Kronik Spontan Ürtikerde (KSÜ), Fetuin-A (Alpha2 Heremans-Schmid Glikoprotein ) düzeylerinin inflamatuar belirteç ve tedavi yanıtı prediktörü olarak değerlendirilmesi
Evaluation of Fetuin-A (Alpha2-Heremans-Schmid Glycoprotein) levels as an inflammatory marker and predictor of treatment response in Chronic Spontaneous Urticaria (CSU)
- Tez No: 1016689
- Danışmanlar: PROF. DR. GÖKNUR ÖZAYDIN YAVUZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: Kronik Spontan Ürtiker, Fetuin-A, Omalizumab, Negatif Akut Faz Reaktanı, Sistemik İnflamasyon, Biyobelirteç, Chronic Spontaneous Urticaria, Fetuin-A, Omalizumab, Negative Acute-Phase Reactant, Systemic Inflammation, Biomarker
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Kronik Spontan Ürtiker (KSÜ), belirgin bir dış tetikleyici olmaksızın altı haftadan uzun süren, yoğun kaşıntılı plaklar ve/veya anjiyoödem ile karakterize, hastaların yaşam kalitesini dramatik ölçüde bozan bir deri hastalığıdır. Hastalığın patogenezi tam olarak aydınlatılamamış olmakla birlikte; otoimmünite, mast hücresi degranülasyonu ve koagülasyon kaskadının rol oynadığı düşük dereceli, sistemik bir inflamasyon durumu olarak kabul edilmektedir. Güncel kılavuzlara göre antihistaminiklere dirençli vakalarda anti-IgE monoklonal antikoru olan omalizumab tedavisi kullanılmaktadır, ancak tedavi yanıtını ve inflamatuar durumu yansıtacak ideal biyobelirteçlere olan ihtiyaç sürmektedir. Fetuin-A (Alpha2-Heremans-Schmid Glikoprotein), kalsifikasyon inhibitörü ve metabolik regülatör olarak görev yapan çok fonksiyonlu bir plazma glikoproteini olup; sistemik inflamasyon varlığında sentezi baskılanarak bir“negatif akut faz reaktanı”gibi davranmaktadır . Bu çalışmanın amacı; KSÜ hastalarında serum Fetuin-A düzeylerinin sağlıklı kontrollere kıyasla değişimini incelemek, bu molekülün hastalık aktivitesi (UAS7, UCT), yaşam kalitesi (CU-QoL), sistemik inflamatuar/koagülasyon belirteçleri (CRP, ESR, D-Dimer, Total IgE) ve klinik bulgularla olan ilişkisini değerlendirmektir. Ayrıca, dirençli KSÜ hastalarında uygulanan omalizumab tedavisi ile Fetuin-A düzeylerindeki değişimin izlenmesi ve bu molekülün tedavi yanıtını değerlendirmede prediktif ve prognostik bir biyobelirteç olarak kullanılabilirliğinin araştırılması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: İleriye dönük (prospektif) tasarlanan bu çalışmaya, dermatoloji polikliniğine başvuran ve antihistaminik tedavisine yanıtsız olan 18-65 yaş arası 40 KSÜ hastası ile yaş, cinsiyet ve Vücut Kitle İndeksi (VKİ) açısından eşleştirilmiş 40 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir . Hastaların demografik verileri xiii kaydedilmiş; klinik hastalık aktivitesi Ürtiker Aktivite Skoru (UAS7), Ürtiker Kontrol Testi (UCT) ve Kronik Ürtiker Yaşam Kalitesi Ölçeği (CU-QoL) ile başlangıçta (0. ay) ve omalizumab tedavisi sonrasında (6. ay) değerlendirilmiştir . Laboratuvar parametreleri olarak tam kan sayımı, sedimentasyon, CRP, D-dimer, Total IgE ve serum Fetuin-A düzeyleri analiz edilmiştir. Serum Fetuin-A analizi, insan serum örneklerine uygun“Human FETUA ELISA Kit”kullanılarak gerçekleştirilmiş ve sonuçlar mg/L cinsinden raporlanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS sürüm 27 kullanılmış olup; normal dağılım göstermeyen veriler için Mann-Whitney U ve Wilcoxon Signed Rank testleri, korelasyon analizleri için Spearman testi ve tanısal performans için ROC analizi uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hasta ve kontrol grupları arasında yaş (p=0,936), VKİ (p=0,239) ve cinsiyet (p=0,816) açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır . Hasta grubunda başlangıç serum Fetuin-A düzeyleri medyan 524,88 mg/L iken, bu değer sağlıklı kontrol grubunda medyan 604,92 mg/L olarak bulunmuş olup, hasta grubundaki Fetuin-A düzeylerinin anlamlı olarak daha düşük olduğu saptanmıştır (p=0,004). Biyokimyasal parametreler incelendiğinde; hasta grubunda D-dimer (p=0,012) ve Total IgE (p=0,002) düzeyleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. CRP ve sedimentasyon düzeyleri açısından iki grup arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ancak hasta grubunda, yüksek CRP düzeyleri ile Fetuin-A düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ters (negatif) bir korelasyon olduğu görülmüştür (r=-0,385, p=0,014). Hasta grubunda uygulanan 6 aylık omalizumab tedavisi sonucunda; UAS7, UCT ve CU-QoL skorlarında çok büyük etki büyüklüğüyle istatistiksel olarak son derece anlamlı iyileşmeler saptanmıştır (p<0,001). Klinik iyileşmeye paralel olarak, hastaların tedavi öncesi 524,88 mg/L olan medyan Fetuin-A düzeylerinin tedavi sonrasında istatistiksel olarak anlamlı bir artış