Aerobik egzersiz ile kombine edilen whey protein suplementlerinin yetişkin erkek sıçan modelinde testis dokusu üzerine etkisi ve fertilite değerlendirilmesi
Effect of whey protein supplements combined with aerobic exercise on fertility parameters and testicular tissue in an adult male rat model
- Tez No: 990520
- Danışmanlar: DOÇ. DR. NAZLI ÇİL
- Tez Türü: Doktora
- Konular: Histoloji ve Embriyoloji, Histology and Embryology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Pamukkale Üniversitesi
- Enstitü: Sağlık Bilimleri Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Üreme çağındaki nüfusun yaklaşık %60'ı yüksek oranda protein takviyesi almaktadır ve ne yazık ki genç erkek kullanıcılar, daha deneyimli yaşlı kullanıcılara kıyasla diyet takviyelerinin semen kalitesi üzerindeki olası olumsuz etkilerinin farkında değildir. Bu nedenle, bu yeni diyet trendi daha yakından araştırılmalıdır (1). Whey proteini, çözünebilir peynir altı suyu proteinlerinden oluşur ve faydaları literatürde iyi bir şekilde tanımlanmıştır. Bununla birlikte, bu takviyenin gelişigüzel kullanıldığı bir diyetin potansiyel olumsuz etkilerini araştıran çok fazla çalışma bulunmamaktadır(2). Makalelerin çoğu, zarar verici etkiyi Whey proteininin kronik ve kötüye kullanımı ile ilişkilendirmiş, böbrekler ve karaciğer etkilenen ana organlar olmuştur. Diğer çalışmalar Whey proteinini saldırganlığın artması, akne varlığı ve mikrobiyotanın modifikasyonu ile ilişkilendirmiştir. Bu nedenle, uzun bir süre boyunca aşırı protein tüketiminin vücut üzerinde bazı olumsuz etkileri olabilir ve bu durum hareketsiz yaşam tarzı ile ilişkilendirildiğinde daha da kötüleşir (2). Sunulan veriler, insan fiziksel sağlığı üzerindeki etkiyi daha iyi görmek için farklı Whey proteini türlerinin egzersizle birlikte ve egzersiz olmadan kullanımını ilişkilendiren gelecekteki çalışmalara duyulan ihtiyacı desteklemektedir (2). Whey proteini proteinlerin bir karışımıdır ve sığır sütünden izole edilmiştir. Whey, laktozun yaklaşık %100'ü ve toplam proteinin yaklaşık %20'si dahil olmak üzere toplam süt katılarının yaklaşık %50'sini içerir. Proteinler α-laktalbumin, β-laktoglobulin ve serum albümininden oluşur (3). Whey proteini bileşenleri ve insan sağlığına bilinen faydaları neoplastik, hipo-lipidemik, antiviral, antibakteriyel ve şelatlama ajanıdır. Whey proteininin etkisini gösterdiği düşünülen birincil mekanizma, amino asit sisteinin güçlü bir hücre içi antioksidan olan glutatyona hücre içi dönüşümüdür (4). Whey proteini, her yaştan bireyin sağlığını iyileştirmesi ve sürdürmesi için mükemmel bir proteindir. Geleneksel olarak, Whey proteini yalnızca sporcular ve vücut geliştiriciler tarafından kas büyümesini teşvik etmek için kullanılırdı (5). Ek olarak, Whey proteini kas kütlesini artırır, metabolizmayı hızlandırır, kilo yönetimine yardımcı olur ve ayrıca genel sağlığa fayda sağlar (6). Vücuttaki hormonların konsantrasyonunu ve aktivitesini etkileyen bazı besin takviyeleri vardır, Nigella sativa'nın alkolik ekstresinin günlük oral uygulamasının erkek sıçanların doğurganlığında belirgin bir iyileşmeye yol açtığını, kontrol ile karşılaştırıldığında tedavi gruplarında testosteron ve luteinize edici hormonda önemli bir artış (P<0.01) ve folikül uyarıcı hormonda önemli bir azalma (P<0.01) gösterdiğini belirtmiştir (7). Proteinler vücutta çeşitli işlevleri olan, hormonları, enzimleri ve hücresel yapıları oluşturan biyolojik olarak aktif maddelerdir (8,9). Kas kütlesinin korunmasını sağlamak ve proteolizden kaçınmak için fiziksel egzersiz