Geri Dön

Gender imbalance and discrimination in workplaces and its impact on companies effectiveness in Uzbekistan

İş yerlerinde cinsiyet dengesizliği ve ayrımcılığın, Özbekistan'daki şirketlerin etkinliğine etkisi

  1. Tez No: 981900
  2. Yazar: KAMILLA NAVRUZOVA
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ CİHAN TINAZTEPE ÇAĞLAR
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: İşletme, Business Administration
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: Beykoz Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Programlar Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: İşletme Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Yönetim ve Organizasyon (ingilizce) Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

The findings of this study support existing management and organizational behavior theories by demonstrating that gender inequality in organizations impacts firm performance through employee performance. First, within the context of Social Exchange Theory (Blau, 1964), it has been observed that when employees are not treated fairly within the organization, their motivation and commitment, based on the principle of reciprocity, decrease. The decline in employee performance as the perception of gender discrimination increases in the study clearly confirms this theoretical assumption. The findings are also consistent with Psychological Contract Theory (Rousseau, 1989). Employees view expectations of fair pay, promotion opportunities, and equal treatment as part of the“implicit contract”that the organization must fulfill. When these expectations are violated, job satisfaction decreases, performance declines, and ultimately, organizational outcomes are negatively impacted. Furthermore, within the Resource-Based View (RBV), it has been demonstrated once again that human capital (especially qualified and motivated employees) is a key resource for a company's sustainable competitive advantage. The study demonstrated that employee performance is the strongest predictor of firm performance, supporting the RBV's approach of treating human resources as a“strategic asset.”The study's findings can also be linked to Diversity and Inclusion Theories. While the literature (e.g., Ferrary & Deo, 2023; Offermann et al., 2020) emphasizes that gender diversity enhances performance by enhancing innovation capacity and decision-making quality, this study demonstrates the opposite—that gender inequality undermines these processes. Therefore, egalitarian practices are not only an ethical requirement but also, theoretically, a strategic imperative for the long-term success of organizations. The study also revealed that the direct impact of gender inequality on firm performance is limited, with the primary impact occurring through employee performance. This is consistent with the findings of Nnabuife et al. (2023) that job stress and low motivation negatively impact firm results. On the other hand, as noted in Ferrary & Deo's (2023) study, gender diversity contributes to firm performance by strengthening innovation quality and decision-making processes, while this study found that, conversely, inequality and discrimination undermine this same process. The findings reaffirm the decisive role of employee performance in firm success. Studies such as Kaplan & Norton (2008) and Edmans (2023) have shown that employee engagement and performance directly impact market value, competitiveness, and long-term sustainability. In this context, equitable human resources policies, inclusive leadership, and transparent promotion and compensation mechanisms are critical not only for social justice but also for strategic management and economic growth.

Özet (Çeviri)

