Geri Dön

Metaverse evreninin çoklu mekan kurguları: Kuantum fiziği ve rizom felsefesi üzerinden bir okuma

Multispace constructs of the metaverse: A reading through quantum physics and rhizome philosophy

  1. Tez No: 992822
  2. Yazar: BERİL DEREN ŞİMŞEK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. MELTEM AKSOY
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Mimarlık, Architecture
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Mimari Tasarım Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez çalışması, sanal ve gerçek mekanların kesişiminde şekillenen metaverse evrenini;“kuantum fiziğinin”olasılığa dayalı gerçeklik anlayışı ile Deleuze ve Guattari'nin çok yönlü, hiyerarşik olmayan ve sürekli dönüşen“rizom (rhizome) felsefesi”üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Metaverse, öznenin (kullanıcının) fiziksel konumundan bağımsız olarak farklı mekansal katmanlara eş zamanlı erişim sağlayabildiği, sınırları geçirgen, değişken ve yeniden biçimlenebilir bir yapıya sahiptir. Metaverse evrenini oluşturan iç içe geçmiş ve çok boyutlu yapıya sahip olan bu mekansal örgütlenmeler tez kapsamında“çoklu mekan (multispace)”olarak ifade edilmektedir. Çoklu mekan, durağan ve tekil bir mekan anlayışının aksine; akışkan, değişime açık ve çoğul ilişkilerle örülü bir deneyim alanı oluşturur. Tezin yönteminde, kuantum fiziği ile rizom felsefesi arasında kurulan düşünsel ilişkilere odaklanan kavramsal bir okuma yaklaşımı benimsenir. Sabit ve kapalı tanımlar oluşturmak yerine, olgular arasındaki geçişleri, karşılaşmaları ve çoklu bağları görünür kılmak amaçlanmıştır. Kuantum fiziğinin olasılıksal doğası, yapılan her bir okumanın yeni bir anlam katmanı üretebileceği düşüncesini destekler. Bu nedenle, çoklu mekanlar tek bir modelle açıklanan yapılardan ziyade, bağlama göre yeniden yorumlanabilen bir tartışma alanı olarak ele alınır. Kuantum fiziği, gerçekliğin ölçüm, bağlam ve etkileşimle ortaya çıkan bir oluş (becoming) süreci olduğunu gösterir.“Dalga-parçacık ikiliği”,“kuantum sıçraması”,“süperpozisyon”,“belirsizlik”ve“dolanıklık”gibi temel ilkeler, varlığın tek kesin bir durumla açıklanamayacağını, ilişkisel bir olasılıklar evreni içinde oluştuğunu ortaya koyar. Benzer biçimde, rizom felsefesi de varlığı çok yönlü, çok merkezli ve doğrusal olmayan süreçler üzerinden okur. Rizomun altı ilkesi –“bağlantısallık (connectivity)”,“heterojenlik (heterogeneity)”,“çokluk (multiplicity)”, imlemsiz kırılma (asignifying rupture)“, ”haritacılık (cartography)“ ve ”şablon-çıkarma (decalcomania)“ – bir yapının nasıl çoğalabileceğini, yön değiştirebileceğini, kesintiye uğrayıp yeniden kurulabileceğini ve bağlama göre farklı biçimlere evrilebileceğini açıklar. Bu ilkelerin kuantum fiziğindeki gözlemci etkisi ve bağlama duyarlılık ile birlikte düşünülmesi, metaverse evrenini mekansal mantığını kavramak için güçlü bir kuramsal zemin oluşturur. Metaverse, çevrimiçi deneyimleri birbirine bağlı, etkileşimli ve sarmalanmış (immersive) mekanlara dönüştürme potansiyeline sahiptir. Tez çalışmasında, öznenin farklı mekansal düzlemler arasında dolaşarak ilişki kurabildiği çoklu mekan kavramı ayrıntılı biçimde tartışılmaktadır. Fiziksel dünyanın belirleyici sınırlarının aşılmasıyla gerçek ve sanal sınır alanındaki ortamlar; ölçek, yön, konum ve malzeme gibi mimari kavramları yeniden düşünmeye olanak tanır. Bu kapsamda XR teknolojilerinin mekansal algıyı genişleterek çoklu mekan deneyimlerini nasıl dönüştürdüğü de değerlendirilmiştir. Bu dönüşümle birlikte mekan, tek bir yüzey ya da hacim olmaktan çıkarak kesişen katmanlar ve ilişkiler ağı olarak görünür hale gelir. Rizom felsefesinin ilkeleri ile çoklu mekanların ilişkisel yapısı arasındaki kavramsal yakınlık, kuantum fiziğinin sunduğu düşünsel zeminle daha da güçlenir. ”Bağlantısallık“ ilkesi, ilişkilerin sabit ve tek yönlü değil; yeniden kurulan çoklu bağlar aracılığıyla şekillendiğini öne sürer. Bu durum kuantum dolanıklık ilkesindeki, parçacıkların fiziksel mesafeden bağımsız olarak birbirlerine bağlı olabilecekleri ve aralarındaki ilişkinin karşılıklı etkileşimle değişebilmesi ile benzer