Geri Dön

Bir grup türk çocuğunda süt azı dişlerinde görülen infraoklüzyonun radyolojik olarak değerlendirilmesi

Radiological evaluation of primary molar infraocclusion ina group of Turkish children

  1. Tez No: 910115
  2. Yazar: ECEM ELİF ÇEGE
  3. Danışmanlar: PROF. DR. NEŞE AKAL
  4. Tez Türü: Diş Hekimliği Uzmanlık
  5. Konular: Diş Hekimliği, Dentistry
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Gazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Diş Hekimliği Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

İnfraoklüzyon, dişlerin oklüzal yüzeylerinin komşu dişlerin oklüzal yüzeyinin altında olduğu durumu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. İnfraoklüzyonun erken teşhisi ve tedavisi, gelecekteki sorunlar ve maloklüzyonların önlenmesi açısından önemlidir. Sunulan tez çalışmasında, süt azı dişlerinde görülen infraoklüzyonun prevalansı, yaşa, cinsiyete ve lokalizyonuna göre dağılımı ile infraoklüzyonla birlikte görülen dental anomalileri tespit etmek, infraoklüzyona eşlik eden radyografik bulguları ve bu dişlere uygulanan tedavileri değerlendirmek amaçlanmıştır. Ocak 2019-Aralık 2022 tarihleri arasındaki dönemde, Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Kliniği'ne diş tedavileri için başvuran, 7-11 yaş arası çocuklardan alınan toplam 8452 adet panoramik radyografi infraoklüzyon görülen süt azı dişleri açısından retrospektif olarak incelenmiştir. İnfraoklüzyon prevalansı %3,6 olarak bulunmuş, cinsiyet ile infraoklüzyon arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). İnfraoklüzyon en sık 9 yaşında ve mandibular ikinci süt azı dişlerinde saptanmıştır. İnfraoklüzyon görülen süt azı dişleri, Brearley ve McKibben tarafından tanımlanan sınıflandırma sistemine göre sınıflandırılmış, çoğunluğu hafif derecede (%49,5), sonra sırasıyla orta (%29,8) ve şiddetli (%20,7) olarak bulunmuştur. Daimi diş germi bulunma durumu ile infraoklüzyon şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Dens invaginatus ve hipodonti sıklıkla infraoklüzyon ile birlikte izlenmiş, bunu süpernümere dişler ve taurodontizm takip etmiştir. Komşu dişte devrilme, karşıt dişte uzama ve daimi dişte sürme problemleri gibi radyografik bulgular ile infraoklüzyon şiddeti arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0,05). İnfraoklüzyon şiddeti arttıkça eşlik eden radyografik bulgular açısından belirgin değişiklikler gözlemlenmiştir. Ayrıca infraoklüzyon şiddeti arttıkça restoratif tedavi oranının düştüğü ve çekim oranının arttığı tespit edilmiş, infraoklüzyon şiddeti ile uygulanan tedavi arasındaki ilişki değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuçlar incelendiğinde; infraoklüzyon süt azı dişlerinde sık görülmemekle birlikte, bu durumun tespit edildiği hastalarda daimi diş germi varlığının radyografik olarak incelenmesi ve diğer dişlerin de infraoklüzyon ve dental anomaliler açısından dikkatle izlenmesi gerektiği bulgulanmıştır.

Özet (Çeviri)

Infraocclusion is a term used to describe the condition where the occlusal surfaces of teeth are positioned below the occlusal surfaces of adjacent teeth. Early diagnosis and treatment of infraocclusion are important for preventing future problems and malocclusion. The aim of this thesis; was to determine the prevalence of infraocclusion in primary molars, its distribution according to age, gender and location, dental anomalies associated with infraocclusion, radiographic findings associated with infraocclusion and the treatments applied to these teeth. Between January 2019 and December 2022, a total of 8452 panoramic radiographs of children aged 7-11 years who applied for dental treatment at Gazi University Faculty of Dentistry, Paediatric Dentistry Clinic were retrospectively analysed for primary molars with infraocclusion. The prevalence of infraocclusion was found to be 3.6% and there was no statistically significant relationship between gender and infraocclusion (p>0.05). The most common infraocclusion was found at the age of 9 years and in the mandibular second primary molars. The primary molars with infraocclusion were classified according to the Brearley and McKibben classification system and the majority were found to be mild (49.5%), followed by moderate (29.8%) and severe (20.7%). There was no statistically significant relationship between the presence of permanent successor and the severity of infraocclusion (p>0.05). Dens invaginatus and hypodontia were frequently associated with infraocclusion, followed by supernumerary teeth and taurodontism. A statistically significant correlation was found between the severity of infraocclusion and radiographic findings such as adjacent teeth tipping, supraeruption of the opposing tooth, and eruption problems in the permanent tooth (p<0.05). As the severity of infraocclusion increased, there were significant changes in the associated radiographic findings. In addition, the rate of restorative treatment decreased and the rate of extraction increased as the severity of infraocclusion increased. When the relationship between the severity of the infraocclusion and the treatment applied was evaluated, a statistically significant relationship was found (p<0.05). When the results were analyzed, it was found that although infraocclusion is not frequently observed in primary molars, in patients where this condition is detected, the presence of permanent tooth germs should be assessed radiographically, and other teeth should be carefully monitored for infraocclusion and dental anomalies.

Benzer Tezler

  1. Development of mirna biomarkers for the differentiation between gingivitis and periodontitis: A pilot study

    Gingivitis ve periodontitis ayrımı için mirna biyobelirteçlerinin geliştirilmesi: Pilot çalışma

    DHAFIR LATIEF FAYADH FAYADH

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2023

    BiyokimyaSüleyman Demirel Üniversitesi

    Kimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA CALAPOĞLU

  2. Manisa yöresinde demir eksikliği anemi prevalansı ve demir eksikliği anemisinde tarama testi olarak rutin hemogram, RDW ve ferritinin kullanımı

    The prevalance of iron deficieny anemia in Manisa and using of hemogram, RDW and ferritin for searcing of iron deficiency anemia

    VİLDAN ÜRK TAŞYENEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıCelal Bayar Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. ALİ ONAĞ

  3. Oral health status and treatment needs of children with Cerebral palsy in İstanbul (Turkey)

    Türkiye İstanbul şehrindeki tedavi gerektiren Serebral palsy li çocuklarda ağız ve diş sağlığı durumu

    JOLITA RIZGELYTE DELİGÖZ

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2017

    Diş HekimliğiMarmara Üniversitesi

    Pedodonti Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞEMSA İLKNUR TANBOĞA

    DOÇ. DR. VİLMA BRUKİENE

  4. Bir grup Türk çocuğunda dens invaginatus prevalansının radyolojik olarak değerlendirilmesi

    Radiological evaluation of the prevalence of dens invaginatus in a group of Turkish children

    NUR ÖZGE ÖZTÜRK

    Diş Hekimliği Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Diş HekimliğiGazi Üniversitesi

    Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MESUT ENES ODABAŞ

  5. Hepatisis B virüs aşılamasında uygulanacak Türkiye aşı şeması modifikasyonlarının rutin aşı şeması ile karşılaştırılması

    The comparison of different modifications which to be implemented hepatisis B virus vaccination with routine vaccination schedule of Turkey

    MELTEM EROL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2002

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAkdeniz Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. REHA ARTAN