Analyzing water governance failure: The case of Lake Sapanca Basin
Su yönetişimi başarısızlığının analizi: Sapanca Gölü Havzası örneği
- Tez No: 998829
- Danışmanlar: PROF. DR. HAMZA ATEŞ
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Kamu Yönetimi, Public Administration
- Anahtar Kelimeler: Sapanca Gölü Havzası, Sapanca Lake Basin
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Medeniyet Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
GİRİŞ VE ARKA PLAN Su, tarih boyunca medeniyetlerin kurucu unsuru olmuş, teolojik metinlerde ve modern etik belgelerde sadece biyofiziksel bir kaynak değil, ontolojik bir yaşam temeli ve evrensel bir insan hakkı olarak tanımlanmıştır. Ancak 21. yüzyılda, hızlı nüfus artışı, kontrolsüz kentleşme ve iklim krizinin birleşimi, bu hayati kaynağı benzeri görülmemiş bir baskı altına almıştır. Küresel ölçekte su talebi son yüzyılda altı kat artarken, tatlı su kaynaklarına erişim giderek bir“güvenlik”meselesine dönüşmüştür. Türkiye, sanılanın aksine su zengini değil, 'su stresi' yaşayan bir ülkedir ve mevcut kullanım alışkanlıkları (tarımsal sulamada %74 kullanım oranı ve vahşi sulama, kentsel şebekelerde %50'ye varan kayıp-kaçak) devam ederse, yakın gelecekte Türkiye'nin 'su fakiri' ülkeler kategorisine girmesi kaçınılmazdır. Bu bağlamda, Türkiye'nin en stratejik içme suyu havzalarından biri olan ve iki büyük metropoliten şehir (Sakarya ve Kocaeli) arasında 'sınır aşan' bir nitelik taşıyan Sapanca Gölü Havzası, ulusal su yönetimi krizinin tüm semptomlarının gözlemlenebildiği kritik bir laboratuvar niteliğindedir. Bu tez, Sapanca Gölü Havzası'ndaki ekolojik krizin temelinde teknik yetersizliklerin değil, 'Çok Düzeyli Yönetişim' süreçlerindeki yapısal kopuklukların yattığını savunarak sahadaki su yönetişimi başarısızlığını derinlemesine analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, havzadaki mevcut kurumsal ve yönetsel rejimin bir 'Yönetişim Felci' içinde olduğunu teşhis etmektedir. KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE Tezin analitik omurgası, su yönetimindeki paradigma değişimini ve bürokratik davranış kalıplarını açıklayan üç temel teorik sütun üzerine inşa edilmiştir: Su Yönetiminden Su Yönetişimine Geçiş Geleneksel 'Su Yönetimi', teknokratik, mühendislik odaklı ve yukarıdan aşağıya hiyerarşik yapıları ifade ederken; 'Su Yönetişimi', devlet dışı aktörlerin de sürece dahil olduğu, yatay ve çok katmanlı bir karar alma mekanizmasını tanımlar. OECD'nin (2015) Su Yönetişimi İlkeleri (Etkililik, Verimlilik, Güven) bu çalışmanın normatif dayanağını oluşturur. Ancak tez, literatürdeki 'iyi yönetişim' ideali ile sahadaki 'yönetişim başarısızlığı' arasındaki uçuruma odaklanmaktadır. Çok Düzeyli Yönetişim ve Mekânsal Uyuşmazlık Hooghe ve Marks'ın (2003) Tip I (genel amaçlı, örneğin: belediyeler) ve Tip II (özel görevli, örneğin: havza birlikleri) yönetişim ayrımı, tezin temel analiz araçlarından biridir. Sapanca Gölü Havzası'ndaki temel sorun, akışkan ekolojik sınırların (havza), katı idari sınırlara (il/ilçe sınırları) hapsolmasıyla ortaya çıkan 'Mekânsal Uyuşmazlık' (Spatial Misfit - Moss, 2012) olarak tanımlanmıştır. Politik Ekonomi: Asil-Vekil ve Kamu Tercihi Teorileri Yönetim krizinin 'neden' çözülemediğini