Transplant yapılmış hastalarda retikülosit dağılım aralığı (RDW) değeri ile proteinüri ve diğer metabolik değerler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Investigation of relationship between reticulocyte distribution range (RDW) value and proteinuria and other metabolic values in transplant patients
- Tez No: 490014
- Danışmanlar: PROF. DR. CELALETTİN USALAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Nefroloji, Nephrology
- Anahtar Kelimeler: retikülosit dağılım genişliği, idrar mikrototal protein / kreatinin oranı (İPKO), renal transplant, Böbrek hastalıkları, Böbrek nakli, Kreatinin, Proteinüri, Retikülositler, İdrar, reticulocyte distribution width, urine micrototal protein / creatinin ratio, renal transplantation, Kidney diseases, Kidney transplantation, Creatinine, Proteinuria, Reticulocytes, Urine
- Yıl: 2018
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Gaziantep Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Proteinüri ile RDW ilişkisini inceleyen çalışmalar sınırlıdır. Çalışmamızın amacı, renal transplant yapılmış olan hastalarda RDW değeri ile proteinüri ve diğer klinik-laboratuvar bulguları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Gaziantep Üniversitesi Renal Transplant Polikliniğinde takip edilen 120 hasta dahil edilmiştir. Hastaların cinsiyetleri, yaşları, kan basınçları, ek hastalıkları, kullandıkları ilaçları, biyokimyasal tetkikleri, tam kan sayımları, idrar mikrototal protein / kreatinin oranı (İPKO) düzeyleri ve kreatinin klirensleri dosyalarındaki verilerden incelenmiştir. İstatistiksel analizler bilgisayarda SPSS ver. 22.0 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. P<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen renal transplant alıcılarında RDW düzeyleri ile PTH (r= 0.305, p<0.01), hs-CRP (r=0.189, p=0.037) ve HbA1C (r=0.192, p=0.034) düzeyleri arasında anlamlı pozitif korelasyon saptandı. RDW düzeyleri ile idrar mikro total protein/kreatinin oranları (İPKO) arasında pozitif korelasyon olmasına rağmen, istatistiksel olarak anlamlı düzeye ulaşmadığı görüldü (r=0.177, p=0.052). Yine hesaplanmış GFH düzeyleri ile PTH (r=-0.30, p<0.01) ve İPKO (r=-0.39, p<0.001) düzeyleri arasında anlamlı negatif korelasyon saptandı. CRP düzeyleri ile HbA1C düzeyleri (r=0.24, p=0.008) arasında anlamlı pozitif korelasyon saptanırken, 25-(OH) vitamin D3 düzeyleri (r=-0.228, p=0.012) arasında anlamlı negatif korelasyon saptandı. Yine PTH düzeyleri ile 25-(OH) vitamin D3 düzeyleri arasında anlamlı negatif korelasyon saptanırken (r=-0.265, p=0.003), İPKO düzeyleri arasında anlamlı pozitif korelasyon bulundu (r=0.278, p=0.002). Sonuç: Renal transplant alıcılarında RDW indeksi ile CRP, PTH ve HbA1C düzeyleri arasında anlamlı pozitif korelasyon vardı. RDW indeksi ile bu hastalarda proteinüri arasında istatistiksel olarak anlamlı olmayan zayıf korelasyon saptandı. Renal transplant alıcılarında proteinüri graft kaybı açısından en önemli risk faktörüdür. Fibrozis açısından anlamlı bir belirleyici olan RDW indeksinin aynı zamanda CRP ve de zayıf da olsa proteinüri ile ilişkili olması inflamasyon ile proteinüri arasındaki patogenetik mekanizmanın kliniğe yansımasından kaynaklandığının göstergesi olabilir. Proteinüri oluşumunda renal düzeyde gelişen inflamasyon ve fibrozisin önemli olduğu bilgisiyle birlikte bu korelasyonların saptanması önemlidir. Çalışmamızda hasta sayısının az olması ve heterojen bir çalışma grubu olması sebeblerinden dolayı RDW ile proteinüri arasındaki korelasyon zayıf olabilir, daha büyük ve homojen çalışma grubu ile daha güçlü bir korelasyonun gösterilmesi olasıdır. Bu konuyu inceleyen daha büyük çaplı, geniş kapsamlı ve ileriye dönük çalışmalara ihtiyaç vardır.
