Amfizem ve havayolu baskın kronik obstrüktif akciğer hastalığı subtiplerinde serum ghrelin düzeyleri ve interlökin-6, yüksek sensitif C-reaktif protein, tümör nekrozis faktör-alfa inflamatuar markerlarının değerlendirilmesi
Evaluation of serum ghrelin levels and inflammatory markers including interleukin-6, high-sensitivity C-reactive protein and tumor necrosis factor-alpha in emphysema-predominant and airway-predominant chronic obstructive pulmonary disease subtypes
- Tez No: 999403
- Danışmanlar: DOÇ. DR. EBRU ŞENGÜL PARLAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, ghrelin, interlökin-6, tümör nekrozis faktörü-alfa, yüksek sensitif C-reaktif protein, sistemik inflamasyon, Chronic obstructive pulmonary disease, ghrelin, interleukin-6, tumor necrosis factor-alpha, high sensitive C-reactive protein, systemic inflammation
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tüm dünyada önemli bir morbidite ve mortalite sebebi olan, persistan havayolu kısıtlılığı ile karakterize heterojen bir akciğer hastalığıdır. Bu çalışmada, KOAH'ın heterojen yapısını yansıtan, amfizem baskın ve havayolu baskın fenotiplerinde serum ghrelin düzeyleri ile interlökin-6 (IL-6), tümör nekrozis faktörü-alfa (TNF-α) ve yüksek sensitif C-reaktif protein (hsCRP) gibi majör sistemik inflamatuar belirteçlerin karşılaştırılması ve fenotipler arasındaki ilişkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma prospektif ve kesitsel olarak tasarlandı. Çalışmaya Eylül 2024 – Kasım 2025 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'ne başvuran, Global Initiative for Chronic Obstructive Lung Disease (GOLD) 2024 spirometri kriterlerine göre KOAH tanısı konulan toplam 58 hasta (30 amfizem baskın, 28 havayolu baskın) ile, toraks bilgisayarlı tomografi (BT)'si normal olan ve serum ghrelin düzeyini etkileyen kronik hastalık ya da KOAH tanısı bulunmayan 30 gönüllü kontrol grubu dahil edildi. Tüm olguların demografik verileri, komorbid durumları, beden kitle indeksi değerleri, solunum fonksiyon testleri, gerekli olduğunda karbonmonoksit diffüzyon tesi (DLCO) ölçümleri, laboratuvar sonuçları ve toraks BT bulguları kaydedildi. Fenotipleme, toraks görüntülerinin değerlendirilmesiyle amfizem baskın ve havayolu baskın olarak yapıldı. Ghrelin, IL-6, TNF-α ve hsCRP serum düzeyleri her üç grupta değerlendirildi ve amfizem baskın ve havayolu baskın KOAH fenotipleri ile ilişkileri incelendi. Bulgular: Çalışmaya amfizem baskın grubunda yaş ortalaması 64,60±7,55 olan 30 hasta, havayolu baskın grubunda yaş ortalaması 65,54±7,32 olan 28 hasta ve, kontrol grubunda yaş ortalaması 59,30±9,49 olan 30 hasta dahil edildi. Gruplara göre bireylerin yaşları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edildi (F=4,966, p=0,009). Kontrol grubunda yer alan gönüllülerin KOAH hasta fenotiplerine göre yaklaşık ortalama beş yaş daha genç olduğu görüldü. Cinsiyet dağılımında KOAH gruplarında erkek predominansı izlendi (p<0,001). Amfizem baskın grubunda yer alanların %96,7'si (n=29), havayolu baskın grubunda yer alanların %75,0'i (n=21), kontrol grubundaki bireylerin %50,0'si (n=15) erkek cinsiyete sahipti. Serum ghrelin düzeyleri amfizem baskın, havayolu baskın ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık göstermedi (p>0,05). Buna karşın IL-6, hsCRP, amfizem baskın fenotipte kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek iken (sırasıyla; p=0,029; p=0,02); kontrol grubunda bu inflamatuar parametrelerin en düşük düzeylerde seyrettiği görüldü. TNF-α düzeyleri kontrol grubunda amfizem (p=0,002) ve havayolu (p=0,001) baskın gruba göre daha yüksek saptandı. Spirometrik parametreler (FEV1, FVC, FEV1/FVC) açısından amfizem ve havayolu baskın gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Buna karşın DLCO corr (hemoglobine göre düzeltilmiş), DLCO/VA (alveoler volüm) ve total akciğer kapasitesi değerleri havayolu baskın fenotipte amfizem baskın