anlamak için Asil-Vekil Teorisi ve Kamu Tercihi Teorisi kullanılmıştır. Asil-Vekil: Merkezî yönetimin (Asil) koruma görevini yerel belediyelere (Vekil) devretmesi, ancak yerel aktörlerin denetim eksikliğinden faydalanarak 'kaytarma' (shirking) davranışı sergilemesi ve yerel çıkarları öncelemesi (Agency Loss). Kamu Tercihi: Yerel politikacıların, uzun vadeli ekolojik fayda yerine kısa vadeli“Oy Maksimizasyonunu' tercih etmesi. Bu teori, yasadışı bungalovların neden yıkılamadığını 'politik rasyonalite' ile açıklar. YÖNTEM Araştırma, nitel vaka analizi deseninde kurgulanmıştır. Sapanca Gölü Havzası'nın seçilme nedeni, hem 'sınır aşan' yapısı hem de sanayi, turizm ve kentleşme baskılarının kesişim noktası olması nedeniyle 'kritik bir vaka' teşkil etmesidir. Veri toplama sürecinde, havzadaki güç dengelerini temsil eden 5 ana gruptan toplam 27 kilit paydaş ile yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir: Grup C (Merkezi Yönetim): DSİ, SYGM, Bakanlık temsilcileri. Grup W (Su ve Kanalizasyon İdareleri): SASKİ ve İSU üst düzey yöneticileri. Grup L (Yerel Yönetimler): İlçe belediyesi imar ve fen işleri yetkilileri. Grup N (STK'ler): Çevre örgütleri ve sivil toplum temsilcileri. Grup R (Araştırmacılar): Akademisyenler ve bilim insanları. Elde edilen veriler, Tematik Analiz yöntemiyle kodlanmış ve OECD prensipleri ışığında yorumlanmıştır. BULGULAR Saha araştırması, Sapanca Gölü Havzası'nda 'su kıtlığından' ziyade bir 'yönetim krizi yaşandığını ortaya koymaktadır. Bulgular yedi ana tema altında toplanmıştır: Gölün Değeri ve Algısal Çatışma Tüm paydaşlar gölü 'stratejik bir içme suyu kaynağı' olarak tanımlasa da, kullanım öncelikleri konusunda derin bir çatışma vardır. Sakarya vs. Kocaeli Asimetrisi: Göl, Sakarya için 'varoluşsal bir kaynak' iken, Kocaeli için 'stratejik bir rezerv' (acil durum kaynağı) niteliğindedir. Bu asimetri, iki il arasında bir 'kaynak egoizmi' yaratmaktadır. Sanayi Kıskacı: TÜPRAŞ gibi dev sanayi kuruluşlarının ve şişeleme tesislerinin gölden su çekmesi, STK'ler ve akademisyenler tarafından 'kamusal varlığın ticarileştirilmesi' ve 'talan' olarak nitelendirilmektedir. Kurumsal Parçalanma ve 'Çok Başlılık' Havzada 10'dan fazla kurumun yetkili olması, bir denetim ve denge mekanizması değil, bir 'yetki kaosu' yaratmıştır. Katılımcılar durumu 'Gölün sahibi çok ama göl sahipsiz' paradoksuyla özetlemektedir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vs. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü: Devletin 'mühendislik hafızası' olan DSİ (yatırımcı) ile 'yeni planlamacı' SYGM (düzenleyici) arasında derin bir kurumsal kıskançlık ve güç savaşı tespit edilmiştir. DSİ'nin veriyi bir 'iktidar aracı' olarak kullanarak paylaşmaması (veri tekeli), bütünleşik yönetimi engellemektedir. Yönetişim Felci: 'Davul ve Tokmak' Sendromu Tezin en çarpıcı ampirik bulgusu, ”Davul bizde, Tokmak başkasında“ metaforuyla ifade edilen yetki-sorumluluk kopukluğudur. Denetim-Yaptırım Kopukluğu: SASKİ ve İSU (su ve kanalizasyon idareleri), gölü korumakla yükümlüdür ve kirliliği/kaçak yapıyı tespit etme kapasitesine sahiptir (Davul). Ancak, yıkım ve ceza yetkisi (Tokmak), oy kaygısı taşıyan ilçe belediyelerindedir. Sonuç: Su ve kanalizasyon idareleri