Geri Dön

Preeklampsi tanısı alan gebelerde antikoagülan ve aspirin kullanımının maternal ve fetal sonuçlarla ilişkisi

The relationship between anticoagulant and aspirin use and maternal–fetal outcomes in pregnant women diagnosed with preeclampsia

  1. Tez No: 984878
  2. Yazar: SEHER KOYUNCU
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ARZU BİLGE TEKİN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: preeklampsi, profilaksi, aspirin, preeclampsia, prophylaxis, aspirin
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

AMAÇ: Preeklampsi gebelik komplikasyonlarının başında gelmektedir. Hem annenin hem de bebeğin sağlığını ve hayatını tehdit etmektedir. Preeklampsi için bilinen birçok risk faktörü tanımlanmıştır. Preeklampsi annede kanama bozuklukları, organ yetmezlikleri hatta ölüm gibi olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Fetal açıdan preeklampsinin intrauterin büyüme kısıtlılığına yol açabildiği ve fetal kayıplara yol açabildiği bilinmektedir. Preeklampsi etyolojisi net olarak halen bilinmemektedir. Preeklampsi gelişiminden plasentasyon anomalileri sorumlu tutulmaktadır. Plasental bozuklukların dışında preeklampsi nedeniyle iyatrojenik olarak preterm doğumların gerçekleşmesi olumsuz fetal sonuçlara yol açabilmektedir. Preeklampsi için kabul edilen en önemli profilaktik ajan düşük doz aspirindir. Bu çalışmada preeklampsi tanısı almış gebelerin, klinik ve laboratuar verilerinin retrospektif olarak incelenmesi ve antikoagülan ve aspirin kullanımın maternal-fetal sonuçlar ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. GEREÇ YÖNTEM: Sancaktepe Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 1 Ocak 2019 ve 31 Ağustos 2025 tarihleri arasında kadın hastalıkları ve doğum bölümünde doğum yapan, çalışma kriterlerine uygun 300 preeklampsi tanısı almış gebenin antenatal klinik ve laboratuar değerlerinin retrospektif incelenmesi planlandı. Çalışmada yaş, gravida, parite, gebelik haftası, ek hastalık varlığı, hastanede kalış süresi, vital bulguları, bebeğin yoğun bakım ihtiyacı, yoğun bakımda yatmışsa kalış süresi, apgar, fetal anomali varlığı, gebelik sürecinde antikoagülan ve aspirin kullanımı hasta dosyasındaki anamnez bölümünden temin edilmesi planlandı. Hastanın kullandığı antihipertansif ilaçlar ve dozları, ek antihipertansif ilaç ihtiyacının olup olmadığı, laboratuar sonuçları elektronik dosyalardan araştırılacaktır. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 319 hastanın demografik özellikleri incelendiğinde, anne yaşının 18-52 arasında değiştiği, ortalama yaşın 29.4±6.6 yıl olduğu dikkati çekmektedir. Vücut kütle indeksi (VKİ) değerlendirmesinde, ortalama VKİ'nin 31.8±4.9 kg/m² olduğu görülmüştür. Hastaların %63.3'ünde (n=202) herhangi bir kronik hastalık bulunmazken, %36.7'sinde (n=117) en az bir kronik hastalık mevcuttur. En sık görülen kronik hastalıklar sırasıyla hipertansiyon (%19.7, n=63), gestasyonel diyabet (GDM) (%7.5, n=24), tiroid hastalıkları (%5.6, n=18), astım (%1.9, n=6) ve diabetes mellitus (DM) (%1.9, n=6) olarak belirlenmiştir. Doğum şekli dağılımında sezaryen oranının %68.0 (n=217) ile belirgin yüksek olduğu, normal vajinal doğum oranının %32.0 (n=102) olduğu görülmüştür. Hastaneye başvuru ve aspirin kullanımına ilişkin verileri bulunan 42 katılımcı arasında, %31.0'ı (n=13) ilk trimesterde hastaneye başvurmuş, %26.2'si (n=11) ise 16. haftadan önce aspirin kullanmıştır. Astım, DM ve GDM olan olguların yaklaşık üçte ikisinin YDYBÜ'ye ihtiyaç duyduğu, buna karşın tiroit hastalığı ve kronik hastalığı olmayan grubunda YDYBÜ oranlarının daha düşük olduğu görülmektedir. Gebelikte aspirin kullanımı ise YDYBÜ ile anlamlı ilişki göstermiştir (p=0.048). Aspirin kullananların %64.5'inde YDYBÜ gereksinimi gözlenirken, kullanmayanlarda bu oran %44.1'de kalmıştır. SONUÇ: Çalışmadakihasta grubunun büyük çoğunlukta obez olduğunu görülmektedir. Literatürde beklenilenin aksine aspirin kullananların %64.5'inde YDYBÜ gereksinimi gözlenirken, kullanmayanlarda bu oran %44.1'de kalmıştır ve durum istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p=0.048). Ancak çalışmamızda ilk trimester hastaneye başvuru ve aspirin kullanımına ilişkin verileri bulunan 42 katılımcı arasında, %31.0'ı (n=13) ilk trimesterde hastaneye başvurmuş, %26.2'si (n=11) ise 16. haftadan önce aspirin kullanmıştır. Ayrıca yapılan çalışmalar obezitenin aspirin direncinde önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Tüm bu sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda preeklampsi için profilaksi planlanıyorsa literatürde de önerildiği gibi gebeliğin 16.haftasından önce başlanılması gerektiği düşünülmektedir. Preeklampsinin önlenebilmesi için aspirin profilaksisi öncesi aspirin direnci varlığının araştırılmasının bu noktada yardımcı olabileceği ve bu konuda daha çok çalışma yapılması gerektiği kanaatindeyiz.