niteliktedir. Dolanıklıkta olduğu gibi, rizomatik bağlantılar da anlamın ve oluşun yalnızca doğrusal bir çizgide değil, çok yönlü ve kesişen hatlar boyunca genişlemesine olanak tanır. Bu dinamik ilişkiler ağında, farklı etkileşim alanlarının bir araya gelmesiyle ”heterojen“ bir yapı ortaya çıkar; tıpkı kuantum düzeyinde bir sistemin, tek bir özelliğe indirgenemeyen ve farklı olasılıkların üst üste çakıştığı – süperpozisyon ilkesi – çoklu olasılık durumlarını aynı anda barındırması gibi. Benzer şekilde, metaverse evreninde farklı mekanlar arasında geçiş yapılırken, sistem hem kendi içinde hem de yeni eklemelerle birlikte, rizomatik bir biçimde birbirine bağlı ve etkileşimli olarak işler. ”Çokluk“ ilkesinde rizom, bağlantıları çoğaltarak onları dönüşüme uğratır ve ”kaçış çizgileri“ aracılığıyla yeni bağlantıların oluşumuna öncü olur. Kavramsal olarak çoklu mekanlar da bu ilkenin bir yansımasıdır. Sanal ve gerçek katmanlar senkronize oldukça başlangıcı ve sonu olmayan açık bir sistem oluşur ve böylece farklı düzlemlerdeki eş zamanlı deneyimler giderek artar. Bu durum, kuantum fiziğinde bir sistemin ölçüm yapılana kadar birden fazla olasılığı aynı anda taşımasıyla – belirsizlik ve süperpozisyon ilkeleri – düşünsel bir paralellik kurar. Gerçeklik, tek bir duruma indirgenmeden önce çoklu bir potansiyeller alanı olarak var olur. ”İmlemsiz kırılma“ ilkesine göre, rizomatik yapının herhangi bir noktadan kopması bütünün işleyişini bozmaz; aksine, yapı kendini farklı biçimlerde yeniden düzenleyebilir. Bu esneklik, kuantum sistemlerinin dış etkiler karşısında ani durum değişiklikleri gösterebilmesine, yani belirli koşullar altında bambaşka bir konfigürasyona geçebilmesine benzetilebilir. Bu durum, metaverse evreninde öznenin belli bir mekana ya da kimliğe bağlı kalmadan, farklı katmanlar arasında hareket ederek yeniden konumlanabilmesine zemin hazırlar. Rizom felsefesinin ”haritacılık“ ve ”şablon-çıkarma" ilkelerinde ise rizom sabit ve tekil bir şablon yerine yeni bağlantıların inşa edilmesine izin veren, birden fazla giriş noktasına sahip olan bir harita olarak işlev görür. Bu harita, sökülüp tersine çevrilebilen, yeniden düzenlenebilen ve farklı koşullara adapte olabilen bir yapı sunar. Buna karşılık şablon-çıkarma, yüzeyler arasında izlerin aktarılması ve tekrar eden örüntülerin oluşması üzerinden işler. Ancak Deleuze ve Guattari için her aktarım, yeni bir varyasyonun, küçük bir sapmanın ya da farklı bir düzenlemenin ortaya çıkmasına izin verir. Böylece şablon, haritanın karşıtı olmaktan ziyade, onun içinde var olan bir işleyiş katmanı olarak düşünülür. Bu iki ilkenin birlikte ele alınması, rizomun hem yaratıcı hem de çoğaltıcı doğasını açığa çıkarır. Böyle bir düşünce yapısında, çoklu mekanlar da kimi anlarda tekrar eden kalıplar üretirken, başka anlarda bu kalıpları bozarak dağılabilir, tekrar bir araya gelebilir ve öznenin deneyimi her seferinde farklı biçimlerde yeniden kurulabilir. Bu kuramsal çerçeve içinde çoklu mekanlar, yerçekimi ve iklim gibi fiziksel dünyanın belirleyici sınırlarının zayıfladığı; ölçek, yön, konum, malzeme gibi kavramların yeniden tanımlandığı bir ortamda şekillenir. Mekanın yalnızca düzenli ve dengeli yapılardan oluşmadığını, entropik bir açılma ve yeniden yapılanma sürecinde olduğunu gösterir. Bu entropik potansiyel, rizomatik örgütlenmenin açık uçlu yapısıyla birleştiğinde, metaverse mekanlarının dağılıp birleşebilen, çoğalabilen ve özne deneyimleriyle sürekli farklılaşan bir oluş alanına dönüştüğü savunulmaktadır. Sonuç olarak bu tez, metaverse evrenini yalnızca teknolojik bir yenilik olarak değil, kuantum fiziğinin belirsizlik ve olasılık temelli gerçeklik anlayışı ile Deleuze ve Guattari'nin rizom felsefesinin çoklu ve ilişkisel yapısını bir araya getiren alternatif bir mekansal düşünme biçimi olarak değerlendirir. Çoklu mekanların her karşılaşmada yeni ilişkiler, düzenlemeler ve yorumlar üretebilmesi; mekanın sabit bir nesne olmaktan çok, sürekli yeniden beliren esnek bir süreç olduğunu gösterir. Böylece tez, mimarlık kuramında statik mekan tanımların ötesine geçen, dinamik ve oluş halinde bir mekansal okuma önermektedir.