Bu çalışma, örgütlerdeki cinsiyet eşitsizliğinin çalışan performansı üzerindeki etkisini ve dolaylı olarak firma performansına olan yansımalarını ortaya koymuştur. Bulgular, ayrımcılık algısı arttıkça çalışan motivasyonu, bağlılığı ve verimlilik düzeylerinin önemli ölçüde azaldığını göstermektedir. Bu sonuç, Gauci (2022) ile Denissen & Saguy (2014) gibi araştırmacıların bulgularıyla da tutarlıdır; söz konusu araştırmacılar da cinsiyete dayalı ayrımcılığın çalışanların iş tutumlarını zayıflattığını ve verimliliği azalttığını vurgulamaktadır. Dolayısıyla, çalışanların deneyimlerinin ve algılarının bir örgütün başarısındaki temel belirleyiciler arasında yer aldığı teyit edilmiştir. Bu çalışmanın bulguları, yönetim ve örgütsel davranış teorilerini desteklemekte; örgütlerdeki cinsiyet eşitsizliğinin çalışan performansı üzerinden firma performansını etkilediğini göstermektedir. Öncelikle, Sosyal Değişim Teorisi (Blau, 1964) bağlamında, çalışanların örgüt içinde adil bir şekilde muamele görmediklerinde, karşılıklılık ilkesine dayalı olarak motivasyon ve bağlılıklarının azaldığı gözlemlenmiştir. Çalışmada cinsiyet ayrımcılığı algısı arttıkça çalışan performansının düşmesi, bu teorik varsayımı açıkça doğrulamaktadır. Bulgular ayrıca Psikolojik Sözleşme Teorisi (Rousseau, 1989) ile de tutarlıdır. Çalışanlar, adil ücret, terfi fırsatları ve eşit muamele beklentilerini örgütün yerine getirmesi gereken“örtük sözleşmenin”bir parçası olarak görmektedirler. Bu beklentiler ihlal edildiğinde iş tatmini azalmakta, performans düşmekte ve nihayetinde örgütsel sonuçlar olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca, Kaynak Tabanlı Görüş (Resource-Based View – RBV) çerçevesinde, insan sermayesinin (özellikle nitelikli ve motive çalışanların) şirketin sürdürülebilir rekabet avantajı için kilit bir kaynak olduğu bir kez daha gösterilmiştir. Çalışma, çalışan performansının firma performansının en güçlü belirleyicisi olduğunu ortaya koyarak, RBV'nin insan kaynaklarını“stratejik bir varlık”olarak değerlendiren yaklaşımını desteklemiştir. Çalışmanın bulguları, aynı zamanda Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Teorileri ile de ilişkilendirilebilir. Literatürde (örneğin Ferrary & Deo, 2023; Offermann ve diğerleri, 2020) cinsiyet çeşitliliğinin yenilik kapasitesini ve karar verme kalitesini artırarak performansı geliştirdiği vurgulanırken, bu çalışma bunun tersini — cinsiyet eşitsizliğinin bu süreçleri zayıflattığını — göstermektedir. Dolayısıyla, eşitlikçi uygulamalar yalnızca etik bir gereklilik değil, aynı zamanda örgütlerin uzun vadeli başarısı için stratejik bir zorunluluktur. Çalışma ayrıca, cinsiyet eşitsizliğinin firma performansı üzerindeki doğrudan etkisinin sınırlı olduğunu, asıl etkinin çalışan performansı aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Bu bulgu, Nnabuife ve diğerleri (2023)'ün, iş stresi ve düşük motivasyonun firma sonuçlarını olumsuz etkilediğini belirten araştırmasıyla da tutarlıdır. Öte yandan, Ferrary & Deo (2023)'nun çalışmasında belirtildiği gibi, cinsiyet çeşitliliği yenilik kalitesini ve karar alma süreçlerini güçlendirerek firma performansına katkıda bulunurken, bu çalışma aksine, eşitsizlik ve ayrımcılığın aynı süreci zayıflattığını göstermiştir. Bulgular, firma başarısında çalışan performansının belirleyici rolünü bir kez daha teyit etmektedir. Kaplan & Norton (2008) ve Edmans (2023) gibi çalışmalar, çalışan bağlılığı ve performansının piyasa değeri, rekabet gücü ve uzun vadeli sürdürülebilirlik üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermiştir. Bu bağlamda, adil insan kaynakları politikaları, kapsayıcı liderlik ve şeffaf terfi ile ücretlendirme mekanizmaları yalnızca sosyal adalet için değil, aynı zamanda stratejik yönetim ve ekonomik büyüme için de kritik öneme sahiptir.

Benzer Tezler

  1. Ayrımcılık tartışmaları bağlamında ağır sanayide çalışan kadınlar: Otomotiv sektörü üzerine bir alan araştırması

    Discrimination debates in the context of women working in heavy industry: A field study on the automotive sector

    ELÇİN ŞİMŞEK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriDokuz Eylül Üniversitesi

    Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. CEYHUN GÜLER

  2. Lars Von Trier'in 'Depresyon Üçlemesi'nin feminist çözümlemesi

    A feminist review of Lars Von Trier's Trilogy Of Depression

    KÜBRA GENÇ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Sahne ve Görüntü Sanatlarıİstanbul Arel Üniversitesi

    Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. GÜVEN ÖZDOYRAN

  3. Bir devlet üniversitesinde öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısı, bunun şiddet eğilimiyle ve kişilik yapısıyla ilişkisi

    Relation between the gender perception, tendency of violence and personality structures of those studying at a public university

    ALİ UÇARMAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Halk SağlığıMarmara Üniversitesi

    Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEYHAN HIDIROĞLU

  4. Türkiye'de toplumsal cinsiyete bağlı eşitsizliği önlemeye yönelik uygulanan sosyal politikalar

    Applied social policies to prevent gender inequality in Turkey

    ÖZLEM ŞAHİN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriYalova Üniversitesi

    Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ELİF YÜKSEL OKTAY

  5. The role of serum neutrophil/lymphocyte ratio in the discrimination of attack-pseudoattack in MS patients

    MS hastalarında atak –psödoatak ayrımında serum nötrofil/lenfosit oranı'nın yeri

    SERAP KÖKOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    NörolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Tıp Bilimleri Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BİLGİN ÖZTÜRK