Naples Prognostik Skorunun tavı işlemine bağlı kısa ve orta dönem klinik ve ekokardiyografik sonuçlar üzerindeki prognostik değeri: Retrospektif bir analiz
Prognostic value of the Naples Prognostic Score on short- and mid-term clinical and echocardiographic outcomes after tavi: A retrospective analysis
- Tez No: 1023939
- Danışmanlar: PROF. DR. TELAT KELEŞ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: TAVI, Naples Prognostik Skoru, Prognostik Değer, TAVI, Naples Prognostic Score, Prognostic Value
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Gelişmiş ülkelerde, yaşlı nüfusun artışı ile birlikte semptomatik ciddi aort darlığı vakalarının sıklığında kayda değer bir artış gözlemlenmektedir. Semptomatik ciddi aort darlığının kesin tedavisi, aort kapak replasmanıdır. Son yıllarda, özellikle orta ve orta-yüksek riskli ciddi aort darlığı hastalarında cerrahi aort kapak replasmanı (SAVR) yerini transkateter aort kapak replasmanına (TAVI) bırakmaya başlamıştır. Ancak, TAVI işlemlerinin artan sıklığı, sayı olarak da görece artış gösteren komplikasyonları önemli klinik bir sorun haline getirmiştir. Bu çalışmada, TAVI işlemi öncesinde az sayıda parametre ile kolaylıkla hesaplanabilen Naples Prognostik Skorunun (NPS), TAVI sonrası kısa ve orta dönem komplikasyonlarını veya klinik olarak önemli olabilecek olayları öngörmedeki etkinliği değerlendirilmiştir. Yöntem ve Bulgular: Çalışmamıza 01.02.2019-31.12.2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde, ciddi aort darlığı nedeniyle TAVI yapılıp NPS hesaplanabilen ve 1 yıllık düzenli EKO takibi bulunan toplam 200 (n = 200) hasta dahil edilmiştir. Hastalar NPS'ye göre düşük (n=99) ve yüksek (n=101) riskli olarak iki gruba ayrılmıştır. Her hasta için ayrıca yaş, diyabet, hipertansiyon, düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (DEFKY), ileri akciğer hastalığı (uzun süreli oksijen tedavisi (USOT) kullanımı olan hastalar), ileri karaciğer hastalığı, son 1 ayda akut koroner sendrom (AKS) öyküsü, kardiyak cerrahi öyküsü, serebrovasküler olay (SVO) öyküsü, valv in valv prosedürü uygulanması, kronik böbrek hastalığı (KBH) varlığı (evre 4/5 ve/veya evre 3 olarak iki ayrı veri olarak incelendi), ciddi anemi varlığı(hgb<8 g/dL) gibi prognostik değeri olan toplam 13 ayrı parametre kıyaslamaya dahil edildi. Daha sonra bu iki grup arasında post op dönem ve ilk 1 yıl içerisinde gelişen olaylar iki sonlanım noktasında birbiri ile kıyaslandı. Birincil sonlanım noktası; indeks yatışta işleme bağlı ciddi komplikasyon (herhangi bir nedenle ölüm ve/veya inme ve/veya kontrast ilişkili nefropati (CIN)) gelişimi olarak belirlendi. İkincil sonlanım noktası; 1 yıl içinde değişen ekokardiyografi bulguları (paravalvüler aort yetmezliği (PV AY) derecesinde anlamlı artış ve/veya takiplerinde aort kapakta gradiyent artışı olması ve/veya aort kapakta enfektif endokardit gelişimi ve/veya sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) değerinde >%10 azalma olması ve/veya mitral yetmezlik (MY) derecesinde artış) olarak belirlendi. Eş zamanlı olarak NPS ve EUROSCORE-2 skorlarının prognostik öngörülerinin birbiri ile uyumlu olup olmadıkları kıyaslandı. NPS yüksek olan gruptaki hastaların yaş ortalamasının (78,53±7,53 yıl), düşük olan gruptaki hastalara (75,48±7,01 yıl) göre yüksek olduğu saptandı (p<0,05). NPS yüksek olan gruptaki hastalardaki DEFKY (%32,3) ve evre 3 KBH (%30,2) oranının, düşük olan gruptaki hastalara (sırasıyla; %15,8 ve %14,9) göre yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). NPS yüksek olan gruptaki hastalardaki sonlanım 1 oranının (%34,3), düşük olan gruptaki hastalara (%5,9) göre yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Sonlanım türünde, gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). NPS yüksek olan gruptaki hastalardaki sonlanım 2 oranının (%20,2), düşük olan gruptaki hastalara (%3) göre yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Sonlanım türünde, gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Ayrıca NPS yüksek olan gruptaki hastalara ait Euroscore-2 skorunun (3,49 puan), düşük olan gruptaki hastalara (2,13 puan) göre yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). NPS ve Euroscore-2'nin sonlanım 1 ile ilişkili olduğu saptandı (p<0,05). NPS'deki artışın, sonlanım 1 gelişimini yaklaşık 2,9 kat arttırdığı belirlendi (OR=2,948; p<0,05; CI [Alt=1,849; Üst=4,699]). Eurosocre-2'deki artışın, sonlanım 1 gelişimini yaklaşık 1,4 kat arttırdığı belirlendi (OR=1,458; p<0,05; CI [Alt=1,235; Üst=1,721]). NPS'nin, her iki modelde de sonlanım 1 üzerinde, Euroscore-2'ye göre daha güçlü ve anlamlı ilişkisi olduğu görüldü. Sonuç: NPS, TAVI uygulanan hastalarda hem kısa dönem majör komplikasyonları hem de orta dönem ekokardiyografik kötüleşmeyi öngörmede güçlü ve bağımsız bir belirteçtir. Klinik pratikte kolay uygulanabilir olması ve yüksek riskli hastaları belirlemedeki etkinliği nedeniyle, NPS'nin TAVI öncesi risk sınıflamasında kullanılabilecek değerli bir araç olduğu düşünülmektedir.
Özet (Çeviri)
Introduction and Aim: In developed countries, with the increase in the elderly population, a notable rise has been observed in the incidence of symptomatic severe aortic stenosis cases. The definitive treatment of symptomatic severe aortic stenosis is aortic valve replacement. In recent years, surgical aortic valve replacement (SAVR) has begun to be replaced by transcatheter aortic valve replacement (TAVI), particularly in patients with moderate and intermediate-high risk severe aortic stenosis. However, the increasing frequency of TAVI procedures has made the complications, which have also shown a relative rise in number, an important clinical issue. In this study, the effectiveness of the Naples Prognostic Score (NPS), which can be easily calculated with a small number of parameters before the TAVI procedure, in predicting short- and mid-term complications or clinically significant events after TAVI was evaluated. Methods and Results: A total of 200 patients (n = 200) who underwent TAVI due to severe aortic stenosis at Ankara Bilkent City Hospital between February 1, 2019, and December 31, 2023, for whom NPS could be calculated and who had a regular 1-year echocardiographic follow-up, were included in our study. Patients were divided into two groups according to the NPS as low-risk (n=99) and high-risk (n=101). In addition, a total of 13 parameters with prognostic value, including age, diabetes mellitus, hypertension, heart failure with reduced ejection fraction, advanced pulmonary disease (patients receiving long-term oxygen therapy), advanced liver disease, history of acute coronary syndrome within the last 1 month, history of cardiac surgery, history of cerebrovascular event, valve-in-valve procedure, presence of chronic kidney disease (analyzed separately as stage 4/5 and/or stage 3), and presence of severe anemia (Hgb<8 g/dL), were included in the comparison for each patient. Subsequently, events occurring in the postoperative period and within the first year were compared between these two groups in terms of two endpoints. The primary endpoint was defined as the occurrence of major procedure-related complications during the index hospitalization (death from any cause and/or stroke and/or contrast induced nephropathy). The secondary endpoint was defined as evolving echocardiographic findings within 1 year (significant increase in the degree of paravalvular aortic regurgitation and/or increase in aortic valve gradient during follow-up and/or development of infective endocarditis of the aortic valve and/or a decrease in LVEF >10% and/or an increase in the degree of mitral regurgitation). Simultaneously, the prognostic predictive performance of the NPS and EuroSCORE II were compared