Geri Dön

Pulmoner ödem kliniğiyle başvuran hastada acil serviste yapılan diyafragmatik ultrasonun prognostik değerinin incelenmesi

Investigation of the prognostic value of diaphragmatic ultrasound performed in the emergency department in patients presenting with pulmonary edema

  1. Tez No: 984908
  2. Yazar: NAFİZE YILMAZ UYANIK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. SİNEM DOĞRUYOL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Acil Tıp, Emergency Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: pulmoner ödem, diyafram ultrasonu, diyafram ekskürsiyonu, diyafram atrofisi, diyafram disfonksiyonu, yoğun bakım, mortalite, pulmonary edema, diaphragm ultrasound, diaphragm excursion, diaphragmatic atrophy, diaphragmatic dysfunction, intensive care, mortality
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Acil Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

GİRİŞ: Solunum işlevinin ana kası diyafram, kendi başına solunum çabasının büyük kısmını destekler. Diyaframın işlev bozukluklarında hastalarda nefes alıp verme zorlaşabilir, bunun sonucunda solunum yetmezliği gelişir. Diyaframın disfonksiyonu (DD) pek çok nedenle ortaya çıkabilir, pulmoner, kardiyovasküler ve nöromuskuler hastalıklarla birlikte pulmoner ödem (PÖ) de öne çıkan etyolojilerden birisidir. Sıklıkla kalp yetmezliği hastalarında görülebilen PÖ, akciğer parankiminin interstisyel ve alveolar boşluklarında sıvı artışı olarak tanımlanır ve hayati sonuçları olabilen bir klinik tablodur. PÖ kliniğindeki hastalar acil servise sık sık dispne şikayetiyle başvururlar. Bu hastalarda diyafram fonksiyonunun incelenmesi, prognoz öngörme açısından acil tıp klinisyenlerine yol gösterici olabilir. Diyafram fonksiyonunu değerlendirmede, göğüs röntgeni gibi düşük duyarlılığa ve özgüllüğe sahip ya da frenik sinir stimülasyonu ve transdiyafram basıncı ölçümü gibi invaziv yöntemlerden farklı olarak diyafram ultrasonu (DUS) invaziv değildir, kolay ulaşılabilirdir ve tekrarlanan ölçümlere izin verir. Çalışmamızda, PÖ kliniği ile tarafımıza başvuran hastalarda acil serviste yatakbaşı DUS ile elde edilen verilere dayanarak DD varlığını incelemeyi planladık. Bu hastalardan başvuru anından itibaren ilk 1 saat içinde elde edeceğimiz DUS verilerinin; hastaların mekanik ventilatör ihtiyacı, yoğun bakım yatış gerekliliği konusunda öngördürücü olup olmadığını incelemeyi amaçladık. Ayrıca DUS sonucu elde edilen verilerin mortalite sonlanımı ile ilişkisini incelemeyi hedefledik. GEREÇ VE YÖNTEM: Etik kurul onayı alınarak Helsinki Bildirgesi'ne uygun şekilde yürütülen bu çalışma, acil servise 01.04.2025 ile 01.10.2025 tarihleri arasında PÖ kliniğiyle başvuran hastalar üzerinde prospektif, tek merkezli olarak planlandı. Bu hastalardan başvuru anından itibaren ilk 1 saat içinde elde edilen DUS verilerinin hastaların prognozunu öngördürme konusunda yol gösterici olup olmadığını IX değerlendirme hedeflendi. Hastaların demografik özellikleri, vital parametreler, komorbid hastalıkları kaydedilmiş, başvuru sonrası ilk 1 saat içinde yatakbaşı USG ile diyafram kalınlığı (DK), diyafram kalınlaşma fraksiyonu (DKF) ve diyafram ekskürsiyonu (DE) ölçümleri yapılmıştır. DUS ölçümleri uluslararası geçerli USG uygulama sertifikası olan iki klinisyen tarafından ardışık olarak yapılıp ortalamaları