göstererek 544,95 mg/L seviyesine yükseldiği gözlemlenmiştir (p=0,007) . Başlangıç Fetuin-A düzeyleri ile UAS7 veya yaşam kalitesi (CU-QoL) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptanmamış olup (p>0,05) ; başlangıç hastalık kontrolünü gösteren UCT skoru ile tedavi süresince Fetuin-A değişim miktarı (delta-Fetuin-A) arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,338, p=0,033). Ayrıca Fetuin-A düzeylerinin xiv yaş, cinsiyet veya VKİ'den bağımsız olduğu tespit edilmiştir. ROC analizi sonucunda Fetuin-A'nın hasta ve sağlıklı bireyleri ayırt etme gücü anlamlı bulunmuş (AUC=0,688); belirlenen 624,7 mg/L cut-off değerinde spesifite (özgüllük) %97,5 olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, çok fonksiyonlu bir şaperon olan Fetuin A'nın Kronik Spontan Ürtiker hastalarında güçlü bir“negatif akut faz reaktanı”olarak davrandığını hücresel düzeyde doğrulamaktadır. Hastalığın aktif döneminde Fetuin-A seviyelerinin düşmesi ve eş zamanlı olarak pozitif akut faz reaktanlarının (CRP) yükselmesi, KSÜ'nün salt deriye lokalize bir durum olmadığını, sistemik“trombo-inflamatuar”bir süreç olduğunu desteklemektedir . Fetuin-A düzeyleri ile anlık klinik hastalık şiddeti skorları (UAS7) arasında doğrudan bir korelasyon bulunmaması; bu molekülün günlük dalgalanan semptomlardan ziyade, hastalığın temelinde yatan kronik immüno-inflamatuar zemini (trait) yansıtan bağımsız bir sistemik belirteç olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, dirençli KSÜ hastalarında uygulanan omalizumab tedavisi ile klinik kontrol sağlandığında, Fetuin-A seviyelerindeki anlamlı yükseliş bu molekülün prognostik değerini kanıtlamaktadır. Fetuin-A, omalizumab tedavisinin başarısını, sistemik sitokin yükünün ortadan kalktığını ve hücresel düzeydeki inflamatuar sönümlenmeyi yansıtan yenilikçi, objektif ve izlemde potansiyel vadeden bir biyobelirteçtir.
Özet (Çeviri)
Aim: Chronic Spontaneous Urticaria (CSU) is a skin disease characterized by intensely itchy wheals and/or angioedema lasting for more than six weeks without an apparent external trigger, which dramatically impairs the quality of life of patients. Although the pathogenesis of the disease has not been fully elucidated, it is considered a low-grade, systemic inflammatory condition in which autoimmunity, mast cell degranulation, and the coagulation cascade play a role. According to current guidelines, omalizumab, an anti-IgE monoclonal antibody, is used in antihistamine resistant cases; however, the need for ideal biomarkers to reflect treatment response and inflammatory status remains. Fetuin-A (Alpha2-Heremans-Schmid Glycoprotein) is a multifunctional plasma glycoprotein that acts as a calcification inhibitor and metabolic regulator; it behaves as a“negative acute-phase reactant”by undergoing suppressed synthesis in the presence of systemic inflammation. The aim of this study is to examine the change in serum Fetuin-A levels in CSU patients compared to healthy controls, and to evaluate the relationship of this molecule with disease activity (UAS7, UCT), quality of life (CU-QoL), systemic inflammatory/coagulation markers (CRP, ESR, D-Dimer, Total IgE), and clinical findings. Furthermore, it was aimed to monitor the change in Fetuin-A levels with omalizumab treatment administered in resistant CSU patients and to investigate the usability of this molecule as a predictive and prognostic biomarker in evaluating treatment response. Materials and Methods: This prospective study included 40 CSU patients aged 18-65 years who presented to the dermatology outpatient clinic and were unresponsive to antihistamine treatment, along with 40 healthy controls matched for age, gender, and Body Mass Index (BMI). Demographic data of the patients were recorded; clinical disease activity was evaluated using the Urticaria Activity Score xvi (UAS7), Urticaria Control Test (UCT), and Chronic Urticaria Quality of Life Questionnaire (CU-QoL) at baseline (month 0) and after omalizumab treatment (month 6). Complete blood count, erythrocyte sedimentation rate (ESR), CRP, D dimer, Total IgE, and serum Fetuin-A levels were analyzed as laboratory parameters. Serum Fetuin-A analysis was performed using the“Human FETUA ELISA Kit”suitable for human serum samples, and the results were reported in mg/L. SPSS version 27 was used for the statistical analysis of the data; Mann-Whitney U and Wilcoxon Signed Rank tests were applied for non-normally distributed data, Spearman test for correlation analyses, and ROC analysis for diagnostic performance. Results: No statistically significant differences were found between the patient and control groups included in the