allen'ın siyaset düşüncesindeki farklı güç tasavvurlarına ilişkin karşılaştırmalı analizi temel alınmaktadır. Özgürlük kavramı ise Isaiah Berlin'in negatif ve pozitif özgürlük kavramsallaştırmasından hareketle ele alınmaktadır. Bunun ardından, Marcuse'ün tahakküm kavramsallaştırmasının temelinde yer alan Marxist ve Freudyen teoriler sunulmaktadır. Böylece, Marcuse'ün Marxist ve Freudyen kategorileri birleştirerek formüle ettiği artık-baskı kavramı ortaya konulmaktadır. Daha sonra ise Marcuse'ün teknolojik rasyonalite kavramsallaştırması ele alınmaktadır. Bu doğrultuda ilk olarak Marcuse'ün teknolojiye yönelik eleştirisi diğer felsefi perspektiflerle karşılaştırılmaktadır. Böylece, Marcuse'ün eleştirel teorisinin teknolojiyi bütünsel olarak değerlendirme konusunda sağlam bir temel sağladığı ortaya konulmaktadır. Teknolojik rasyonalite kavramı ise Max Weber'in rasyonelleşme teorisi ve Max Horkheimer ve Theodor W. Adorno araçsal rasyonalite eleştirisini üzerinden ele alınmaktadır. Horkheimer ve Adorno'nun eleştirisi, temel olarak aklın araçsal rasyonaliteye indirgenmesi ve kapitalist toplumsal düzene tabi kılınmasıyla ilişkilidir. Benzer şekilde, Marcuse'ün eleştirisi de araçsal rasyonaliteye odaklanır, ancak o, araçsal rasyonalitenin toplumsal yerleşikliğinde teknolojinin sahip olduğu başat role dikkat çekmek için teknolojik rasyonalite üzerinde durur. Bu bağlamda Marcuse, modern teknolojiye yönelik eleştirisini tahakküm ve teknolojik rasyonalite kavramlarına dayandırır. En temelde, teknolojinin özgürleştirici potansiyelinin kapitalist toplumsal düzende engellendiğini ve modern teknolojinin tahakkümü sürdürdüğünü savunur. Marcuse'ün teknoloji eleştirisine dayanan bu tezde, kapitalist toplumsal düzen temelinde şekillendirilen YZ'nin, bireysel ve toplumsal yaşamın her alanında teknolojik rasyonalizasyonu yoğunlaştırdığı öne sürülmektedir. Başka bir deyişle, YZ'nin teknolojik rasyonalite tarafından yönlendirildiği ve içinde bulunduğu kapitalist toplumsal düzenin yıkıcı ve baskıcı kalıplarını sürekli yeniden ürettiği göz önünde bulundurularak YZ'nin insanlığa yarar sağlayacağına yönelik beklentinin ne kadar makul olduğu tartışılmaktadır. Bu bağlamda, öncelikle YZ'nin nasıl kaçınılmaz olarak veri sömürüsüyle ilişkili olduğu gösterilmektedir. Ardından, YZ'nin gelişimi ve kullanımının nasıl doğanın sömürülmesini de beraberinde getirdiği incelenmektedir. Daha sonra, YZ tedarik zincirinin emek sömürüsünü nasıl yeniden ürettiği ele alınmaktadır. Kısacası, Marcuse'ün teknoloji eleştirisinden yola çıkarak, YZ'nin tahakkümü nasıl sürdürdüğünü tartışan eleştirel bir YZ teorisi sunulmaktadır.