fenotipe göre daha yüksek bulundu (sırasıyla; p=0,001; p=0,006, p=0,027). FEV1 evrelerine göre yapılan alt grup analizlerinde ghrelin düzeyleri arasında anlamlı istatistiksel farklılık gösterilmedi (p<0,005). Sonuç: Bu çalışma, KOAH'ın toraks BT ile tanımlanmış amfizem baskın ve havayolu baskın fenotiplerinde serum ghrelin düzeyi ve inflamatuar belirteçlerin birlikte değerlendirildiği bildiğimiz kadarı ile literatürdeki ilk çalışmadır. Bulgular, ghrelin düzeylerinin KOAH fenotipleri ve kontrol grubu arasında anlamlı farklılık göstermediğini ve ghrelinin fenotip belirtecinden çok beslenme durumu, enerji dengesi ve kaşeksi ile ilişkili bir nöroendokrin parametre olabileceğini düşündürmektedir. Amfizem baskın fenotipte IL-6 ve hsCRP düzeylerinin daha yüksek olması bu fenotipte daha yoğun sistemik inflamasyon olup yüksek riskli bir klinik profil olabileceğini göstermektedir. Buna karşılık, beklenenin aksine TNF-α düzeylerinin kontrol grubunda daha yüksek saptanması, TNF-α'nın KOAH'ta tek başına güvenilir ve fenotipe özgü bir sistemik inflamasyon belirteci olmayabileceğini ve kullanılan tedaviler, biyolojik varyasyon ve eşlik eden durumlar gibi faktörlerden güçlü şekilde etkilenebileceğini düşündürmüştür. Sonuç olarak elde edilen veriler, KOAH'ın fenotipik heterojenliğinin yalnızca solunumsal parametreler değil sistemik inflamasyon üzerinden de belirgin olduğunu; buna karşın ghrelin düzeylerinin fenotipler ve hasta–kontrol grupları arasında anlamlı fark göstermemesinin, ghrelinin KOAH fenotiplemesi açısından belirleyici bir biyobelirteç olmayabileceğini, daha çok beslenme durumu ve vücut kompozisyonuyla ilişkili bir parametre olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündürmektedir.
Özet (Çeviri)
Objective: Chronic obstructive pulmonary disease (COPD) is a heterogeneous lung disease characterized by persistent airflow limitation and remains an important cause of morbidity and mortality worldwide. This study aimed to compare serum ghrelin levels and major systemic inflammatory markers including interleukin-6 (IL-6), tumor necrosis factor-alpha (TNF-α), and high sensitive C-reactive protein (hsCRP) between emphysema-predominant and airway-predominant COPD phenotypes, and to evaluate their interrelationships among these phenotypes. Materials and Methods: This prospective cross-sectional study included 58 patients (30 with emphysema-predominant and 28 with airway-predominant COPD) diagnosed with COPD according to the GOLD 2024 spirometric criteria and admitted to the Pulmonology Clinic of Ankara Bilkent City Hospital between September 2024 and November 2025, 30 healthy volunteers with normal thoracic computed tomography (CT) results, without COPD diagnosis, and without a history of chronic diseases affecting serum ghrelin levels were included in the study as the control group. Demographic characteristics, comorbidities, body mass index values, pulmonary function tests, diffusing capacity for carbon monoxide (DLCO) when indicated, laboratory parameters, and thoracic CT findings were recorded. Phenotyping was performed based on thoracic CT evaluation. Serum ghrelin, IL-6, TNF-α, and hsCRP levels were measured in all three groups and their associations with COPD phenotypes were analyzed. Results: The study included 30 patients in the emphysema-predominant group (mean age 64.60 ± 7.55 years), 28 patients in the airway-predominant group (mean age 65.54 ± 7.32 years), and 30 individuals in the control group (mean age 59.30 ± 9.49 years). Age differed significantly between the groups (F=4.966, p=0.009), with control subjects being approximately five years younger than COPD patients. Male predominance was observed in COPD groups (p<0.001). Serum ghrelin levels did not differ significantly between emphysema-predominant, airway-predominant, and control groups (p>0.05). IL-6 and hsCRP levels were significantly higher in the