Political legitimacy: Between ideal and practice
Siyasal meşruluk: İdeal ile uygulama arasında
- Tez No: 992329
- Danışmanlar: PROF. DR. GÜRCAN KOÇAN
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Siyasal Bilimler, Felsefe, Political Science, Philosophy
- Anahtar Kelimeler: Demokratik meşruiyet, Democratic legitimacy
- Yıl: 2026
- Dil: İngilizce
- Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Siyaset Çalışmaları Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
- Bilim Dalı: Siyaset Çalışmaları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Siyasi meşruluk çeşitli konularla ve değerlerle alakalı tartışmalı ama önemli bir konudur. Amerika'da Donald Trump'ın popülist söylemlere dayanarak başkan olması, Suriye gibi ülkelerde radikal islamcı organizasyonların gücü elde etmesi, Putin ve Xi Jinping gibi otoriter liderlerin güçlerini konsolide edip ülkelerinin ötesine yaymaya çalışması meşruluk konusunun önemini ve aciliyetini gösteren birkaç örnektir. Buna rağmen yine de siyasi meşruluğu oluşturan şeylerin ne olduğuna dair net bir cevap yoktur. Bu cevap eksikliği meşruluğun ne olduğu iddiasında bulunan fikirlerin ortaya çıkmasına ve doğal olarak bunların uygulamasında fikir ayrılıklarının gelmesine yol açmaktadır. Meşruluğu betimsel açıdan inceleyen bakış açıları bir siyasi otoritenin gücünü altındakilere dayatabildiği sürece meşru olduğunu öne sürer; normatif açıdan inceleyen bakış açıları siyasal meşruluğun ahlaki kurallara uyulduğu sürece geçerli olduğunu savunur ve son olarak eleştirel tutum ise siyasal meşruluğun sadece gerçek özgürleşmeden gelebileceğini savunur. Tüm bu tutumlar gerçeği sadece bir açısıyla yakaladıkları için okuduğunuz çalışma eksikliklerinin giderilmesi maksadıyla hepsini diyaloga ve ahlaki realizme dayalı bir şekilde birleştirilmesi gerektiğini savunur. Okuduğunuz metinde sunulacak tutum bunu başarmak için idealleri bir hedef gösterici, betimleyici tutumları ise durum tahlili yapmak için kullanmaktadır. Okuduğunuz metin siyasi meşruluğun doğru ölçümünün gerçekleşmesinin yolunun defacto ve de jure otorite kavramlarının birleştirilmesinden geçtiğini savunur. Buna uygun olarak ahlaki realizmin pratik uygulamaların sınırını çizmesiyle bunun gerçekleştirilebileceğini iddia eder. Diyalog aracılığıyla ahlaki realizmin, dejure ve defacto ihtiyaçların sınırlarının çizilmesi burada katılımcı bir siyasi süreci sağlarken aynı zamanda gayrimeşru hükümet olması durumunda verilecek tepkilerin ortaklaşa alınmasına da olanak sağlar. Metin öncelikli olarak siyasal meşruluk ile alakalı olan temel kavramların analzini yaparak bu argümanını temellendirir. Meşruluk, otorite, siyaset, güç ve itaat gibi kavramlar detaylı bir şekilde analiz edilerek metnin geri kalanında gerçekleşecek argümanların objektif bir şekilde değerlendirilmesi sağlanır. Ardından Plato, Aristo, Hobbes, Locke, Rousseau, Rawls ve Applbaum gibi isimlerin siyasi meşruluğa dair argümanları analiz edilerek alanda şu ana kadar siyasi meşruluğa dair söylenenler kronolojik bir şekilde sunulacaktır. Burada Plato'nun kanunlara, Aristo'nun erdemlere, Hobbes, Locke ve Rousseau'nun doğa durumuna vurgusu, Rawls'ın adalet ve Applbaum'un pragmatik vurguları değerlendirilecektir. Bu bölümün sonunda ise de jure ve de facto meşruluğun farkları açıklanacak, bunların meşruluk ölçümünde nasıl yararlı araçlar olabileceğinden bahsedilecektir. Bir sonraki bölümde siyasal meşruluğun ölçümünde değişik metodlar açıklanacak, eleştirilecek ve bu teze olası katkıları değerlendirilecektir. Öncelikle siyasi meşruluğun bir imkansızlık olduğunu iddia eden siyasi anarşizm ele alınacak ve pratiklik açısından bunun yararlı olmadığı açısından eleştirilecektir. Siyasi anarşizmin ardından betimleyici (descriptive) bakış açısı değerlendirilecek ve bu görüşün fiiliyatı analiz etme açısından güçlü olmasına rağmen otoriter-totaliter uygulamaları meşrulaştırabilmesi bakımından eleştirilecektir. Normatif tutum buna bir alternatif olarak otoriter uygulamalara bir eleştiri kapısı aralayacak olsa da fiiliyat ile bağının güçlü olmaması üzerinden eleştirilecektir. Sonrasında eleştirel tutum gizli güç yapılarını ortaya sunması açısından güçlü bulunsa da fiiliyat ile düşüncelerini ilişkilendirmek açısındaki zayıflığı üzerinden eleştirilecektir. Son olarak pragmatik/kurumsal tutum fiiliyat ile ideali birleştirmek