Kutanöz skuamöz hücreli karsinomda immünsüpresif tedavi ve sistemik inflamatuvar indekslerin klinik etkilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of the clinical effects of immunosuppressive therapy and systemic inflammatory indices in cutaneous squamous cell carcinoma
- Tez No: 985971
- Danışmanlar: PROF. DR. AHMET BURHAN AKSAKAL
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: immünsüpresyon, inflamasyon, skuamöz hücreli karsinom, immunosuppression, inflammation, squamous cell carcinoma
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Gazi Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Kutanöz skuamöz hücreli karsinom (kSHK), deri yüzeyindeki skuamöz hücrelerden köken alan ve tüm deri kanserlerinin yaklaşık %20'sini oluşturan ikinci en sık deri kanseridir. Baş, yüz ve eller gibi güneşe maruz alanlarda görülür; lokal nüks ve uzak metastaz riski taşır. İmmünsüpresyon kSHK'nin daha agresif seyretmesine yol açar. Sistemik inflamasyon bağlamında tam kan sayımından hesaplanan Sistemik İmmün-İnflamasyon İndeksi (SII) ve Sistemik İnflamatuvar Yanıt İndeksi (SIRI) gibi parametrelerin prognostik değeri araştırılmaktadır. Bu çalışma, immünsüpresyonun klinik seyir üzerindeki etkisini ve SII/SIRI'nin prognozla ilişkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, retrospektif tek merkezli kohort tasarımında olup histopatolojik kSHK tanılı 1094 hastaya ait 1317 lezyon incelendi; yalnızca tanısı doğrulanmamış veya izlem verileri eksik hastalar dışlandı, ayrıca yaş/cinsiyet/sigara-alkol, Modifiye Charlson Komorbidite İndeksi, lezyon sayısı-lokalizasyonu, tümör çapı ve invazyon derinliği, metastaz, eşlik eden deri tümörleri ile immünsüpresif tedavi (kullanım/süre) kaydedildi. Tedavi öncesi tam kan sayımından nötrofil, lenfosit, monosit, trombosit sayılarıyla SII“trombosit × nötrofil / lenfosit”ve SIRI“nötrofil × monosit / lenfosit”hesaplandı; istatistikte Kolmogorov–Smirnov, Mann–Whitney U/t-testi, ki-kare/Fisher, Kaplan–Meier/log-rank ve çok değişkenli Cox regresyonu kullanıldı. 1094 olgunun %67,9'u erkek, %32,1'i kadındı. Sigara verisi olan 315 olgunun %46,7'si aktif sigara içicisiydi; alkol verisi olanlarda oran %4,7 idi. Hastaların %76,8'inde kSHK dışında eşlik eden tümör yoktu; varlığında benign lezyon %11,9, bazal hücreli karsinom %9,5 ve melanom %0,8 görüldü. Multipl kSHK %12,8 idi; metastaz verisi olan 1086 olgunun %10,5'inde metastaz saptandı. İmmünsüpresif tedavi öyküsü 1091 olguda değerlendirildi; %11,0'ı immünsüpresifti ve konvansiyonel ilaçlar (%30), kemoterapi (%29,2), kombine tedaviler (%13,3) ve biyolojik ajanlar (%10) bulundu. İmmünsüpresif olgularda komorbidite (4,24 ± 2,20 e karşı 6,06 ± 2,91) daha yüksekti ve izlem (8,11 ± 5,00 yıl 'e karşı 6,10 ± 4,94 yıl) daha kısaydı; yaş benzerdi, Kaplan–Meier analizinde sağkalım düşüktü ve Cox regresyon analizinde mortalite riskinin immünsüprese olgularda yaklaşık 5,8 kat arttığı saptandı. SIRI erkeklerde 2,17±4,89, kadınlarda 1,64±1,84 idi; SII cinsiyetler arasında benzerdi. Metastaz varlığında SIRI (2,31 ± 2,09 'e karşı 1,95 ± 4,39) ve SII (905,39 ± 897,18 'e karşı 666,26 ± 526,85) daha yüksekti. SII/SIRI; immünsüpresyon, çoklu kSHK, eşlik eden tümörün benign-malign niteliği ve tedavi alt gruplarına (konvansiyonel e karşı diğer, biyolojik e karşı diğer, kemoterapi e karşı diğer, radyoterapi e karşı diğer) göre farklı değildi. 