Mantar intoksikasyonunda progresyonun hemogram parametreleri ile değerlendirilmesi
Evaluation of progression in mushroom intoxication with hemogram parameters
- Tez No: 487228
- Danışmanlar: PROF. DR. REFİK DEMİRTUNÇ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Gastroenteroloji, İlk ve Acil Yardım, Gastroenterology, Emergency and First Aid
- Anahtar Kelimeler: Eritrositler, Kan trombositleri, Karaciğer, Karaciğer yetmezliği-akut, Lenfositler, Mantar zehirlenmesi, Mantarlar, Mortalite, Nötrofiller, Zehirlenmeler, Erythrocytes, Blood platelets, Liver, Liver failure-acute, Lymphocytes, Mushroom poisoning, Fungi, Mortality, Neutrophils, Poisonings
- Yıl: 2017
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
GİRİŞ VE AMAÇ: Mantar zehirlenmeleri tüm dünyada sıkça görülen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Mantar zehirlenmesinde tanı, mantar yeme öyküsünün varlığı, belirti ve bulguların değerlendirilmesi ile konulur.Mantar örneğinin makroskopik ya da mikroskopik incelemesiyle mantarın türü saptanabilir ancak, bu yöntem zordur ve zaman kaybına yol açar. Hastaneye mantar yeme sonrası zehirlenme şikayeti ile başvuran hastaların birçoğunun başvuru sırasında muayenesi ve laboratuar bulguları normal saptanır. Ancak hastalar karaciğer ve böbrek yetmezliğine gidebileceği için hastaneye yatırılıp tedavi edilmeli ve 24-72 saat klinik ve biyokimyasal takibe alınmalıdır. Hangi hastaların karaciğer ve böbrek yetmezliğine gideceği net olarak önceden kestirilememektedir. Buna karşın tedaviye başlama zamanı hastalar için hayati önem taşımaktadır. Literatürde de erken hemodiyalize başlamanın ve uygun vakalarda zamanında yapılan karaciğer naklinin hayat kurtarıcı olduğunu vurgulayan çalışmalar mevcuttur.Ancak her hastanın hemodiyalize alınması ve yatırılarak takip ve tedavi edilmesi önemli bir zaman,iş gücü ve milli gelir kaybına sebep olmaktadır. Bu çalışmada son 6 yılda Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne mantar yeme sonrası zehirlenme şüphesiyle başvuran hastalardan, dahiliye kliniğine yatırılarak takip ve tedavi edilen hastalar, ilk başvuru sırasındaki laboratuar parametrelerinden, hospitalizasyon ihtiyacının, karaciğer ve böbrek yetmezliğine gidişatın öngörülebilir olup olmadığına dair retrospektif olarak taranmıştır. Bu sayede hem mortalitesi yüksek hastalar tespit edilip tedavilerinde daha agresif davranılarak mortalite oranını düşürmek, hem de gereksiz hastane yatışları ile oluşacak iş gücü ve zaman kaybı ile maddi yükü azaltmak amaçlanmaktadır. MATERYAL VE METOD: Bu çalışma 01.01.2011 – 01.02.2017 tarihleri arasında S.B.Ü. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine mantar yeme sonrası bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi zehirlenme şikayetleriyle başvuran ve İç Hastalıkları kliniği tarafından yatırılarak takip ve tedavi edilen hastalar üzerine retrospektif olarak yapıldı. Standart veri toplama formu oluşturuldu. Hastaların yaşı, cinsiyeti, yedikleri mantarın cinsi, komorbid hastalık varlığı, hastaneye başvuru sırasındaki biyokimya ve hemogram parametreleri kaydedildi. Hastaya uygulanan tedavi yöntemleri ,karaciğer ve böbrek yetmezliği gelişip gelişmediği, transplantasyon ihtiyacı olup olmadığı kaydedildi BULGULAR: Çalışmaya katılan hastaların 68'i (%50) erkek, 68'i (%50) kadındır. Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 39,5+14,8'dir. Hastaların en büyüğü 75 en küçüğü 18 yaşındaydı. Çalışmaya katılan 136 hastanın; %6,6 sı Diabetes Mellitus, %11'i Hipertansiyon, %0.7'si Kronik Böbrek Yetmezliği, %2,2 si İskemik Kalp Hastalığı, %2,9 u KOAH-Astım, %1,5 i Malignite, %3,7 si Tiroid Hastalığına sahipti. Hastaların 36 tanesine (%26,5) Karbon Filtreli Hemoperfüzyon uygulanmıştır. 26 tanesine (%19.1) Penisilin G tedavisi, 3 tanesine (%2,2) Silmarin tedavisi uygulanmıştır. Geri kalan hastalara destek tedavisi verilmiştir. Hastalardan 10 tanesinde(%7,4) Akut Karaciğer Hasarı gelişmiştir. 3 tanesinde ise (%2,2) Akut Böbrek Hasarı gelişmiştir. Hastaların 3 tanesi( %2,2) tüm müdahalelere rağmen ex olmuştur.Hastaların 68 i (%50) toplama mantar yemiştir. 27 si (%19) kültür mantarı yemiştir. 41 hastanın anamnezinde yediği mantarın türü kayıt edilmemişti.Fulminant Karaciğer Yetmezliği'ne göre MPV dağılımı açısından istatistiksel anlamlı farklılık vardır. (Mann-Whitney U p<0,05), Akut Karaciğer Hasarı'na göre RDW dağılımı açısından istatistiksel anlamlı farklılık vardır. (Mann-Whitney U p=0,034 p<0,001), Akut Karaciğer Hasarı'na göre Mantar dağılımı açısından istatistiksel anlamlı farklılık yoktur. (Fisher's Exact p=0,118) Akut Karaciğer Hasarı gelişen 10 hastanın 8 i toplama mantar yemişti. Akut Karaciğer Hasarı gelişen hiçbir hasta kültür mantarı yememişti. Yetmezlik gelişen 2 hastanın ise yediği mantarın türü anamnez dosyasına kayıt edilmemişti. Akut Böbrek Hasarı olan 3 kişi olduğundan (n sayısı düşük) p değeri hesaplanamamıştır. Akut Böbrek Hasarı gelişen 3 hastanın tamamı toplama mantar yemişti. Ex olan 3 kişi olduğundan (n sayısı düşük) p değeri hesaplanamamıştır. Ex olan hastaların tamamı toplama mantar yemişlerdi. TARTIŞMA: Çalışmamızda akut karaciğer hasarına göre MPV ve RDW dağılımı açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır. (Mann-Whitney U p<0,05) NLO ve PLO dağılımı açısından ise istatiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Akut Böbrek Hasarı ve mortalite için ise istatiksel olarak yeterli hasta sayısına ulaşılamadığı için (3 hasta) değerlendirmeye gidilememiştir. Daha önce de belirttiğimiz gibi çalışmamızın esas amacı kolay ve ucuz olarak uygulanabilen hemogram parametrelerinden, hospitalizasyon ihtiyacının, karaciğer ve böbrek yetmezliğine gidişatın öngörülebilir olup olmadığına dair bilgi elde etmek ve bu sayede mortalitesi yüksek hastalar tespit edilip tedavilerinde daha agresif davranılarak mortalite oranını düşürmek, hem de gereksiz hastane yatışları ile oluşacak iş gücü ve zaman kaybı ile maddi yükü azaltmak amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda mantar intoksikasyonlarında karaciğer yetmezliğine gidişatı öngörmede MPV ve RDW parametreleri yol gösterici olacaktır. Çalışmamızda hastaların hastaneye ilk başvuruları sırasındaki hemogram parametreleri kullanılmıştır. Hastaların yatışları sırasında yapılacak seri ölçümler, daha geniş hasta serilerinin incelenmesi, anamnezlerin daha detaylı alınıp kayıt edilmesi bu konuda bize daha kapsamlı bilgiler sağlayacaktır ve bu parametrelerin klinik kullanımını artıracaktır.