sırasında protein takviyesi kullanılması faydalı olabilir. Günlük protein gereksinimleri, yıkım ve sentez arasında pozitif bir denge sağlama yeteneği ile belirlenir (10,11) Uluslararası bir konsensusa göre, sağlıklı yetişkin nüfus için günlük referans protein alımı 0,8 g/kg vücut ağırlığıdır (12,13), fiziksel aktivite yapan kişilerin ihtiyaçları 1,2 ila 2 g/kg vücut ağırlığı arasında artabilir (14). Whey proteininin özellikle sporcular ve fiziksel aktivite uygulayıcıları tarafından protein alımını artırmak için bir strateji olarak en yaygın kullanılan protein takviyesi olduğu bilinmektedir (15,16,17). Bir bireyin tüketmesi gereken ideal WP dozu, hedeflerine, fiziksel aktivite düzeyine ve mevcut vücut yapısına göre değişmektedir (18,19). Bununla birlikte, bazı çalışmalar 20 ila 25 g/gün WP dozunun önerilen faydaları elde etmek için yeterli olduğunu, 40 g/gün üzerindeki dozların ise organizma üzerindeki olası olumsuz etkilerle ilişkili olduğunu göstermektedir (20) Hadeel K. Khaleel ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada Whey proteininin erkek albino sıçanlarda üreme hormonlarının biyokimyasal düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlanmıştır. Yetişkin erkek albino sıçanlar (n= 36) rastgele üç gruba ayrılmış ve (her grupta 12) Birinci ve ikinci gruplara sırasıyla (0.8 ve 1.6 g) Whey proteini ve kontrol grubu olarak üçüncü gruba 60 gün boyunca normal salin oral olarak verilmiştir. Uygulamadan sonra, vücut ağırlıkları kaydedilmiş, fizyolojik ve fertilite çalışmaları için kan ve seminal sıvı toplanmıştır. Sonuçlar, kontrol grubuna kıyasla tedavi edilen grubun ortalama vücut ağırlığında önemli bir artış (p<0.05) olduğunu göstermiştir. Hormon seviyeleri, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, tedavi edilen grupların testosteron konsantrasyonu ortalamasında önemli bir artış (p≤0.05), prolaktin konsantrasyonu ve lüteinizan hormon konsantrasyonu ortalamasında önemli bir düşüş (p≤0.05) olduğunu, ancak folikül uyarıcı hormon konsantrasyonu ortalamasında önemli bir değişiklik olmadığını (p≤0.05) göstermiştir. Sperm konsantrasyon oranı (X107) önemli ölçüde artmış (p≤ 0.05), ayrıca sperm özellikleri, spermlerin motilitesinin yüzde oranında önemli ölçüde arttığını (p≤ 0.05), ölü ve anormal spermlerin yüzde oranında önemli ölçüde azaldığını (p≤ 0.05) göstermiştir. Mevcut çalışma için doğurganlıkla ilgili olarak, kontrol ile karşılaştırıldığında tedavi edilen gruplardaki doğum sayısında önemli bir artış (p<0.05) olmadığı ortaya çıkmıştır (21). Bir prospektif gözlemsel çalışmada, 2014-2016 yılları arasında subfertilite nedeniyle başvuran 20 erkekten oluşan bir kohortu rapor edilmiştir. Çalışmaya dahil edilme kriterleri (i) kayıt sırasında sperm konsantrasyonu 15×106 ml'in altında olan infertil erkekler, (ii) düzenli olarak vücut geliştirme için diyet protein takviyesi kullanımı (yani, >3 ay boyunca haftada iki kereden fazla), (iii) sigara içmeyenler, (iv) haftada maksimum 14 birim alımın altında alkol alımı; (v) en az 6 ay boyunca potansiyel gonadotoksik etkisi olan ilaç kullanımının olmaması, (vi) klinik varikosel yokluğu şeklinde belirlenmiştir. Bu pilot çalışmada, protein takviyesinin sonlandırılmasıyla oligozoospermik erkeklerde artan sperm parametreleriyle ilişkili olduğu öne sürülmüştür. Çalışmanın sonuçlarına göre, protein takviyesi ile sperm kalitesi arasındaki olası negatif ilişkiyi rapor eden ilk çalışmadır (1) Matriks metalloproteinazlar (MMP'ler) hücre dışı matriksin fizyolojik farklılaşmasında işlev gören bir grup