emphysema-predominant group compared with controls (p=0.029 and p=0.02, respectively), whereas the lowest inflammatory marker levels were observed in the control group. TNF-α levels were significantly higher in the control group compared with both emphysema-predominant (p=0.002) and airway-predominant (p=0.001) COPD groups. No significant differences were detected between COPD phenotypes regarding spirometric indices (FEV1, FVC, FEV1/FVC). However, hemoglobin-corrected DLCO (DLCOcorr), DLCO/VA (alveolar volume–adjusted diffusion capacity), and total lung capacity values were higher in the airway-predominant group compared with the emphysema-predominant group (p=0.001, p=0.006, and p=0.027, respectively). Ghrelin levels did not differ significantly across FEV1 severity stages (p>0.05). Conclusion: This study is one of the few to concurrently evaluate serum ghrelin levels and systemic inflammatory markers in CT-defined emphysema-predominant and airway-predominant COPD phenotypes. The findings indicate that ghrelin levels do not significantly differ between COPD phenotypes or compared with controls, suggesting that ghrelin may not serve as a phenotype-specific biomarker in COPD but may instead be more closely related to nutritional status, energy balance, and cachexia. Higher IL-6 and hsCRP levels in the emphysema-predominant phenotype may reflect a more pronounced systemic inflammatory burden and potentially higher-risk clinical profile in this group. Conversely, unexpectedly higher TNF-α levels in the control group suggest that TNF-α may not be a reliable or phenotype-specific systemic inflammatory biomarker in COPD and may be influenced by therapeutic interventions, biological variability, and comorbid conditions. Overall, these results support that phenotypic heterogeneity in COPD extends beyond respiratory parameters to systemic inflammatory responses, while the lack of association of ghrelin with disease phenotype suggests its limited utility as a COPD phenotyping biomarker.
Benzer Tezler
- Kronik obstrüktif akciğer hastalığında alfa-1 antitripsin eksikliğinin klinik ve radyolojik bulgular üzerine etkisi
The effect of alpha-1 antitrypsin deficiency on clinical and radiological findings in chronic obstructive pulmonary disease
EMRE ALTIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. EMİNE ARGÜDER
- Akciğer kanserli olgularda KOAH (amfizem baskın) birlikteliğinin araştırılması, aynı hastalık iki farklı fenotip
Investigation of the association of COPD(emphysema predominant) in lung cancer cases, two different phenotypes of the same disease
ALPEREN KOÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Göğüs HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. YAKUP ARSLAN
- KOAH'lı olgularda atak ve stabil dönemlerdeki kognitif (bilişsel) fonksiyonların p300 ile değerlendirilmesi
Evaluation of cognitive functions with p300 test in attack and stabile copd cases
EDA ÖZEL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Göğüs HastalıklarıFırat ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
Y.DOÇ.DR. GAMZE KIRKIL
- Konjenital Akciğer Malformasyonu olan hastaların retrospektif değerlendirilmesi
Retrospective evaluation of patients with Congenital Lung Malformations
ESMIRA KAZIMLI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıErciyes ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET KÖSE
- Amfizematöz ve amfizematöz olmayan KOAH hastaları ile kontrol grubu arasında tümör nekroz faktör süper ailesi 14 ve matriks metalloproteinaz 9 seviyelerinin ilişkisinin incelenmesi
Amfizematöz ve amfizematöz olmayan koah hastalari ile kontrol grubu arasinda tümör nekroz faktör süper ailesi 14 ve matriks metalloproteinaz 9 seviyelerinin ilişkisinin incelenmesi
SİNEM SUPHAN ÇÖLKESEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Göğüs HastalıklarıSelçuk ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. BURCU YORMAZ