açısından ileri bir adım olarak kabul edilse de tam olarak gelişmemiş bir bakış açısı olarak meşruluk problemlerini analiz etmekte yetersiz kaldığını belirtilecektir. Diğer teoriler ve düşünürlerin açıklanmasından sonra bu tezde öne sürülen teorinin karşılaması gereken koşullar öne sürülecektir. Açık ve üzerinde karar kılınmış kavramlara sahip olmak, haklı meşrulaştırıcı sebeplere sahip olmak, kararların alınabileceği katılımcı bir sürece sahip olmak ve bütün bu koşullar sonucu varılan sonuçların meşru olması gerekliliği gibi koşullar teorinin yerine getirmesi gereken koşullar olarak sunulacaktır. Koşulların alınmasından sonra beş adet nitelik teorinin bu ihtiyaçları gidermesi açısından gereklilik olarak sunulacaktır. Bu beş niteliklerden ilki olan hibridite hem nitel hem de nicel kaynakların kullanılması gerektiği anlamına gelir, ahlaki çoğulculuk ise meşruluğun tartışılmasında değişik sebeplerin kabul edilmesi gerektiği, saydamlık bu sebeplerin topluma açık bir şekilde tartışılması gerektiği, diyalogçuluk ise bu tartışmanın karşılıklı olması ihtiyacı, evrensellik ve ahlaki gerçekçilik ise bu tartışmanın sınırlarının mantık temelinde çizilmesi gerektiğini ve son olarak uygulanabilirlik ve non-ütopyacılık ise ortaya çıkan önerilerin uygulanabilir olması gerektiğini vurgular. Metnin devamında bu nitelikler aracılğıyla gerçekleşen bir meşruluk ölçümünün teorik ve pratik olmak üzere iki temel başlıkta katkılarının neler olduğundan bahsedilir. Teorik katkılar gerekçeli yargılama sürecinin gerçekleştirilmesi ve ideal ile ideal olmayan teorilerin birleştirilmesine temel atmak olarak sunulurken, öne sürülen ölçütün pratik katkısı siyasi meşruluk sıkıntılarını algılama, çözüm öneri sürme ve sonrasında buna uygun olarak alınan eylemleri yargılama olanağı sağlamasıdır. Ardından gelen bölümde öne sürülen tutumun fiiliyatta uygulaması akademik otonomi konusuyla ilişkili olarak Amerika Birleşik Devletleri, Macaristan ve Rusya örnekleri üzerinden değerlendirilecektir. Amerika Birleşik Devletleri'nde Columbia Üniversitesi, Macarsitan'da Merkez Avrupa Üniversitesi (CEU) ve Rusya'da genel olarak akademinin askerileştirilmesi değerlendirmenin merkezinde yer alacaktır. Bu üç örneğin seçilmesinin sebebi bahsedilen ülkelerin sırayla demokratik, hibrit ve otoriter bağlamları temsil etmesine ek olarak Columbia örneğinde popülizm, CEU örneğinde milliyetçilik ve Rusya örneğinde militarizasyon gibi konuların incelenmesine olanak sağlayacaktır. Bu örnekler gerek bağlamları, gerek ortaya çıkan çatışma noktaları üzerinden tezde ortaya sürülen argümanın uygulanabilirliğinin ölçülmesini sağlayacaktır. Öncelikle metnin başında bahsedilen üç tutumun bu üç bağlama yönelik getirebileceği tespitler değerlendirilecek, ardından ahlaki çoğulcu diyaloga dayanan bir yaklaşımın bu üç duruma yönelik çözüm önerisi sunmakta nasıl katkıda bulunabileceği tartışılacaktır. Bir sonraki bölümde ise çalışmanın ortaya koyduğu bulgular değerlendirilecektir. Tezin temel katkılarının meşruluğun ahlaki çoğulcu hibrid bir tanım olduğunun öne sürülmesi, meşruluğun asla bitmeyen bir yorumlama sürecine tabi olması, diyalog temelli yaklaşım ile ahlaki realizmin birleştirilmesi, defacto ve de jure tanımlarınnın siyasi meşruluğun ölçümünde kritik rol oynaması katkılar olarak sunuclacaktır. Bu bulgular diğer meşruluk tutumlarından daha gelişmiş bir bakış açısının ortaya sürülmesinde kritik rol oynadığı iddia edilecektir. Öte yandan bu bölümde ahlaki realizme bağlılık ve objektivite ihtiyacı olası eleştiriler olarak öne sürülüp cevaplandırılacaktır. Buna ek olarak uygulanabilirliğin diğer teorilere göre daha temelli olacağı belirtilse de özellikle otoriter hükümetlerde teorinin uygulamaya dair sıkıntı yaşayabileceğindne bahsedilecektir. Son olarak tezde ortaya sürülen argümanlar tekrardan dillendirilecek, tüm bölümler özetlenecektir. Okuduğunuz metnin amacı bu noktada kendinden önce gelen siyasi meşruluk tutumlarını tamamen reddetmek değil, hepsinin dayandığı değerleri ve kullandıkları metodolojileri birleştirerek kendinden öncekileri içeren bir meşruluk ölçütünü pratik ve ideal açıdan geçerli bir şekilde uygulamaktır. Meşruluk sıkıntılarının küresel anlamda genişlediği dönemimizde okuduğunuz tez hem ideal tartışmalara hem de uygulanabilirlik konusunda anlamlı bir katkıda bulunabileceği iddiasındadır.