enzimdir. MMP'lerin memelilerde 24 yapısal ve işlevsel üyesi bulunmaktadır (22). MMP'ler I/R hasarı, enflamasyon, oksidatif hasar ve nitrozatif stres gibi birçok patolojik süreçle ilişkilidir (23). Özellikle MMP-2, MMP-3, MMP-9 ve MMP-13'ün inhibisyonunun kalp, beyin ve böbrek gibi dokularda I/R hasarını azalttığı bildirilmiştir (24,25,26) MMP'ler ve CoQ10 arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalarda, CoQ10 desteği alan kişilerde MMP-9 aktivitesinin azaldığı bildirilmiştir (27). Sitokinlerin inflamasyon ve oksidatif hasarda işlev gördüğü bilinmektedir. Tümör nekroz faktörü-alfa (TNF-α), interlökin 1-beta (IL-1β) ve interlökin-6 (IL-6) gibi pro-inflamatuar sitokinlerin I/R hasarında önemli bir işlev gördüğü tanımlanmıştır. Testis dokularında inflamasyon sonucu bu sitokinlerin konsantrasyonlarının arttığı da gösterilmiştir (28). Ancak CoQ10 takviyesinin testis dokusundaki bu pro-inflamatuar sitokinler üzerindeki etkileri belirsizdir. Ayrıca, reaktif oksijen türleri de I/R hasarında önemli bir işlev görmektedir. Reaktif oksijen türlerinin (ROS) neden olduğu oksidatif hasarı belirlemek için spesifik biyobelirteçler kullanılmaktadır. Bu biyobelirteçlerden biri lipid peroksidasyonunun son ürünü olan malondialdehit, diğeri ise oksidatif DNA hasarını tespit etmek için kullanılan lökosit 8-hidroksi-2-deoksiguanozindir (29). Kaspaz 3 ve kaspaz 8, ROS'un neden olduğu apoptozda önemli rollere sahiptir (30). Önceki çalışmalar CoQ10'un kaspaz aracılı hücre ölümü üzerinde koruyucu bir etkiye sahip olduğunu tanımlamıştır (31). Önceki çalışmalar testis dokusunda I/R hasarının TNF-α ve IL-1β gibi bazı pro-inflamatuar sitokinleri indüklediğini bildirmiştir (32). Hem TNF-α hem de IL-1'in sertoli ve seminifer peritübüler hücrelerde pro-inflamatuar aktiviteden sorumlu olduğu bildirilmiştir (33). Ayrıca, IL-1β ve IL-6 gibi bazı sitokinler sertoli ve spermatojenik hücre gelişimini düzenleyebilir. Bu bilgiler ışığında, testis dokusundaki sitokin seviyelerindeki değişiklikler hem enflamasyona hem de bozulmuş spermatogeneze neden olabilir (34,35). Ağustos 2016 ile Nisan 2017 arasındaki dönemde spor salonuna giden 40 yetişkin erkek, 12 hafta boyunca spor salonu antrenmanları sırasında Whey proteini takviyesi (Gold Standard 100% WheyTM, günde 15 gram) almıştır. Vücut kitle indeksi (VKİ), yağsız vücut kitlesi, semen analizi ve hormonal profil (FSH, LH, PRL, T ve östrojen) çalışmanın başında ve sonunda değerlendirilmiştir. Toplam 33 katılımcı çalışmayı tamamlamıştır. Ortalama BMI, ortalama yağsız vücut kütlesi ve ortalama progresif hareketli spermlerde önemli artışlar olmuştur. Semen hacmi, sperm sayısı ve hormonal seviyelerdeki değişikliklerin tümü anlamlı değildi. Çalışmanın sonuçları, düzenli olarak spor salonuna giden yetişkin erkek kişiler tarafından Whey proteini alımının (12 hafta boyunca günde 15 gram) doğurganlık parametreleri üzerinde herhangi bir olumsuz etkiye sahip olmadığını gösterdi. Üstelik bu uygulama, sperm hareketliliğini artırarak, yağ kütlesini azaltarak ve serum östrojen düzeylerini düşürerek doğurganlık kapasitelerini bile geliştirebilir. Bu sonuçları doğrulamak için daha büyük ve randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç olduğu kanaatine varılmıştır (36) Egzersizin, bağışıklık kapasitesini arttırmak için antioksidan kapasiteyi artırarak fiziksel yaşlanmayı önleyebileceği iyi bilinmektedir. Egzersizin hipotalamus hipofiz gonadal (HPG) ekseni üzerindeki etkisi egzersiz programının tipi, şiddeti ve süresi ile ilişkilidir. Orta şiddette egzersiz eğitimine ilişkin veriler tutarsız olmasına rağmen, genel olarak egzersiz eğitiminin testosteron salgılanması ve üreme fonksiyonu üzerinde iki yönlü bir etkisi vardır. Orta şiddette egzersiz eğitimi, orta yaşlı erkeklerde testosteron düzeylerini önemli ölçüde artırabilir ve koruyabilir, erektil disfonksiyonu iyileştirebilir ve erkeklerin sağlığını iyileştirebilir ; ancak yoğun egzersiz eğitiminin üreme fonksiyonu üzerinde olumsuz etkisi olabilir . 