tutanak tutmakta, ancak ilçe belediyeleri siyasi maliyetten çekindikleri için yıkım işlemini gerçekleştirmemektedir. Bu durum, yasadışı faaliyetler için bir 'cezasızlık alanı' yaratmaktadır. Politik Klientalizm ve Bungalov İstilası Havzada sayıları 6.000 olarak tahmin edilen yasadışı bungalovlar, bir barınma ihtiyacı değil, bir 'Rant Ekonomisi' ürünüdür. Yerel siyasetçilerin bu yapıları 'bölge halkının ekmek teknesi' (Livelihood Rhetoric) söylemiyle meşrulaştırması ve yıkım kararlarını uygulamaması, Kamu Tercihi Teorisi'ndeki 'kısa vadeli oy maksimizasyonunun' ders kitabı niteliğinde bir örneğidir. 'İmar afları veya barışları' ise bu hukuksuzluğu ödüllendirerek devletin kendi koruma kanunlarını sabote etmesine neden olmuştur. Finansal Sürdürülebilirlik ve 'Bedavacılık' Sorunu Su tarifelerinin belirlenmesi teknik bir hesaplama değil, popülist bir siyasi karardır. Seçim dönemlerinde su fiyatlarının maliyetin altına çekilmesi, su idarelerinin yatırım bütçelerini eritmektedir. Daha da önemlisi, 'Kirleten Öder' prensibi işlevsizdir. Sanayi devleri ve yer altı suyu kullanan işletmeler, kamu kaynağını 'bedava' veya sembolik ücretlerle kullanarak 'Bedavacı' (Free-Rider) konumunda kalmaktadır. Güven Krizi ve Katılım Yanılsaması Havzadaki 'su kurulları', kararların önceden alındığı ve sivil toplumun sadece dinleyici olduğu (Tokenism) sembolik platformlara dönüşmüştür. Bürokrasinin sivil toplum kuruluşlarını ”işleri karıştıran ayak bağları“ olarak görmesi, halkın ise devlete 'mülksüzleştirici' olarak bakması, yönetişim için gerekli olan sosyal sermayeyi (güveni) yok etmiştir. TARTIŞMA VE TEORİK ANALİZ Bu bölüm, saha bulgularını literatürle sentezleyerek krizin adını koymaktadır. Ortak Malların Trajedisinden 'Açık Erişimin Trajedisine' Sapanca Gölü'ndeki durum, Hardin'in klasik 'Ortak Malların Trajedisinden' ziyade, Feeny ve diğerlerinin (1990) düzelttiği şekliyle 'Açık Erişim Trajedisidir' (Tragedy of Open Access). Kâğıt üzerinde devletin malı olan göl, denetimsizlik nedeniyle fiilen 'sahipsiz' bir kaynağa dönüşmüş, dışlamanın imkânsız olduğu bir yağma alanına evrilmiştir. Yetenek Tuzağı ve İzomorfik Mimikri SWOT analizi, havzanın bir 'Yetenek Tuzağında' (Capability Trap) olduğunu göstermektedir. SASKİ ve İSU gibi kurumlar, akredite laboratuvarları ve SCADA sistemleriyle 'modern bir kurum' görüntüsü çizmektedir. Ancak bu yüksek teknik kapasite, siyasi irade eksikliği nedeniyle sahada 'yaptırıma' dönüşememektedir. Kurumlar 'devlet gibi görünmekte' ancak 'devlet gibi davranamamaktadır'. SONUÇ VE POLİTİKA ÖNERİSİ: HİBRİT YÖNETİM MODELİ Tez, Sapanca Gölü'nün mevcut 'parçalı ve çok başlı' yapıyla sürdürülebilirliğinin sağlanamayacağı sonucuna varmıştır. 'Ağ Yönetişimi' (Network Governance) gibi yatay modeller, havzadaki düşük güven ortamı ve yüksek çıkar çatışmaları nedeniyle başarısız olmuştur. Bu kapsamlı analizin nihai bir çıktısı ve çözüm önerisi olarak çalışma, romantik bir yönetişim ideali yerine, sahanın gerçeklerine uygun, devlet otoritesini merkeze alan ancak katılımı da dışlamayan pragmatik bir model önermektedir. Öneri: Sapanca Gölü Alan Başkanlığı (LSBMP) Çözüm, ”Sapanca Gölü Alan Başkanlığı" (Lake Sapanca Basin Management Presidency) adı altında, Tip II Yönetişim (göreve