Geri Dön

Kronik böbrek hastalarında monosit, lenfosit ve doğal öldürücü hücrelerdeki vitamin D reseptör miktarının ölçülmesi

Measuring of vitamin D receptor quantity in monocytes, lymphocytes and natural killer cells in chronic kidney disease

  1. Tez No: 484708
  2. Yazar: ONUR YAZDAN BALÇIK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. FETTAH FEVZİ ERSOY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Nefroloji, Nephrology
  6. Anahtar Kelimeler: Böbrek hastalıkları, Böbrek yetmezliği-kronik, Katil hücreler-doğal, Lenfositler, Monositler, Vitamin D, Vitamin D eksikliği, İmmün sistem, Kidney diseases, Kidney failure-chronic, Killer cells-natural, Lymphocytes, Monocytes, Vitamin D, Vitamin D deficiency, Immune system
  7. Yıl: 2017
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Kronik böbrek hastalığının immün sistem üzerinde ciddi etkilerinin olduğu bilinmektedir. Aynı şekilde vitamin D'nin de organizmada birçok rolünün olduğu VDR'nin çok sayıda dokuda gözlenmesiyle ortaya konmuştur. Vitamin D'nin immün sistem üzerindeki etkilerini gösteren deneysel çalışmalar vardır. Biz bu çalışmada KBH olanlarda vitamin D düzeyinin monosit, lenfosit ve doğal öldürücü hücrelerdeki vitamin D reseptör miktarıyla olan ilişkisini incelemeyi amaçladık. Bu çalışmada, KBH tanısı ile polikliniğimizde izlenen henüz renal replasman tedavisi almamış, poliklinikte rutin biyokimyasal parametreler çalışılmıştır. Bu çalışmaya dahil etme kriterlerini karşılayan 25(OH)D3 düzeyi 20'den küçük 49 hasta ile 30'dan büyük 34 hasta dahil edildi. Gönüllülerden alınan kan örneklerinde bağışıklık sistemi hücreleri (doğal öldürücü hücre, monosit, lenfosit ) izole edildi. Yüzey belirteçleri ( monosit - CD14,T lenfosit - CD3,CD4 ve CD8, doğal öldürücü hücre - CD56) tespit edilerek hücrelerin kimliği belirlendi ve tüm hücre gruplarında vitamin D reseptör düzeyleri (VDR) miktarları ölçüldü. Aynı zamanda hastalara başvuru anında yaş, cinsiyet, yaşadığı yer, cilt rengi, güneş ışığına ne kadar saat maruz kaldığı, vücudunun yüzde kaçının güneş ışınlarına direkt maruz kaldığı, arabasının olup olmadığı, denize girip girmediği, giriyorsa hangi kıyafet ile girdiği soruldu. Bunun dışında, balık, sakatat, yumurta, süt ve süt ürünleri, portakal suyu, çay tüketiminin ne kadar sıklıkta olduğu, D vitamini tedavisi alıp almadığı, böbrek hastalığının nedenini, gastrointestinal sistemle ilgili ameliyatının olup olmadığı ayrıntılı olarak soruldu. Tüm bu bilgiler kaydedilerek istatistiksel analizler yapıldı. 83 hastadan serum 25(OH)D3 düzeyine göre; VD eksikliği olanlar, (<20 ng/ml), VD düzeyi normal olanlar (>30 ng/ml) olmak üzere 2 grup oluşturuldu. Aynı zamanda 83 hasta KBH evrelemesine göre Evre 3 (GFH 30-59 ml/dk/1,73 m2), evre 4 (GFH 15-29 ml/dk/1,73 m2) ve evre 5(GFH<15 ml/dk/1,73 m2) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Gruplardaki; monosit, lenfosit ve doğal öldürücü hücrelerdeki vitamin D reseptör miktarı, etyolojik, besinsel, çevresel ve sosyoekoomik faktörler karşılaştırıldı. 25(OH)D3 düzeyine göre ayrılan gruplar arasında VDR miktarlarında anlamlı bir farklılık saptanmadı. KBH evreleriyle ayrılan gruplar arasında da VDR miktarlarında anlamlı bir farklılık saptanmadı. Sakatat ve portakal tüketimi, arabanın olmaması, vücudun güneş ışığına maruz kalma yüzdesi, denize girme ve deniz kıyafeti ile 25(OH)D3 düzeyi arasındaki anlamlı fark saptandı. Sonuç olarak immün hücrelerdeki; VDR düzeyi ile serum vitamin D düzeyi, VDR düzeyi ile KBH evresi arasında bir ilişki saptanmadı. Daha yüksek sayıdaki katılımcılarla çalışmalar yapılması için merak konusu oldu. Sakatat ve portakal tüketimi ile vitamin D düzeyinin ilişkili olduğu gözlendi. Beslenme alışkanlığındaki değişimin immün sistem üzerindeki etkisi incelenmiş olundu. Araba ile vitamin D arasında negatif korelasyon olması, denize girme ile vitamin D arasında anlamlı ilişkinin bulunması gibi istatistikler gazete, dergi ve söyleşilerde bu bilgilerin yayımlanması ile gündeme gelebilir. Sonuç olarak, toplumun daha bilinçli hale getirip vitamin D düzeyinin artışı sağlanarak olumlu etkilerinin görülmesi desteklenmiş olabilir.

