Yoğun bakım yatış anında bası yarası mevcut olan yetişkin hastalarda bası yarası varlığı ve derecesinin yoğun bakım sonuçlarına etkisinin değerlendirilmesi
Evaluation of the presence and severity of pressure ulcers at ICU admission and their impact on intensive care outcomes in adult patients
- Tez No: 939297
- Danışmanlar: DOÇ. DR. KAMİL İNCİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Gazi Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bası yarası, basınç sonucunda deri veya subkutan dokuda meydana gelen lokal hasar olarak tanımlanır ve genellikle kemik çıkıntısı olan bölgelerde meydana gelir. Ayrıca tıbbi cihazlar veya diğer nesnelere bağlı olarak da bası yarası oluşabilir. Bası yarası, hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve sağlık sistemine ciddi mali yük getiren önemli bir sağlık sorunudur. Yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) takip edilen hastalarda bası yarasının görülme sıklığı oldukça yüksek olmasına rağmen, bu hastalarda bası yarası varlığının prognostik bir faktör olarak değerlendirilmesiyle ilgili çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmada, YBÜ'ne yatışı sırasında bası yarası varlığının yoğun bakım sonuçlarına etkisini değerlendirmeyi ve YBÜ takibinde bası yarası gelişimi ile ilgili olan faktörleri incelemeyi amaçladık. Bu amaçla çalışmada 01.01.2020 ile 01.01.2023 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 3. basamak erişkin İç Hastalıkları Yoğun Bakım ünitesine yatışı yapılan 613 hastanın verileri değerlendirildi. Yoğun bakım ünitesine yatışı sırasında bası yarası varlığı, derecesi ve lokalizasyonu kaydedildi. Hastaların demografik özellikleri, altta yatan hastalıkları, YBÜ öncesi servisleri, yatış nedenleri, skorlama sistemlerinden aldıkları puanlar, yatış süresince gerçekleştirilen girişimsel uygulamalar ve gelişen komplikasyonlar, laboratuvar sonuçları ile YBÜ mortalitesi ve YBÜ takibinde bası yarası gelişimi durumu arasında ilişki olup olmadığı değerlendirildi. YBÜ yatışında bası yarası varlığı, YBÜ takibinde bası yarasında ilerleme görülmesi ve YBÜ mortalitesine göre tümü için ayrı ayrı ikiye ayrılan hastalarda sonuç değişkeni ile bu durumların varlığı yada yokluğu arasındaki ilişki, verilerin dağılımına göre Mann-Whitney U veya Student t testi ile analiz edildi. Mortaliteye etki eden risk faktörlerini belirlemek için tek değişkenli analizler, mortaliteye etki eden bağımsız risk faktörlerini belirlemek için ise çok değişkenli analizler uygulandı. İstatistiksel analizlerde p<0,05 olması anlamlı kabul edildi. Çalışmamıza dahil edilen 613 hastadan 304'ünde (%49,6) YBÜ'ne yatışı sırasında bası yarası mevcuttu. YBÜ yatışı sırasında bası yarası olan grupta YBÜ mortalitesi olmayan gruba göre daha yüksek saptandı [(%57 vs %38; p<0,001)]. Ayrıca YBÜ takibinde bası yarasında ilerleme görülen hastalarda da bası yarasında ilerleme görülmeyen hastalarla karşılaştırıldığında YBÜ mortalitesi daha yüksekti [(%42,3 vs %61,4; p<0,001)]. Yoğun bakım ünitesine yatışı sırasında bası yarası olan hastaların, bası yarası olmayan hastalara göre daha ileri yaşta [(68 [57-77] vs 73 [62-82]; p<0,001)], daha ağır kritik hastalığa sahip APACHE-2 Skoru [(19,98 ± 9,33 vs 22,76 ± 7,88; p<0,001)], komorbidite olarak SVO oranı daha fazla [(%44 vs %81); p<0,001)] ve daha sıklıkla terminal dönem hastalığa sahip olduğu görüldü [(%14,8 vs %23,3); <0,001)]. YBÜ yatışı sırasında bası yarası olan grupta mortaliteye ek olarak girişimsel işlemler, organ destek tedavilerine ihtiyaç, ve YBÜ takibinde şok [(%69 vs %44; p<0,001)], nozokomiyal enfeksiyon [(%55,2 vs %36,5; p<0,001)], başarısız weaning [(%10 vs %5); p=0,01)] gelişimi gibi önemli YBÜ ilişkili komplikasyonlar daha sık saptandı. Yapılan çok değişkenli analizlere göre; APACHE-2 skoru [(OR [95%CI]: 1,23 (1,01-1,58); p =0,04)], SAPS-2 skoru [(OR [95%CI]: 1,15 (1,02-1,29); p =0,02)], GKS [(OR [95%CI]: 2,02 (1,14-3,59); p=0,002)], terminal hastalık [(OR [95%CI]: 11,3 (3,9-22,2); p<0,001)], İMV [(OR [95%CI]: 2,86 ( 1,45- 4,36); p<0,001)] mortalite için bağımsız risk faktörleri olarak saptandı. Bu sonuçlar YBÜ yatışında bası yarası varlığının ve YBÜ takibinde bası yarasında ilerleme görülmesinin YBÜ sonuçlarına olumsuz etkileri olduğunu göstermektedir. Ancak bu sonuçlar iç hastalıkları YBÜ'leri gibi çoklu komorbiditeleri olan heterojen popülasyonlarda bası yarası varlığı veya ilerlemesinin tek başına prognostik bir belirteç değil, daha çok hastanın YBÜ öncesi performans durumunu veya hastalık ağırlığını gösteren yardımcı bir parametre olarak değerlendirilmesi gerektiğini desteklemektedir.