Özet (Çeviri)
Objective: Studies examining the association of proteinuria and RDW are limited. The aim of our study is to examine the relationship between RDW and proteinuria and other clinical-laboratory findings in patients whom had renal transplantation. Material and Methods: In study, 120 patients whom are followed at Gaziantep University Renal Transplant policlinic are included. The sex, age, blood pressure, comorbidities, drugs, biochemical examination, creatinine clearance and total protein in 24 hour urine collection were investigated. Statistical analysis was performed with using SPSS ver. 22.0 program. P<0,05 is accepted as statistically meaningful. Results: In our study, there is a positive correlation between RDW and PTH((r= 0.305, p<0.01), CRP (r=0.189, p=0.037) and HbA1C (r=0.192, p=0.034) in renal transplant reciever. on the other hand, even though there is a positive correlation between RDW value and urine micrototal protein / creatinin ratio, it is not statistically, meaningful (r=0.177, p=0.052). there is also negative correlation between estimated glomerular filtration rate and PTH (r=-0.30, p<0.01), urine micrototal protein / creatinin ratio(r=-0.39, p<0.001). Furthermore, there is positive correltaion between CRP and HbA1C (r=0.24, p=0.008); but negative correlation with CRP and 25-(OH) vitamin D3 (r=-0.228, p=0.012). In addition, PTH is negatively correlated with 25-(OH) vitamin D3 (r=-0.265, p=0.003), but, positively correlated with urine micrototal protein / creatinin ratio (r=0.278, p=0.002). Conclusion: There was positive relationship between RDW and CRP, PTH, HbA1c. Beside this, there was a weak relation between RDW and proteinuria, but it was statistically insignificant. Proteinuria was utmost importance for the graft lost. As an valuable marker for the fibrosis, RDW index was correlated with CRP and weakly with proteinuria, therefore it may be clinic indicator for pathogenetic mechanism of inflammatory processes. Inflammatory processes and fibrosis at the renal level causes proteinüria, so that, finding correlations for these values are important. In our study, patient numbers are low and study group was heretogenic; therefore, correlation between RDW and proteinuria was weak. Studies in more patients and at homogenic groups may reveal better correlations. Further studies with prospective, larger sample size are needed to shed light on this topic.
Benzer Tezler
- Sol ventrikül destek cihazı implante edilmiş hastalarda oluşan hemolizin değerlendirilmesi
Evaluation of hemolysis occurred in patients with left ventricle support device implanted
VELİ BURAK TAÇKIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiAkdeniz ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. İLHAN GÖLBAŞI
- Renal transplantasyon yapılmış olan hastalarda CD3+ Ve CD4+ T lenfosit oranı ile rejeksiyon/enfeksiyon arasındaki ilişki
The relationship between CD3 and CD4 positive T lymphocytes ratio and rejection/ infection, in patients who underwent renal transplantation
EYÜP KAPLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
ÜrolojiÇukurova ÜniversitesiCerrahi Tıp Bilimleri Bölümü
PROF. DR. UĞUR ERKEN
- Hematopoetik kök hücre nakli yapılmış hastalarda anjiyogenik faktör düzeylerinin aGvHH ile ilişkisi
The relationship between aGvHH and angiogenetic factor levels in hematopoietic stem cell transport Child health and diseases
ÖZLEM ŞATIRER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
HematolojiHacettepe ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. FATMA VİSAL OKUR
- Böbrek transplantasyonu yapılmış erkek hastalarda erektil disfonksiyon
Başlık çevirisi yok
KUTLAY N. TUTUCU
Tıpta Yan Dal Uzmanlık
Türkçe
2003
Nefrolojiİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYDIN TÜRKMEN
- Allojeneik hematopoietik kök hücre nakli yapılan akut lösemili hastalarda indirgenmiş yoğunluklu hazırlama rejimi ile miyeloablatif hazırlama rejiminin transplant sonuçlarına etkisinin karşılaştırılması
Comperative outcomes of reduced intensity conditioning (RİC) regimen and myeloablative conditioning (MAC) regimen in allogeneic hematopoietic stem cell (ALLO-HSCT) transplantation for patients with acute leukemia
EMİNE GÖZDE AYDEMİR GÜLÖKSÜZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
HematolojiAnkara Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜNHAN GÜRMAN