study in terms of age (p=0.936), BMI (p=0.239), and gender (p=0.816). While the baseline serum Fetuin-A levels in the patient group had a median of 524.88 mg/L, this value was found to be a median of 604.92 mg/L in the healthy control group, revealing that Fetuin-A levels in the patient group were significantly lower (p=0.004). Upon examining biochemical parameters, D-dimer (p=0.012) and Total IgE (p=0.002) levels were found to be statistically significantly higher in the patient group compared to the control group. No significant difference was found between the two groups in terms of CRP and ESR levels. However, in the patient group, a statistically significant inverse (negative) correlation was observed between high CRP levels and Fetuin-A levels (r=-0.385, p=0.014). As a result of the 6-month omalizumab treatment administered to the patient group, statistically highly significant improvements with a very large effect size were detected in UAS7, UCT, and CU-QoL scores (p<0.001). Parallel to the clinical improvement, it was observed that the patients' median Fetuin-A levels, which were 524.88 mg/L before treatment, showed a statistically significant increase to 544.95 mg/L after treatment (p=0.007). No statistically significant correlation was found between baseline Fetuin-A levels and UAS7 or quality of life (CU-QoL) (p>0.05); a significant positive relationship was found between the baseline UCT score, which indicates disease control, and the amount of change in Fetuin-A (delta-Fetuin-A) during treatment (r=0.338, p=0.033). In addition, it was determined that Fetuin-A levels were independent of age, gender, or BMI. As a result of the ROC analysis, the discriminative power of Fetuin-A between patients and healthy individuals was found to be xvii significant (AUC=0.688); the specificity was calculated as 97.5% at the determined cut-off value of 624.7 mg/L. Conclusion: The findings of this study confirm at the cellular level that Fetuin-A, a multifunctional chaperone, behaves as a strong“negative acute-phase reactant”in Chronic Spontaneous Urticaria patients. The decrease in Fetuin-A levels during the active period of the disease and the simultaneous increase in positive acute phase reactants (CRP) support that CSU is not a condition localized solely to the skin, but a systemic“thrombo-inflammatory”process. The absence of a direct correlation between Fetuin-A levels and momentary clinical disease severity scores (UAS7) reveals that this molecule is an independent systemic marker reflecting the chronic immuno-inflammatory trait underlying the disease, rather than daily fluctuating symptoms. However, when clinical control is achieved with omalizumab treatment administered in resistant CSU patients, the significant rise in Fetuin-A levels proves the prognostic value of this molecule. Fetuin-A is an innovative, objective, and potentially promising biomarker in monitoring that reflects the success of omalizumab treatment, the elimination of the systemic cytokine burden, and inflammatory resolution at the cellular level.
Benzer Tezler
- Kronik spontan ürtikerde STIM1 gen polimorfizminin değerlendirilmesi
Evaluation of STIM1 gen polymorphism in chronic spontaneous urticaria
İLAYDA MUSLU CAMCIOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
DermatolojiSağlık BakanlığıDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SUZAN DEMİR PEKTAŞ
- Kronik ürtiker, psoriasis ve sağlıklı kontrol grupları arasında hastalıkların cinsel işlevler üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
MEHMET YUNUS MEYDAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
DermatolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ZAFER TÜRKOĞLU
- Akut ve kronik ürtikerli hastalarda hastalık aktivitesinin kaygı düzeyine etkisi
The effect of disease activity on anxiety levels in patients with acute and chronic urticaria
İSMAİL ŞAHİN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
DermatolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SEVİM BAYSAK
- Kronik spontan ürtikerde bazofil aktivasyon testi
Basophil activation test in chronic spontaneous urticaria
BUĞRA OTLUDİL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAkdeniz ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. DİLARA FATMA KOCACIK UYGUN
- Kronik spontan ürtikerde omalizumab doz aralığının uzatılmasında biyobelirteçlerin prediktif rolü
Predictive role of biomarkers in extending the dosing interval of omalizumab in chronic spontaneous urticaria
ALPEREN KARACANOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Dermatolojiİstanbul Medeniyet ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MELEK ASLAN KAYIRAN