with each other. It was determined that the mean age of the patients in the high NPS group (78.53±7.53 years) was higher than that of the patients in the low NPS group (75.48±7.01 years) (p<0.05). It was found that the rates of heart failure with reduced ejection fraction (32.3%) and stage 3 chronic kidney disease (30.2%) in the high NPS group were higher than those in the low NPS group (15.8% and 14.9%, respectively) (p<0.05). The rate of endpoint 1 in the high NPS group (34.3%) was higher than that in the low NPS group (5.9%) (p<0.05). There was no significant difference between the groups in terms of the type of endpoint (p>0.05). The rate of endpoint 2 in the high NPS group (20.2%) was higher than that in the low NPS group (3%) (p<0.05). There was no significant difference between the groups in terms of the type of endpoint (p>0.05). Additionally, it was determined that the EuroSCORE II value of the patients in the high NPS group (3.49) was higher than that of the patients in the low NPS group (2.13) (p<0.05). It was found that both the NPS and EuroSCORE II were associated with endpoint 1 (p<0.05). An increase in the NPS increased the likelihood of developing endpoint 1 by approximately 2.9 times (OR=2.948; p<0.05; CI [Lower=1.849; Upper=4.699]). An increase in EuroSCORE II increased the likelihood of developing endpoint 1 by approximately 1.4 times (OR=1.458; p<0.05; CI [Lower=1.235; Upper=1.721]). It was observed that the NPS had a stronger and more significant association with endpoint 1 than EuroSCORE II in both models. Conclusion: The Naples Prognostic Score is a strong and independent predictor of both short-term major complications and mid-term echocardiographic deterioration in patients undergoing TAVI. Given its simplicity and effectiveness in identifying high-risk patients, NPS may serve as a valuable tool for preprocedural risk stratification in clinical practice.
Benzer Tezler
- Koroner bifurkasyon lezyonlarına perkütan girişim uygulanan hastalarda naples prognostik skorunun majör advers kardiyak ve serebrovasküler olaylarla ilişkisi
The relationship between the naples prognostic score and major adverse cardiovascular and cerebrovascular events in patients undergoing percutaneous intervention for coronary bifurcation lesions
AHMET EMİR ULUTAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
KardiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÖZGÜR SÜRGİT
DOÇ. DR. MEHMET ALTUNOVA
- Dahiliye servisine yatan malignite tanılı hastalarda naples prognostik skoru ile bir yıllık mortalite arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Evaluation of the association between the naples prognostic score and one-year mortality in patients with malignancy hospitalized in the internal medicine department
CANSU ŞAHİN TOKER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. KADEM ARSLAN
- Naples prognoz skoru ve kemik mineral yoğunluğu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Evaluation of the relationship between naples prognosis score and bone mineral density
HİLAL EFE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. KADEM ARSLAN
- Persistan atriyal fibrilasyon hastalarında elektriksel kardiyoversiyon sonrası erken dönem sinüs ritminde kalma başarısı ve bunu etkileyen faktörler
Early maintenance of sinüs rhythm following electrical cardioversiyon in patients with persistant atrial fibrillation: Success rates and influencing factor
ŞEREF BERK TUNCER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
KardiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. KAMİL GÜLŞEN
- Tip 2 diyabetik hastalarda naples prognostik skoruile albüminüri arasındaki ilişkinin araştırılması
Investigation of the relationship between naples prognostic score and albuminuria in type 2 diabetic patients
ZEYNEP TAŞÇI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. KADEM ARSLAN