Özet (Çeviri)

This thesis aims to evaluate the metaverse, shaped at the intersection of virtual and real spaces, through the lens of quantum physics' probability-based understanding of reality and Deleuze and Guattari's multifaceted, non-hierarchical, and constantly transforming rhizome philosophy. The metaverse is a permeable, variable, and reconfigurable structure where the subject (user) can simultaneously access different spatial layers regardless of their physical location. These interwoven and multidimensional spatial organizations that constitute the metaverse are referred to as“multispace”within the scope of this thesis. Unlike a static and singular understanding of space, multispace creates a fluid, changeable, and woven experiential space characterized by multiple relationships. Methodologically, the thesis adopts a conceptual reading approach focusing on the intellectual relationships established between quantum physics and rhizome philosophy. Instead of creating fixed and closed definitions, the aim is to make visible the transitions, encounters, and multiple connections between phenomena. The probabilistic nature of quantum physics supports the idea that each reading can generate a new layer of meaning. Therefore, multispaces are treated not as structures explained by a single model, but as a field of discussion that can be reinterpreted according to context. Quantum physics demonstrates that reality is a process of becoming, emerging through measurement, context, and interaction. Fundamental principles such as“wave-particle duality,”“quantum jump,”“superposition,”“uncertainty,”and“entanglement”reveal that existence cannot be explained by a single definitive state, but rather arises within a relational universe of possibilities. Similarly, rhizome philosophy interprets existence through multifaceted, multicentric, and nonlinear processes. The six principles of the rhizome—“connectivity,”“heterogeneity,”“multiplicity,”“asignifying rupture,”“cartography,”and“decalcomania”—describe how a structure can multiply, change direction, be interrupted and reassembled, and evolve into different forms depending on the context. Considering these principles alongside the observer effect and context sensitivity in quantum physics provides a powerful theoretical foundation for understanding the spatial logic of the metaverse. The metaverse has the potential to transform online experiences into interconnected, interactive, and immersive spaces. This thesis discusses in detail the concept of multispaces, where the subject can interact by navigating between different spatial planes. By transcending the defining boundaries of the physical world, environments in the real-virtual boundary allow for a rethinking of architectural concepts such as scale, direction, location, and material. Within this context, the thesis also evaluates how extended reality (XR) technologies transform multispace experiences by expanding spatial perception. With this transformation, space ceases to be a single surface or volume and becomes visible as a network of intersecting layers and relationships. The conceptual correspondence between the principles of rhizome philosophy and the relational structure of multispaces is further strengthened by the intellectual foundation offered by quantum physics. The principle of“connectivity”suggests that relationships are not fixed and unidirectional, but are shaped through multiple, newly established connections. This is similar to the principle of quantum entanglement, where particles can be connected to each other regardless of physical distance, and the relationship between them can change through mutual interaction. As with entanglement, rhizomatic connections allow meaning and becoming to expand not only along a linear line, but also along multifaceted and intersecting lines. In this dynamic network of relationships, a“heterogeneous”structure emerges through the convergence of different interaction fields; just as a system at the quantum level can simultaneously contain multiple probabilistic states that cannot be reduced to a single property and where different probabilities overlap – the principle of superposition. Similarly, when transitioning between different spaces in the metaverse, the system functions in a rhizomatic way, interconnected and interactive, both internally and with new additions. In the principle of“multiplicity,”the rhizome transforms connections by multiplying them and leads to the formation of new connections through“lines of flight.”Conceptually, multispaces are also a reflection of this principle. As virtual and real layers synchronize, an open system with no beginning and no end is formed, thus increasing simultaneous experiences on different planes. This establishes a conceptual parallel with the principles of uncertainty and superposition in quantum physics, where a system can simultaneously carry multiple possibilities until a measurement is made. Reality exists as a field of multiple potentials before being reduced to a single state. According to the principle of“asignifying rupture,”the detachment of the rhizomatic structure at any point does not disrupt the functioning of the whole; on the contrary, the structure can rearrange itself in different ways. This flexibility can be likened to the ability of quantum systems to exhibit sudden changes in state in response to external influences, that is, to transition to a completely different configuration under specific conditions. This situation prepares the ground for the subject to reposition itself in the metaverse, moving between different layers without being bound to a specific location or identity. In the principles of rhizome philosophy, specifically“cartography”and“decalcomania,”the rhizome functions not as a fixed and singular pattern, but as a map with multiple entry points, allowing for the construction of new connections. This map offers a structure that can be dismantled, reversed, rearranged, and adapted to different conditions. In contrast, pattern-extraction operates through the transfer of traces between surfaces and the formation of recurring patterns. However, for Deleuze and Guattari, each transfer allows for the emergence of a new variation, a slight deviation, or a different arrangement. Thus, the pattern is considered not as the opposite of the map, but as a layer of operation existing within it. Considering these two principles together reveals the creative and reproductive nature of the rhizome. In such a thought process, multispaces can sometimes produce recurring patterns, while at other times they can break these patterns, disperse, come together again, and the subject's experience can be reconstructed in different ways each time. Within this theoretical framework, multispaces take shape in an environment where the defining boundaries of the physical world, such as gravity and climate, are weakened; and concepts such as scale, direction, location, and material are redefined. It demonstrates that space is not merely composed of ordered and balanced structures, but is undergoing an entropic process of unfolding and restructuring. When this entropic potential is combined with the open-ended structure of rhizomatic organization, it is argued that metaverse spaces transform into a realm of becoming that can disperse and merge, multiply, and constantly differentiate through subjective experiences. In conclusion, this thesis considers the metaverse not merely as a technological innovation, but as an alternative way of thinking about spatiality that combines the uncertainty and probability-based understanding of reality in quantum physics with the multiple and relational structure of Deleuze and Guattari's rhizome philosophy. The ability of multispaces to generate new relationships, arrangements, and interpretations in each encounter demonstrates that space is not a fixed object, but rather a constantly re-emerging, flexible process. Therefore, the thesis proposes a dynamic and ever-evolving spatial reading that goes beyond static definitions of space in architectural theory.