6 hafta boyunca ağırlık taşıyan egzersiz eğitiminin %5'inin egzersiz-hipogonadal erkek durumunun (EHMC) ortaya çıkmasına yol açabileceği ve yalnızca orta düzeyde yük egzersizinin obezitenin neden olduğu testiküler oksidatif stresi ve inflamatuar yanıtları etkili bir şekilde hafifletebileceği bildirildi. ve testosteron sentazlarının mRNA ve protein ekspresyonundaki, serum testosteron düzeyindeki ve sperm kalitesindeki azalmayı tersine çevirirken yüksek yük egzersizi bunu tersine çevirmiştir. Ayrıca egzersiz eğitimi inflamasyonu azaltabilir ve antioksidan kapasiteyi arttırabilir ve yaşam tarzı, beslenme durumu, yaşlanma ve diğer faktörlerin neden olduğu testis fonksiyon hasarını bir dereceye kadar önleyebilir (37). Egzersiz, özellikle obez hayvanlarda spermin morfolojisini, hareketliliğini ve fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olabilir (38). Düzenli, güçlendirici olmayan egzersizin hormon dengesi üzerinde faydalı etkileri olduğu yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır (38)Düzenli fiziksel egzersiz ile kilo kaybı gerçekleşmese bile egzersiz sonucunda toplam ve iç organ yağları azalır, bu da obezitenin sağlık parametreleri üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletir (39). Çok sayıda deneysel araştırma, gıda tüketiminin ve/veya fiziksel aktivitenin, obez erkeklerde hareketlilik, morfoloji ve DNA hasarı ve mitokondriyal ROS gibi biyokimyasal özellikler de dahil olmak üzere sperm özelliklerini değiştirebileceğini göstermiştir (40). Obez erkeklerde diyet ve/veya egzersizin sperm kalitesini arttırdığı, döllenmeyi arttırdığı ve sperm DNA hasarını ve mitokondriyal ROS düzeylerini önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir (38). Yapılan bir çalışmada yüksek yağlı diyet (HFD) nedeniyle obez hale gelen sıçanlarda egzersizin hormon düzeyleri, kan-testis bariyeri ve inflamatuar ve oksidatif biyobelirteçler üzerindeki etkilerini inceleyen bir çalışmada, egzersizin hormonal ve oksidan/antioksidan dengeleri ve testis fonksiyonunu düzenleyerek, inflamasyonu ve apoptozu inhibe ederek ve ayrıca kan-testis bariyerini koruyarak testis sitotoksisitesini koruduğu sonucuna varılmıştır (41). Başka bir çalışmada Aerobik egzersiz (AE) eğitimi ve/veya istiridye peptidi (OP) takviyesinin geç başlangıçlı hipogonadizm (LOH) oluşumuna etkisi araştırılmıştır. AE eğitimi ve/veya OP takviyesi, erkek SD sıçanlarında Cytoxan (CTX) kaynaklı LOH oluşumu sırasında art arda 6 hafta boyunca verilmiştir. Sonuçlar, AE eğitiminin serum FT içeriğini, sperm canlılığını, yakalama sürelerini ve çiftleşme sürelerini önemli ölçüde artırabildiğini ve yakalama gecikmesini ve çiftleşme gecikmesini önemli ölçüde kısaltabildiğini gösterdi (37) Whey proteinlerinin karaciğer ve böbrek üzerine etkileri çalışmalarda kanıtlanmıştır fakat infertilite üzerine etkisi net değildir ve birkaç çalışma ile sınırlıdır. Bizim bu çalışmadaki amacımız egzersizle birlikte kullanılan protein takviyesi olan whey protein suplementlerinin sperm parametrelerine, testis dokusuna olan etkisini incelemek ve fertilite değerlendirmesini yapmaktır.
