ST elevasyonlu miyokard enfarktüsünde farklı koroner anjiyografı stratejilerinin prosedürel özellikler, hastane içi sonuçlar ve uzun dönem klinik sonlanımlar üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of the effects of different coronary angiography strategies on procedural characteristics, in-hospital outcomes, and long-term clinical endpoints in ST-elevation myocardial infarction
- Tez No: 990729
- Danışmanlar: DOÇ. DR. FUAT POLAT
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Kardiyoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, ST segment elevasyonlu miyokard infarktüsü (STEMI) nedeniyle primer perkütan koroner girişim (pPCI) uygulanan hastalarda, üç farklı koroner anjiyografi stratejisinin uzun dönem klinik sonuçlar üzerine etkilerini karşılaştırmaktır. Birincil amaç olarak üç farklı anjiyografi yaklaşımının (kontralateral diagnostik→kılavuz, tüm damarlar diagnostik→kılavuz, ve doğrudan kılavuz→diagnostik) total mortalite üzerine etkilerini ve mortaliteyi belirleyen bağımsız prediktörleri ortaya koymak hedeflenmiştir. İkincil amaçlar ise prosedürel özellikler, iskemik sonlanımlar (TLR, TLMI, MI), kardiyak mortalite, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu değişimi ve hastane içi komplikasyonların değerlendirilmesini içermektedir. Yöntem: Bu retrospektif, tek merkezli kohort çalışmasında STEMI tanısıyla pPCI uygulanan 1,242 hasta değerlendirilmiştir. Hastalar üç gruba ayrılmıştır: Kontralateral Diagnostik→Kılavuz grubu (ContraD-LG, n=495), karşı koroner arterin önce diagnostik değerlendirildiği yaklaşım; Tüm Damarlar Diagnostik→Kılavuz grubu (AllD-LG, n=304), tüm koroner arterlerin diagnostik değerlendirme sonrası girişim yapıldığı yaklaşım; ve Doğrudan Kılavuz→Diagnostik grubu (FG-LD, n=443), doğrudan kılavuz kateter ile girişim yapılan yaklaşım. Ortalama takip süresi 28.8 ay olarak gerçekleştirilmiştir. Primer sonlanım noktaları total ve kardiyak mortalite, sekonder sonlanımlar ise TLR, TLMI ve MI olarak belirlenmiştir. İstatistiksel analizler lojistik regresyon, Cox regresyon ve Kaplan-Meier sağkalım analizi ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 57.8±9.7 yıl olup, %75.4'ü erkektir. Gruplar arası önemli bazal farklılıklar saptanmıştır: FG-LD grubunda daha fazla kadın hasta (%36.1 vs. %20.0 ve %15.5, p<0.001), daha yüksek komorbidite yükü (önceki kalp yetmezliği %16.9, kronik böbrek hastalığı %23.9, p<0.001) ve daha düşük başlangıç LVEF (%40.9) bulunmuştur. ContraD-LG grubunda çok damar hastalığı oranı en yüksektir (%49.5, p<0.001). Prosedürel özelliklerde, FG-LD grubu en kısa total prosedür süresine sahiptir (35.0±11.0 dk vs. 38.6±12.9 ve 40.6±14.4 dk). Revaskülarizasyon stratejileri belirgin farklılık göstermiş, AllD-LG grubunda daha yüksek total revaskülarizasyon oranı saptanmıştır (%68.4 vs. %51.8 ve %61.2, p<0.001). Sol ventrikül fonksiyonlarında en fazla iyileşme AllD-LG grubunda gözlenmiştir (LVEF artışı +5.31% vs. +4.65% ve +4.01%). Primer sonlanım olan total mortalite AllD-LG grubunda en düşük bulunmuştur (%2.0 vs. %3.8 ve %6.7, p=0.003). Kardiyak mortalite de benzer patern göstermiştir (%1.6 vs. %3.2 ve %6.1, p=0.009). Kaplan-Meier analizi bu bulguları desteklemiştir (Log-Rank p=0.007 ve p=0.009). İskemik sonlanımlar (TLR, TLMI, MI) açısından gruplar arası istatistiksel anlamlı fark saptanmamıştır. Lojistik regresyon analizinde (R²=0.402, p<0.001), en güçlü risk faktörleri kardiyojenik şok (OR: 5.314, p<0.001), üç damar hastalığı (OR: 3.393, p=0.022) ve iki damar hastalığı (OR: 2.482, p=0.039) olarak belirlenmiştir. En güçlü koruyucu faktörler ise ACEi/ARB kullanımı (OR: 0.167, p=0.004, %83 risk azalması), taburculuk öncesi LVEF (OR: 0.887, p=0.004) ve MRA kullanımı (OR: 0.337, p=0.030) olarak saptanmıştır. Cox regresyon analizlerinde, total mortalite için kardiyojenik şok (HR: 4.500, p<0.001) ve önceki kalp yetmezliği (HR: 4.253, p=0.027) en güçlü prediktörler olarak bulunmuştur. Başarısız PCI tüm iskemik sonlanımlar için en güçlü risk faktörü olarak belirlenmiştir (TLR için HR: 20.592, TLMI için HR: 37.103, MI için HR: 13.109, tümü p<0.001). Sonuç: Bu 1,242 hastalık geniş kohort çalışması, STEMI hastalarında farklı koroner