Geri Dön

Patent duktus arteriosus tedavisi uygulanmış prematüre bebeklerde parasetamol ve ibuprofenin etkinliği ve yan etkilerinin karşılaştırılması

Comparison of effectiveness and side effects of paracetamoland ibuprofen in premature babies who had patent ductusarteriosus treatment

  1. Tez No: 764840
  2. Yazar: MERVE KÜÇÜKBERBER
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. HELEN BORNAUN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Asetaminofen, Bebek-prematür, Duktus arteriozus, İbuprofen, İlaç yan etkileri ve istenmeyen reaksiyonlar, Acetaminophen, Infant-premature, Ductus arteriosus, Ibuprofen, Drug-related side effects and adverse reactions
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Duktus arteriyozus intrauterin hayatta gerekli bir oluşumdur, term bebeklerde hızlı olarak kapanmaktayken, prematüre bebekte duktus dokusundaki farklılıklar sebebiyle kapanamaz, hemodinamik anlamda instabiliteye ve morbiditede ciddi artışa sebebiyet verir. Ayrıca, tedavi yöntemlerinin ciddi yan etkileri ve kontrendikasyonları vardır. Uzun dönemdeki etkileri hala araştırma aşamasındadır. Amaç: Çalışmamızda, 32 gestasyon haftasından küçük preterm bebeklerde ibuprofen ile parasetamolün etkinliği, morbidite oranları, ölüm oranlarını retrospektif olarak ele almayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 84 prematüre bebek dahil edildi. Hastalar farmakolojik tedavi (parasetamol ve ibuprofen) grupları ve cerrahi tedavi olmak üzere üç gruba bölündü. Medikal bilgi hasta dosyalarından toplandı. Bulgular: Hastaların 47'i erkek (%55,9), 37'si kız (%44,1) idi. Gestasyonel yaş ortanca değeri 28 hafta idi. İlk ekokardiyografi bulgularına göre bütün hastalarda hemodinamik olarak anlamlı patent duktus arteriosus mevcuttu. 53 hasta parasetamol tedavisi, 22 hasta ibuprofen tedavisi ve 9 hasta cerrahi ligasyon tedavisi aldı. Her üç grup arasında respiratuvar distres sendromu, sepsis, nekrotizan enterokolit ve prematüre retinopatisi sıklığı açısından belirgin fark saptanmadı. Farmakolojik tedavi alan grupta bronkopulmoner displazi daha sık iken parasetamol ve ibuprofen gruplarında benzerdi. Parasetamol ve ibuprofen tedavisi alan hastaların patent duktus arteriosus tek kür ve tekrarlayan kürler sonrası kapanma başarısı arasında anlamlı fark saptanmadı.Cerrahi tedavi sonrası bu oran ise %77 olarak belirlendi. Gruplar arasında hastanede yatış süre ortalamaları açısından farmakolojik tedavi seçenekleri arasında belirgin fark saptanmazken cerrahi tedavi alan grupta belirgin fark görüldü. ■ Tartışma: Çalışmamızdaki veriler genel olarak değerlendirildiğinde, standart tedavi olarak kabul edilen ibuprofenin yan etki profili ve etkinlik açısından parasetamolle arasında tedavi başarısı açısından belirgin farka rastlanmadı. Bronkopulmoner displazi açısından bakıldığında ise parasetamol tedavisi alan grupta ibuprofen tedavisi alan gruba göre daha sık rastlandığı görüldü.Ancak bu bilgilerin retrospektif çalışmalar dışında yüksek hasta sayısına sahip randomize kontrollü ve prospektif nitelikteki çalışmalarla doğrulanmasına ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Introduction: Ductus arteriosus is a necessary formation in intrauterine life. While it closes rapidly in term babies, it cannot be closed in premature babies due to differences in duct tissue, causing hemodynamic instability and a serious increase in morbidity. However, although patent DA (PDA) in prematurity may be associated with many adverse outcomes, its treatment did not reduce the frequency of these adverse outcomes. In addition, treatment options have significant side effects and limitations of use, and the long-term results of the agents used in treatment are unknown. This uncertainty in patent DA causes PDA to be handled in different ways, different treatment methods are used and different results are obtained. Objective: In our study, we aimed to compare the efficacy, morbidity, mortality and reopening rates retrospectively in preterm infants younger than 32 weeks of gestation. Materials and Methods: Eıghty four premature babies were included in our study. The patients were divided into three groups as pharmacological treatment (paracetamol and ibuprofen) groups and surgical treatment. Medical information was collected from patient files. Results: Forty seven (55,9%) of the patients were male and thırty seven (44,1%) were female. The median gestational age was 28 weeks. According to the initial echocardiographic findings, all patients had hemodynamically significant patent ductus arteriosus. 53 patients received paracetamol treatment and 22 patients received ibuprofen treatment and 9 patients received surgical ligation treatment. There was no significant difference between the three groups in terms of the frequency of respiratory distress syndrome, sepsis, necrotizing enterocolitis and retinopathy of prematurity. While bronchopulmonary dysplasia was more common in the pharmacological treatment group, it was similar in the paracetamol and ibuprofen groups. No significant difference was found between the success of patent ductus arteriosus closure after a single course of patients receiving paracetamol and ibuprofen treatment. This rate was determined as 77% after surgical treatment. While there was no significant difference between the pharmacological treatment options in terms of the average duration of hospitalization between the groups, a significant difference was observed in the surgical treatment group. Discussion and Conclusion: When the data in our study were evaluated in general, no significant difference was found between ibuprofen, which is accepted as a standard treatment, with paracetamol in terms of side-effect profile and effectiveness in terms of treatment success. In terms of bronchopulmonary dysplasia, it was seen that it was more common in the group receiving paracetamol treatment than in the group receiving ibuprofen treatment. However, this information needs to be confirmed by randomized controlled and prospective studies with a high number of patients, apart from retrospective studies.

Benzer Tezler

  1. Atherosklerotik kalp hastalıklarında risk faktörleri

    Risk factors in the coronary artery disease

    MURAT SUHER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    KardiyolojiGazi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  2. Posterior fossa tümörleri

    Başlık çevirisi yok

    SERHAT AYDINER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    NöroşirürjiGazi Üniversitesi

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

  3. İlkokul çağı erkek çocuklarında inmemiş testis anomalisi ve insidansı

    The anomaly and incidence of cryptorchidism in primary school boys

    SERDAR SEZGİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    ÜrolojiGazi Üniversitesi

    Üroloji Ana Bilim Dalı

  4. 1,3-difenil-4,5-bis(hidroksiimino)-imidazolidin ve Ni(II), Cu(II), Pd(II), UO2(VI) komplekslerinin sentezi

    Başlık çevirisi yok

    VEFA AHSEN

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    Kimya MühendisliğiUludağ Üniversitesi

    Kimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZER BEKAROĞLU

  5. Ameliyat öncesi hastaların ameliyata ilişkin duyguları, düşünceleri ve bilgi istekleri

    The Pre-operative patiensts feelings throughts and information requirements concerning their surgical operations

    KADRİYE BULDUKOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    HemşirelikCumhuriyet Üniversitesi

    Hemşirelik Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. MELİHA ATALAY