Özet (Çeviri)
Üreme çağındaki nüfusun yaklaşık %60'ı yüksek oranda protein takviyesi almaktadır ve ne yazık ki genç erkek kullanıcılar, daha deneyimli yaşlı kullanıcılara kıyasla diyet takviyelerinin semen kalitesi üzerindeki olası olumsuz etkilerinin farkında değildir. Bu nedenle, bu yeni diyet trendi daha yakından araştırılmalıdır (1). Whey proteini, çözünebilir peynir altı suyu proteinlerinden oluşur ve faydaları literatürde iyi bir şekilde tanımlanmıştır. Bununla birlikte, bu takviyenin gelişigüzel kullanıldığı bir diyetin potansiyel olumsuz etkilerini araştıran çok fazla çalışma bulunmamaktadır(2). Makalelerin çoğu, zarar verici etkiyi Whey proteininin kronik ve kötüye kullanımı ile ilişkilendirmiş, böbrekler ve karaciğer etkilenen ana organlar olmuştur. Diğer çalışmalar Whey proteinini saldırganlığın artması, akne varlığı ve mikrobiyotanın modifikasyonu ile ilişkilendirmiştir. Bu nedenle, uzun bir süre boyunca aşırı protein tüketiminin vücut üzerinde bazı olumsuz etkileri olabilir ve bu durum hareketsiz yaşam tarzı ile ilişkilendirildiğinde daha da kötüleşir (2). Sunulan veriler, insan fiziksel sağlığı üzerindeki etkiyi daha iyi görmek için farklı Whey proteini türlerinin egzersizle birlikte ve egzersiz olmadan kullanımını ilişkilendiren gelecekteki çalışmalara duyulan ihtiyacı desteklemektedir (2). Whey proteini proteinlerin bir karışımıdır ve sığır sütünden izole edilmiştir. Whey, laktozun yaklaşık %100'ü ve toplam proteinin yaklaşık %20'si dahil olmak üzere toplam süt katılarının yaklaşık %50'sini içerir. Proteinler α-laktalbumin, β-laktoglobulin ve serum albümininden oluşur (3). Whey proteini bileşenleri ve insan sağlığına bilinen faydaları neoplastik, hipo-lipidemik, antiviral, antibakteriyel ve şelatlama ajanıdır. Whey proteininin etkisini gösterdiği düşünülen birincil mekanizma, amino asit sisteinin güçlü bir hücre içi antioksidan olan glutatyona hücre içi dönüşümüdür (4). Whey proteini, her yaştan bireyin sağlığını iyileştirmesi ve sürdürmesi için mükemmel bir proteindir. Geleneksel olarak, Whey proteini yalnızca sporcular ve vücut geliştiriciler tarafından kas büyümesini teşvik etmek için kullanılırdı (5). Ek olarak, Whey proteini kas kütlesini artırır, metabolizmayı hızlandırır, kilo yönetimine yardımcı olur ve ayrıca genel sağlığa fayda sağlar (6). Vücuttaki hormonların konsantrasyonunu ve aktivitesini etkileyen bazı besin takviyeleri vardır, Nigella sativa'nın alkolik ekstresinin günlük oral uygulamasının erkek sıçanların doğurganlığında belirgin bir iyileşmeye yol açtığını, kontrol ile karşılaştırıldığında tedavi gruplarında testosteron ve luteinize edici hormonda önemli bir artış (P<0.01) ve folikül uyarıcı hormonda önemli bir azalma (P<0.01) gösterdiğini belirtmiştir (7). Proteinler vücutta çeşitli işlevleri olan, hormonları, enzimleri ve hücresel yapıları oluşturan biyolojik olarak aktif maddelerdir (8,9). Kas kütlesinin korunmasını sağlamak ve proteolizden kaçınmak için fiziksel egzersiz sırasında protein takviyesi kullanılması faydalı olabilir. Günlük protein gereksinimleri, yıkım ve sentez arasında pozitif bir denge sağlama yeteneği ile belirlenir (10,11) Uluslararası bir konsensusa göre, sağlıklı yetişkin nüfus için günlük referans protein alımı 0,8 g/kg vücut ağırlığıdır (12,13), fiziksel aktivite yapan kişilerin ihtiyaçları 1,2 ila 2 g/kg vücut ağırlığı arasında artabilir (14). Whey proteininin özellikle sporcular ve fiziksel aktivite uygulayıcıları tarafından protein alımını artırmak için bir strateji olarak en yaygın kullanılan protein takviyesi olduğu bilinmektedir (15,16,17). Bir bireyin tüketmesi gereken ideal WP dozu, hedeflerine, fiziksel aktivite düzeyine ve mevcut vücut yapısına göre değişmektedir (18,19). Bununla birlikte, bazı çalışmalar 20 ila 25 g/gün WP dozunun önerilen faydaları elde etmek için yeterli olduğunu, 40 g/gün üzerindeki dozların ise organizma üzerindeki olası olumsuz etkilerle ilişkili olduğunu göstermektedir (20) Hadeel K. Khaleel ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada Whey proteininin erkek albino sıçanlarda üreme hormonlarının