709 lezyonda diferansiyasyon %90,7 iyi/orta, %9,3 azdı; klinik tipte nodüler %33,5, tümör %29,3, papül %16,0, plak %13,2 idi. Lezyonlarda perinöral invazyon %17,3 ve lenfovasküler invazyon %4,3 oranında saptandı. Lezyonların %95,4'ü <4 cm ve %92,7'si yüksek riskli bölgelerdeydi; cinsiyet ve immünsüpresyona göre fark yoktu. Erkek oranının yaklaşık üçte iki olması ve tanı yaşının 70'e yakın bulunması literatürle uyumludur; erkeklerde daha fazla ultraviyole maruziyeti bu farklılığı açıklamaktadır. Sigara verisi olanlarda aktif kullanımın %46,7 olması tütün-kSHK ilişkisiyle paraleldir. %23,2 oranında eşlik eden deri tümörü saptanması ve bazal hücreli karsinomun sık eşlik etmesi uyumludur. Multipl kSHK'nın %12,8 olması, özellikle immünsüpresif veya yoğun aktinik hasarı olan hastalarda yeni odakların gelişebileceğini düşündürür ve düzenli dermatolojik kontrol gereksinimini destekler. Metastaz oranının (~%10,5) %2–5 aralığının üzerinde olması, büyük boyutlu veya agresif tümörlerin varlığıyla ilişkili olabilir. İmmünsüpresyonun daha yüksek komorbidite ve daha kısa sağkalımla birlikteliği, bu grupta sık dermatolojik tarama gerektiği vurgusunu destekler. SII ve SIRI, prognostik göstergeler olabilir; daha geniş çalışmalarda doğrulanması gerekir. İmmünsüpresyon kSHK'de sağkalımı olumsuz etkiler; SII/SIRI değerlendirmesi metastaz ve agresif özelliklerle ilişkili riskin izleminde destekleyici olabilir.
Özet (Çeviri)
Cutaneous squamous cell carcinoma (cSCC) arises from squamous cells of the skin surface and is the second most common skin cancer, accounting for approximately 20% of all skin cancers. It occurs in sun-exposed areas such as the head, face, and hands and carries risks of local recurrence and distant metastasis. Immunosuppression leads to a more aggressive course of cSCC. In the context of systemic inflammation, the prognostic value of parameters calculated from complete blood count, such as the Systemic Immune-Inflammation Index (SII) and the Systemic Inflammatory Response Index (SIRI), is being investigated. This study aimed to evaluate the effect of immunosuppression on the clinical course and the association of SII/SIRI with prognosis. The study had a retrospective, single-center cohort design and included 1317 lesions from 1094 patients with histopathologically confirmed cSCC; no age restriction was applied and only patients without diagnostic confirmation or with missing follow-up data were excluded; additionally, age/sex/smoking-alcohol, the Modified Charlson Comorbidity Index, lesion number and localization, tumor diameter and depth of invasion, metastasis, concomitant cutaneous tumors, and immunosuppressive therapy (use/duration) were recorded. From pretreatment complete blood counts, SII“platelet × neutrophil / lymphocyte”and SIRI“neutrophil × monocyte / lymphocyte”were calculated using neutrophil-lymphocyte-monocyte-platelet counts; statistical analyses used Kolmogorov–Smirnov, Mann–Whitney U/t-test, chi-square/Fisher, Kaplan–Meier/log-rank, and multivariable Cox regression. Of the 1094 cases, 67.9% were male and 32,1% were female. Among 315 cases with smoking data, 46.7% were current smokers; among those with alcohol data, the rate was 4.7%. In 76.8% of patients, there was no concomitant tumor other than cSCC; when present, benign lesions were 11.9%, basal cell carcinoma 9.5%, and melanoma 0.8%. Multiple cSCC was 12.8%; metastasis was detected in 10.5% of 1086 cases with metastasis data. Immunosuppressive therapy history was evaluated in 1091 cases; 11.0% were immunosuppressed, and conventional drugs (30%), chemotherapy (29.2%), combination therapies (13.3%), and biologic agents (10%) were identified. In immunosuppressed cases, comorbidity (4.24 ± 2.20 vs 6.06 ± 2.91) was higher and follow-up (8,11 ± 5,00 year 'e karşı 6,10 ± 4,94 year) was shorter; age was similar; survival was lower on Kaplan–Meier and mortality risk increased by approximately 5,8-fold in Cox. SIRI was 2.17±4.89 in males and 1.64±1.84 in females; SII was similar between sexes. In the presence of metastasis, SIRI (2.31 ± 2.09 'e karşı 1.95 ± 4.39) and SII (905.39 ± 897.18 'e karşı 666.26 ± 526.85) were higher. SII/SIRI did not differ by immunosuppression, multiple cSCC, benign-malign nature of the concomitant tumor, or treatment subgroups (conventional vs other, biologic vs other, chemotherapy vs other, radiotherapy