anjiyografi stratejilerinin uzun dönem klinik sonuçlar üzerinde önemli etkileri olduğunu göstermiştir. Tüm damarlar diagnostik yaklaşımı (AllD-LG) en düşük mortalite oranları ile ilişkili bulunmuş (%2.0 total, %1.6 kardiyak) ve bu grup %68.4 complete revaskülarizasyon oranı ile karakterizedir. Önce kılavuz yaklaşımı (FG-LD) en kısa prosedür süresini sağlamıştır. Kontralateral diagnostik yaklaşımı (ContraD-LG) ise en yüksek mortalite ile ilişkili bulunmuştur (%6.7 total, %6.1 kardiyak). Mortaliteyi belirleyen en güçlü faktörler kardiyojenik şok (5.3 kat artış), çok damar hastalığı (2.5-3.4 kat artış) ve önceki kalp yetmezliği (4.3 kat artış) olarak saptanırken; ACEi/ARB kullanımı (%83 risk azalması), yüksek LVEF ve MRA kullanımı (%66 risk azalması) en güçlü koruyucu faktörler olarak belirlenmiştir. Başarılı PCI'nin kritik önemi vurgulanmış, başarısız PCI tüm iskemik sonlanımlar için en güçlü risk faktörü bulunmuştur. Klinik uygulamaya yönelik öneriler, strateji seçiminde bireyselleştirilmiş yaklaşımın önemini vurgulamaktadır. AllD-LG yaklaşımı stabil hastalarda, çok damar hastalığı şüphesi yüksek olanlarda ve complete revaskülarizasyon planlandığında tercih edilmelidir. FG-LD yaklaşımı kardiyojenik şok, ciddi böbrek yetmezliği ve zaman kritik durumlarda öncelikli olmalıdır. ContraD-LG yaklaşımının kullanımı sınırlandırılmalıdır. Complete revaskülarizasyon çok damar hastalığında hedeflenmeli ve optimal medikal tedavi (özellikle ACEi/ARB ve MRA) tüm hastalarda uygulanmalıdır.
Özet (Çeviri)
Objective: The primary aim of this study was to compare the effects of three different coronary angiography strategies on long-term clinical outcomes in patients undergoing primary percutaneous coronary intervention (pPCI) for ST-segment elevation myocardial infarction (STEMI). The primary objective was to evaluate the impact of three different angiographic approaches (contralateral diagnostic→guide, all-vessel diagnostic→guide, and direct guide→diagnostic) on total mortality and to identify independent predictors of mortality. Secondary objectives included the assessment of procedural characteristics, ischemic endpoints (TLR, TLMI, MI), cardiac mortality, changes in left ventricular ejection fraction, and in-hospital complications. Methods: This retrospective, single-center cohort study evaluated 1,242 patients who underwent pPCI for STEMI. Patients were divided into three groups: Contralateral Diagnostic→Guide group (ContraD-LG, n=495), in which the contralateral coronary artery was first evaluated with diagnostic catheter; All-Vessel Diagnostic→Guide group (AllD-LG, n=304), in which all coronary arteries were diagnostically evaluated before intervention; and Direct Guide→Diagnostic group (FG-LD, n=443), in which direct guiding catheter intervention was performed. Mean follow-up duration was 28.8 months. Primary endpoints were total and cardiac mortality, while secondary endpoints included TLR, TLMI, and MI. Statistical analyses were performed using logistic regression, Cox regression, and Kaplan-Meier survival analysis. Results: Mean patient age was 57.8±9.7 years, and 75.4% were male. Significant baseline differences were observed between groups: the FG-LD group had more female patients (36.1% vs. 20.0% and 15.5%, p<0.001), higher comorbidity burden (prior heart failure 16.9%, chronic kidney disease 23.9%, p<0.001), and lower baseline LVEF (40.9%). The ContraD-LG group had the highest rate of multivessel disease (69.5%, p<0.001). Regarding procedural characteristics, the FG-LD group had the shortest total procedure time (35.0±11.0 min vs. 38.6±12.9 and 40.6±14.4 min). Revascularization strategies differed significantly, (68.4% vs. 61.8% and 54.0%, p<0.001). The greatest improvement in left ventricular function was observed in the AllD-LG group (LVEF increase +5.31% vs. +4.65% and +4.01%). The primary endpoint of total mortality was lowest in the AllD-LG group (2.0% vs. 3.8% and 6.7%, p=0.003). Cardiac mortality showed a similar pattern (1.6% vs. 3.2% and 6.1%, p=0.009). Kaplan-Meier analysis confirmed these findings (Log-Rank p=0.007 and p=0.009). In logistic regression analysis (R²=0.402, p<0.001), the strongest risk