biyokimyasal düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlanmıştır. Yetişkin erkek albino sıçanlar (n= 36) rastgele üç gruba ayrılmış ve (her grupta 12) Birinci ve ikinci gruplara sırasıyla (0.8 ve 1.6 g) Whey proteini ve kontrol grubu olarak üçüncü gruba 60 gün boyunca normal salin oral olarak verilmiştir. Uygulamadan sonra, vücut ağırlıkları kaydedilmiş, fizyolojik ve fertilite çalışmaları için kan ve seminal sıvı toplanmıştır. Sonuçlar, kontrol grubuna kıyasla tedavi edilen grubun ortalama vücut ağırlığında önemli bir artış (p<0.05) olduğunu göstermiştir. Hormon seviyeleri, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, tedavi edilen grupların testosteron konsantrasyonu ortalamasında önemli bir artış (p≤0.05), prolaktin konsantrasyonu ve lüteinizan hormon konsantrasyonu ortalamasında önemli bir düşüş (p≤0.05) olduğunu, ancak folikül uyarıcı hormon konsantrasyonu ortalamasında önemli bir değişiklik olmadığını (p≤0.05) göstermiştir. Sperm konsantrasyon oranı (X107) önemli ölçüde artmış (p≤ 0.05), ayrıca sperm özellikleri, spermlerin motilitesinin yüzde oranında önemli ölçüde arttığını (p≤ 0.05), ölü ve anormal spermlerin yüzde oranında önemli ölçüde azaldığını (p≤ 0.05) göstermiştir. Mevcut çalışma için doğurganlıkla ilgili olarak, kontrol ile karşılaştırıldığında tedavi edilen gruplardaki doğum sayısında önemli bir artış (p<0.05) olmadığı ortaya çıkmıştır (21). Bir prospektif gözlemsel çalışmada, 2014-2016 yılları arasında subfertilite nedeniyle başvuran 20 erkekten oluşan bir kohortu rapor edilmiştir. Çalışmaya dahil edilme kriterleri (i) kayıt sırasında sperm konsantrasyonu 15×106 ml'in altında olan infertil erkekler, (ii) düzenli olarak vücut geliştirme için diyet protein takviyesi kullanımı (yani, >3 ay boyunca haftada iki kereden fazla), (iii) sigara içmeyenler, (iv) haftada maksimum 14 birim alımın altında alkol alımı; (v) en az 6 ay boyunca potansiyel gonadotoksik etkisi olan ilaç kullanımının olmaması, (vi) klinik varikosel yokluğu şeklinde belirlenmiştir. Bu pilot çalışmada, protein takviyesinin sonlandırılmasıyla oligozoospermik erkeklerde artan sperm parametreleriyle ilişkili olduğu öne sürülmüştür. Çalışmanın sonuçlarına göre, protein takviyesi ile sperm kalitesi arasındaki olası negatif ilişkiyi rapor eden ilk çalışmadır (1) Matriks metalloproteinazlar (MMP'ler) hücre dışı matriksin fizyolojik farklılaşmasında işlev gören bir grup enzimdir. MMP'lerin memelilerde 24 yapısal ve işlevsel üyesi bulunmaktadır (22). MMP'ler I/R hasarı, enflamasyon, oksidatif hasar ve nitrozatif stres gibi birçok patolojik süreçle ilişkilidir (23). Özellikle MMP-2, MMP-3, MMP-9 ve MMP-13'ün inhibisyonunun kalp, beyin ve böbrek gibi dokularda I/R hasarını azalttığı bildirilmiştir (24,25,26) MMP'ler ve CoQ10 arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalarda, CoQ10 desteği alan kişilerde MMP-9 aktivitesinin azaldığı bildirilmiştir (27). Sitokinlerin inflamasyon ve oksidatif hasarda işlev gördüğü bilinmektedir. Tümör nekroz faktörü-alfa (TNF-α), interlökin 1-beta (IL-1β) ve interlökin-6 (IL-6) gibi pro-inflamatuar sitokinlerin I/R hasarında önemli bir işlev gördüğü tanımlanmıştır. Testis dokularında inflamasyon sonucu bu sitokinlerin konsantrasyonlarının arttığı da gösterilmiştir (28). Ancak CoQ10 takviyesinin testis dokusundaki bu pro-inflamatuar sitokinler üzerindeki etkileri belirsizdir. Ayrıca, reaktif oksijen türleri de I/R hasarında önemli bir işlev görmektedir. Reaktif oksijen türlerinin (ROS) neden olduğu oksidatif hasarı belirlemek için spesifik biyobelirteçler kullanılmaktadır. Bu biyobelirteçlerden biri lipid peroksidasyonunun son ürünü olan malondialdehit, diğeri ise oksidatif DNA hasarını tespit etmek için kullanılan lökosit 8-hidroksi-2-deoksiguanozindir (29). Kaspaz 3 ve kaspaz 8, ROS'un neden olduğu apoptozda önemli rollere sahiptir (30). Önceki çalışmalar CoQ10'un kaspaz aracılı hücre ölümü üzerinde koruyucu bir etkiye sahip olduğunu tanımlamıştır (31). Önceki çalışmalar testis dokusunda I/R hasarının TNF-α ve IL-1β gibi bazı pro-inflamatuar sitokinleri indüklediğini