Özet (Çeviri)
Pressure ulcers are defined as a localized injury to the skin or subcutaneous tissue resulting from pressure and typically occurs in areas with bony prominences. It can also develop due to medical devices or other objects contacting skin. Pressure ulcer is a significant health problem that negatively affects patients' quality of life and imposes a serious financial burden on the healthcare system. Although the incidence of pressure ulcers is quite high in patients followed in the intensive care unit (ICU), studies evaluating the presence of pressure ulcers as an ICU prognostic factor in these patients are limited. In this study, we aimed to evaluate the impact of the presence of pressure ulcers at the time of ICU admission on ICU outcomes and to examine the factors and outcomes associated with progression of the pressure ulcers. For this purpose, the data of 613 patients admitted to the tertiary adult Internal Medicine Intensive Care Unit of Gazi University Faculty of Medicine between January 1, 2020, and January 1, 2023, were analyzed. The presence, degree, and location of pressure ulcers at ICU admission were recorded. The relationships between patients' demographic characteristics, underlying comorbidities, pre-ICU hospitalization, causes of ICU admission, scores obtained from ICU scoring systems, invasive procedures performed during ICU stay, complications developed, laboratory results, ICU mortality, and the development or progression of pressure ulcers were evaluated. Patients were divided in two subgroups based on the presence of pressure ulcers at ICU admission, the progression of pressure ulcers, and ICU mortality. Than, the relationship between these conditions and outcome variables were analyzed using the Mann-Whitney U test or Student's t-test, depending on data distribution. Univariate analyses were conducted to determine risk factors affecting mortality, and multivariate analyses were used to identify independent risk factors affecting mortality. A p-value of <0.05 was considered statistically significant. Among the 613 patients included in our study, 304 (49.6%) had at least one pressure ulcer at the time of ICU admission. Mortality was higher in the group with pressure ulcers than in the group without pressure ulcers [(57% vs. 38%, p<0,001)]. Additionally, mortality was higher in patients who experienced pressure ulcer progression during ICU stay compared to those without pressure ulcers or ulcer progression [(42,3% vs. 61,4%, p<0,001)]. Patients with pressure ulcers at ICU admission were older [(68 [57-77] vs. 73 [62-82], p<0,001)], had more severe critical illness APACHE-2 Score [(19,98 ± 9,33 vs. 22,76 ± 7,88, p<0,001)], had a higher rate of underlying cerebrovascular disease [(44% vs. 81%, p<0,001)], and more frequently had terminal-stage disease [(14,8% vs. 23,3%, p<0,001)]. In addition to increased mortality, patients with pressure ulcers at ICU admission also had a higher incidence of ICU-related complications such as invasive procedures, organ support therapies, shock [(69% vs. 44%, p<0001)], nosocomial infections, and weaning failure [(10% vs. 5%, p=001)]. According to multivariate analyses, the following were identified as independent risk factors for mortality: APACHE-2 score [(OR [95% CI]: 1,23 [1,01-1,58], p=0,04)], SAPS-2 score [(OR [95% CI]: 1,15 [1,02-1,29], p=0,02)], Glasgow Coma Scale (GCS) score [(OR [95% CI]: 2,02 [1,14-3,59], p=0,002)],terminal illness [(OR [95% CI]: 11,3 [3,9-22,2], p<0,001)], Requirement for invasive mechanical ventilation (IMV) [(OR [95% CI]: 2,86 [1,45-4,36], p<0,001)]. These results demonstrate the negative impact of the presence of pressure ulcers at ICU admission, and the progression of pressure ulcers on ICU outcomes. On the other hand, these results suggest that, in heterogeneous ICU populations with multiple comorbidities and confounding variables, such as medical ICU's, the presence and progression of pressure ulcers should not be considered solely as an independent prognostic marker but rather as an auxiliary parameter reflecting the patient's pre-ICU performance status or disease severity.
Benzer Tezler
- Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesinde takipli COVİD-19 hastalarında karaciğer enzim yüksekliğinin mortalite üzerine etkisi, retrospektif gözlemsel çalışma
The effect of elevated liver enzymes on mortality in COVID-19 patients followed in the intensive care unit of Karadeniz Technical University Faculty of Medicine Farabi Hospital, a retrospective observational study
ÖZLEM BOZAGCI
- Kritik çocuk hastada non-invaziv monitorizasyon yöntemleri ile hastanın sıvı durumunun değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
AYTOLUN AYTAN IŞIK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Manisa Celal Bayar ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- Acil servise başvuran onkoloji hastalarının klinik karar verme sürecinde oncall skorunun prognostik değerinin araştırılması
Investigation of the prognostic value of the on call score in the clinical decision-making process for oncology patients presenting to the emergency department
JÜLİDE GÜRBÜZ
- Hastanemizde yatarak tedavi gören çocukların beslenme durumlarının değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
NERMİN KAPÇI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Süleyman Demirel ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
Yükleniyor...
- St elevasyonlu akut miyokard infarktüsünde insülin perfüzyonu ile sıkı kan şekeri kontrolünün son infarkt alanına etkisi
The effect of tight glycaemic control with insulin perfusion to final infarct size in st segment elevating acute myocardial infarction
KAMİL GÜLŞEN