alınmıştır. Bu veriler incelenerek hastalardaki DD, ekskürsiyon disfonksiyonu (ED), diyafram atrofisi (DA) varlığı değerlendirilmiştir. Hastaların 1 ay süreli klinik takibi yapılmış ve bu süre boyunca klinik seyir ve sonlanım verileri (yatış süresi, yoğun bakım ünitesi (YBÜ) ihtiyacı, noninvaziv mekanik ventilasyon (NIMV) / invaziv mekanik ventilasyon (IMV) ihtiyacı ve mortalite) kaydedilmiştir. Elde edilen veriler aracılığıyla, DUS parametreleri ile hastaların prognoz ve sonlanımları arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. BULGULAR: Çalışmaya 104 hasta dahil edildi. Hastaların ortalama yaşı 72.88±12.19 yıl ve %58.7 erkekti. En sık komorbidite kronik kalp yetmezliğiydi. Mortalite ile sonlanan hastalarda Glasgow koma skoru (GKS) (p=0.000), sistolik kan basıncı (SKB) (p=0.011), diyastolik kan basıncı (DKB) (p=0.013) ve satürasyon (p=0.002) değerleri daha düşük, dakika solunum sayısı (DSS) (p=0.017) daha yüksek saptandı. Sodyum (p=0.000), klor (p=0.026) ve kalsiyum (p=0.001) ortalama değerleri mortalite ile sonlanan grupta daha düşüktü. ProBNP (p=0.003) mortalite ile sonlanan hastalarda anlamlı düzeyde yüksekti. Kan laktat düzeyi (p=0.000) mortalite ile sonlanan hastalarda anlamlı düzeyde yüksekti. Hastaların %9.6'sının entübe edildiği, %15.4'ünün ise NIMV ihtiyacı olduğu tespit edildi. Servis yatışı yapılıp takip edilen hasta oranı %48.1 olup, servis yatış süresinin ortalama değeri 9.55±7.55 gün olduğu tespit edildi. YBÜ yatışı yapılarak takip edilen hasta sayısı oranı %24.3 idi. Çalışmadaki tüm hastalara ait mortalite oranı %12.5'ti. Tüm hastalara ait ortalama DE değeri 3.58±1.62 cm ve ortalama DKF değeri %36.25±15.41 olarak hesaplandı. ED %37.5, DA %50.0, DD %28.8 oranında saptandı. DD mevcut olan hastaların daha yüksek oranda entübasyon ihtiyacı (p=0.003), NIMV X ihtiyacı (p=0.042), YBÜ takip ihtiyacı (p=0.000) olduğu DA saptanan hastalarda daha yüksek oranda YBÜ takip ihtiyacı (p=0.039) ve mortalite oranı (p= 0.038) mevcuttu. DD mevcut olan hastalarda mortaliteye kadar geçen sürenin (7.6±1.2 gün), DD mevcut olmayan hastalardaki süreye (21.7±4.4 gün) oranla daha kısa olduğu tespit edildi. Hastaların ejeksiyon fraksiyonu (EF) ile DD arasındaki ilişki de incelendi. DD saptanan hastaları %56.7'sı düşük EF grubundayken, %43.3'ü korunmuş EF grubundaydı. DD saptanmayan hastaların ise %23.0'ı düşük EF, %71.8'i korunmuş EF grubundaydı. Gruplar arasındaki dağılımsal farklılıklar istatistiksel açıdan anlamlı bulundu (p=0.002). SONUÇ: PÖ kliniği ile acil servise başvuran hastalar üzerinde yürüttüğümüz çalışmada; DUS ile saptanmış DD ve DA mevcut olan hastaların kötü sonlanım sıklığının anlamlı biçimde yüksek olduğunu tespit ettik. Çalışmamız sonucunda DD saptanan hastalarda mortalite sıklığının anlamlı derecede yüksek olduğunu ve mortaliteye kadar geçen sürenin daha kısa olduğunu saptadık. Bu sonuçlar bize başvuru anında hızlı ve yatakbaşı uygulama kolaylığı sunan DUS uygulaması ile, PÖ kliniği ile başvuran hastaların sonlanımın öngörülebileceğini göstermiştir. DUS, solunum kaslarının fonksiyonel durumu hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Erken dönemde DA ve DD'nin saptanması, klinik kötüleşme riski taşıyan hastaların zamanında belirlenmesine olanak sağlayarak uygun tedavi yaklaşımlarının erken planlanmasına katkıda bulunabilir.