bildirmiştir (32). Hem TNF-α hem de IL-1'in sertoli ve seminifer peritübüler hücrelerde pro-inflamatuar aktiviteden sorumlu olduğu bildirilmiştir (33). Ayrıca, IL-1β ve IL-6 gibi bazı sitokinler sertoli ve spermatojenik hücre gelişimini düzenleyebilir. Bu bilgiler ışığında, testis dokusundaki sitokin seviyelerindeki değişiklikler hem enflamasyona hem de bozulmuş spermatogeneze neden olabilir (34,35). Ağustos 2016 ile Nisan 2017 arasındaki dönemde spor salonuna giden 40 yetişkin erkek, 12 hafta boyunca spor salonu antrenmanları sırasında Whey proteini takviyesi (Gold Standard 100% WheyTM, günde 15 gram) almıştır. Vücut kitle indeksi (VKİ), yağsız vücut kitlesi, semen analizi ve hormonal profil (FSH, LH, PRL, T ve östrojen) çalışmanın başında ve sonunda değerlendirilmiştir. Toplam 33 katılımcı çalışmayı tamamlamıştır. Ortalama BMI, ortalama yağsız vücut kütlesi ve ortalama progresif hareketli spermlerde önemli artışlar olmuştur. Semen hacmi, sperm sayısı ve hormonal seviyelerdeki değişikliklerin tümü anlamlı değildi. Çalışmanın sonuçları, düzenli olarak spor salonuna giden yetişkin erkek kişiler tarafından Whey proteini alımının (12 hafta boyunca günde 15 gram) doğurganlık parametreleri üzerinde herhangi bir olumsuz etkiye sahip olmadığını gösterdi. Üstelik bu uygulama, sperm hareketliliğini artırarak, yağ kütlesini azaltarak ve serum östrojen düzeylerini düşürerek doğurganlık kapasitelerini bile geliştirebilir. Bu sonuçları doğrulamak için daha büyük ve randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç olduğu kanaatine varılmıştır (36) Egzersizin, bağışıklık kapasitesini arttırmak için antioksidan kapasiteyi artırarak fiziksel yaşlanmayı önleyebileceği iyi bilinmektedir. Egzersizin hipotalamus hipofiz gonadal (HPG) ekseni üzerindeki etkisi egzersiz programının tipi, şiddeti ve süresi ile ilişkilidir. Orta şiddette egzersiz eğitimine ilişkin veriler tutarsız olmasına rağmen, genel olarak egzersiz eğitiminin testosteron salgılanması ve üreme fonksiyonu üzerinde iki yönlü bir etkisi vardır. Orta şiddette egzersiz eğitimi, orta yaşlı erkeklerde testosteron düzeylerini önemli ölçüde artırabilir ve koruyabilir, erektil disfonksiyonu iyileştirebilir ve erkeklerin sağlığını iyileştirebilir ; ancak yoğun egzersiz eğitiminin üreme fonksiyonu üzerinde olumsuz etkisi olabilir . 6 hafta boyunca ağırlık taşıyan egzersiz eğitiminin %5'inin egzersiz-hipogonadal erkek durumunun (EHMC) ortaya çıkmasına yol açabileceği ve yalnızca orta düzeyde yük egzersizinin obezitenin neden olduğu testiküler oksidatif stresi ve inflamatuar yanıtları etkili bir şekilde hafifletebileceği bildirildi. ve testosteron sentazlarının mRNA ve protein ekspresyonundaki, serum testosteron düzeyindeki ve sperm kalitesindeki azalmayı tersine çevirirken yüksek yük egzersizi bunu tersine çevirmiştir. Ayrıca egzersiz eğitimi inflamasyonu azaltabilir ve antioksidan kapasiteyi arttırabilir ve yaşam tarzı, beslenme durumu, yaşlanma ve diğer faktörlerin neden olduğu testis fonksiyon hasarını bir dereceye kadar önleyebilir (37). Egzersiz, özellikle obez hayvanlarda spermin morfolojisini, hareketliliğini ve fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olabilir (38). Düzenli, güçlendirici olmayan egzersizin hormon dengesi üzerinde faydalı etkileri olduğu yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır (38)Düzenli fiziksel egzersiz ile kilo kaybı gerçekleşmese bile egzersiz sonucunda toplam ve iç organ yağları azalır, bu da obezitenin sağlık parametreleri üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletir (39). Çok sayıda deneysel araştırma, gıda tüketiminin ve/veya fiziksel aktivitenin, obez erkeklerde hareketlilik, morfoloji ve DNA hasarı ve mitokondriyal ROS gibi biyokimyasal özellikler de dahil olmak üzere sperm özelliklerini değiştirebileceğini göstermiştir (40). Obez erkeklerde diyet ve/veya egzersizin sperm kalitesini arttırdığı, döllenmeyi arttırdığı ve sperm DNA hasarını ve mitokondriyal ROS düzeylerini önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir (38). Yapılan bir çalışmada yüksek yağlı diyet (HFD) nedeniyle