Özet (Çeviri)
Political legitimacy is a contested yet essential topic concerned with multiple issues and values. Still, despite this importance there is no clear answer to what constitutes legitimate political authority. This lack of answer means that there are many conflicting approaches that contribute to the evaluation of the legitimacy of a political authority which causes confusion regarding what practical stances should be taken regarding the possible legitimacy conflicts at hand. Descriptive approaches suggest that a political authority is legitimate so long as it is capable of imposing its power on those it governs while prescriptive approaches suggest that political legitimacy stems from reliance on moral conditions, lastly, the critical approaches suggest that political legitimacy could only be derived from true emancipation. All these approaches perceive the truth only partially and this work argues that for their weaknesses to be resolved they must be combined to bring about a more complete approach through dialogue, moral realism. This approach integrates ideal guidance with non-ideal diagnostic to achieve this. This paper will argue that this can be achieved by combining de jure and de facto legitimacy as ideal and practical legitimacy, arguing that both are indispensable to understanding political legitimacy. It will be argued that moral realism, the suggestion that moral rules are self evident, should draw the limits of practical applicability. This is to be achieved through dialogue, where those affected by the political authority discuss what ought to be done in a given situation even going far enough to suggest what sort of steps should be taken in the case of living under an authoritarian illegitimate regime. To ground the theory put forward in this paper, three different cases of legitimacy deficiency will be evaluated with the treatment the Columbia University gets by the administration of Donald Trump, expelling of Central European University Viktor Orbán and the overall militarization of the academia in the Russian Federation. These examples will serve as tools for evaluating issues of political legitimacy related to the concept of academic autonomy.
Benzer Tezler
- Dönüşümcü politik liderlik ve işlevsel otorite: Teori ve uygulama
Transformational political leadership and functional authority: Theory and practice
İLKER GÜL
Yüksek Lisans
Türkçe
2018
Uluslararası İlişkilerAnadolu ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
PROF. NEJAT DOĞAN
- Geçmişten günümüze Türklerde destan ve devlet ilişkisi üzerine bir inceleme
An inquiry into the relationship between epics and the state in Turkish political thought from past to present
DİLAY NAKIŞ
Doktora
Türkçe
2025
Türk Dili ve EdebiyatıMimar Sinan Güzel Sanatlar ÜniversitesiTürk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SHURUBU KAYHAN
PROF. DR. NECATİ DEMİR
- İran İslam Cumhuriyeti'nin otoriter rejim ve totaliter rejim kapsamında karşılaştırılması
A comparison of the Islamic Republic of Iran within the scope of authoritarian and totalitarian regimes
EMRE BOZKURT
Yüksek Lisans
Türkçe
2026
Siyasal Bilimlerİstanbul Rumeli ÜniversitesiSiyaset Bilimi ve Ekonomi Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
DR. CİHAN GÜNYEL
- Hakikat sonrası dönemde siyasal iletişim yönetimini yeniden düşünmek üzere niteliksel bir araştırma
A qualitative research on rethinking political communication management in the post-truth era
ONURCAN GÜDEN
Yüksek Lisans
Türkçe
2020
Halkla İlişkilerGalatasaray Üniversitesiİletişim Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GAYE ASLI SANCAR DEMREN
- Siyasetnameler bağlamında siyasi anlatı -felsefi bir analiz-
Political narrative in the context of islamic mirrors for princes -a philosophical analysis-
MUHAMMED NURULLAH TURAN
Doktora
Türkçe
2023
DinOndokuz Mayıs ÜniversitesiFelsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BURHANETTİN TATAR