Özet (Çeviri)

It is known that chronic kidney disease (CKD) has serious effects on the immune system. Likewise, many roles of vitamin D in the organism have been revealed by the observation of VDR in numerous tissues. There are also several experimental studies that showing the effects of vitamin D on the immune system. In this study, we aimed to investigate the relationship between vitamin D levels and vitamin D receptor levels in monocytes, lymphocytes and natural killer cells in chronic kidney disease (CKD) patients. In this study, routine renal biochemical parameters were studied in the outpatient clinic, which had not yet undergone renal replacement therapy in our polyclinic with the diagnosis of CKD. In this study, total 49 patients which 25-(OH)D3 level less than 20 and 34 patients greater than 30 who met the inclusion criteria were included. Immune system cells (natural killer cells, monocytes, lymphocytes) were isolated from blood samples taken from volunteers. Cell markers were identified by detecting surface markers (monocyte - CD14, T lymphocyte - CD3, CD4 and CD8, natural killer cell - CD56) and the amount of vitamin D receptor levels (VDR) measured in all cell groups. At the same time, information on age, sex, place of residence, skin color, how much time is spent on sunlight, what percentage of the body has directly exposed to sunlight, whether or not being a car owner, whether or not to having sea bathes, what type of swimming suits have been using have obtained. Other than this, the subjects were also asked about the frequency of fish, offal dishes, eggs, milk and dairy products, orange juice and tea consumption, whether D vitamin therapy/supplementation was taken, the cause of kidney disease and gastrointestinal system related surgery. All this information was recorded and statistical analyzes were made. 83 patients were stratified into two groups by their serum 25-(OH)D3 levels; low VD group (< 20 ng / ml) and those with normal VD levels (> 30 ng / ml). Also, 83 patients were also classified into three groups by their CKD stages as stage 3 (GFR 30-59 ml / min / 1.73 m2), stage 4 (GFR 15-29 ml / min / 1.73 m2) and stage 5 (GFR <15 ml / min / 1,73 m2). In all groups, the amount of vitamin D receptor in the monocytes, lymphocytes and natural killer cells were compared with etiological, nutritional, environmental and socioeconomic factors. There was no significant difference in VDR between groups seperated according to 25-(OH)D3 levels. There was no significant difference in the amount of VDR between the CKD stages and the groups separated by CKD stages. Significant differences were found between the 25-(OH)D3 levels and consumption of offal and orange, car ownership, the percentage of body exposure to sunlight, beach attendance. No correlations were found between VDR level and either serum vitamin D levels and CKD stages. It was observed that the consumption of offal and orange and the vitamin D level were statistically related. The effect of the change in eating habits on the immune system has been examined. Such as negative correlation between car ownership and significant relationship between having sea baths and vitamin D levels seemed interesting and worths to be publicised by media tools such as newspapers, magazines and interviews. Consequently, our results may be used in increasing vitamin D consciousness in the society and informing it about the possible tools in increasing serum VD levels up to optimal.

Benzer Tezler

  1. Kronik böbrek hastalarında hematolojik parametrelerin hasta ve böbrek progresyonu ile ilişkisi

    Association with hematological parameters and progression of pati̇ent and kidney disease

    HİLAL KAYMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    NefrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İBRAHİM GÜNEY

  2. Hemodiyaliz hastalarında yeni bir inflamasyon belirteç olan Sistemik İnflamatuvar Yanıt İndeksinin (SIRI) kullanımı

    Use of Systemic Inflammatory Response Index (SIRI), a new inflammation marker in hemodialisis patients

    RENGİN ESEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ENVER YÜKSEL

  3. Kronik böbrek hastalığında indoksil sülfat düzeyi ile sarkopeni arasındaki ilişki

    The relationship between indoxyl sulfate level and sarcopenia in chronic kidney disease

    GÜL NAZİK SEVİNÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. REFİKA BÜBERCİ

  4. Kronik bobrek hastaliginda SGLT2 inhibitorlerinin antienflamatuar etkinligi

    Anti-inflammatory effects of SGLT2 inhibitors in chronic kidney disease

    YAĞMUR İMRENDİ EKER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EBRU GÖK OĞUZ

    DR. RIFAT BOZKUŞ

  5. Acil servis koşullarında pulmoner emboli hastalarında inflamatuvar ve trombosit indekslerinin tanısal ve prognostik önemi

    Diagnostic and prognostic significance of inflammatory and platelet indices in pulmonary embolism patients under emergency department conditions

    AHMET ÇAĞRI DURKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Acil TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ SAFA DÖNMEZ