obez hale gelen sıçanlarda egzersizin hormon düzeyleri, kan-testis bariyeri ve inflamatuar ve oksidatif biyobelirteçler üzerindeki etkilerini inceleyen bir çalışmada, egzersizin hormonal ve oksidan/antioksidan dengeleri ve testis fonksiyonunu düzenleyerek, inflamasyonu ve apoptozu inhibe ederek ve ayrıca kan-testis bariyerini koruyarak testis sitotoksisitesini koruduğu sonucuna varılmıştır (41). Başka bir çalışmada Aerobik egzersiz (AE) eğitimi ve/veya istiridye peptidi (OP) takviyesinin geç başlangıçlı hipogonadizm (LOH) oluşumuna etkisi araştırılmıştır. AE eğitimi ve/veya OP takviyesi, erkek SD sıçanlarında Cytoxan (CTX) kaynaklı LOH oluşumu sırasında art arda 6 hafta boyunca verilmiştir. Sonuçlar, AE eğitiminin serum FT içeriğini, sperm canlılığını, yakalama sürelerini ve çiftleşme sürelerini önemli ölçüde artırabildiğini ve yakalama gecikmesini ve çiftleşme gecikmesini önemli ölçüde kısaltabildiğini gösterdi (37) Whey proteinlerinin karaciğer ve böbrek üzerine etkileri çalışmalarda kanıtlanmıştır fakat infertilite üzerine etkisi net değildir ve birkaç çalışma ile sınırlıdır. Bizim bu çalışmadaki amacımız egzersizle birlikte kullanılan protein takviyesi olan whey protein suplementlerinin sperm parametrelerine, testis dokusuna olan etkisini incelemek ve fertilite değerlendirmesini yapmaktır.
Benzer Tezler
- Aksiyel spondiloartritli erkek hastalarda aerobik egzersiz ile kombine edilen inspiratuvar kas eğitiminin hastalık aktivitesi, solunum fonksiyonları, diyafram kalınlığı, fonksiyonel egzersiz kapasitesi, uyku kalitesi, gündüz uykululuk düzeyleri ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
The effect of inspiratory muscle training combined with aerobic exercise on disease activity, respiratory functions, diaphragm thickness, functional exercise capacity, sleep quality, daytime sleepiness levels and quality of life in male patients with axial spondyloarthritis
MERTCAN AY
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Fiziksel Tıp ve RehabilitasyonSağlık Bilimleri ÜniversitesiFizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İLKNUR AYKURT KARLIBEL
- Dislipidemi tanılı bireylerde aerobik egzersizle kombine edilen kalistenik egzersiz eğitiminin egzersiz toleransı, fiziksel uygunluk ve plazma lipid profili üzerine etkisinin incelenmesi
Investigation of the effect of calisthenic exercise training combined with aerobic exercise on exercise tolerance, physical fitness and plasma lipid profile in patients with dyslipidemia.
FURKAN ÖZDEMİR
Doktora
Türkçe
2025
İç HastalıklarıHacettepe ÜniversitesiKalp ve Akciğer Rehabilitasyonu Ana Bilim Dalı
PROF. DR. NACİYE VARDAR YAĞLI
- Kan Akışı Kısıtlama Yöntemi ile kombine edilen düşük yoğunluklu bisiklet egzersizinin maksVO2 kas kuvveti ve kas kalınlığına etkisi
The effect of Blood Flow Restriction Method combined with low-intensity cycling exercises on VO2max muscle strength and muscle thickness
GÖNÜL YAVUZ
Doktora
Türkçe
2024
SporNiğde Ömer Halisdemir ÜniversitesiBeden Eğitimi ve Spor Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ZAİT BURAK AKTUĞ
- Hipertansif bireylerde aerobik egzersiz eğitimi ile mat pilates egzersizlerinin kan basıncı, fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of the effects of aerobic exercise training and mat pilates exercises on blood pressure, functional capacity and quality of life in hypertensive individuals
ÇAĞLA YILMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2025
Fizyoterapi ve RehabilitasyonBezm-İ Alem Vakıf ÜniversitesiFizyoterapi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ALİS KOSTANOĞLU
- Romatoid artritli hastalarda klinik pilates egzersizleri, aerobik egzersizler ve klinik pilates ile aerobik egzersiz uygulamalarının etkinliğinin karşılaştırılması
Comparison of the effectiveness of clinical pilates exercises, aerobic exercises and clinical pilates with aerobic exercise in patients with rheumatoid arthritis
SONGÜL BAĞLAN YENTÜR
Doktora
Türkçe
2020
Fizyoterapi ve RehabilitasyonGazi ÜniversitesiFizyoterapi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. DERAN OSKAY