Özet (Çeviri)

OBJECTIVE:Preeclampsia is among the leading complications of pregnancy, posing significant threats to both maternal and fetal health and survival. Numerous risk factors associated with preeclampsia have been identified. In affected mothers, the condition can lead to coagulopathies, organ failure, and even death. From the fetal perspective, preeclampsia is known to cause intrauterine growth restriction and may result in fetal loss. Although the precise etiology of preeclampsia remains unclear, abnormalities in placentation are thought to play a key role in its pathogenesis. Additionally, preterm deliveries induced iatrogenically due to preeclampsia can contribute to adverse perinatal outcomes. Low-dose aspirin is currently recognized as the most important prophylactic agent for preeclampsia. This study aims to retrospectively evaluate the clinical and laboratory data of pregnant women diagnosed with preeclampsia and to investigate the relationship between aspirin use and maternal-fetal outcomes. MATERIALS AND METHODS:A retrospective analysis was designed to evaluate the antenatal clinical and laboratory parameters of 300 pregnant women diagnosed with preeclampsia, who delivered in the Department of Obstetrics and Gynecology at Sancaktepe Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi between January 1, 2019, and August 31, 2025, and who met the predefined inclusion criteria.The study intends to collect data on maternal age, gravida, parity, gestational age, presence of comorbidities, duration of hospitalization, vital signs, neonatal intensive care unit (NICU) admission, length of NICU stay (if applicable), Apgar scores, fetal anomalies, and the use of anticoagulant or acetylsalicylic acid (aspirin) therapy during pregnancy, as recorded in the anamnesis sections of patient files.Information regarding the types and dosages of antihypertensive agents administered, the requirement for additional antihypertensive medication, and relevant laboratory findings will be retrieved from the hospital's electronic medical record system. RESULTS:Among the 319 patients included in the study, maternal age ranged from 18 to 52 years, with a mean age of 29.4 ± 6.6 years. The mean body mass index (BMI) was 31.8 ± 4.9 kg/m². While 63.3% (n = 202) of patients had no chronic disease, 36.7% (n = 117) had at least one. The most common comorbidities were hypertension (19.7%, n = 63), gestational diabetes mellitus (7.5%, n = 24), thyroid disorders (5.6%, n = 18), asthma (1.9%, n = 6), and diabetes mellitus (1.9%, n = 6). Cesarean delivery was the predominant mode of birth (68.0%, n = 217), while 32.0% (n = 102) had spontaneous vaginal deliveries. Among 42 participants with available data regarding hospital admission and aspirin use, 31.0% (n = 13) presented during the first trimester, and 26.2% (n = 11) had initiated aspirin before 16 weeks of gestation. Approximately two-thirds of the patients with asthma, diabetes mellitus, or gestational diabetes required NICU admission, whereas those with thyroid disease or no chronic illness had lower NICU admission rates. Aspirin use during pregnancy showed a statistically significant relationship with NICU admission (p = 0.048). NICU admission occurred in 64.5% of aspirin users compared to 44.1% of non-users. CONCLUSION:The mean BMI of the study population was 31.8 ± 4.9 kg/m², indicating that most patients were obese. Contrary to expectations in the literature, NICU admission was observed in 64.5% of patients using aspirin, compared to 44.1% in those not using it—a difference that was statistically significant (p = 0.048). Among the 42 participants with first-trimester data, 31.0% (n = 13) presented during the first trimester, and 26.2% (n = 11) initiated aspirin use before 16 weeks of gestation. Considering all findings, it is suggested that if prophylaxis for preeclampsia is planned, aspirin should be initiated before the 16th week of gestation. Furthermore, investigating aspirin resistance prior to initiating prophylaxis may be beneficial, and additional studies are warranted on this topic.

Benzer Tezler

  1. Tekrarlayan gebelik kaybı nedeni ile daha önce tetkik edilip, MTHFR gen polimorfizmi tespit edilen folik asit veya düşük molekül ağırlıklı heparin tedavisi alan hastaların gebeliklerinin ve gebelik sonuçlarının değerlendirilmesi

    The effect of low molecular weight heparin or oral folic acid on pregnancy outcomes in patients with recurrent pregnancy loss and MTHFR mutations

    HATİCE DURMUŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Kadın Hastalıkları ve DoğumErciyes Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MAHMUT TUNCAY ÖZGÜN

  2. Sistemik lupus eritematozus hastalarında gebelik seyrinin retrospektif değerlendirilmesi

    Retrospective evaluation of the course of pregnancy in patients with systemic lupus erythematosus

    EMRE KAAN ÇADIR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    RomatolojiEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NAZİFE ŞULE YAŞAR BİLGE

  3. Preeklampsi tanısı alan gebelerde iskemi modifiye albumin düzeyi ve hastalığın şiddeti ile olan ilişkisi

    Ischemia modified albumin levels in preeclamptic pregnancies and relation to the severity of the disease

    SÜLEYMAN SERKAN KARAŞİN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    UZMAN TAYFUR ÇİFT

  4. Preeklampsi tanısı alan gebelerde serum transforming growth faktör beta 1(TGF-β1) düzeyi ile preeklampsinin şiddeti arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

    Evaluation of relationship between serum transforming growth factor beta 1TGF-β1) level and severity of preeclampsia in pregnant women

    HARUN CANBAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MUZAFFER TEMÜR

  5. Preeklampsi tanısı alan gebelerde omentin-1 düzeyi ve hastalığın şiddeti ile olan ilişkisi

    Omentin-1 level in pregnant women diagnosed with preeclampsia and its relationship with the severity of the disease

    HACER ÖZDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    UZMAN TAYFUR ÇİFT