vs other). In 709 lesions, differentiation was 90.7% well/moderate and 9.3% poor; clinically, nodular was 33.5%, tumor 29.3%, papule 16.0%, and plaque 13.2%. Perineural invasion was 17.3% and lymphovascular invasion 4.3%. Of lesions, 95.4% were <4 cm and 92.7% were in high-risk areas; there was no difference by sex or immunosuppression. The approximately two-thirds male proportion and a diagnostic age close to 70 are consistent with the literature; greater ultraviolet exposure among men explains this difference. The 46.7% current smoking rate among those with available data is consistent with the tobacco–cSCC association; low reported alcohol use may be related to population habits or underreporting. A 23.2% rate of concomitant cutaneous tumors and frequent accompanying basal cell carcinoma are concordant. Multiple cSCC at 12.8% suggests that new foci may develop particularly in immunosuppressed patients or those with intense actinic damage and supports the need for regular dermatologic follow-up. A metastasis rate (~10.5%) above the 2–5% range may be related to the presence of large or aggressive tumors. The association of immunosuppression with higher comorbidity and shorter survival supports emphasizing frequent dermatologic screening in this group. SII and SIRI may be indicators; validation in larger studies has been noted as necessary. Immunosuppression adversely affects survival in cSCC; SII/SIRI assessment may be supportive in monitoring risk associated with metastasis and aggressive features.
Benzer Tezler
- Melanom dışı deri kanserlerinde düzenleyici T lenfositlerinin rolünün immünhistokimyasal metodlarla incelenmesi
The role of regulatory T lymphocytes in non melanoma skin cancer detecting by immunohistochemical method
AYŞE ÖZDEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
DermatolojiKırıkkale ÜniversitesiDahili Tıp Bilimleri Bölümü
YRD. DOÇ. ÖZGÜR GÜNDÜZ
- Keratoakantom ve skuamöz hücreli karsinom tümör mikroçevresindeki FOXP3+ regülatuvar T lenfositlerin ve tümöral progranülin ekspresyonunun karşılaştırılması
Comparision of FOXP3+ regulatory T lymphocytes and tumoral progranulin expression in the tumor microenvironment of keratoacanthoma and squamous cell carcinoma
YEŞİM DEDE YUMRU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Dermatolojiİstanbul Medeniyet ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. VEFA ASLI ERDEMİR
PROF. DR. BENGÜ ÇOBANOĞLU ŞİMŞEK
- Kutanöz skuamöz hücreli karsinomlarda en kötü invazyon paterni, P-kaderin ve N-kaderin ekspresyonunun değerlendirilmesi, prediktif ve prognostik önemi
Evaluation of worst pattern of invasion, P-cadherin and N-cadherin expression in cutaneous squamous cell carcinomas: Predictive and prognostic significance
EGE MİRAY YILDIZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
PatolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiTıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. CEM LEBLEBİCİ
- Kutanöz skuamöz hücreli karsinomda histopatolojik CD47, CD163 ve CD68 ekspresyonlarının dermatoskopik ve klinikopatolojik verilerle değerlendirilmesi
Evaluation of histopathological CD47, CD163 and CD68 expression in cutaneous squamous cell carcinoma in relation to dermoscopic and clinicopathological parameters
AHMET TURAN ÜNSAL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
DermatolojiSivas Cumhuriyet ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUSTAFA TOSUN
- Kutanöz skuamöz hücreli karsinomda miyeloid kökenli baskılayıcı hücrelerin prognostik önemi ve VISTA, CD137 ve PD-1 ekspresyonunun değerlendirilmesi
The prognostic significance of myeloid-derived suppressor cells in cutaneous squamous cell carcinoma and the evaluation of VISTA, CD137, and PD-1 expression
İREM ÖZDEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
DermatolojiGazi ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT ORHAN ÖZTAŞ