Özet (Çeviri)

INTRODUCTION: The diaphragm is the primary muscle of respiration and independently supports the majority of respiratory effort. In cases of diaphragmatic dysfunction, patients may experience difficulty breathing, which can ultimately lead to respiratory failure. Diaphragmatic dysfunction (DD) can arise from many causes; in addition to pulmonary, cardiovascular, and neuromuscular diseases, pulmonary edema (PE) is one of the prominent etiologies. PE, frequently observed in patients with heart failure, is defined as an increase in fluid within the interstitial and alveolar spaces of the lung parenchyma and represents a clinical condition with potentially life-threatening consequences. Patients with PE often present to the emergency department with complaints of dyspnea. Evaluation of diaphragmatic function in these patients may guide emergency clinicians in prognostic assessment. Unlike methods with low sensitivity and specificity such as chest radiography, or invasive techniques such as phrenic nerve stimulation and transdiaphragmatic pressure measurement, diaphragm ultrasound (DUS) is non-invasive, easily accessible, and allows for repeated measurements. In this study, we planned to investigate the presence of DD in patients presenting with PE using bedside DUS in the emergency department. We aimed to evaluate whether DUS data obtained within the first hour after presentation could predict the need for mechanical ventilation and intensive care unit (ICU) admission. Additionally, we sought to examine the relationship between DUS findings and mortality outcomes. MATERIALS AND METHODS: This prospective, single-center study was conducted in accordance with the Declaration of Helsinki after obtaining approval from the ethics committee. Patients who presented to the emergency department with PE between 01.04.2025 and 01.10.2025 were included. The study aimed to determine whether DUS XII data obtained within the first hour of presentation could predict patient prognosis. Demographic characteristics, vital parameters, and comorbid conditions were recorded. Within the first hour after admission, bedside ultrasound was used to measure diaphragm thickness (DT), diaphragm thickening fraction (DTF), and diaphragm excursion (DE). DUS measurements were performed sequentially by two clinicians certified in internationally recognized ultrasound practice, and the average values were recorded. Based on these data, the presence of DD, excursion dysfunction (ED), and diaphragmatic atrophy (DA) was evaluated. Patients were followed clinically for one month, during which clinical course and outcomes—including length of hospitalization, need for ICU admission, requirement for non-invasive mechanical ventilation (NIMV) or invasive mechanical ventilation (IMV), and mortality—were recorded. The relationship between DUS parameters and patient prognosis and outcomes was analyzed. RESULTS: A total of 104 patients were included in the study. The mean age was 72.88 ± 12.19 years, and 58.7% were male. The most common comorbidity was chronic heart failure. In patients who died, Glasgow Coma Scale (GCS) scores (p=0.000), systolic blood pressure (SBP) (p=0.011), diastolic blood pressure (DBP) (p=0.013), and oxygen saturation (p=0.002) were lower, while respiratory rate (RR) (p=0.017) was higher. Mean serum sodium (p=0.000), chloride (p=0.026), and calcium (p=0.001) levels were lower in the mortality group. ProBNP levels (p=0.003) were significantly higher in patients who died. Blood lactate levels (p=0.000) were also significantly higher in the mortality group. It was determined that 9.6% of patients required intubation and 15.4% required NIMV. The proportion of patients admitted to and followed on the general ward was 48.1%, with a mean ward stay of 9.55 ± 7.55 days. ICU admission was required in 24.3% of patients. The overall mortality rate was 12.5%. The mean DE value for all patients was 3.58 ± 1.62 cm, and the mean DTF was 36.25 ± 15.41%. ED was detected in 37.5%, DA in 50.0%, and DD in 28.8% of patients. Patients with DD had significantly higher rates of intubation (p=0.003), NIMV requirement XIII (p=0.042), and ICU admission (p=0.000). Patients with DA had significantly higher rates of ICU admission (p=0.039) and mortality (p=0.038). In patients with DD, the time to death (7.6 ± 1.2 days) was significantly shorter than in patients without DD (21.7 ± 4.4 days). The relationship between ejection fraction (EF) and DD was also evaluated. Among patients with DD, 56.7% had reduced EF and 43.3% had preserved EF. In contrast, among patients without DD, 23.0% had reduced EF and 71.8% had preserved EF. The distribution differences between groups were statistically significant (p=0.002). CONCLUSION: In this study conducted on patients presenting to the emergency department with PE, we found that patients with DD and DA detected by DUS had significantly higher rates of adverse outcomes. We demonstrated that mortality was significantly higher in patients with DD and that the time to death was shorter in this group. These findings suggest that bedside DUS, which offers rapid and practical application at presentation, can be used to predict outcomes in patients presenting with PE. DUS provides valuable information regarding the functional status of respiratory muscles. Early detection of DA and DD may allow timely identification of patients at risk of clinical deterioration and contribute to early planning of appropriate treatment strategies.

Benzer Tezler

  1. Hipertansif akut kalp yetmezliği olan geriatrik hastalarda Urapidil ve Nitrogliserin'in etkinlik ve güvenirliliğinin karşılaştırılması

    Comparative efficacy and safety of Urapidil and Nitroglycerin in geriatric patients with hypertensive acute heart failure

    SELİN KÜÇÜKALA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Acil TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖZGÜR SÖĞÜT

  2. Primer venöz yetmezlik hastalarında endovenöz varis tedavisinin hasta memnuniyeti üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the endovenous varicose therapies for patient satisfaction in primary venous insufficiency

    HALİL İBRAHİM YILDIRIMDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ORHAN BOZOĞLAN

  3. KOAH'a bağlı pulmoner hipertansiyon varlığının hastaların fonksiyonel kapasitesine etkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of effect of pulmonary hypertension due to copd on functional capacity of the patients

    FİKRİYE KALKAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Göğüs HastalıklarıAtatürk Üniversitesi

    Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. ELİF YILMAZEL UÇAR

  4. Preeklampsi olgularinda kin of ırre-like protein (kirrel (NEPH1)) düzeylerinin incelenmesi

    Investigation of kin of irre-like protein (kirrel (NEPH1)) levels in preeclampsia cases

    YUSUF BAŞKIRAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. İBRAHİM POLAT

  5. Dispne nedeniyle acil tıp kliniğine başvuran hastaların yönetiminde yatak başı odaklanmış ultrasonografi ile pulmoner ve kardiyak değerlendirme

    Pulmonary and cardiac evaluation with bedside focused ultrasonography in the management of patients presenting to the emergency medicine clinic with dyspnea

    MUSTAFA BOZKURT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Acil TıpGaziantep Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. CUMA YILDIRIM