özgü, sınır aşan) yapısına sahip, özerk ve güçlü bir otoritenin kurulmasıdır. Bu model; Kapadokya, Gelibolu ve Uludağ alan başkanlıkları kanunlarından (6546, 7174 ve 7432 sayılı kanunlar) ilham alarak tasarlanmıştır. Modelin Teorik Temeli: 'Hiyerarşinin Gölgesi' (Shadow of Hierarchy - Scharpf, 1997). Yerel ağların başarısız olduğu noktada, devletin düzeni sağlamak için hiyerarşik gücünü kullanması zorunludur. Modelin Üç Temel Sütunu 1- İdari Mimari: 'Veto Yetkisine Sahip Leviathan' Tek Otorite: Başkanlık, DSİ ve SYGM arasındaki yetki karmaşasını sonlandıracak tek karar verici olacaktır. Re'sen Yıkım Yetkisi (Sovereign Exception): Modelin en kritik aracıdır. Schmitt'in (1985) 'Egemen İstisnası' kavramına dayanarak, ekolojik olağanüstü hâl durumunda devletin bürokratik prosedürleri aşarak hukuku doğrudan uygulama yetkisidir. İlçe belediyesi kaçak yapıyı 15 gün içinde yıkmazsa, Başkanlık devreye girerek doğrudan yıkımı gerçekleştirecektir. Bürokratik Yalıtım: Başkanın atama ile gelmesi, onu yerel oy kaygılarından (Depoliticization) ve klientalist baskılardan koruyacaktır. 2- Finansal Mimari: 'Koruma Fonu ve Mali Federalizm' Fonun Kilitlenmesi (Ring-Fencing): Gölden elde edilen gelirlerin (su satışı, cezalar) genel bütçeye gitmesi engellenecek, sadece havzanın korunması için kullanılmak üzere kilitlenecektir. Tam Maliyet Fiyatlandırması: TÜPRAŞ ve diğer endüstriyel kullanıcılar, suyun sadece iletim bedelini değil, 'fırsat maliyeti' ve 'çevresel maliyetini' de ödeyecektir. 3- Katılımcı Mimari: 'Dikey Hesap Verebilirlik' Danışma Meclisi: STK'ler ve üniversitelerin yer aldığı bu meclis, sadece tavsiye vermeyecek, Başkanlığın faaliyetlerini denetleme ve 'Güvensizlik Oyu' ile soruşturma açtırma yetkisine sahip olacaktır. Açık Veri Platformu: DSİ'nin veri tekeli kırılarak, tüm hidrolojik verilerin şeffaf bir şekilde paylaşıldığı bir 'Bilginin Demokratikleşmesi' platformu kurulacaktır. Yerel Yönetimlerin Yeni Rolü Yerel yönetimler (Belediyeler) bu modelde pasifize edilmemekte, aksine rolleri yeniden tanımlanmaktadır: İnovasyon Merkezleri: İsrail ve Glasgow örneklerinde olduğu gibi, belediyeler altyapı modernizasyonu ve kayıp-kaçakla mücadelede 'uygulayıcı' liderler olacaktır. Şartlı Mali Transferler (Conditional Fiscal Transfers): Merkezî yönetimden belediyelere aktarılan fonlar, 'Koruma Planına Uyum' şartına bağlanacaktır. Kaçak yapıyı yıkmayan veya su kayıp-kaçak oranını düşürmeyen belediyenin merkezi bütçe ödeneği kesilerek, 'politik eylemsizliğin' mali bir bedeli olması sağlanacaktır. Nihai Değerlendirme Bu tez, Sapanca Gölü Havzası'ndaki krizin özünün 'Yönetişimden Yönetime Geri Dönüş' ihtiyacı olduğunu savunmaktadır. Mevcut konjonktürde, yerel dinamiklerin kendi kendini düzenlemesi (self-organization) imkansızdır. Havzanın kurtuluşu, devletin 'düzenleyici egemen' olarak geri dönmesine, ancak bu gücü eski usul kör bir bürokrasiyle değil, şeffaf, hesap verebilir ve ekolojik sınırları tanıyan liyakatli bir 'Meta-Yönetişim' (Meta-governance) aklıyla kullanmasına bağlıdır. Araştırmanın nihai ürünü olarak önerilen Hibrit Model, Sapanca Gölü'nü 'sahipsiz bir mal' olmaktan çıkarıp, gelecek nesillere aktarılacak 'yönetilen bir müşterek mülkiyete' dönüştürecek yegâne yol haritasıdır.
