Geri Dön

Acil serviste solunum sıkıntılı hastalarda kardiyak ve akciğer ultrasonu ile klinik skorlamaların birlikte değerlendirilmesi

Combined evaluation of cardiac and lung ultrasound with clinical scoring systems in patients with respiratory distress in the emergency department

  1. Tez No: 1014480
  2. Yazar: ÖZGE MERT ARABACI
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SERKAN DOĞAN, DR. SALİH FETTAHOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Acil Tıp, Emergency Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışma; acil servise akut solunum sıkıntısı şikayetiyle başvuran hastalarda, yatak başı ekokardiyografi ve akciğer ultrasonografisi ile elde edilen parametrelerin REMS skoru ve biyokimyasal belirteçlerle kombine kullanımının; servis yatışı, yoğun bakım ünitesi ihtiyacı ve mortalite gibi klinik sonlanım noktalarını öngörmedeki değerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Tek merkezli, prospektif ve kesitsel olarak planlanan çalışmaya, Sağlık Bilimleri Üniversitesi (S.B.Ü) İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi (E.A.H) acil servise nefes darlığı ile başvuran 18 yaş ve üstü hastalarda REMS skorlaması hesaplandı. Yatak başı yapılan kardiyak ultrasonografi ile Ejeksiyon Fraksiyonu (EF), inferior Vena Cava (İVC) çapı ve kollapsibilitesi, Triküspit Anüler Düzlem Sistolik Harekeri (Tricuspit Annular Plane Systolic Excursion =TAPSE), duvar hareket kusuru, plerval efüzyon varlığı, perikardiyal efüzyon varlığı; yapılan akciğer ultrasonografisi ile BLUE protokolüne uygun 6 nokta belirlendi, belirlenen noktalarda plevral kayma hareketi, A-line varlığı ve yokluğu , B-line varlığı ve yokluğu, plevral efüzyon varlığı acil hekimi tarafından değerlendirildi. Sürekli değişkenlerin karşılaştırılmasında, iki grup karşılaştırmalarında bağımsız örneklem t testi ve Mann-Whitney U testi, üç ve daha fazla grup karşılaştırmalarında ise One-way ANOVA ve Kruskal-Wallis testleri kullanıldı Bulgular: Çalışmaya akut dispne nedeniyle acil servise başvuran toplam 221 hasta dahil edildi. Hastaların 107'si (%48,4) erkek, 114'ü (%51,6) kadındı ve ortalama yaş 68,2±14,6 yıl olarak bulundu. En sık eşlik eden komorbiditeler hipertansiyon (%71,5), KOAH (Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı)/astım (%47,1), diyabetes mellitus (%42,5) ve koroner arter hastalığı (%36,7) idi. Hastaların %34,8'i 112 ambulans ile başvururken, %53,8'i ilk değerlendirme sonrasında hastaneye yatırıldı. Hastane içi mortalite oranı %11,3 (n=25) olarak saptandı. En sık nihai tanılar KOAH alevlenmesi (%23,1), kalp yetmezliği (%20,4) ve pnömoni (%14,9) idi. Sağ kalan ve hastane içi mortalite gelişen hastaların klinik ve laboratuvar özellikleri karşılaştırıldığında, mortalite gelişen hastalarda SpO₂ değerinin anlamlı derecede düşük olduğu saptandı [87 (16)'ya karşı 92 (7), p=0,003]. Ayrıca mortalite gelişen hastalarda WBC (white blood cell=beyaz kan hücresi) [11,50 (10,42)'ye karşı 9,51 (5,45), p=0,013], CRP(C-Reaktif Protein) [49,7 (113,4)'e karşı 20,0 (41,2), p=0,001], AST [25 (32)'ye karşı 19 (10), p=0,042], laktat [2,9 (3,9)'a karşı 2,1 (1,4), p=0,011] ve LDH [273 (164)'e karşı 227,5 (95), p=0,016] düzeyleri anlamlı derecede daha yüksek bulundu. Buna karşılık trombosit [220 (89)'a karşı 247 (111), p=0,020] ve sodyum [138 (8)'e karşı 140 (6), p=0,037] düzeyleri mortalite gelişen hastalarda anlamlı olarak daha düşüktü. REMS skoru mortalite gelişen grupta daha yüksek olmasına rağmen istatistiksel anlamlılık sınırında kaldı [8 (3)'e karşı 6 (4), p=0,053]. Ultrasonografik bulgular değerlendirildiğinde EPSS (E-noktası septal separasyon), EF (Ejeksiyon Fraksiyonu), İVC (inferior vena cava) çapı ve TAPSE (triküspit anüler düzlem sistolik hareket açıklığı) ölçümleri açısından sağ kalan ve mortalite gelişen hastalar arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Benzer şekilde B-line varlığı, İVC kollapsı, plevral efüzyon ve perikardiyal efüzyon sıklıkları açısından da gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi (tüm p>0,05). mortaliteyi öngörmede en yüksek ayırt edici performans CRP düzeyinde olduğu saptandı. Hastane içi mortalitenin bağımsız belirleyicilerini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, serum laktat düzeyi ve SpO₂ değeri bağımsız prognostik faktörler olarak saptandı. Laktat düzeyindeki her 1 mmol/L artış mortalite olasılığını yaklaşık 1,5 kat artırdı (OR: 1,544; %95 GA: 1,194–1,997; p=0,001). Buna karşılık SpO₂ değerindeki her %1 artış mortalite olasılığında yaklaşık %4,7 azalma ile ilişkili bulundu (OR: 0,953; %95 GA: 0,914–0,994; p=0,025). REMS skoru gösterilmiştir ve CRP düzeyi ise çok değişkenli analizde bağımsız belirleyici olarak saptanmadı Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, acil dispne hastalarında REMS'in tek başına bağımsız bir mortalite öngördürücüsü olmaktan ziyade klinik değerlendirmenin tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu ortaya koymaktadır. Kardiyak ve akciğer ultrasonografisi parametrelerinin bu popülasyonda etiyolojik tanıya katkısı belirginken mortalite öngörüsündeki rolü sınırlı kalmıştır. Bağımsız prognostik değeri kanıtlanan serum laktatı ve SpO₂, bu hasta grubunda tanısal sürecin ayrılmaz unsurları olarak ön plana çıkmaktadır. Daha büyük, çok merkezli ve etiyoloji bazında tasarlanmış prospektif çalışmaların, ultrasonografi ile klinik puanlama sistemlerinin kombine prognostik değerini daha kesin biçimde ortaya koyması beklenmektedir.