Özet (Çeviri)
INTRODUCTION AND AIMS: Fungal poisoning is an important public health problem that is common all over the world. The diagnosis of fungus poisoning is made by the presence of the story of eating a fungus, the evaluation of symptoms and findings. The type of fungus can be detected by macroscopic or microscopic examination of the fungus sample, but this method leads to a difficulty and time loss. A large number of patients who present with a mushroom poisoning complaint are found to have normal laboratory and laboratory findings at the time of admission. However, as patients may go to liver and kidney failure, they should be admitted to the hospital and treated 24-72 hours after clinical and biochemical follow-up. It is not clear which patients will go to liver and kidney failure. On the other hand, the time to start treatment is vital for patients. In the literature, there are studies that emphasize that early initiation of hemodialysis and appropriate timely liver transplantation is life-saving. However, hemodialysis and hospitalization and follow-up treatment of each patient causes an important time, labor force and loss of national income. In this study, patients admitted to the internal medicine clinic from the patients admitted to the Haydarpaşa Numune Training and Research Hospital in the last 6 years with a mushroom poisoning were examined retrospectively for the predictability of the hospitalization requirement, the need for hospitalization, liver and renal failure It was screened. In this respect, it is aimed to determine the patients with high mortality, to decrease the mortality rate by treating them more aggressively, and to reduce the financial burden by the loss of work power and time that will be caused by unnecessary hospitalizations. MATERIAL AND METHODS: This study was carried out between 01.01.2011 - 01.02.2017 between S.B.Ü. Haydarpaşa Numune Training and Research Hospital was performed retrospectively on patients who were admitted to the emergency department with poisoning complaints such as nausea, vomiting, diarrhea and abdominal pain after eating and followed up and treated by the Internal Diseases Clinic. Standard data collection form was created. The age, gender, sex of the fungus, presence of comorbid disease, biochemistry and hemogram parameters were recorded. The treatment methods applied to the patient, whether liver and kidney failure developed, whether transplantation was needed or not. RESULTS: Of the patients participating in the study, 68 (50%) were male and 68 (50%) were female. The average age of the patients participating in the study is 39,5 + 14,8. The largest of the patients was 75 and the youngest was 18 years old. Of the 136 patients who participated in the study; % 6,6 Diabetes Mellitus, % 11 Hypertension, % 0.7 Chronic Renal Failure, % 2.2 Ischemic Heart Disease, % 2.9 COLD-Asthma, % 1.5 Malignancy, % 3.7 had Thyroid Disease. Carbon-filtered hemoperfusion was applied to 36 patients (26.5%). Penicillin G treatment was given to 26 (19.1%) and Cilmarin treatment was applied to 3 (2,2%) patients. The remaining patient supportive care was given. Ten patients (7.4%) developed Fulminant Liver Failure. 3 (2.2%) developed Acute Kidney Damage. Three of the patients (2,2%) were exacerbated despite all interventions. 68 of the patients (50%) had eaten mushrooms. Twenty-seven (19%) had cultured mushrooms. There were statistically significant differences in terms of MPV distribution according to Fulminant Liver Failure. (Mann-Whitney U p <0,05), there is a statistically significant difference in RDW distribution according to Fulminant Liver Failure. (Mann-Whitney U p = 0.034 p <0.001), there was no statistically significant difference in fungal distribution according to Fulminant Liver Failure. (Fisher's Exact p = 0.111) 8 of the 10 patients who developed fulminant liver failure had ingested mushrooms. No patients who developed fulminant liver failure had eaten culture mushrooms. 2 patients who developed insufficiency had not been registered in the anamnesis file of the type of mushroom that they ate. It was not possible to calculate the value of p because there were 3 (n is low) acut kidney injuries. All three patients who developed acute renal failure had eaten mushrooms. Since there are 3 Ex (n is low) p value can not be calculated. All of the Ex patients had eaten mushrooms. DISCUSSION: There is a statistically significant difference between our study and MPV and RDW distribution according to liver failure. (Mann-Whitney U p <0,05) No statistically significant difference was found in terms of NLO and PLO distribution. We could not go to the evaluation of renal insufficiency and mortality (3 patients) because the number of patients could not be reached statistically. As we mentioned before, we can obtain information about hemogram parameters which can be applied easily and inexpensively as the main objective of our study is to predict whether the need for hospitalization, liver and kidney failure can be predicted and it is aimed to decrease the mortality rate by treating the patients more aggressively by treating them with higher mortality rates and decreasing the financial burden with unnecessary hospitalizations. In this respect, MPV and RDW parameters will guide the progression of liver insufficiency in fungal intoxications. In our study, hemogram parameters were used for patients' first applications to the hospital. The series of measurements that will be made during the admission of patients, the examination of larger patient series, the more detailed recording and recording of the anamnesis will provide us with more comprehensive information and will increase the clinical use of these parameters.
Benzer Tezler
- Hastanemiz materyallerinde mantar zehirlenmeleri
Başlık çevirisi yok
MERAL KAYAHAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1988
Allerji ve İmmünolojiSağlık Bakanlığıİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SUAT EFE
- Mantar (Agaricus bisporus) konservesi üretiminde çeşitli ön işlemlerin bazı element miktarının değişimi üzerine etkileri
Başlık çevirisi yok
YALÇIN COŞKUNER
Yüksek Lisans
Türkçe
1997
Gıda MühendisliğiMersin ÜniversitesiGıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. YÜKSEL ÖZDEMİR