Özet (Çeviri)
This doctoral thesis analyzes the water governance failure and investigates the structural causes of the ecological crisis in the Lake Sapanca Basin, one of Türkiye's most strategic drinking water resources, through the theoretical lenses of multi level governance and institutional fragmentation. Utilizing a qualitative case study design based on semi-structured interviews with 27 key stakeholders research diagnoses a state of“Governance Paralysis”rooted in systemic coordination failures rather than technical insufficiency. The findings reveal a severe spatial misfit in which administrative boundaries conflict with ecological realities, transforming the basin into an open-access resource subject to the tragedy of the commons. The study identifies the 'drum-and-stick syndrome' as a core pathology: while water utilities bear the responsibility for protection (the drum), enforcement authority (the stick) remains with politically constrained municipalities, creating a cycle of impunity for illegal urbanization and industrial over-abstraction. Furthermore, the analysis exposes how political clientelism, data monopolies, and the lack of a comprehensive Water Law perpetuate a system of organized irresponsibility. As the ultimate output of this analysis, the thesis argues that the basin is ill-suited for fully decentralized governance. Instead, it proposes a transition to a hybrid management model embodied by a Lake Sapanca Basin Management Presidency. This model integrates central enforcement authority to ensure strict land-use control with participatory mechanisms to build social legitimacy. Ultimately, the study concludes that ensuring water security requires a paradigm shift from reactive crisis management to proactive risk management, underpinned by bureaucratic autonomy and full-cost pricing.
Benzer Tezler
- Kırgızistan Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Askar Akayev dönemi (1991-2005)
The establishment of the Kyrgyz Republic and the period of Askar Akayev (1991-2005)
AYŞULA YÜKSEL
- Water resource management in libya from the farmers perspective
Çiftçi perspektifinden libya'da su kaynakları yönetimi
ALI KHALEEFA ALI YOUNES
Yüksek Lisans
İngilizce
2021
İnşaat MühendisliğiKarabük Üniversitesiİnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ FATİH SAKA
- Büyükşehirleşme sürecinde su yönetimi: HATSU örneği
Water management in the process of metropolization: Example of HATSU
ESRA ÇİFTCİ
Yüksek Lisans
Türkçe
2019
Kamu YönetimiHatay Mustafa Kemal ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUHARREM GÜNEŞ
- Models for the efficient use of geothermal resources in the circular agricultural system – case of Dikili Agricultural Organized Industrial Zone
Döngüsel tarım sisteminde jeotermal kaynakların verimli kullanımına yönelik modeller – Dikili Tarım Organize Sanayi Bölgesi örneği
ZEYNEP BALLAR
Doktora
İngilizce
2025
Şehircilik ve Bölge Planlamaİzmir Yüksek Teknoloji EnstitüsüŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ NİCEL SAYGIN
PROF. DR. ALPER BABA
- Kentsel korunaksızlık ve hizmet sunumu: Port Vila örneği üzerine bir inceleme
Urban vulnerability and service delivery: A case study of Port Vila
MAUREEN PAUL
Yüksek Lisans
İngilizce
2018
EkonomiGazi Üniversitesiİktisat Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SENİHA ALEV SÖYLEMEZ