Özet (Çeviri)

Aim: This study aims to determine the value of combining bedside echocardiography and lung ultrasonography parameters with the Rapid Emergency Medicine Score (REMS) and biochemical markers in predicting clinical outcomes such as ward admission, intensive care unit requirement, and mortality in patients presenting to the emergency department with acute respiratory distress. Materials and Methods: This single-center, prospective, and cross-sectional study was conducted in patients aged 18 years and older who presented to the emergency department of University of Health Sciences Istanbul Kanuni Sultan Suleyman Training and Research Hospital with complaints of dyspnea. The Rapid Emergency Medicine Score (REMS) was calculated for all eligible patients. Bedside cardiac ultrasonography was performed to evaluate ejection fraction (EF), inferior vena cava (IVC) diameter and collapsibility, Tricuspid Annular Plane Systolic Excursion (TAPSE), wall motion abnormalities, presence of pleural effusion, and presence of pericardial effusion. Lung ultrasonography was performed according to the BLUE protocol, with six standardized points identified, at which pleural sliding, presence or absence of A-lines, presence or absence of B-lines, and presence of pleural effusion were assessed by the emergency physician. For the comparison of continuous variables, independent samples t-test and Mann-Whitney U test were used for two-group comparisons, while One-way ANOVA and Kruskal-Wallis tests were used for comparisons involving three or more groups. Results: The findings of this study demonstrate that REMS alone serves as a complementary component of clinical assessment rather than an independent predictor of mortality in emergency dyspnea patients. While cardiac and pulmonary ultrasonography parameters showed a clear contribution to etiological diagnosis in this population, their role in mortality prediction remained limited. Serum lactate and SpO₂, whose independent prognostic value was established, emerged as indispensable elements of the diagnostic process in this patient group. Larger, multicenter, prospective studies designed on an etiology-based framework are expected to more definitively elucidate the combined prognostic value of ultrasonography and clinical scoring systems. Conclusion: A total of 221 patients presenting to the emergency department with acute dyspnea were enrolled in the study. Of these, 107 (48.4%) were male and 114 (51.6%) were female, with a mean age of 68.2±14.6 years. The most frequently accompanying comorbidities were hypertension (71.5%), COPD/asthma (47.1%), diabetes mellitus (42.5%), and coronary artery disease (36.7%). While 34.8% of patients arrived by ambulance, 53.8% were hospitalized following initial assessment. The in-hospital mortality rate was 11.3% (n=25). The most common final diagnoses were COPD exacerbation (23.1%), heart failure (20.4%), and pneumonia (14.9%). When the clinical and laboratory characteristics of survivors and non-survivors were compared, SpO₂ was found to be significantly lower in patients who died [87 (16) vs. 92 (7), p=0.003]. In addition, WBC [11.50 (10.42) vs. 9.51 (5.45), p=0.013], CRP (C-Reactive Protein) [49.7 (113.4) vs. 20.0 (41.2), p=0.001], AST [25 (32) vs. 19 (10), p=0.042], lactate [2.9 (3.9) vs. 2.1 (1.4), p=0.011], and LDH [273 (164) vs. 227.5 (95), p=0.016] levels were significantly higher in non-survivors. Conversely, platelet count [220 (89) vs. 247 (111), p=0.020] and sodium levels [138 (8) vs. 140 (6), p=0.037] were significantly lower in patients who died. Although the REMS score was higher in the non-survivor group, the difference remained at the threshold of statistical significance [8 (3) vs. 6 (4), p=0.053]. Regarding ultrasonographic findings, no significant differences were observed between survivors and non-survivors in terms of EPSS, EF, IVC diameter, or TAPSE measurements. Similarly, no statistically significant differences were detected between groups with respect to the presence of B-lines, IVC collapsibility, pleural effusion, or pericardial effusion (all p>0.05). Among all parameters evaluated, CRP demonstrated the highest discriminatory performance for predicting in-hospital mortality. In the multivariate logistic regression analysis performed to identify independent predictors of in-hospital mortality, serum lactate level and SpO₂ emerged as independent prognostic factors. Each 1 mmol/L increase in lactate level was associated with an approximately 1.5-fold increase in the probability of mortality (OR: 1.544; 95% CI: 1.194–1.997; p=0.001). Conversely, each 1% increase in SpO₂ was associated with an approximately 4.7% reduction in the probability of mortality (OR: 0.953; 95% CI: 0.914–0.994; p=0.025). Neither REMS score nor CRP level was identified as an independent predictor in the multivariate analysis