factors were cardiogenic shock (OR: 5.314, p<0.001), three-vessel disease (OR: 3.393, p=0.022), and two-vessel disease (OR: 2.482, p=0.039). The strongest protective factors were ACEi/ARB use (OR: 0.167, p=0.004, 83% risk reduction), discharge LVEF (OR: 0.887, p=0.004), and MRA use (OR: 0.337, p=0.030). In Cox regression analyses, cardiogenic shock (HR: 4.500, p<0.001) and prior heart failure (HR: 4.253, p=0.027) were the strongest predictors of total mortality. Failed PCI was identified as the strongest risk factor for all ischemic endpoints (HR: 20.592 for TLR, HR: 37.103 for TLMI, HR: 13.109 for MI, all p<0.001). Conclusion: This large cohort study of 1,242 patients demonstrated that different coronary angiography strategies have significant effects on long-term clinical outcomes in STEMI patients. The all-vessel diagnostic approach (AllD-LG) was associated with the lowest mortality rates (2.0% total, 1.6% cardiac) and characterized by a 68.4% complete revascularization rate. The direct guide approach (FG-LD) provided the shortest procedure time. The contralateral diagnostic approach (ContraD-LG) was associated with the highest mortality (6.7% total, 6.1% cardiac). The strongest determinants of mortality were cardiogenic shock (5.3-fold increase), multivessel disease (2.5-3.4-fold increase), and prior heart failure (4.3-fold increase), while ACEi/ARB use (83% risk reduction), high LVEF, and MRA use (66% risk reduction) were the strongest protective factors. The critical importance of successful PCI was emphasized, as failed PCI was the strongest risk factor for all ischemic endpoints. Clinical recommendations emphasize the importance of individualized approach in strategy selection. The AllD-LG approach should be preferred in stable patients, those with high suspicion of multivessel disease, and when complete revascularization is planned. The FG-LD approach should be prioritized in cardiogenic shock, severe renal failure, and time-critical situations. Use of the ContraD-LG approach should be limited. Complete revascularization should be targeted in multivessel disease, and optimal medical therapy (particularly ACEi/ARB and MRA) should be implemented in all patients.
Benzer Tezler
- ST elevasyonlu miyokard enfarktüsünde TIMI kare sayısı ile TP-E ve TP-E/QT değişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Investigation of the relationship between TIMI frame count and TP-E and TP-E / QT change in ST-elevation myocard infarctus
MURAT ERDEM ALP
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
KardiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUSTAFA FERİDUN KOŞAR
- Ekg'de frontal QRS-T açısının akut koroner sendromlarda grace ve tımı skorlamaları ile karşılaştırılması
Comparison of the frontal QRS-T angle on ecg with grace and timi scores in acute coronary syndromes
HAKAN İYİSARAÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Acil Tıpİzmir Katip Çelebi ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. UMUT PAYZA
- Akut st elevasyonlu miyokard infarktüsünde başvuru EKG`sindeki terminal QRS distorsiyonunun hastane içi ve uzun dönem mortalite üzerine etkisi
Long – term prognostic significance of the distortion of terminal QRS complex on admission ECG in stemi and correlation with grace score
AHMET YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
KardiyolojiSelçuk ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. KENAN DEMİR
- ST yüksekliği ile seyreden akut mikokard infarktüsünde plazma miyeloperoksidaz enzim düzeyleri ile erken prognoz ilişkisi
Relation aetween early prognosis and plasma myeloperoxidase enzyme levels in acute Mİ patients with ST elevation
MEHMET GÜNGÖR KAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2004
KardiyolojiGazi ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF.DR. MEHMET RIDVAN YALÇIN
- Miyokard infarktüsünde akut faz reaktanı olarak serum pentraksin-3 düzeylerinin değerlendirilmesi
The evaluation of serum pentraxin-3 levels as an acute phase reactant in myocardial infarction
NİLAY GÜNAŞTI
Yüksek Lisans
Türkçe
2017
BiyokimyaMersin ÜniversitesiTıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı
PROF. DR. LÜLÜFER TAMER