Benzer Tezler

  1. Tüketicilerin metaverse ürün satın alma niyetleri üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesine yönelik bir saha araştırması

    A field research to determine the factors affecting consumers' intention to buy metaverse products

    NAZLI PEHLİVAN YİRCİ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İşletmeHitit Üniversitesi

    İşletme Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SABİHA KILIÇ

  2. Metaverse evreninin bazı ekonomik terimler açısından incelenmesi ve sektörler bazında etkileşimleri

    Examination of the metaverse universe in terms of some economic terms and their interactions on the basis of sectors

    ÇAĞRI DAĞLIOĞLU

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Endüstri ve Endüstri MühendisliğiNecmettin Erbakan Üniversitesi

    Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET AKTAN

  3. Metaverse evreninin öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerine etkisi

    The effect of metaverse universe on students' critical thinking and problem solving skills

    ENİSE ODABAŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Eğitim ve ÖğretimÇanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

    Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. LEVENT ÇETİNKAYA

  4. Instructional design: Incorporating metaverse to improve French speaking skills of undergraduate learners

    Öğretim tasarımı: Metaverse sanal ortamlarında yetişkin öğrencilerin Fransızca konuşma becerilerinin gelişimi

    ÖZGE GÜNEŞ DİNÇSAY

    Doktora

    İngilizce

    İngilizce

    2025

    Eğitim ve ÖğretimYeditepe Üniversitesi

    Eğitim Programları ve Öğretim Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DİLARA DEMİRBULAK

  5. Metaverse ve din

    Metaverse and religion

    MÜCAHİT YILDIZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    DinÇanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

    Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ HÜLYA ÇETİN