Benzer Tezler

  1. Acil servise solunum sıkıntısı nedeni ile başvuran hastalarda akut dispne nedeni olarak, konjestif kalp yetmezliğine bağlı akciğer ödemi ile pulmoner hastalıkların ayrımında akciğer ultrasonu, ekokardiyografi ve vena kava inferior ölçümlerinin kullanımı

    The use of lung ultrasound, echocardiography and vena cava inferior measurements for differentiating pulmonary edema caused by heart failure and pulmonary diseases as a cause of acute dyspnea in patients admitted to the emergency department due to shortness of breath

    HALİT BERK ÇANGA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    İlk ve Acil YardımDüzce Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. AYHAN SARITAŞ

  2. Çocuk acil servisinde yüksek akış nazal kanül oksijen tedavisi uygulanan hastaların sonuçları ve tedavi başarısını etkileyen faktörler

    Outcomes of patients who received high flow nasal cannula oxygen therapy in pediatric emergency department and factors affecting treatment success

    MUSTAFA SAFA TURAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Medeniyet Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLSER ESEN BESLİ

  3. Acil servis hekimince yapılan ejeksiyon fraksiyonu ve“caval ındex”değerlendirilmesinin akut kalp yetmezliğitanısında klinik kanı üzerine etkisi

    Impact of ejection fraction and“caval index”evaluation by emergency physician on clinical judgement for the diagnosis of acute heart failure

    MURAT DUYAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    İlk ve Acil YardımAkdeniz Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ASLIHAN ÜNAL

  4. Üçüncü basamak bir hastanede çocuk acil servisten çocuk kardiyoloji bölümüne yapılan konsültasyonların beş yıllık retrospektif değerlendirilmesi

    A five-year retrospective evaluation of consultations from paediatric emergency department to paediatric cardiology department in a tertiary care hospital

    KÜBRA KALYONCU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET KARACAN

  5. Pulmoner emboli acil tanısında görüntüleme yöntemlerinin karşılaştırılarak değerlendirilmesi

    Comparative evaluation of imaging methods used in the emergency diagnosis of pulmonary embolism

    ÖMER TAŞKIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İlk ve Acil YardımÇukurova Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZEYNEP KEKEÇ