Özet (Çeviri)
Currently, artificial intelligence (AI) promises the most effective solutions in every field, from economic growth and health issues to national security threats and global warming. As AI surpasses human performance in more and more areas, dependence on AI is growing rapidly among multiple industries and government agencies. While the rapid progress of AI in recent years is celebrated with great enthusiasm, these developments are also raising questions about the extinction of humanity. This thesis, on the other hand, offers a critical perspective on AI that is not constrained by instrumentalism or technological determinism. Although a substantial body of work already exists offering critical perspectives on AI, this thesis differs from existing literature in that it adopts Herbert Marcuse's critique of technology as the theoretical foundation and takes a Marcusean approach to critical AI studies. Following Marcuse, this thesis highlights the need for a more critical examination of the so-called benefits of AI and how its emancipatory potential is disrupted by technological rationality. Considering Marcuse's portrayal of a totally administered technological society was criticized for being technophobic and overly pessimist about the prospects of meaningful societal transformation, this thesis holds controversial implications. In this regard, this thesis seeks to contribute to critical AI studies from a Marcusean perspective while demonstrating how Marcuse's critique can be leveraged to reasonably negate the hype surrounding AI. Drawing from Marcuse's critique of technology, this thesis reveals how AI, driven by technological rationality, perpetuates domination. To build this argument, the multi-dimensional political implications of AI will be explored. The first step will be an introduction to AI. This introduction will cover what the term generally means and will provide an overview of its historical, technical, and material aspects. On this basis, this thesis will posit the necessity of a broad, holistic, critical perspective for addressing the overall societal implications of AI. In line with this purpose, an overview of Marcuse's conception of domination, the first component of his critique of technology, will be provided. Essentially, the focus will be on highlighting the significance of Marcuse's conception of domination as a basis for a critical theory of technology. Next, the concept of technological rationality will be introduced, which is the second fundamental component of Marcuse's critique of technology. In doing so, it will be shown that Marcuse's critique of technology provides a solid theoretical basis for examining the genuine repercussions of modern technology. Finally, in light of Marcuse's critique of technology, a critical perspective on AI will be offered. This critique will begin by exploring how modern technology, and by extension AI, is subject to the constraints of capitalism. Then, the capitalist imperatives that drive AI, as well as its repressive and destructive patterns, will be demonstrated. Essentially, it will be argued that, driven by technological rationality, AI perpetuates domination, as evidenced by the exploitation of data, nature, and labor.
Benzer Tezler
- Eleştirel bir veri çalışması olarak yapay zekâ algoritmalarının kültür oluşumuna etkisi
The effect of artificial intelligence algorithms on culture formation as a critical data study
MELTEM GÜRELLER
Doktora
Türkçe
2025
Halkla İlişkilerİstanbul ÜniversitesiHalkla İlişkiler ve Tanıtım Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NİLÜFER TİMİSİ NALÇAOĞLU
- The use of artificial intelligence in public broadcasting: A field study on TRT World and TRT Arabic
Kamu yayıncılığında yapay zeka kullanımı: TRT World ve TRT Arapça üzerine bir alan araştırması
BADER ALAKKLOUK
Doktora
İngilizce
2025
Radyo-TelevizyonSelçuk ÜniversitesiRadyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BİROL GÜLNAR
- A historical evaluation of artificial intelligence with focus on algorithms generating creative artwork
Yapay zeka üzerine yaratıcı yapıt üreten algoritmalar odaklı tarihsel bir değerlendirme
İLKEM AHU ŞAHİN
Doktora
İngilizce
2026
Bilim ve Teknolojiİstanbul Teknik ÜniversitesiBilim ve Teknoloji Tarihi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYTEKİN ÇÖKELEZ
- Gödel'in eksiklik teoremleriyle yapay zeka sınırlarına kavramsal bir eleştiri
A conceptual critique of the limits of artificial intelligence through Gödel's incompleteness theorems
FATMA NUR BİLKE
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Bilim ve Teknolojiİstanbul Teknik ÜniversitesiBilim ve Teknoloji Tarihi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYTEKİN ÇÖKELEZ
- Yapay zekânın örgütsel performans üzerine etkisi: Savunma sanayi çalışanları üzerinde bir inceleme
The impact of artificial intelligence on organizational performance: A study on employees in the defense industry
MEHMET AKKOÇ
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
İşletmeHacettepe Üniversitesiİşletme Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SELİN METİN CAMGÖZ